Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Filistin direnişinin 'Japon Ahmed'i Lübnan’da yaşamını yitirdi

Japon Kızıl Ordusu militanı Kozo Okamoto Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’yle birlikte 1972’de Tel Aviv’de havalimanına düzenlenen saldırıyı gerçekleştirmişti. Filistin direnişinin “Japon Ahmed” unvanını verdiği Okamoto dün 78 yaşında Lübnan’da yaşamını yitirdi.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 24.07.2026 , 14:41

Gençliğinden itibaren Filistin davası için savaşan ve 1972’de direnişin Tel Aviv’deki Lod Havalimanı’nı hedef alan saldırısını bizzat gerçekleştiren Japon Kızıl Ordusu kurucusu Kozo Okamoto dün 78 yaşında Lübnan’da yaşamını yitirdi.

1970-80’lerde direnişin en güçlü örgütü olarak bilinen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi tarafından ona “Ahmed el-Yabani” ismi verilmişti.

Ancak bu ismi Türkçeye Farsçadan geçen “yabancı” sözcüğünün kökeniyle karıştırmamak gerek. Arapça’da “Yaban” Japon anlamına geliyor.

Yaşamının 13 yılını İsrail hapishanelerinde ağır işkence koşullarında geçiren Kozo Okamoto direnişin ona verdiği “Japon Ahmed” adıyla hayata gözlerini yumdu.

Tel Aviv’de şimdi adı Ben Gurion olan Lod havalimanına Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nce planlanan silahlı saldırıyı Japon Ahmed ve iki yoldaşı gerçekleştirmişti.

Saldırıda aralarında o dönemde İsrail’de yaklaşan seçimlerin en güçlü adayı olması beklenen Aharon Katzir dahil 8’i İsrailli yerleşimci 26 kişi ölmüştü.

Saldırıda iki yoldaşını kaybeden Okamoto 13 yılını İsrail hapishanelerinde ağır işkence koşullarında geçirdikten sonra 1985’te Cibril Anlaşması kapsamındaki esir takasıyla serbest kalmıştı.

Okamoto o zamandan ölümüne dek hayatını Lübnan’da sürdürdü.

FHKC'den militan yoldaşa veda

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi uzun süreli hastalığına bağlı olarak yaşamını yitiren Okamoto'yu "militan yoldaş” diye nitelendirdi.

Açıklamada, Okamoto'nun "Ahmet el-Yabani" kod adıyla onlarca yıl boyunca Filistin davası ve direniş alanlarında omuz omuza sergilediği sarsılmaz duruş ve büyük fedakarlıklara vurgu yapıldı.

İsrail hapishanelerinde geçirdiği 13 yıl boyunca (özellikle tek kişilik hücrelerde gördüğü işkence ve ağır koşullara rağmen) direniş çizgisinden taviz vermediği hatırlatıldı. 

Okamoto’nun devrimci enternasyonalizmin ve dünya halklarının Filistin direnişiyle bütünleşmesinin en önemli simgelerinden biri olduğu ifade edildi.

Hamas: Özgürlüğün nişanesi, direnişin simgesi

Hamas’ın Beyrut temsilciliği de yayımladığı mesajda Okamoto'nun ailesine, yakınlarına ve FHKC'deki yoldaşlarına başsağlığı diledi.

Açıklamada Okamoto'nun "özgürlüğün bir nişanesi, baskı ve zulüm güçlerine karşı direnişin simgesi" olarak anılacağı belirtildi.

Okamoto’nun mirasını "Filistin halkı ve onun meşru haklarıyla küresel ve uluslararası dayanışmanın canlı bir örneği" olarak tanımlayan Hamas, onun Japonya’daki yaşamını geride bırakıp Filistin davasını desteklemek adına sergilediği tarihi duruşun unutulmayacağını vurguladı.

Japonya'dan Lübnan'a direnişle geçen bir ömür

Lübnan merkezli El Meyadin’de Okamoto’nun hayatı ve Lod Havalimanı eylemi şöyle aktarıldı:

“Okamoto, 1947 yılında Japonya'nın mütevazı Kumamoto prefektörlüğünde (ilinde) doğdu. Botanik eğitimi alırken, isminin İsrail işgalini hedef alan ve hâlâ en büyük direniş eylemlerinden biri sayılan bir operasyonun parçası olarak manşetlere çıkacağını muhtemelen tahmin bile edemezdi.

Gençlik yıllarında siyasete atılan Okamoto dünyada yaşanan adaletsizliği görerek ve yeni gelişmekte olan Filistin davasına yakın bir ilgi duyarak, solcu Lübnanlı ve Filistinli grupların yoğun desteğiyle Lübnan'dan faaliyet gösteren Japon Kızıl Ordusu'na (JRA) katıldı.

JRA nihai olarak Japon hükümetini ve monarşisini devirmeyi amaçlasa da, esas olarak Batı Asya'daki ve özellikle Lübnan ile işgal altındaki Filistin topraklarındaki faaliyetleriyle tanınır; bununla birlikte Güney ve Güneydoğu Asya'da da çok sayıda eyleme karışmıştır.

Silahlarını, eğitimini ve uzmanlığını esas olarak İsrail işgaline karşı savaşmak amacıyla FHKC'den sağlamıştır.

Marksist-Leninist bir örgüt olan JRA, kuruluşunun ardından Japon hükümeti tarafından şiddetle mücadeleye maruz kaldı ve nihayetinde Japonya ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından terör örgütü ilan edildi. Onlarca üyesi tutuklandı ve kuruluşundan 30 yıl sonra, 2001 yılı itibarıyla feshedilmesine rağmen Japon hükümetinin örgüte yönelik kampanyası hâlâ devam ettiği için kalıntıları bugün bile kaçak durumdadır.

Kozo Okamoto Temmuz 1972'de çıkarıldığı İsrail mahkemesinde.

Lod Havalimanı eylemi

Antiemperyalist Enternasyonal Tugay ve Savaş Karşıtı Demokratik Cephe olarak da bilinen JRA, kuruluşundan itibaren zaten öne çıkmıştı. Ancak İsrail işgaline karşı en bilinen direniş eylemlerinden biri kabul edilen tek bir olayın ardından küresel bir fenomene dönüştü.

30 Mayıs 1972'de üç JRA savaşçısı, İtalya'nın başkenti Roma'dan kalkan bir uçakla bugün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı olarak bilinen el-Lidd (Lod) havalimanına ulaştı. Havalimanı güvenliğini şaşırtacak şekilde, içinde saldırı tüfekleri ve el bombaları gizlenmiş keman kutuları taşıyorlardı.

Havalimanı güvenliği olası saldırılara karşı yüksek alarm durumundaydı ancak Filistinlileri gözlemliyorlardı. Bu nedenle savaşçıların etnik kökeni bekleme alanına girmelerine yardımcı oldu. Bekleme alanında keman kutularını açıp Çek yapımı vz. 58 piyade tüfeklerini çıkardılar, İsrailli yolculara ve personele ateş açmaya başladılar; şarjör değiştirirken kendilerine siper sağlamak için de el bombaları fırlattılar.

Eylem sırasında, aralarında sekiz İsrailli yerleşimcinin de bulunduğu yaklaşık 26 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden yerleşimcilerden biri olan Aharon Katzir'in, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en güçlü aday olması bekleniyordu; ancak ölümünün ardından kardeşi Ephraim bir yıl sonra cumhurbaşkanı oldu.

Eylemin finansmanına ilişkin çeşitli iddialar bulunmaktadır; bazıları bunun başka bir direniş eyleminden elde edilen fonlar olduğunu söylerken, diğerleri Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin direniş savaşçılarına yardım ettiğini belirtmektedir.

Ölümlerin tamamından direniş sorumlu olmayabilir

Savaşçılar ile İsrail işgal havalimanı güvenliği arasında çıkan çatışmanın çapraz ateşinde bazılarının kalmış olabileceği tahmin edildiğinden, 26 kişinin tamamının Direniş savaşçıları tarafından öldürülüp öldürülmediği belirsizliğini korumaktadır. Savaşçılardan ikisi çatışma sırasında öldü, üçüncüsü ise terminalden ayrılmak üzereyken vurularak etkisiz hale getirildi. İşte bu üçüncü kişi Okamoto'nun kendisinden başkası değildi.

İsrail hapishanelerinde 13 yıl ve Cibril Anlaşması'yla gelen özgürlük

Eylemin ardından el-Yabani tutuklandı ve askeri mahkemeye çıkarılarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak, pek çok direniş örgütünün müttefiklerinden veya savaşçılarından hiçbirinin geride bırakılmayacağını sık sık vurgulaması gibi, Okamoto da 13 yıl sonra, 1985'teki Cibril Anlaşması'nın (adını Filistin Halk Kurtuluş Cephesi – Genel Komutanlık kurucusu ve lideri Ahmed Cibril'den almaktadır) bir parçası olarak serbest bırakıldı. Bu anlaşmayla Filistin Direnişi, 1982 Lübnan işgalinde esir alınan üç İsrail askerini 1.150 güvenlik mahkûmu karşılığında serbest bıraktı.

Anlaşma çok önemliydi; zira daha sonra Hamas Filistin Direniş hareketini kurup liderliğini yapacak olan Gazzeli lider Ahmed Yasin'in de serbest bırakılmasını sağladı. Bir diğeri ise Filistin İslami Cihadı'nın mevcut lideri Ziyad el-Nahhale idi.

Nitekim bir yılı aşkın süren görüşmeler sonucu doğan bu anlaşma kapsamında serbest bırakılanların çoğu, İsrail işgaline karşı Birinci İntifada'nın "omurgasını" oluşturan yapıyı kurdu.

Lübnan'da tutuklama ve ardından gelen siyasi mülteci statüsü

Serbest bırakılmasının ardından Okamoto, 1997 yılında sahte pasaport ve vize ihlalleri nedeniyle diğer dört JRA üyesiyle birlikte tutuklanana kadar Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde normal bir yaşam sürdürdü. Diğer dört savaşçı Lübnan hükümeti tarafından Japonya'ya iade edilirken, Okamoto'nun Lübnan topraklarında kalmasına izin verildi ve sonunda kendisine siyasi mülteci statüsü tanındı.

Okamoto, işgal altındaki Filistin'i desteklemeye çalışırken kendisine destek olan aynı örgütlerin ve grupların himayesinde yaşadı ve 23 Temmuz 2026'daki ölümüne kadar Lübnan'da kaldı. Adını sadece işgal altındaki Filistin uğruna değil, emperyalizme ve Batı hegemonyasına karşı mücadele uğruna ellerinden gelen her şeyi feda edenlerin yanına kazıdı.”


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.