Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Tütün kontrolünü ve halkın akciğerlerini heba eden siyaset hakkında
Yayın Tarihi: 24.01.2023 , 10:58 Güncelleme Tarihi: 11.05.2026 , 01:55
Tütün kontrolünü, tütün kullanımının neden olduğu hastalık ve ölümleri önlemeye yönelik kanıta dayalı ve çok disiplinli halk sağlığı politikaları bütünü olarak tanımlamak mümkün. Kamusal müdahale olarak tütün kontrolünün iki sağlam dayanağı var: Temel hak olan sağlık hakkının korunması gereği ve tütün tüketimi ile tütün kontrolünün birey ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilimsel çalışma külliyatı. Bir uluslararası antlaşma olan Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi (TKÇS) ve bunun dayanağını oluşturan bilimsel literatür, tütün tüketiminin yirminci yüzyılın ikinci yarısında küresel salgın haline gelmesinin ve gitgide Küresel Güney ülkelerinde yoğunlaşmasının vektörü olarak oligopol nitelikli dev ulusötesi sigara şirketlerine işaret ediyor.
Sermayenin çıkarları ile halk sağlığı çıkarları arasında uzlaştırılamaz bir çelişki olduğu hükmünü taşıyan TKÇS, ilgili şirketleri ve uzantılarını Sözleşme’nin tüm süreçlerinden dışlıyor. Bu bilimsel ve hukuksal kaynaklardan beslenen dünyanın dört bir yanındaki tütün kontrolü uzmanlarının çok iyi bildikleri bir şey var: Yüksek bağımlılık yapan, kalp-damar ve solunum hastalıkları ile 20’den fazla kanserin majör risk faktörü olan, dünya genelinde her yıl 8 milyondan fazla ölüme neden olan tütün kullanımı, sigara şirketlerinin tarımsal üretimi yönlendirme, ürün mühendisliği, saldırgan pazarlama ve halk sağlığı politikalarına müdahale faaliyetleriyle yakından ilişkilidir ve tütün kontrolünde bu faaliyetlerle mücadele elzemdir.
Dünyadaki trendlerin aksi yönünde tütün ürünü üretimi ve tüketiminin artmaya devam ettiği Türkiye’de, son derece hayati önem taşıyan tütün kontrolü kısmen veya şeklen veya lafzen dahi idame ettirilemez bir noktaya geldi; TKÇS kadük oldu. Bu noktaya gelineceğinin emareleri geçtiğimiz yıllar içinde tek tek kendini göstermişti. Bunlara son günlerde iki yeni örnek eklendi: Cumhuriyet Gazetesinde yer alan bir habere göre, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ünlü “sigara haramdır” fetvasının arkasında Din İşleri Yüksek Kurulu ile yaşadığı bir gerilim varmış. İddiaya göre Kurul “caiz değildir” şeklinde fetva vermekte ısrarcı olunca, Erbaş kendisi “haramdır” diye beyanda bulunmuş. İkinci örnek ise, Youtube’da 112 bin takipçisi olan, dini lider olduğunu iddia eden bir kişinin sigara içenlere yönelik küfür ve hakaret içeren, belki kendi fantezilerini yansıtan sözlerinin tekrar vizyona girmesi oldu.
2019 tarihli “Bu bir pipo değildir” başlıklı yazımızda, din temelli tütün karşıtlığının tütün kontrolünün parçası olamayacağını, açık aykırılık teşkil ettiğini, hatta zarar verdiğini söylemiş, konuya ilişkin dört saptama yapmıştık.
- Bizzat Erdoğan tarafından türetilen, yürütmesi yapılan İslamcı tonlamalı tütün karşıtı politika, iktidarın ideolojik aygıtının kritik bir unsuru ve siyasi nemalanma alanı olarak kullanılmaktadır.
- “Sigara haramdır” fetvası ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) Sağlık Bakanlığı’nın üstüne çıkan söylemi, Anayasa’ya aykırı karma bir yönetim ve hukuk sistemini fiilen var etmekte ve meşrulaştırmaktadır.
- Bireyin tütün bağımlılığını kriminalize eden ve iman gücüyle bundan uzak durulmasını salık veren politika ön plana çıkartılarak, ulusötesi sigara şirketlerinin nasıl korunup kollandığının, tüketimi körüklemelerine izin verildiğinin üstü örtülmektedir.
- Müslüman dünyada yürütülen çok sayıda uluslararası bilimsel çalışma, dindarlığın, fetvanın, fetva farkındalığının veya dine dayalı yönetim sistemlerinin tütün kullanımı ve kontrolü üzerinde kanıta dayalı olumlu bir etkisinin olmadığını, aksine Müslüman ülkelerde ve başka ülkelerde yaşayan Müslüman nüfuslar arasında net gerçekliğin tüketim artışı olduğunu göstermektedir. Ne din otoritesi ne de fetva, tütünün haram olduğu iddiasını Müslümanlarda tütünden uzak durma ve bırakma eylemine dönüştürememektedir. Burada tekrar altı çizilmesi gereken husus, fetvanın etkisiz olmasının veya Müslümanların belli bir yer ve zamanda daha fazla tütün kullanmalarının, kendilerinin kültürel, antropolojik bir özelliği, ya da kabahati, kusuru olmadığı; tüketim artışını, sigara şirketlerinin o yer ve zamana nasıl ve ne kadar nüfuz ettiği ve buna ilişkin devlet politikaları üzerinden incelemenin doğru olacağıdır.
Bu saptamalar geçerliliğini sürdürüyor. Neoliberal kapitalizmin aşırı sömürü ve eşitsizliklerinin idamesi için gereken baskıcı rejim ve ikna ideolojileri, Türkiye’de 20 yıldır toplumsal hareketliliği baskı altında tutabildiğini ispatlayan AKP iktidarında vücut buldu. Bu iktidarın geliştirdiği doktrinin/ideolojinin en iyi kristalize olduğu politika ve pratiklerin başında, Erdoğan tarzı sigara karşıtlığının, DİB tarzı haram fetvasının ve Yeşilay tarzı bağımlılıkla mücadelenin geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır. AKP kurduğu yeni rejimin inşasında ve güçlendirilmesinde bunları bolca harç yaptı.
Üstelik, 2008’den beri bu sürece eşlik eden, uluslararası aktörlü bir mizansen oynandı. DSÖ ve Amerikalı STKlar, Türkiye’yi ve hükümet yetkililerini tütün kontrolü şampiyonu ilan etti, ödüllere boğdu, dünyaya örnek gösterdi. Türkiye’de son on yıldır tütün tüketim hacmi ve sıklığı artış gösterdiği halde, söz konusu uluslararası kuruluşlar geçen süre boyunca uygulanan politikanın ne yanlışlığını ne de olumsuz sonuçlarını ikrar etti. Bu büyük siyasi fiyaskonun üstünün örtülü kalmaya devam ettiği ve bilim ve hukuk dışı söylemlerin hakim kılındığı ortamda, kamu sektöründe çalışanların ve sağlık meslek örgütlerinde faaliyet gösterenlerin, bilime, sağlık hakkına ve uluslararası hukuka dayalı tütün kontrolü politikasını savunmalarının olanakları ve koşulları büyük ölçüde ortadan kalktı.
AKP rejiminin bilançosunda toplumsal yükler çok ağır. Ne yazık ki, bir unsur da, halkın akciğerlerinin ve sağlığının ideolojik hırslara, politik mizansenlere heba edilmiş olması. Bir an önce bu parantezin kapanması, fiyaskonun sorumlularından hesap sorulması, suç işleyen fantezistlerin susturulması şart.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

