Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Afet lojistiği ve bilimi neden önemli?
Faruk Bilen Çelik
Yayın Tarihi: 17.03.2023 , 10:58 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Binlerce yurttaşın hayatını kaybetmesinin sorumlusu deprem mi?
Enkaz altında soğuktan hipotermi geçirerek hayatını kaybedenlerin sorumlusu deprem mi?
Kurtarılmayı bekleyerek kan kaybından, açlıktan hayatını kaybedenlerin sorumlusu deprem mi?
Afet sonrası soğuktan zatürre olan çocukların sorumlusu deprem mi?
Hastanelerin, kamu merkezlerinin yerle bir olmasının, ağır hasarlı binalara dönüşmesinin sorumlusu deprem mi?
Çadır bulamadığı için sokaklarda hayatını sürdürmeye çalışan yurttaşların sorumlusu deprem mi?
Günler sonra yitirdiğimiz yakınlarımızın, dostlarımızın mezarının olmamasının sorumlusu deprem mi?
Kepçeyle koparılıp atılan bedenlerin sorumlusu deprem mi?
Sahiplendiğimiz evcil hayvanlarının, canlarımızın sahipsiz kalmasının sorumlusu deprem mi?
Yoksa…
Bilim düşmanlığı, becerisizlik, rant, pişkinlik…
Günler geçti ama aklımızda, yüreğimizde bir çok kare netleşmedi. Yurttaşlarımızı, eşimizi, dostumuzu, çocuklarımızı kaybettik.
Kaybettik çünkü bilim düşmanı, sermaye yanlısı, kibirli bir duvar vardı önümüzde.
Hepimiz, o duvarın yarattığı enkazın altında kaldık!
Bir şey hariç; öfkemiz ve umudumuz.
Kader, üç maymun, beceriksizlik
Deprem basit bir tanımlama ile yer kabuğunun kırılıp yer değiştirmesi, yerkabuğu sarsıntısı olarak tanımlanabilir. Bu yaşamımızın doğasında var olan bir olgu. Dünyanın hâlâ canlı olduğunun bir göstergesi.
Tarih boyunca ülkemiz depremlerle, sellerle, heyelanlarla, çığlarla karşı karşıya kaldı. Kahramanmaraş merkezli art arda yaşanan 2 deprem ise 11 ilde büyük kayıplara yol açtı.
Afet öncesinde ülkemizde aktif ve tehlikeli fay hatlarının olduğu biliniyordu ve bilim insanlarının uyarıları ortadaydı. Tüm bunlara rağmen ülke genelinde mantığa sığmayan tatbikatlar, cebimizden çıkan kesintiler, şaşaalı kamu spotları, aktarılan tonlarca para… Karşılığında ise koordinasyonsuzluk, plansızlık, köklü yardım kuruluşlarının kâr amaçlı şirketlere dönüşmesi, eldeki avuçtakini tüketen bir yönetim, sayısız kötülük…
Afet sonrası eylem planlarına uyulsaydı ne olurdu?
Çok geniş bir literatürü parçalayarak yüzeysel ve önemli noktalarına değinelim.
Afetin bitiminden otuz dakika sonrasında Olay Komuta Merkezi kurulur ve acil durum eylem planları masaya yatırılırdı. Her şehrin konum ve ölçek yapısının farklı olması ortaya çıkarılan eylem planlarını farklılaştırmakla birlikte bu planlar hiyerarşik bir yapıda ortaya konulurdu. Fakat bu durum standart prosedür ve müdahale yapısını bozmazdı.
İlk Altı Saat Kuralı
İlk altı saat planlarına uyulurdu. İzleme, ihtiyaç belirleme ve harekete geçme döngüsü ile kapsamlı olarak görmemiz gereken arama ve kurtarma, itfaiye, psikososyal destek, sağlık hizmetleri, Kızılay’a bağlı ikram ve sağlık hizmetleri ekipleri ve jandarma sahada yerini alırdı. Belirlenen ihtiyaçlar kâr edilmek amacıyla depolarda tutulmazdı, lojistik merkezlerden sahaya aktarılırdı. Tüm ihtiyaç malzemelerinin sahaya aktarımının yapılabilmesi adına bölge ile bağlantılı ulaşım koridorları açık tutulurdu.
Riskli Birey Gruplarının Koruma Altına Alınması
Toplumun önemli çoğunluğunu oluşturan çocuklar, yaşlılar ve engelliler gruplara ayrıştırılarak afet ile baş edebilme, fiziki ve ruhsal sağlık, afet sonrası sosyalleşme ve türev fonksiyonların her biri için iyileştirme çalışmaları başlar, uzman ekipler tarafından takibi sağlanırdı.
Mobil Acil Müdahale Birimleri
Afet sonrası yerleşim alanlarında bulunan sağlık tesislerinde güvenlik sağlayıcı fonksiyonlar harekete geçerdi. Acil müdahalede bulunması gereken mobil üniteler (saha hastaneleri, tam donanımlı ambulanslar vb.) sahaya inerdi. Ambulanlar olay anı sonrası, saha hastaneleri ise ihtiyaç halinde en kısa sürede öncesinde belirlenmiş, risk etkenlerinden uzak ve afet sırasında zarar görmemiş alanlara kurulurdu.
Acil Eylem Planları Bütünlüğü ve Koordinasyon
Acil eylem planlarının uygulanması dört temel unsur üzerinden gerçekleşirdi. Bu temel unsurlar ise; operasyon servisleri, bilgi ve planlama servisi, lojistik, finans ve idari işler olarak işlerdi. Olay türü ve büyüklüğüne göre koordineli ve ihtiyaca yönelik adımlar atılırdı.
Dört temel unsur üzerinden gerçekleşmesi gereken başlıkların fonksiyonlarına bakıldığında ise operasyon servisleri birinci grupta; arama kurtarma, haberleşme tahliye, afet güvenliği, barınma ikinci grupta; barınma, beslenme, enkaz kaldırma vb. işlevlerde bulunurdu. Lojistik ve bakım servisleri; depo yönetimi, tekniksel destek, tesis kurma, müdahale ekiplerine destek hizmetleri, müdahale anında çıkabilecek ek hizmetlerin karşılanması vb. işlevlerde bulunurdu. Bilgi ve planlama servisi; müdahale süresince veri toplanması, bölge keşfi, coğrafi bilgi sistemleri, oluşabilecek risklerin hesaplanması ve modellenmesi vb. işlevlerde bulunurdu. Finans ve idari işler ise afet finans ve kaynak yönetimi, zarar tespiti işlevlerinde bulunurdu.
Acil eylem planındaki en önemli çarklar; arama kurtarma, risk analizi, talep planlama, sağlık hizmetleri, haberleşme, geçici iskan, özel müdahale, ulaşım ve haberleşme hızlıca aktif hale getirilirdi. Bunların yapılabilmesi adına iş makinaları sahaya gönderilir, ana ve ara ulaşım koridorları açılırdı. Tüm lojistik faaliyetlerin aksamaması, şehir giriş çıkışlarının yoğunlaşmaması adına ihtiyaçlar analitik hiyerarşi düzen içerisinde belirlenirdi. Böylece her ihtiyaç tam zamanında ve yerinde karşılanırdı. Haberleşme ağının yok olduğu bir bölgede mobil servisler kurulur, telsiz GSM ve internet ağları faaliyete girerdi. Lojistik hesaplamalar ve izlenimler ile belirlenen tüm ihtiyaçların saha içerisinde ihtiyaç sahiplerine dağıtılması adına mikro dağıtım ekipleri kurulurdu. Bu ekipler sadece şehir merkezlerinde hareket etmez kapsayıcı bir bütünlükle çalışırdı.
Afet sonrası oluşabilecek, bilinen veya bilinmeyen salgın hastalıklara ve insan sağlığına karşı önlemler alınırdı. Bunlardan bazıları, umumi tuvaletler, temiz içme suyu, barınma alanlarının dezenfektasyonu, temiz iç çamaşırı, kişiye tanımlanmış hijyen kiti...
Yukarıda bahsedilen başlıkların fonksiyonel ilişkisini aşağıdaki grafikte daha net görebiliriz.
Yukarıda bahsedilen olgular keşfedilmesi zor başlıklar değil. Hatta detaylı ve öngörülebilir şekilde hazırlanmış kitapçıklardan oluşan dokümantasyonları mevcut. Bunlar ise; Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP), İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP), Afet lojistiği literatürü, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı olarak geçmekte. Bu dokümanlar okunabilir, neyin ne zaman nasıl uygulandığı ya da uygulanamadığı, yaşadığımız depremde afete müdahale farklılıkları ve bu sırada insanlığın nasıl aşağılandığı gözle görülebilir!
Daha konuya girmeden söylemiştik…
Yüreğimizde bir çok kare netleşmedi… Yurttaşlarımızı, eşimizi, dostumuzu, çocuklarımızı kaybettik.
Kaybettik çünkü bilim düşmanı, sermaye yanlısı, kibirli bir duvar vardı önümüzde.
Hepimiz, o duvarın yarattığı enkazın altında kaldık!
Bir şey hariç; öfkemiz ve umudumuz…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

