Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Gazzeli sanatçının eserleri tanıklık belgesine dönüşüyor: 'Çizimlerim ölümle kuşatılmış bir halkın kalp atışı'

İstanbul Bienali’nde yer alan Filistinli sanatçı Sohail Salem’e ulaştık ve soL okurları için sorularımızı cevaplamasını istedik. Çizimler Gazze’de soykırım devam ederken, sanatçının ülkeden çıkabilen arkadaşları sayesinde sergiye ulaştırılabiliyor.

Soheil Salem, 2025, Gazze.

Fide Lale Durak

Yayın Tarihi: 17.10.2025 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 22.10.2025 , 11:01

İstanbul Bienali’nde yer alan Filistinli sanatçı Sohail Salem’e ulaştık ve soL okurları için sorularımızı cevaplamasını istedik. 

1974 Gazze doğumlu olan sanatçı halen burada yaşıyor ve sanatsal üretimlerine devam ediyor. Salem, Filistinli sanatçıların sergiler, atölyeler düzenlediği Eltiqa Sanat grubunun kurucularından ve aynı zamanda El Aksa Üniversitesi’nde bir yıl ders vermiş. 

Salem’in İstanbul Bienali’nde yer alan Gazze Günlükleri ve İmdat Çağrısı defterleri, 2023’te İsrail’in uyguladığı soykırım nedeniyle Gazze’den taşınmak zorunda kaldığı ve yerleştiği Deyr el-Belah’de, UNRWA (Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) tarafından dağıtılan okul defterlerine tükenmez kalemle yapılmış çizimlerden oluşuyor. 

Çizimler Gazze’de soykırım devam ederken, sanatçının ülkeden çıkabilen arkadaşları sayesinde sergiye ulaştırılabiliyor. Defterlerin her bir sayfasına yansıyan kadınlar, çocuklar, kuşlar ve sanatçıya ait tüm imgeler, Bienal’de yer alan bir sanat eserinin ötesine geçerek bir tanıklık belgesine dönüşüyorlar. 

Merhaba, öncelikle sorularımızı yanıtlamayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bu yılki İstanbul Bienali’nin kavramsal çerçevesi göç, krizler ve savaşları kapsıyor. Siz ise savaşın göbeğinden katılıyorsunuz. Nasıl oldu Bienal’e katılımınız, siz mi başvurdunuz? Davet mi edildiniz? 

Evet, savaşın yaşandığı Gazze’den katılıyorum. Duygularımı dışa vurduğum, kendimi çizerek ifade ettiğim okul defterleriyle ve A3 boyutunda EKG (Elektrokardiyografi) kağıtlarıyla katılıyorum. Ashkal Alwan Galerisi’nin nazik daveti sayesinde Bienal’e katıldım.

Bombaların sesi ve uçakların gürültüsünün yaşamın nabzıyla iç içe geçtiği bir zamanda, işlerimi İstanbul Bienali’nde sergileme şansına sahip oldum. Hâlâ Gazze’deyim ama çizimlerim, Gazze’den ayrılabilen arkadaşlarım aracılığıyla uçabildi. Çizimlerim, özgür dünyaya bir yardım çağrısı ve ölüm ile yıkıma maruz kalan kuşatılmış bir halkın kalp atışıdır.

Sizin de dediğiniz gibi Bienal’de sergilenen eserleriniz çizim defterlerinden oluşuyor. Bu çizimlerin hikâyesinden biraz bahsedebilir misiniz?

Korku, direniş, dayanışma ve acının imgelerini çiziyorum. Katılımım hafızalarda kalacak, çünkü sanat bir lüks değil, bir direniş eylemidir.

Her çizim, yaşadığımız gündelik hayattan bir hikâyeyi ve deneyimi anlatıyor. Çizim, kelimelerden daha büyük bir ifade aracıdır. Bir halkın acısını; açlığı, kuşatmayı, yerinden edilmeyi ve şehitleri bize yansıtır.

Gerçekten de çizimlerinizde bu hissediliyor. Peki, Gazze’de birlikte yaşadığınız ve zor koşulları paylaştığınız insanlar sanatsal üretiminizin farkında mı? Kendilerinin de içinde olduğu çizimlere nasıl tepki veriyorlar?

Gazze’deki arkadaşlarım çizimlerimi gördüklerinde ve sayfaları çevirdiklerinde şaşırıyor ve etkileniyorlar. Araçların sadeliğine rağmen, bir okul defteri ve bir kalem, o araçlar çok fazla anlam taşıyorlar. Sayfaları çevirirken onları izliyorum ve bu çizimleri tamamladığım için mutlu hissediyorum.

Etrafınızdaki insanları çizerken belki de bir ses oluyorsunuz; belki bu, zor koşullara karşı direnç inşa etme yolunuz. Resimleriniz çevrenizdekiler için umut verici olabilir. Böyle bir etkileşim olduğunu düşünüyor musunuz? Sanatınızla çevreniz arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

Sanat ile yaşadığımız çevre arasındaki ilişki derin ve anlamlı bir ilişkidir, özellikle de savaşta yaşanan acıları ifade ettiği için. Bu, sanatın sadece estetik bir ifade olmadığını, aynı zamanda hayatta kalma ve iç dünyamızı, yaşamımızın kalıntılarını ifade etme aracına dönüştüğünü gösterir.

Bazıları bunu belgeleme olarak görür, ama ben bunu insanlığa bir çağrı, direnişe bir davet olarak görüyorum ve sanatın sesi, topların gürültüsünden daha yüksek çıkar.

Sanat, bu zor koşullarda benim sığınağım oldu. Bombardımanın, yerinden edilmenin ve açlığın yoğunluğuyla yorgun düşmüşken, stresi ve korkuyu azaltmama yardımcı oluyor, düşünmem ve kendimi yeniden inşa etmem için bana alan sağlıyor. Sanat, özellikle Filistinli kadınların direnişini ve insanların gözlerindeki umudu göstermeme yardımcı oldu.

Sanatı halkları birbirine bağlayan bir beden, yaralı Gazze’ye açılan bir umut penceresi, haberler ya da siyasi çevreler tarafından gerçekler çarpıtılabilecekken dünyaya gerçeği aktaran bir iletişim, etkileşim ve etki aracı olarak görüyorum.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.