Sayfa yolu
Hasan İmamoğlu'nun ‘komünizm’ sanrıları: ‘Kendi yarattıkları antikomünist şebeke tarafından vuruluyorlar’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Bu görsel yapay zeka ile üretilmiştir.
Yayın Tarihi: 10.12.2025 , 22:38 Güncelleme Tarihi: 11.12.2025 , 11:54
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, dün Sözcü gazetesine verdiği röportajda, şirketlerine yönelik başlatılan incelemeler ve kayyım atamalarına dair çarpıcı, bir o kadar da Türkiye sağının zihinsel haritasını ortaya koyan açıklamalarda bulundu.
ANAP’ın Trabzon teşkilatı kurucularından olan, Turgut Özal geleneğinin sıkı takipçisi ve bir patron olan Hasan İmamoğlu, kendi sağ siyasi geleneğinin bugün dönüp dolaşıp kendisini vurmasını “komünizm” üzerinden okumaya çalıştı.
Birdenbire şu ana kadar birikimlerimin hepsi devlette. Ömür boyu hep uğraştım; çalıştım. Ülkemize komünizm gelmesin diye mücadele de ettim. Komünizm gelmesin diye mücadele ettiğim için çok pişmanım. Çünkü komünizme gerek yok. İstedikleri zaman komünizm ilan ediliyor. Malınıza mülkünüze el konuluyor. Yapacak bir şey yok.
İmamoğlu’nun bu yaklaşımı Türkiye sağının genetik kodlarını ve “antikomünizm” ezberini bir kez daha tartışmaya açtı. Sağın, kendi yarattığı hukuksuzluk düzeni ayağına dolanınca sığındığı bu söylem bugün ne anlama geliyor? Türkiye’nin yakın siyasi tarihi, devletin ve sermayenin elbirliğiyle büyüttüğü bu “antikomünist" şebekenin faaliyetlerinden bağımsız okunabilir mi?
İmamoğlu, Menderes’ten Özal’a, oradan AKP’ye uzanan ve her aşamasında “komünizmle mücadele” adı altında sola, işçilere ve aydınlanmaya saldıran bir geleneğin temsilcisi. Bugün şikayet ettiği “keyfi el koyma” düzeni, bizzat parçası olduğu o geleneğin inşa ettiği hukuksuzluk rejimi.
Konuyla ilgili soL yazarları Prof. Dr. Cangül Örnek, gazeteci-yazar Orhan Gökdemir ve Dr. Fatih Yaşlı, Hasan İmamoğlu’nun “pişmanlığını” ve sağın antikomünizmle imtihanını değerlendirdi.
Prof. Dr. Cangül Örnek: Antikomünist sağı siyasi geçmişimizden çıkararak bugünlere gelemezsiniz
Hasan İmamoğlu’nun siyasi kökenlerine ve ANAP’ın AKP iktidarındaki öncü rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Cangül Örnek şunları söyledi:
“Türk sağının bir kadro kuşağı siyasi deneyimini komünizme karşı mücadele içinde kazanmıştır. 1960’ların ikinci yarısından itibaren hareketin içinde yer alan bu kadrolar, son 40 yıldır Türkiye’yi yöneten kuşaktır. Dünya görüşlerini de sola, işçiler ve öğrenciler başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin hakları için verdikleri mücadeleye düşman olmak belirlemiştir. Sonraki yıllarda da Türkiye’yi büyük oranda bu siyasi çizginin farklı varyasyonları belirlemiştir: İslamcılar, milliyetçiler, merkezin sağında ve solunda yer alan siyasi hareketler. Bu çizginin bizi nereye getirdiği ortada.
Hasan İmamoğlu’nun 1980 sonrası içinde yer aldığı ve antikomünizmi konusunda kimsenin şüphe duymayacağı ANAP, bugünkü AKP’nin pek çok bakımdan öncüsüdür. ANAP iktidarları, siyasal İslamcılığın devlet içinde örgütlenmesini sağlayan, temel özgürlüklere düşman, insan hakları konusunda korkunç bir sicile sahip iktidarlardı. Türkiye’nin bugüne gelmesinde en önemli basamaklardan biri ANAP’tır.
Başta bu parti olmak üzere antikomünist sağı siyasi geçmişimizden çıkarın bugünlere gelemezsiniz. Sonuç olarak 19 Mart operasyonu da bu dizge içinde mümkün olabilmiştir. Geçmişten bugün için dersler çıkaracak olursak, herhalde en önemli derslerden biri bu olur.”
Orhan Gökdemir: Komünizme düşmanlık bunların dinlerinden önce gelir
Gazeteci-yazar Orhan Gökdemir, İmamoğlu ailesinin tarikat bağlantılarını ve sermaye birikim süreçlerini hatırlatarak, antikomünizmin bu aile için dinden bile önce geldiğini vurguladı.
Gökdemir değerlendirmesini şu sözlerle yaptı:
“Sağcıların ve İslamcıların tamamı istisnasız antikomünisttir. İmamoğlu ailesinin sağcı olduğunu biliyoruz. Yalnız sağcılığın islamcı kanadından mı, ülkücü kanadından mı orasını bilmiyoruz. Hoş ne fark eder, bir tarihten sonra esas olan Türk-İslamcılıktır.
Bildiğimiz şu; “İmamoğlu”, baba İmamoğlu tarafından seçilmiş bir soyadıdır. Önceki soyadları “Müdafa”ydı. Oğlu Ekrem, ilk ve ortaokulu Müdafa soyadıyla tamamladı. Sonra İmamoğlu oldu. İmamlık makbul hale geliyordu, tam zamanında bir değişikliktir. Baba imamlığa pek meraklıydı. Oğlunu Yıldızlı Köyü'nde, yazları, Süleymancıların Kuran kursuna gönderdi. Yeni İmam Ekrem, okuma yazmadan önce ezbere Kuran okumayı öğrendi. Ortaokul yıllarında ilçedeki Süleymancılara ait tarikat yurdunda kaldı. Bunları rastlantı sayamayız. Demek ki baba Hasan’ı da Süleymancı sayabiliriz. Böylece gerçek soyadına ulaşmış oluyoruz. Ekrem Süleyman İmamoğlu’dur.
Son seçimlerde Süleymancılar Ekrem İmamoğlu’nu destekledi. Demek ki öğrencilerini kendilerinden saymaya devam ediyorlar. Süleymancılık, Nakşi kolundan gelmekle birlikte Halidi olmayan tek tarikat. Kürt kökenli olmayan tek tarikat da sayabiliriz. Rumeli kaynaklıdır. Karadeniz’deki etkinliğinin nedenleri buralarda. Ama sonuçta antikomünist bir tarikattır. Varlık sebepleri arasında bu var.
İmamlığın gerisi müteahhitliktir. Beylikdüzü’nde arsa alım satımıyla başladılar, inşaat işine girdiler. Arada köftecilik falan var. Üniversite işi teferruattır. Restoranın müşterilerinin ekseriyeti AKP’liydi. Tayyip Erdoğan da dükkânın müdavimleri arasındadır. Yalnızca Tayyip Erdoğan’la değil Karadenizli büyük müteahhitlerle de tanışıklığı ve iyi ilişkileri vardı. Seçimleri kazandıktan sonra ilk işlerinden biri Mehmet Cengiz’i ziyaret etmek oldu. Koçlara çırak yazıldı, siyasette yükselişleri bu aile sayesinde. Bu tarih antikomünizm olmadan yazılamaz. Komünizme düşmanlık bunların dinlerinden önce gelir.
İmamın oğlu Ekrem saklıyordu. Saklıyor muydu? Tilavetle miting açtı, seçimi kazanınca makamına imam eşliğinde oturdu. Türbe türbe dolaştı, cami önünde basın açıklaması yaptı. Antikomünizme hep laik cumhuriyete düşmanlık eşlik eder. Baba imam acılıydı, saklayamadı, içindekileri kustu. Tayyip Erdoğan’ı pek komünist bulduğunu söyledi. Bunlar, kasabada esnafın cami avlusunda birbirini tanımak için kullandığı parolalardır. Esnaf anladı, Ekrem’e haksızlık edilmiştir. Ama biz de anladık, bunlardan halka hiçbir fayda yoktur!”
Dr. Fatih Yaşlı: Kendi yarattıkları antikomünist şebeke tarafından vuruluyorlar
Dr. Fatih Yaşlı ise Hasan İmamoğlu’nun “komünizm” benzetmesinin liberallerin akıl dışı tezleriyle örtüştüğünü belirterek, “malına çöken gücün” bizzat İmamoğlu'nun da parçası olduğu antikomünist şebeke olduğunu ifade etti.
Yaşlı değerlendirmesini şöyle yaptı:
“Hasan İmamoğlu, kendisinin ve oğlu Ekrem İmamoğlu’nun başına gelenleri doğal olarak yetiştiği sağ geleneğin kodları ile okuyor ama ona geçmeden önce daha enteresan olduğunu düşündüğüm bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. İmamoğlu, iktidarın şirketlerine ve mal varlıklarına el konulmasını komünizm üzerinden açıklarken, muhtemelen farkında olmadan şu sıralar liberal çevrelerde çok moda olan bir söylemi de yeniden üretmiş oluyor. Son dönemde bazı liberal çevreler iktidarın ekonomiye yönelik kimi müdahalelerinden yola çıkarak Türkiye’de serbest piyasa ekonomisinin bulunmadığı ve hatta AKP’nin bir komünist parti gibi hareket ettiği yönünde bütünüyle akıl ve bilim dışı tezler ileri sürüyorlar, AKP’ye “komünist” diyorlar. Dediğim gibi, Hasan İmamoğlu’nun bundan haberdar olduğunu ve bilerek böyle konuştuğunu düşünmüyorum ama görüldüğü üzere ‘sağcı aklın yolu bir’ diyebiliyoruz.
Hasan İmamoğlu 12 Eylül öncesi MHP’li, 12 Eylül sonrası da ANAP’lı olduğunu bildiğimiz bir isim; Komünizmle Mücadele Dernekleri, Milli Türk Talebe Birliği ve Ülkü Ocakları’nın, yani son kitabıma atıfla söyleyecek olursam ‘antikomünist şebeke’nin belirlediği bir politik atmosferden geliyor, üstelik aynı zamanda iş adamı. Dolayısıyla dünden bugüne, memleketi ‘komünizmle mücadele’ perspektifiyle okumasını sağlayacak bir “donanım”a sahip. Zaten tam da bu donanım nedeniyle, ne malına mülküne çöken gücün, yani iktidarın, tıpkı kendisi gibi antikomünist şebekenin içerisinden süzülüp geldiğini görebiliyor ne de Türkiye’nin sermaye düzenine yönelik eşsiz, benzersiz hizmetlerde bulunduğunu. Hal böyle olunca da ‘bunca yıl komünizme karşı mücadele ettim ama pişmanım, bunlar komünizmi getirip malıma mülküme çöktüler’ diyebiliyor ve meseleye yaklaşılabilecek en sığ yerden yaklaşıyor. Oysa oğlu siyaseti tercih edip Erdoğan’ın karşısında konumlanmasaydı ve bu Erdoğan açısından bir beka meselesine dönüşmeseydi, şu an hem şirketlerinin başında olacaktı hem de bu iktidarın şirketler, holdingler, patronlar için yarattığı cennetin nimetlerinden faydalanmaya devam edecekti.
Son olarak şunu söyleyeyim. Bugünlerin bir tarih-öncesi var ve o tarih-öncesini de açıklayabilecek tek sözcük var: antikomünizm. Türkiye’de devlet ve sermaye, sol düşmanlığıyla bütün kapıları Türk sağına ve gericiliğine açtı, o kapılardan girenler de devletleştiler, rejim inşasına giriştiler. Şimdi o rejim inşasında sıra fiilen seçimsiz bir Türkiye’ye, hatta saltanat arayışlarına dönüşmüş durumda. İşte Hasan İmamoğlu da onun gibiler de başlarına geleni anlamak istiyorlarsa, önce kendilerinin de kişisel olarak bir parçası olduğu antikomünizme dönüp bakmalılar, belki o zaman gözlerindeki bağ biraz gevşeyebilir ve gerçekleri görebilirler. ”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.