Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Gürer Aykal yine kaybetti: Mahkeme Melis Gönenç'in yazısını 'hakaret' değil, eleştiri saydı

Saray'ın isteğiyle yazılan ve yönetilen "Sinan" operasına dair yazısı nedeniyle soL yazarı Melis Gönenç’e açılan dava, istinaf mahkemesinde de reddedildi. Gürer Aykal ikinci kez yargıdan eli boş döndü.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 30.07.2025 , 00:24 Güncelleme Tarihi: 30.07.2025 , 01:02

Yeni Atatürk Kültür Merkezi'nin açılışı için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siparişiyle bestelenen “Sinan” operası, 29 Ekim 2021’de İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenmişti. İktidar, Hasan Uçarsu’nun bestelediği "İslami" içerikli operada, orkestrayı ABD’de yaşayan 80 yaşındaki emekli şef Gürer Aykal’ın yönetmesini istemişti.

soL yazarı Melis Gönenç, 4-12 Mart 2023 tarihleri arasında kaleme aldığı 9 bölümlük yazı dizisinde, "Sinan" operasının hazırlık sürecini, siyasal içeriğini, bestecisi Hasan Uçarsu ile şef Gürer Aykal’ın Atatürkçülük vitrinini kullanarak, gerçekte İslamcı iktidarın nasıl işbirlikçileri olduğunu ayrıntılı biçimde dile getirmişti.

Yazı dizisinin yayımlanmasından sonra, Gürer Aykal kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu ve dava açıldı.

Savcının hazırladığı iddianame de yazıda hakaret içerikli ifadeler yer aldığı savunuldu ancak Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesi geçtiğimiz yıl bu ifadelerin hakaret sayılmayacağına karar verdi. 

Kararı istinafa taşıyan Gürer Aykal’a, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi geçtiğimiz günlerde verdiği kararla bir kez daha bu ifadelerin hakaret olmadığını hatırlattı.

Aykal'ın ve savcının hakaret içerdiğini ileri sürdüğü yazıda "Sinan" operasının siyasi arka planı şu ifadelerle ele alınmıştı:

“Vale Gürer on yıllardır Atatürkçü ayağına yatan bir kıkırdak omurgalıdır... Onun, Laik Cumhuriyet düşmanı bu hain komplonun mimarlarından oluşu, 80 yaşında bile dur durak bilmez arsız işbirlikçiliğinin açık kanıtıdır… 10 Kasım Atatürk’ü Anma Haftası Özel Konseri adı altında, 11 Kasım 2022’de, Sinan’dan parçaları, Saray’a yaltaklanma çabasıyla, CSO’ya çaldırtma cüretini gösterdi. Atatürk’ün anısına saygısızlık mı, Saray’ın parası ve piyazcılığı mı?... Ne Şerbetçi’nin [Hasan Uçarsu], ne de Vale Gürer’in DOB ile bir ilişkisi vardır. Böyle bir projede yer almak gibi zorunlulukları katiyen yoktur. Onlarınki, en çirkin yüzleri, doymak bilmez para iştahlarıyla sulanan saf kan gönüllü işbirlikçiliktir… DOB kadrosunda birçok şef bulunurken, yıllar önce emekli olup ABD’ye kapağı atmış Vale Gürer’i getirtmenin anlamı, İslamcılar açısından yalnızca siyasaldır. Vale’yi, bu ülkenin çoksesli müzik ve kurumlarında yarattığı tahribat bağlamında, CSO yazımızda ayrıntılarıyla ele alacağız. PR balonu aracılığı ile adı etrafında oluşturulan efsanenin siyasal otorite ve medya ayaklarını, oportünist, tartışmalı kişiliği ve ilişkilerini, müzikal kültür ve görgüsünün cılızlığını, şeflik kapasitesi ile ilgili gerçekleri, etik anlayışını… Bunlar bilinmediği sürece, Vale’nin böyle bir öneriyi kabul etmiş olması şaşırtıcı görünebilir. Oysa, hiç değildir. Çok kısaca:

a) İslamcıların onu çağırmasının tek nedeni, Vale efsanesinin Atatürkçülük imajı üzerinden oluşturulmuş olmasıdır. Atatürkçü, laik cumhuriyetçi izlenimi veren birinin ta Amerikalardan gelip, şeriatçı bir iktidarın, cihat-cami-cülûs naralı siparişini yönetmesi, öncelikle İslamcıları aklar. Bunu bildikleri için özel olarak getirtilmiştir. Peki, gerçekten Laik Cumhuriyet ve Atatürk duyarlılığına sahip biri Sinan kepazeliğine hangi koşullarda kefil olur? Üstelik bu kişi devlet ile hiçbir bağı kalmamış, 80 yaşında, ülkede bile yaşamayan biri ise.

Vale Gürer PR balonunun şişirdiği kişi değildir. Ne menem laik cumhuriyetçi/Atatürkçü olduğunu örnekleyeceğiz.

b) Arabesk baronu Orhan Gencebay neyi temsil ediyor ise, çokseslilik baronu Gürer Aykal da onu temsil ediyor. Kişilikleri, dünya görüşleri, fırsatçılıkları, siyasal otorite ile ilişkileri, 'gelen ağam, giden paşam' düsturları, özgüven sorunları ve getirdiği ölçüsüzlükler, ideolojik omurgasızlıkları, para tutkuları, pragmatizmleri, kurum bilincinden yoksun oluşları, biat kültürüne yatkınlıkları, şark usulü iş görme anlayışları, her şey o derece benzer ki… İslamcıların en kolay işe koştukları tipler bunlardır.”

Sinan mı, Süleyman mı, Atatürk mü, Erdoğan mı? (9)
1

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.