Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Kurumuş ağacın bahar bekleyişi
Gökmen Kunduracıoğlu
Yayın Tarihi: 27.07.2026 , 08:22
Kurumuş bir ağacı önce yeşile boyadılar. Uzaktan bakan canlı sansın, yeniden filizlenecek zannetsin diye. Boya gerçeği değiştirmedi. Ağacın kurumuşluğu, üzerindeki yeşil renkten daha gerçekti.
Çünkü bir ağacı canlı gösteren kabuğunun rengi değildir. Hayat, köklerden gövdeye, gövdeden dallara yürüyen suyun özündedir. O su çekilmişse, en parlak boya bile yalnızca göz yanılsaması yaratır. Bir süre uzaktan bakıldığında umut verir, yakına gelindiğinde ise gerçeğin üzerindeki ince bir örtü olduğu anlaşılır.
Yeşil boya dökülmeye başlayınca bu kez başka bir yol denediler. Dallarına çaput bağladılar. Belki yeni bir isim, yeni yüzler, yeni sloganlar eski gövdeye yeniden bir hayat üfler diye düşündüler. Şimdi de baharı bekliyorlar. Mevsim değişince ağacın da değişeceğine inanıyorlar.
Oysa insanlar çoğu zaman mevsim ile yaşamı karıştırır. Bahar, yaşamın nedeni değil sonucudur. Yaşayan ağaç baharla birlikte filizlenir, ölü ağaç ise baharı yalnızca sessizce karşılar. Mevsim değişir ama onun kaderi değişmez.
Doğanın bir yasası vardır: Bahar, yalnızca yaşayanı yeşertir. Kurumuş ağacı diriltmez.
Bugün siyasette yaşanan tartışmalar da bu tabloyu andırıyor. Önce geniş ittifaklarla, altılı masalarla farklı toplumsal kesimleri aynı çatı altında toplamaya çalışan projeler üretildi. Farklı dallar birbirine bağlandı, farklı renkler tek bir gövdede birleştirilmeye çalışıldı. Bu yapay canlılık uzun sürmedi. Beklenen sonuç alınamayınca bu kez çözümün yeni parti tabelalarında olduğu düşünülmeye başlandı.
Sanki sorun geçmişte yapılan tercihlerin sonucu değilmiş gibi, yeni isimlerin eski sorunları ortadan kaldıracağı varsayıldı. Oysa isimler değişebilir, logolar yenilenebilir, kadrolar yer değiştirebilir. Bunların hiçbiri tek başına siyasal özü değiştirmez.
Ne yeni tabela eski gövdeyi değiştirir ne de yeni kadrolar çürümüş kökü sağlamlaştırabilir. Çünkü sorun sadece dallarda değildir. Sorun sadece gövdede de değildir. Sorun köktedir.
Bir ağacın kökü çürümüşse onu budamak, boyamak, süslemek ya da başka bir isim vermek hiçbir işe yaramaz. Bir süre uzaktan bakıldığında canlı gibi görünebilir. Fakat ilk fırtınada gerçek ortaya çıkar. Çünkü hayatı belirleyen görüntü değil, köktür. Bunun aksi bir illüzyondur.
Toplumlar için de durum farklı değildir. Siyasal yapılar yalnızca seçim dönemlerinde görünen kampanyalardan, siyasi aktörlerden ya da parti tabelalarından ibaret değildir. Onları ayakta tutan daha derin ilişkiler vardır. Ekonomik yapı, sınıfsal dengeler, üretim ilişkileri ve bunların üzerine kurulan siyasal kurumlar, ağacın kökleri gibi bütün sistemi besler. Kök çürümeye başladığında, yaprakların rengini değiştirmek çürümeyi durdurmaz.
Siyasette de böyledir. Aynı sınıfsal zemine basan, aynı ekonomik düzeni veri kabul eden, aynı mülkiyet ilişkilerini sorgulamayan siyasal hareketlerin birbirlerinden köklü biçimde ayrışması mümkün değildir. Aralarındaki fark çoğu zaman yöntem, üslup veya kadro farkıdır. Kök aynı kaldığı sürece gövde de aynı kalır.
Bu yüzden düzen partileri arasındaki ayrılıklar çoğu zaman gerçek bir alternatif üretmez. Birbirlerini sert biçimde eleştirebilirler, farklı söylemler geliştirebilir, farklı vaatlerde de bulunabilirler. Ancak düzenin sınırlarını kabul ettikleri ölçüde, çözüm önerileri de aynı sınırlar içinde kalır. Birisi budamayı önerir, diğeri boyamayı. Bir başkası ise ağaca yeni bir isim vermeyi. Ama hiçbiri ağacı kurutan neden üzerinde durmaz.
Toplum ise sürekli görünene odaklanmaya teşvik edilir. Yeni yüzler, yeni sloganlar, yeni partiler, yeni ittifaklar... Her seçim döneminde aynı umut yeniden üretilir. Sanki bu kez farklı olacakmış gibi bir beklenti yaratılır. Böylece insanların dikkatleri ağacın kökünden uzaklaştırılır, gözler sürekli dallara çevrilir.
İnsanlar çoğu zaman umudu biçimde arar. Yeni bir logo, yeni bir lider, yeni bir parti ismi ya da yeni bir seçim ittifakı... Oysa bunlar ağacın kabuğundaki değişikliklerdir. Ağacın yaşamı ise kabuğunda değil, kökündedir.
Bu yüzden siyaset yalnızca aktör değişimi üzerinden tartışıldığında toplum aynı döngünün içine hapsolur. Her seçim yeni bir başlangıç gibi sunulur, her başarısızlık ise yeni bir tabela ile telafi edilmeye çalışılır. Böylece asıl mesele görünmez hâle gelir.
Gerçek soru şudur: Bu ağacı kurutan neydi?
Bu sorunun cevabı yalnızca yanlış yöneticiler ya da başarısız seçim stratejileri değildir. Ağacı kurutan, onu yıllar boyunca besleyemez hale gelen köklerdir. Eğer kök, toplumun ihtiyaçlarını karşılayamayan bir düzenin içine gömülmüşse, gövdenin ayakta kalması da mümkün değildir. Bu soruya dürüstçe cevap verilmeden hiçbir bahar beklenen sonucu getirmez.
Kurumuş ağacın yeniden meyve vermesini beklemek nasıl doğa yasalarına aykırıysa, çürümüş bir düzenin kendi içinden toplumu kurtaracak bir siyaset üretmesini beklemek de o kadar gerçek dışıdır.
Sonunda geriye sadece aynı döngü kalır: Boya yenilenir, çaputlar değiştirilir, umutlar tazelenir. Ama kök değişmediği için sonuç değişmez. Çürümüş kökten yeni bir yaşam değil, yalnızca yeni bir çürüme filizlenir.
Gerçek yenilenme ise kurumuş ağacı makyajlamakla değil, onu kurutan düzeni değiştirmekle başlar. Yeni bir bahar, ancak yeni bir toprağın üzerinde filizlenebilir.
Bu nedenle tartışılması gereken şey, hangi dalın daha yeşil göründüğü ya da hangi gövdenin daha sağlam olduğu değildir. Asıl mesele, o ağacı besleyen kökün ve üzerinde yükseldiği toprağın niteliğidir. Kök değişmeden gövde değişmez; gövde değişmeden de meyve değişmez. Yani düzen değişmeden sonuç değişmez.
Bu yüzden umut, kurumuş ağaca boya sürmekte ya da dallarına çaput bağlamakta değil; yeni bir yaşamı mümkün kılacak sağlıklı kökleri ve yeni toprağı yaratmaktadır. Bu yalnızca siyasal aktörlerin değil, toplumun bütün üretim ve yaşam ilişkilerinin dönüşümünü gerektiren tarihsel bir görevdir. Aksi halde çürümüş bir kökten olsa olsa yeni bir çürüme filizlenir
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın..
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.