Sayfa yolu
Fırtınada gelincik: Hatay depreminde sanatçılar ve sanat
Yayın Tarihi: 02.04.2023 , 09:35 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
6 Şubat tarihinde meydana gelen deprem her şeyde olduğu gibi deprem bölgesinde yaşayan sanatçıları, depremin etkilediği kentlerdeki sanatı da etkiledi. Bir yanıyla da sanat ve sanatçılar depremin yaralarını sarmak için kollarını sıvadı. Bu kentlerden birisi de Hatay.
Antakya Sanat Kolektifi'nden Tunay Devrim ile deprem sürecinde yaşananları, sanatçıların enkaz altındaki çalışmalarını umutlarını ve hedeflerini soL okurları için konuştuk
'Tırnaklarımızla şekil verdiğimiz iki dernek binamız da artık kullanılamaz durumda'
Hatay depreminde sanatın etkilendiği alanlara dair veriye sahip misiniz?
Hatay’da sanat; yaşamın dinamiğinin sokaktan, eski Antakya evlerinden, denizin kenarından, yemyeşil ormanlardan insan ruhuna akması demektir. Ne yazık ki depremle beraber bir süreliğine yok olan yaşam; sanatı ve sanatçıyı da yok olma noktasına getirdi.
Depremin ilk haftasında kentte kalan bizler, ulaşabildiğimiz birçok sanatçının, yazarın, şairin zorunlu sebeplerle şehir dışında olduklarını öğrendik. Biz de bir elin parmak sayısını geçmeyen sanatçılarla bir araya gelerek atardamar olan sanat yoluyla bu kente yaşam umudunu, kalp atımını yeniden nasıl kazandırabilirizin derdine düştük. Sanat Evlerinin durumuna gelirsek; taş taş üstünde bırakmayan bu afetin nerdeyse her sanat evine yıkıcı bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Hayat bazen çok garip tesadüflere gebe. Depremden sadece saatler önce tadilatını, kurulumunu tamamladığımız Antakya Sanat Derneği’nin yeni binası da eski binası da yüreğimiz, emeğimiz, düşlerimiz gibi ağır hasarlı. Kapısını yarınlarda güzel üretimler için kapadığımız, tırnaklarımızla şekil verdiğimiz iki dernek binamız da artık kullanılamaz durumda. Sanırım diğer sanat evleri ve kurumlar da pek farklı değil.
Sanatçıların durumunu iki farklı açıdan ele alabiliriz. Birincisi şu an bizim gibi kentten ayrılmayan ve burada dışardan gelen sanatçılarla, gönüllü insanlarla bir şeyler yapmaya, sanat yoluyla ayakta kalmaya çalışanlar... İkincisi ise kentin dışında olup, yüreği bu kent için atan sanatçılar. Biliyoruz ki onlar da bir an önce buraya dönmek ve üretimlerine devam etmek istiyorlar.

'Bizi yaptıkları yapıların enkazı altında bırakanlar ortalıkta yoktu'
Deprem sürecinde sanatçılar ve aydınlar neler yaptı Hatay'da? İlk günlerdeki süreci anlatır mısınız?
Kentle birlikte insanda yok oldu bu depremle. 6 Şubat sabahında meydana gelen depremin yarattığı yıkım kelimenin tam anlamıyla dehşet ötesi bir durum. Hiç bir film karesinde göremeyeceğimiz bir yıkımla karşı karşıyaydık, adeta distopyayı yaşadık.
Enkaz altından duyulan çığlıkların yavaş yavaş kesilmesi, enkazdan kurtulanların hiç kimseye ve hiçbir yere ulaşamama durumu, kaotik bir ortam, sesler içinde derin bir kaygı ve sessizlik, insanın içine çekildiği an… Doğa üzerinde kurucu bir öge gibi olan insan aklının doğa karşısındaki çaresizliğini hiçbir sanatın anlatamayacağı bir dil yaratmıştı. Bunları anlatmadan geçemezdik. Çünkü bizler de bu enkazın altından sağ çıkan ve hayatta kalanlardık.
Depremin ilk anlarında desteğe gelen gönüllü dostlar olmuştu. Aklımıza ilk gelen, hayatta kalanlarla acilen koordinasyon merkezleri kurmak oldu. Çünkü bizi yaptıkları yapıların enkazı altında bırakanlar yoktu. Günlerce de olmayacaktı. Bir süre halkımızın yaraları dışarıdan gelen desteklerle sarıldı.
Hayatta kalabilen birçok kentli sanatçı dostumuza ulaştığımızda kent dışına, güvenli bölgelere bir süreliğine geçtiklerini öğrendik. Kalan edebiyatçı, sanatçı ve aydın dostlarla bu süreci yönetmeye çalıştık. Tabii 73 yaşına gelmiş bitmez tükenmez enerjisiyle Suavi gibi, Hilmi Yarayıcı, Haluk Levent gibi sanatçı dostlarımızın insanlarımızın kalbine dokunmasını unutmamak lazım.

'Sanatın kaynağı hafızadır, hafızalarımızdan hiçbir zaman silinmeyecek bu felaket'
Böylesi zamanlarda sanatın işlevini nasıl görüyorsunuz? Bir fotoğraf ya da şarkının etkisi için ne söylersiniz?
Hafıza önemlidir. Sanat ve hafıza arasında önemli bir ilişki var. Sanatın kaynağı hafızadır. Hafızalarımızdan hiçbir zaman silinmeyecek bu felaketin derin izlerini, travmalarını ancak sanatla iyileştirebilir ve yaşamı yaşanılabilir kılabiliriz. Bu nedenle sanatın iyileştirici gücüne inanıyoruz. Yeri gelmişken söylemekte yarar var. Deprem bölgesinde çekilmiş fotoğraf sergisi hazırlığımız var. Bu bilgiyi buradan paylaşmış olalım.
'Bu kent yeniden kurulabilir, çünkü bu kentin ruhu, hafızası, kültürü dimdik ayakta'
Hatay kültür tarihi açısından kritik öneme sahip. Sizce yeniden kurmak mümkün mü?
Antakya kadim bir kent. Bu kent için, Roma’dan genç İstanbul’dan yaşlıdır derler. Çok kültürlü, çok kimlikli, çok dilli bir dokuya sahip. Kültürlerin iç içeliği ortak bir yaşamı inşa etmiş, tarih üreten bir kentten söz ediyoruz. Bu çok önemlidir. Şair Sabahattin Yalkın’ın “Antakya olmadan yazılan bir tarih eksik kalır” dediği bir kent. Tarihte defalarca yerle bir olmuş, ısrarla ve inatla yeniden kurulmasının altındaki nedenlerden biri de budur kanımızca. Var olan bu ortak mirası, hafızayı koruma refleksidir. Bu kent 6 Şubat depremiyle birlikte sekizinci kez yerle bir oldu.
Bu kent yeniden kurulabilir mi? Geçmişte olduğu gibi evet, bir kez daha kurulabilir. Bilimle, akılla, sanatla bu kent yeniden kurulabilir.
Öncelikle bir envanter çalışması yaparak bu işe başlanmalı. Kent merkezindeki zarar gören mimari dokunun, taşın, duvarın bu işin ehli olan uzmanlarca numaralandırılarak bir merkeze taşınması sağlanmalıdır. Bu taşlar inşa sürecinde mimari dokusuna uygun şekilde yeniden kullanılmalıdır. Bazı mekânların deprem gerçeğini hafızada tutmak bakımından olduğu gibi müzeye dönüştürülmesi gerekir diye düşünüyoruz. 1930’lu yıllarda kent merkezinde Fransızlar tarafından inşa edilen meclis binası gibi… Tekrar etmek gerekirse bu kent yeniden kurulabilir, çünkü bu kentin ruhu, hafızası, kültürü dimdik ayakta.
Deprem bölgesinin dışında olan sanatçılar nasıl destek oldular?
Depremin ilk gününden şimdiye Antakya’da birçok koordinasyon yeri, oluşum veya gönüllü merkezler kuruldu. Bu yerlerin tümüne hangi sanatçılar ne tür katkılar yaptı hepsini bilmek ve söylemek zor olsa da biz Antakya Sanat Derneği olarak ülke sanatçılarına yaptığımız çağrımız sonrası bizlere destek olan aydın ve sanatçıları burada sayabiliriz. Depremin ilk günlerinde daha önce kentimizde ağırladığımız birçok sanatçının bizleri defalarca araması ve yanımızda olduklarını hissettirmeleri bizlere güç verdi. Bu isimler arasında, Kemal Varol, Serkan Türk, Selim Temo gibi isimleri sayabiliriz.
Yanı sıra derneğimizin çağrısına ilk olarak Süreyya Köle öncülüğünde Türkiye Yazarlar Sendikası Ankara Temsilciliği, Mersin’de yaşayan Yonca Yaşar, Selma Yaşar, Aydan Yalçın ve Gül Gülsün Yıldız gibi yazar, şair, tiyatro oyuncuları ses verdi. Onlarla beraber kent ve sanat üstüne yaptığımız değerlendirmeler sonucunda Antakya Sanat Kolektifi adı altında toplanmaya karar verdik.
Ardından sayın Ayşegül Tözeren’in koordine ettiği TTB Kültür Sanat ve Edebiyat Kolu üyeleri ile Latife Tekin, Hakkı Zariç, Altay Öktem, Deniz Durukan gibi yazar, şair ve müzisyenleri kentimizde ağırladık.
Kırka yakın isimle beraber yaptığımız kentin durumunu gördükleri yolculuğumuz sonunda bu kent için, yarın için, sanat için yalnız olmadığımıza olan inancımız arttı.
Bu hafta başında ise RedFotoğraf kurucularından fotoğraf sanatçısı-yazar Özcan Yaman ve yazar Adil Okay’ı kentimizde ağırladık.
Ne yazık ki fotoğraf çekiminin bitmek üzere olduğu günün sonunda Kurtuluş caddesinde kaldırımda yürürken moloz taşıyan bir hafriyat kamyonundan sarkan iki metrelik çengelli demir Özcan Yaman dostumuzu yola fırlattı. Yaman, önce Sahra Hastanesi’ne ardından Dörtyol Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Kaburga kırığı, kalça kemiği kırığı ve akciğerlerde sızıntı oldu. Geçmiş olsun dileklerimizi tekrar buradan iletiyoruz.
Önümüzdeki günlerde ise Sezai Sarıoğlu, Kemal Varol gibi isimleri Antakya’da konu edecek onlarla da diğer sanatçılar gibi gelecek adına bir çok proje hayata geçirme adına çalışmalar yürüteceğiz.
Sizi en çok etkileyen şey ne oldu bu süreçte?
Yıllardır distopik romanlar okumuş, filmler izlemiş biri olarak deprem sonrası ortaya çıkan felaket manzarayı hiçbir hayal gücünün tasavvur edemeyeceğini anlamak olsa gerek. Yıkılan ofisimden geriye kalan tek kitabı elime aldığım zaman hissettiğim o acı duygu.

Ailesini, çoluk çocuğunu kaybeden insanların acısını paylaşmaktan, onlara sabır dilemekten başka bir şey yapamasam da yıllardır sahaflardan topladığım; gençliğin verdiği enerji ile fuarlardan, şenliklerden, imza günlerinden biriktirdiğim bütün imzalı kitapları, not defterlerini, anıları kaybetmek bende benzer duygular uyandırdı. Bir de depremin üçüncü günü Arsuz Karaağaç’taki koordinasyon merkezimizde Şişli’den gelen bir yardım tırını boşaltırken, uykusuz şoförün bana izlettiği kısa bir videoyu unutamıyorum: Bir teyzemin elindeki koliyi gözyaşları içinde yardım tırına bırakması… İnanın bu ülkeye, bu ülke insanına olan umudum o videoda yeniden canlandı. Belki de yaptığımız her şeyi yapabilme gücünü bizlere veren bu annelerimizin yüreklerinden bizlere ulaşan gözyaşlarıydı. Her şeye rağmen bu halk hala yüreğini ve merhametini, aklını ve bilgeliğini, yardımseverliğini özetle insanlığını koruyabilmekte.
'Bir taraftan yaşam mücadelesi veriyor diğer taraftan yeniden ayağa kalkmaya çalışıyoruz'
Deprem sürecinde yaptığınız sanatsal çalışmalar oldu mu? Önümüzde hangi planlar ve hedefler var?
Deprem sonrası felakete dönüşen sürecin yaralarını sarmak biraz zaman alacak. İnsanlarımızın barınma gibi, beslenme gibi hayati önem taşıyan sorunları dağ gibi önümüzde duruyor. Bir taraftan yaşam mücadelesi veriyor diğer taraftan sanatın, edebiyatın, şiirin gücüne inanarak yeniden ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Çok zorlu bir zamandan geçiyoruz. Her şeye rağmen sanat merkezlerimizi kurma çabasını sürdürüyoruz. Sanatçı dostlarımızın desteğiyle hem kendimizi hem de kentimizi yeniden inşa edeceğiz. Deprem konulu fotoğraf sergisi hazırlıklarımız var. Felsefe buluşmaları başlığı altında felsefe etkinlikleri, deprem konusunu gündemde tutmak adına edebiyat dergilerinde deprem dosyaları hazırlıkları, konserler, okur-yazar buluşmaları gibi çok sayıda etkinlik hazırlıklarımız var.
Bu süreçte bizlerle olan sanatçı, edebiyatçı, aydın dostlarımıza buradan teşekkür etmek istiyoruz. Ayrıca bize kendimizi anlatma fırsatı sağladığınız için sizlere ve soL portal emekçilerine sonsuz teşekkürler. Sanatın, edebiyatın iyileştirici gücüne inanarak, insanlığın ortak mirası olan bu kenti bilimle, sanatla, edebiyatla, şiirle, yeniden kurmak için gitmedik, buradayız!
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

