Sayfa yolu
Halidiye'den Kadiriye'ye transfer: Parayı veren Cübbe'yi alır
Orhan Gökdemir
Yayın Tarihi: 08.09.2023 , 11:22 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, İsmailağa Cemaati’nden ayrılarak Kadiri Şeyhi oldu.
Sosyal medyada yayınlanan videoda Nakşibendi tarikatına bağlı İsmailağa Cemaati'nde hoca olan Cübbeli Ahmet'in Şeyh Ubeydullah El Kadiri adlı şahıstan “şeyhlik icazeti” aldığı görüldü. Video “Elhamdülillah Cübbeli Hocamız da Kadiri şeyhi oldu” notuyla paylaşıldı.
Bu tarikat değişiminin ardında “post kavgası” var. Pop tarikatçı Cübbeli Ahmet’in postta gözü vardı. İsmailağa cemaatinin lideri 93 yaşındaki Mahmut Ustaosmanoğlu'nun hayatını kaybetmesinin ardından tarikatın liderinin kim olacağına dair tartışmalar artmış, pek çok talip çıkmıştı. Cübbeli Ahmet, "Mahmûd Efendi Hazretlerimizin, post-u şerifi üzerindeki sıcaklığı henüz taze iken kendisinin ‘Onu bana yaklaştırmayın, o şeytandır’ buyurduğu Hüsnü Kılıç’ın Efendi Hazretlerimizin makamını işgal etmesine daha ne kadar tahammül edeceğiz" demiş, isyan sancağı açmıştı.
Sancağın altında toplanan olmayınca Cübbeli Ahmet de tarikat değiştirdi ve başka bir tarikata kapılandı. Nakşilikten Kadiriliğe geçti.
Halidi Kadiri kavgası
Türkiye’deki Nakşiler Süleymaniye merkezli Nakşi-Halidiye kolunun uzantısı. Bu kola adını veren Şeyh veya Molla Halid-i Bağdadi, 1779’da Süleymaniye’de doğdu. Kadiri tarikatından olan Berzenci Ailesi’nin yanında yetişti. 1809’da Süleymaniye’yi ziyaret eden Hindistanlı bir dervişin önerisiyle Hindistan’a gidip Nakşibendî Şeyhi Abdullahi Dehlevi’den el aldı. Artık Kadiri değil, Nakşibendi’ydi. Ancak Kadiriler ve Talabani Aşireti, Molla Halid’i “sahtekâr, sapık, yogi” olmakla suçladı. İşi zordu fakat tanrısı Halid’in yüzüne gülmeye hazırlanıyordu. Süleymaniye’de kurduğu ilk Halidiye tekkesi Kürtlerin geleceğini de şekillendirecekti.
Osmanlı, Nakşiliğin Kürtleri bölmesinden memnundu, böylece “Kadiri” Kürt beyliği Berzenciler’e karşı sadık bir müttefik bulmuştu. Molla Halid, bu ittifaka yaslanarak etkisini genişletti. İmparatorluğun merkezinde de talih Nakşilere gülüyordu. Yeniçerileri ve Bektaşileri ezen Osmanlı, Bektaşilerden doğan boşluğu onlarla doldurdu, Nakşibendiliği “resmi tarikat” olarak benimsedi. Nakşiler imparatorluğun her tarafında etkisini arttırıyordu. Bunun en belirgin sonucu Kadiriliğin Kürt bölgesinden silinmesi oldu.
Nakşilik bir devlet tarikatı
Yani Nakşibendilerin yayılması devletle anlaştıkları 1826 yılına dayanıyor. Abdülhamit bu ilişkiyi taçlandırdı, fırsatını buldukça bu tarikatı muhaliflerine karşı kışkırttı. Nakşilerin en büyük ayaklanması, 1909'da Hürriyet’e karşı oldu. II. Meşrutiyet ile hesaplaşma istekleri, İngilizlerin tahriki ve maddi yardımıyla İstanbul'da 31 Mart gerici ayaklanması olarak adlandırılan büyük bir kalkışmaya dönüştü.
Kurtuluş Savaşı’na karşı da pek çok ayaklanma başlattılar. Şeyh Eşref, Birinci-İkinci Bozkır, Konya, Birinci-İkinci Anzavur, Ali Batı, Birinci-İkinci Düzce, Birinci-İkinci Yozgat ve Zile ayaklanmalarında öncülük Nakşilerdeydi.
Önü devlet marifetiyle açılan Halidiler, Osmanlının yıkılışına kadar sadece bir tarikat gibi değil bir siyasi parti gibi örgütlendi, bir idare aygıtı gibi davrandı. Osmanlı’nın tasfiye ettiği aşiretlerin yerini artık Halidiye dolduruyordu. Halidiye’nin desteklediği küçük aşiretlere de gün doğmuştu. Barzani aşireti, Halid’in halifesi Şeyh Taceddin sayesinde Halidiye tarikatına katıldı. Barzani ailesi tarih sahnesine böyle çıktı. Özerk Kürt Yönetimi’nin kökeninde bu tarikat-aşiret ortaklığının büyük payı var.
İsmailağa Cemaati de işte bu Nakşiliğin Halidiye kolunun uzantısı. Yani Cübbeli Ahmet cemaat değil tarikat değiştirmiş oldu.
Tarikat denilen aslında Halidilik
Bugün Türkiye’nin içine itildiği karanlığın sorumlusu olan pek çok tarikat, Menzil- İskenderpaşa-Erenköy-İsmailağa-Süleymancılar-Işıkçılar, Süleymaniyeli Kürt Halid’in paltosundan çıktı. Cumhuriyet döneminde isyan eden bütün Nakşi şeyhleri Molla Halid’in tohumlarını ekip yeşerttiği Halidi-Nakşibendi geleneğine yaslanır. Turgut Özal’dan Necmettin Erbakan’a, Bülent Arınç’tan Kemal Unakıtan’a, Abdullah Gül’den Tayyip Erdoğan’a, yakın tarihte dinci-sağcı kim varsa bir eli Molla Halid’dedir.
Saltanatın-hilafetin ilgası ve Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle başlayan yeni dönem Halidiye için karanlık bir dönemdi. Cumhuriyetle birlikte tarikat şeyhleri Osmanlı devlet ricalinden gördükleri destekten mahrum kalmışlardı. Hilafetin kaldırılmasından bir yıl sonra Molla Halid’in halifesi Şeyh Ali Septi’nin soyundan gelen Palulu Şeyh Said, yeni doğan cumhuriyete karşı işte bu saiklerle ayaklandı. Şeyh Said’ten, Menemen’deki ayaklanmayı organize ettiği iddia edilen Şeyh Esad Erbili’ye kadar Cumhuriyet Türkiyesinde gerici isyana kalkışanların tamamı Nakşibendi-Halidiye şeyhleriydi. Haliyle Cumhuriyet de Halidileri bulduğu her yerde kovaladı. Doğaldır. O kadar ki, Büyük Millet Meclisi'nin 30 Kasım 1925'te çıkarttığı 677 sayılı kanunla tekke ve zaviyeleri kapatmasından sonra, şiddetli bir şekilde izlenen tek tarikat, Nakşilerin Halidiye kolu oldu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
