Sayfa yolu
Gitti mi sandınız?
Birkut Engüllü
Yayın Tarihi: 27.11.2022 , 09:31 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bombalı saldırının İstiklâl'i kana bulamasının beş gün sonrası, saat akşam beş suları, vermişim sırtımı Mustafa Kemal ile Voroşilov'a, epeydir aramızın limoni olduğu Beyoğlu'nun ışığı hırpalanmış caddesine bakıyorum. Bir yanda kültürü çalınmış AKM; diğer yanda devrimi ötelenmiş Gezi Parkı; dört bir yanda pürtelaş, yetişememeye yetişme gailesinde insanlarıyla; umutsuzluk ile umut tacirliği arasına sıkıştırılmaya çalışılan bir 'isyanın ön günü' tablosunu andırıyor her şey.
Normal adım yürüyorum. Artık toplaşılabilemeyen mekanların müdavim sesleri, artık olabilemeyen konserlerin şen melodileri kulaklarımda hâlâ; gülümsüyorum. Sonra bir yabancılaşma, bir tanıyamama ve tanınamama hali... Ayaküstü bir yere oturayım diyorum, belki Beyoğlu'yla arayı da düzeltiriz umuduyla; fakat genele hakim olmuş, tumturaklılıkla hiçlik arasında salınan, içe sindirilmesi nâmümkün bir durum söz konusu. Devam ediyorum.
İstanbul'un, genel olarak, Mikail'le uzlaşamadığı bir günün dengesiz hava koşulları sürüyor. Rüzgar, beton kalabalığından sıyrılabildiği yerlerde asabileşiyor. Üzerindeki afişlerden hoşnut olmayan bir dört ayak reklam panosu, belki de aynı hoşnutsuzluğu paylaşan rüzgarın hiddetiyle devriliyor: Güm! Tek er muharebe eğitimindeymişçesine hafif çöküyor herkes bir anda, olduğu yerde durup. İnadına meydan okuduğumuz tedirginliğimiz, bir anlığına yakalıyor hepimizi; sonra tekrar geri itiyoruz. Yakışıksız granitleri arşınlayarak yolumuza devam ediyoruz. Tasanın yirmi tonuyla dalgınlaşan beynime, gözümden gelen "Galatasaray Lisesi'ne geldin." uyarısıyla kendime geliyorum; uzaklaşan yakın geçmişte ezbere bildiğim yerleri şaşıracak hale gelmiş olmamın kızgınlığıyla geri dönüyorum.
Bugünlerde çoğunlukla 'göç' olgusuyla anılan bir ülkenin bilindik şehirlerinden biriyle adaş pasajın girişinde duruyorum. Orası da başkalaşmaktan nasibini almış ama içindeki cevhere tutkunlarla kalabalık. Kalabalığın merkezine doğru ilerliyorum.
*
Hiç tanımadığım insanlarla tanış hissetmeyi seviyorum ve tam olarak bunu hissediyorum. Bir direniş kalesinin dokümanterle karışık duvarlarında, ustalarla selamlaşıyorum. Kalabalıkla karışıp yerimizi buluyoruz, dikkatlerimizi topluyoruz, 'muzır' bir komiğin kendine has üslubuyla yaptığı anonsun ardından ışıklar sönüyor, spotlar yanıyor ve yek, dü, se, çehar...
"Herkes bilir az biraz
Mefailün failün
Şiraz'da vardır kiraz
Failatün failün
Failatün tiyatro"
43 yıl öncesinden bugüne bir iz düşümle baş başa kalıyoruz, hiç de şaşırmıyoruz.
"Ülkeye tırla uyuşturucu soktu.." deniyor,
Rıza Pehlevi'nin kardeşinin kumar arkadaşı için.
"Paramızı b.oka çevirdi.." deniyor,
Rıza Pehlevi için.
"Gitti Şah, geldi Şah.." deniyor,
İran için.
"Molla nefret tohumlarını suluyor.." deniyor,
ne kadar da tanıdık değil mi?
"Failatün faşizma"
Tarih tekerrür etmiyor aslında. Biz; aynı saçmalığın içinde kalıp farklı şeylerle karşılaşmayı beklediğimiz için, her defasında kaçınılmaz hüsrana uğruyoruz. Anlatılan, bizim hikayemiz.
*
Işıklar yeniden yandığında, karışıklığı netleşmiş bir şekilde caddeye geri dönüyoruz. Bu satırlar dolanıyor kafamda, bir an önce eve dönmek için hızlanıyorum. Yazmak, geldiği gibi gidebiliyor zira. Yazmak lazım umudu büyütmek için, umuda çağırmak için yazmak lazım. Beyoğlu'nda bir 'heyula' dolaşıyor, her an her sokakta belirip başkaldıran kurşun kalemiyle Ferhan Şensoy "Gittim mi sandınız?" diyor. Beyoğlu gülümsüyor, ben gülümsüyorum, usta gülümsüyor: "Eğilip bükülme devrinde değiliz. Türkiye’yi aydınlığa çıkarma gibi bir sorumluluğumuz var."
Ses'ten kalkan başla, Şan'ın küllerinden doğan inatçı direniş iradesi; ancak paylaşarak ve tekrar tekrar anlatarak süreklilik kazanabilir. O'nun hüzünlü ama dik bakışlarıyla gördüğü o 'güzel ütopya'nın mücadelesini yükseltmek, ustaya borcumuzdur.
Bizim yolumuzda son yoktur, es verdiğimiz yerden 'ses' olmaya devam edeceğiz; tarihin çarkları ileri dönsün ki bir daha tekerrür edemesin diye.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.