Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

GÖRÜŞ | Hafta ortası gelişmeleriyle beraberdik, esen kalın, tabii mümkünse...

Esenler'de bir otoparkta silahlı bıçaklı cinayetten, tepesine bomba yağdırılan çocuklara haberlere bakarken, insan düşünüyor. İktidarı, muhalefeti izliyor. Bu işlerin "tarih"e, "toplumun vicdanı"na bırakılması isteği, içimizi soğutmuyor.

Burak Soyer

Yayın Tarihi: 26.03.2026 , 11:37

Esenler'de bir sitenin otoparkında Umut Özacar (19) ve Hasan İ. (17) arasında çıkan kavga, arkadaşlarının da dahil olmasıyla büyüdü. Kavga sırasında silahla vurulan Umut Özacar hayatını kaybetti. Olayla ilgili 3 şüpheli gözaltına alındı. Ailenin avukatı Avukat Akın Özacar, 'Üç kişi tarafından vahşice katledilerek öldürülmüş. Silah yarası var, bıçak yarası var ve bu üç kişi tarafından gerçekleştirilmiş. Bunlar tanık ifadeleriyle sabit' dedi.

24 Mart gecesi yaşanmış bu “olay” haber sitelerinin son manşetlerinde böyle yer alıyor. Çocuklar cebinde emanetler, silahlarla takır takır yaşıtlarını öldürüyor. 

Google’a “Ahmet” yazınca, Ahmet Kaya’dan sonra Ahmet Minguzzi’nin, “Atlas” yazınca da beşinci sırada 14 Ocak’ta “yan bakma” sebebiyle çıkan kavgada bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın gözüktüğü bir ülkede yaşıyoruz. 

Zengin malıyla züğürdün çenesini oyalayan muhalefet, Gezi Direnişi davasında hâlâ neden hapiste yattığı meçhul olan Osman Kavala için toplanan AİHM davasını izlemek üzere Strasbourg’a gidiyor. Anayasa Mahkemesi’ni tanımayan, milyonlarca vatandaşın oyuyla seçilen Ekrem İmamoğlu’nu sivil darbeyle hapse tıkan savcıyı Adalet Bakanı yapan iktidarla, aynı Adalet Bakanı’nın, “işini bilen” bir devlet memuru olduğunun vesikası niteliğindeki malvarlığıyla kafamız her zamanki gibi 6 duble civarında seyrediyor ve milletin “vekilleri” mecliste arka arkaya belgeler sıralamaya devam ediyor. Ardında da “tarih bugünleri yazacaktır” ve “toplum vicdanı bunu affetmeyecektir” temennileriyle geçtim lafla, insansız dümen aracıyla bile yürütülemeyecek hâldeki geminin dümenine el atmaya çalışıyor. 

Mitingleri tam gaz devam ediyor. Halkın nabzına zerk edilen “belgeli” şerbetler, yuhalamalar için bolca ara gaza gark oluyor, lacivertin çeşitli tonlarına bezenmiş kalabalıklar coştukça coşuyor. Mikrofondaki ses, volümü artırdıkça heyecan dozu da artıyor. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı, işçisi, memuru, okuru, cahili, “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış” kitleler olarak iki saatliğine muhalif bir zikre eşlik ediyor. 

Sonuç: Futbol kulüplerinin başkanları, mankenler, oyuncular uyuşturucu ve fuhuş operasyonunda gözaltına alınıyor, “peki baronlar kim?” sorusu karşısında ses çıkmıyor. 

Alican Uludağ bir aydan fazla bir süredir gazetecilik yaptığı için tutuklu, ortada iddianame yok. 

Bir başka gazeteci, İsmail Arı, aynı “suç”la dosyasının şişirildiğini ve tutuklanacağını söylüyor, ertesi sabah tutuklanıyor. 

Milli Eğitim Bakanı, ilköğretim ve lise çağındaki öğrencilere tuvalet hizmeti veren okullara sahip olduğumuzla kıvanç duyuyor, kaç kere değiştiğini unuttuğumuz YÖK saçması birtakım sınavlarda artık değişiklik olmayacağını, sağ olsun, bizi pek bir düşündüğünden “geri zekâlıya anlatır gibi” anlatıp aklınca içimizi rahatlatma çabası hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor, bu sırada üzerine vazife olmayan işleri çekirdek çitleyip izlediğini söyleyerek “geleceğimiz” dediğimiz çocuklarımızın nasıl da emin ellerde olduğunu bu beyanatlarıyla gösteriyor ve yüreklere su serpiyor. 

Yanı başımızda ilkokul çocuklarının tepesine bombalar yağarken Milli Savunma Bakanlığı, emperyalist İngiltere’yle Eurofighter savaş uçakları için destek anlaşması imzalıyor. 

Geriye gariban edebiyatıyla ne var ne yok tüm ihaleyi “tarih”e ve "toplum vicdanı”na bırakan muhalefet ve kerameti kendinden menkul hükümet-devlet kalıyor. 

Hafta ortası gelişmeleriyle beraberdik, esen kalın. Tabii, “Eğer böyle bir şey mümkünse…”  

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.