Breadcrumb
Ferrero'nun fındık restinin perde arkası: 'Şili’ye doğru giderken bu işbirlikçilerini de yanlarına alsınlar'
Yayın Tarihi: 05.11.2025 , 12:51 Güncelleme Tarihi: 30.12.2025 , 23:00
Eğimli yamaçlarda, denizin tuzlu rüzgarına karşı dik duran fındık ağaçları Karadeniz’in, hatta Türkiye’nin en değerli ürünlerinden biri.
Kış aylarında çiçeklenen fındık bahçeleri, Ağustos ayı geldiğinde hareketlenir, Karadenizliler için fındık zamanı başlar.
Kışın açan çiçekler olgun fındıklara dönüşmüştür… Çöterelere yani toplama sepetlerine yüklenen fındıkların bir sonraki durağı harman olur. Harmanda kuruyan fındıklar çotanaklarından (yeşil kabuklarından) ayrılırlar, sınıflandırılıp ya depolanır ya da pazar için yola koyulurlar artık.
Üreticinin çilesi bir paragrafta, bir çırpıda anlatılsa da öyle durduğuna bakmayın, o fındık bahçelerinde başlayan süreç son noktasına kadar eziyet doludur.
Hele bir de emeklerine göz koyan tekeller, paylarını büyütmek için oyun peşindeyse.
FT'nin haberi: Ferrero'nun fiyat kırma girişimi
Bu sene Nisan ayında şiddetli zirai don yaşandı. Ordu ve Giresun gibi üretimin yoğun olduğu illerde fındık bahçeleri ağır zarar gördü.
Tarım İl Müdürlükleri 400 bin ton civarında bir rekolte belirledi, Karadeniz İhracatçılar Birliği 600 bin ton açıkladı.
Yani Karadeniz İhracatçılar Birliği rekolteyi yüksek gösterdi, iktidar maliyetin altında tavan fiyat açıkladı.
Üreticiyse zirai don ve kokarca istilası sebebiyle Karadeniz’in afet bölgesi ilan edilmesini istiyor.
Tüm bunlar yaşanırken iki gün önce İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times (FT) bir haber yayımladı.
İtalyan fındık tekeli Ferrero, dünyadaki fındık üretiminin yüzde 70’ine sahip Türkiye’den fındık almayacağını duyuruyordu, güya.
Haberde, Ferrero’nun yeniden alım yapacağını öngören aracıların Türk üreticilerden fındıkları satın alarak fiyatları arttırdığı iddia edildi.
Ferrero’nun fındık tedarik ve işleme kolu olan Ferrero Hazelnut Company’nin genel müdürü Marco Botta, Samuel Beckett'ın ünlü oyunu Godot'yu Beklerken'e gönderme yaparak, “İtalyan şekerleme devi olarak, Türkiye’nin fındık kralları için yeni bir Godot’ya dönüşüyoruz. Herkes kendi oyununu oynuyor” dedi.
Alım sürecini askıya aldığı iddia edilen Ferrero, fındık ihtiyacını Şili ve ABD gibi alternatif kaynaklardan karşılayacak.
Britanya merkezli fındık ticareti şirketi CG Hacking’in yöneticisi Giles Hacking de haberde “Türkiye’deki satıcılar, Ferrero’nun ihtiyaçlarını karşılamak için ne bulurlarsa almaya çalışıyor. Bu da taraflar arasında bir çıkmaza neden oldu” diyordu.
Haberde fındık üretimin düşüşü, kokarca istilasının yarattığı sorunlar da sıralandı.

Rekabet Kurumu: ‘Fındık arzının sınırlı olduğu bir yılda fındık fiyatlarını baskılama girişimi’
Ferrero’nun bu çıkışına ilk yanıt Rekabet Kurumu’ndan geldi.
Rekabet hukuku çerçevesinde verilen taahhütleri hatırlatan Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamasında, Ferrero’nun fındık üreticilerini haksız yere suçladığını ve Türkiye’yi spekülasyon yapılan bir pazar gibi gösterdiğini belirtti.
Ferrero’nun yanlış stratejisinin faturasını Türkiye’ye kesemeyeceğini belirten Küle, Ferrero’nun fındık alımını geciktirmesinin kendi tercihi olduğunu, rakiplerin erken alım yaptığını ve şirketin beklemeyi seçtiğini söyledi.
Türkiye’yi gerekçe gösterip ürün fiyatlarının artabileceği veya içeriklerin değişebileceği yönündeki açıklamalar kabul edilemez. Bu girişimleri fındık arzının sınırlı olduğu bir yılda fındık fiyatlarını baskılama girişimi olarak değerlendirmekteyim.”
Küle devam etti:
Sonuç olarak bir kez daha vurgulamak isterim ki Türkiye pazarında uzun yıllardır faaliyet gösteren Ferrero’nun taahhütlerini eksiksiz biçimde yerine getirmesi, hem ticari etik hem de Türkiye kamuoyu açısından zorunluluktur.”
Fındık tekelleri kim?Türkiye'de akla ilk gelen üçlüye bakalım. Ferrero (İtalya): Türkiye fındık piyasasının bir numaralı aktörü, işleme ve ihracatta öne çıkan tekel. Nutella, Kinder, Ferrero Rocher gibi markalarla bağlantılı ve Türkiye’de birçok fabrikası bulunuyor. Ferrero’nun Oltan Fındık’ı satın alması ve piyasada belirleyici konuma gelmesi sıkça vurgulanır. Balsu Gıda: Türkiye kökenli büyük ihracatçılardan; sahibi Cuneyd Zapsu bağlantısı nedeniyle siyasi yakınlığı ön planda. Balsu önde gelen yerel büyük oyuncu/tekelci aktörlerden biri. Olam Gıda / OFİ: Singapur sermayeli Olam, fındık işleme ve ihracatında üçüncü büyük aktörlerden biri. Pro Gıda gibi şirketleri satın alma yoluyla pazarda güçlendi. |
‘Fiyat kırana kadar bekleme olanağı demek bu, yoksa eli mahkûm…’
Bu konuyu yıllardır takip eden isimlerden biri, soL yazarı, gazeteci ve TKP Parti Meclisi üyesi Orhan Gökdemir. Ferrero’nun “fındık alımı durdurma” girişimini değerlendirdi.
“Durdurmasının tek nedeni var, bu yıl fındık fiyatını aşağı çekememiş olması.”
Gökdemir yıllardır fındık tekellerini ifşa ediyor. Fiyatların ikiye katlanmasının sebeplerini anlatırken şunları söyledi:
Don, kuraklık ve ‘kahverengi kokarca’ istilası fındık rekoltesini çökertti, bahçeden az fındık çıktı. Haliyle fiyatlar ikiye katlandı.
Fiyatların ikiye katlanması da üreticinin marifeti değil. Fındık az olunca aradaki taşeronlar fiyatların artacağı beklentisiyle fındığı topladı. Ferrero fiyatını belirlemekte ve fındık alımında bu tür nedenlerle geç kaldı.
Nedir bu fiyat? Tonu 9 bin dolardan 18 bin dolara çıktı. Neymiş çaresi? Ferrero Şili ve ABD’den alacakmış fındığı. Peki neden önceden oralardan almıyor belli değil. Uzmanlara göre Türkiye pazar payı kaybetme riskiyle karşı karşıyaymış. O uzmanların da kim olduğunu bilmiyoruz. Ağızlarına bir parmak Nutella çalınan uzmanlar olması büyük ihtimal.”

‘Halk ayağa kalkmadıkça kanayacak bir yara bu…’
Fındık çerezlik olarak tüketilse de gıda sanayinin en önemli hammaddelerinden biri. Dünya fındık üretimi 50 yıl öncesinde yaklaşık 250 bin ton iken son yıllarda bu sayı 1 milyon tona ulaştı. 2018 yılında dünyanın fındık üretiminin yüzde 64’ünü, 2019’da yüzde 68’ini Türkiye karşıladı.
Şu anda dünyadaki fındığın yüzde 70'i Karadeniz'de üretiliyor. Bunun da yüzde 70'ini tek başına Ferrero alıyor. Gökdemir, bu açığın Şili ile kapatmasının imkansız olduğunu belirtti:
Bu yıl ucuza kapatamamış, derdi o. Şili'den alacakmış. Fiyat kırana kadar bekleme olanağı demek bu. Yoksa eli mahkûm...
Üretimi Şili'ye kaydırmak istiyorlar. Orada girdiler de emek de daha ucuz çünkü. Cüneyt Zapsu da topladığı paraları götürüp oraya yatırmıştı. Bir de övündü bununla. Sermaye utanmazdır. Fındığı başka coğrafyalardan alma niyetleri var. İmkân var mı göreceğiz. Ama önemli olan şu: Herkes biliyor, fındığı satarak borçlarını ödemek zorunda olan fındıkçı bekleyemez! Bu yüksek perdeden ahkam kesmeler falan hepsi bu bilgiden kaynaklanıyor.
Ferrero, Zapsu, bir avuç tüccar el ele vermiş bütün bir bölgeyi parmağında oynatıyor. Devlet bakıyor, soygun sürüyor. Halk ayağa kalkmadıkça kanayacak bir yara bu…”
Godot’yu bekleyen kim?
Ferrero yöneticisi Botta’nın “Godot” benzetmesine de yanıt veren Gökdemir, “Üreticiler Godot’yu bekliyormuş. Godot’yu bekleyen üreticiler değil, yerli ve milli akbabalar, fındık tüccarları. Onlar köylünün elinden çoktan topladılar fındığı. Köylüyü yerli hırsızlar soydu, çaldıklarını büyük hırsızlara satmak için aportta bekliyorlar. Defolup gitsinler Şili’ye. Fındık bizim. Tank top üretmekle övünen devlet fındığı işleyip, kakaoyla karıştırıp şişelemeyi beceremeyecek mi? Ama yapmazlar, bunun yerine Ferrero halkın kanını emsin diye teşvik yağdırırlar. Diyeceğimiz şu; Şili’ye doğru giderken bu işbirlikçilerine de yanlarına alsınlar. Hırsızlar kaçtığında mutlaka bir yol bulunur!” dedi.

Fındıkta tekel perdesiTürkiye'de fındık sektöründe piyasa tekelleri ve siyasi çıkar ilişkileri hakim. Yüksek katma değerli ürün üretmek yerine, fındığın işlenmeden ham olarak satılması, yerel sanayiyi ve halkı zarara uğrattı. Üreticiyi koruyacak Fiskobirlik gibi kooperatifler sistematik olarak zayıflatıldı, üreticinin pazarlık gücü kırıldı. Ferrero, Balsu ve Olam gibi büyük uluslararası ve yerel firmaların ihracat piyasasını kontrol etmesi, üretici fiyatlarını baskı altında tutuyor. TMO gibi devlet mekanizmalarının uygulamalarının bazen tekellerin lehine çalıştığı ve üreticiyi korumakta yetersiz kaldığı da bir başka gerçek. Fındık politikası, üreticiyi borç yükü altında ezerken, piyasa gücünü elinde tutan birkaç büyük aktörün çıkarına hizmet eden halde. |
Mustafa Adıgüzel: Fındığı yeriz bu numaraları yemeyiz!
CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Ferrero’un “Türkiye’den fındık almayacağız” diyerek üreticide panik havası yaratmaya çalıştığını soL’a anlattı:
Ama bu bir sahtekarlık. Rekabet Kurumu'nun zaten Ferrero'yu takibe aldığı konular bunlar: ‘Piyasayla oynama, piyasa bozucu hareketler yapma, algıyla piyasayı bozma’ başlıklarından bahsediyorum. Bakıyorsunuz Ferrero'nun kendisine, kurumsal bir açıklama yapılmamış. Financial Times’ın yaptığı haberle bir algı yaratma peşinde şirket.
Göreceksiniz Ferrero ‘biz böyle bir açıklama yapmadık’ diyecek. Bu riski alamazlar. Türk fındığı olmadan bu piyasayı çeviremezler. ‘Bademden çikolata yapacağız, Şili’ye yöneliyoruz’ açıklamaları afaki. Adam günde kaç milyon ürün satıyor. İnanılmaz devasa bir fındık tüketimi var.”
[GÜNCELLEME: Nitekim, Adıgüzel'le haber için konuşmamızın ardından Ferrero bir açıklama yaparak "kamuoyunda dolaşan iddiaların dezenformasyon içerdiğini, Ferrero'nun Türkiye pazarındaki faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğünü duyurdu.]
‘İstedikleri siyaseti piyasa etmek için her partide kendilerine partner bulmuşlar’
Şili pazarına ibre çevirmelerinin perde arkasını sorduğumuzda iki başlıktan bahsetti Adıgüzel.
“Ferrero’nun saz arkadaşları” diye adlandırdığı bir grup olduğunu söyleyen Adıgüzel, iki politika güdüldüğünü ifade etti. İlki, “Fındığa ihtiyacımız yok, biz bunu bademden de yaparız” söylemi. Bununla üreticiye karşı tok alıcı imajı yaratmaya çalışılılıyor.
İkinci olarak da “Türkiye’ye mecbur değiliz, Şili-Arjantin’de üretebiliriz” söylemi çoğaltılıyor. Adıgüzel ikisinin de mümkün olmadığı görüşünde, İtalyan fındığının dahi kullanılmadığını hatırlatarak şunları söyledi:
Türkiye'deki özellikle partnerlerinin piyasada benzer bir oyunu oynamak için kullandığı argümanlar bunlar. Biz bu konuda açıklamalar yaparak kamuoyunu bilgilendirdikçe de, önümüzü kesmek için bazı siyasi partilerin içerisinde faaliyette bulunuyorlar. Özellikle geçmiş dönemde.
Her siyasi partide kendilerine yakın partnerler bulup, onlar da konuya vakıf olmadığı için, ellerine tutturdukları kağıtları parti genel başkanlarına söyleterek, kendi politikalarını deklare ediyorlardı. Siyaseti de esir almışlardı. İşin teknik boyutunu öğrenip, anlatıp bunların karşısına çıktık.”
Adıgüzel Ferrero ve Türkiye’deki paydaşlarının bu işi tüm partilerde yaptığını anlattı, “CHP de dahil buna” dedi.
Türkiye’deki paydaşlarından kastı, Karadeniz İhracatçılar Birliği ve İstanbul İhracatçılar Birliği:
Bunlar Ferrero tarafından yönetilen ve içlerinde Türk Fındık ihracatçılarını barındıran iki tane kulüptür, dernektir. Bu birlikler içerisinde eş güdüm yaptığı insanlar var. Tamamı Ferrero'cu değil.
Örneğin Karadeniz İhracatçılar Birliği içerisinde 11 arkadaş var. Bunların 3 tanesi Ferrero’cu. Ama o 3'ü diğerlerine hakim oluyor, çünkü güçleri fazla. Hepsi böyle değil, içlerinde yurtsever insanlar da var. Ancak istedikleri siyaseti piyasa etmek, istedikleri cümleleri sarf ettirmek için her partide kendilerine partner bulmuşlar. Önceki yıllarda çok belirgindi bu, bununla mücadele ettik.”
Karadeniz İhracatçılar Birliği’ne tepki: ‘Suç değil mi?’Adıgüzel Ağustos ayında don, kuraklık ve kokarca sebebiyle bu sene fındıktaki düşüşe rağmen, Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin 600 bin tonluk fındık rekolte açıklamasına tepki göstererek Rekabet Kurumu ve Cumhuriyet savcılarını göreve çağırmıştı: “Karadeniz İhracatçılar Birliği bu ülkeye ihanet etmektedir. Ülkesini satan her şeyini satar. Ferrero teminat verdi, devletin fiyatının altından fiyat açıklamayacağım diye. E peki devletin açıkladığı rekoltenin üstünden rekolte açıklarsan ne olacak? Bu suç değil mi?” Üreticilere seslenen Mustafa Adıgüzel erken satış yapmamaları için çağrıda da bulunmuştu. |

Kokarca böceği gerçeği ne: Mücadelede 3 absürt yönteme ‘Ciddi değiller’ tepkisi
Kahverengi kokarca böceği, ana vatanı Asya kıtası olan bir böcek türü, küresel ticaret yolları sayesinde hızla yayılarak Türkiye'nin en değerli tarım ürününe tehdit oluşturuyor.
Bu böceğin yolculuğu dikkat çekici: 1990'lı yıllarda Uzak Doğu'dan Kuzey Amerika'ya taşınan böcek, 2000'li yıllarda ise Avrupa kıtasına ulaştı.
Türkiye'deki ilk resmi kaydı ise 2017 yılına dayanıyor. Bu tespitten hemen önce, 2016 yılında Gürcistan'da ortaya çıkması, yayılımın Karadeniz havzasındaki kritik bir eşiği aştığını gösteriyor.
Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yoğunlaşan bu istilacı tür, bölgenin ekonomik bel kemiği olan fındık başta olmak üzere pek çok sebze ve meyve üretimi için ciddi bir tehlike arz ediyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, hızla yayılan ve fındık başta olmak üzere rekolteye büyük zarar veren kahverengi kokarca istilasının kontrol altına alınması amacıyla yaklaşık 160 milyon TL civarında bir bütçe ayırdığını duyursa da sahada durumun vahameti ortada.
Böcek toplama yarışması faciası
Samuray arıları ve sülünler denenen ilk iki yöntemdi. Ancak skandal yaratan adım, Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden geldi. Ordu'da bir "böcek toplama yarışması" düzenlendi. Bu yarışmada, istilayı yok etme misyonu çocuklara yüklenerek, en çok kahverengi kokarca toplayan altı öğrenciye bisiklet ödülü vaat edildi.
Tarım gibi hayati bir sektördeki kritik bir mücadele, ciddiyetten uzak, çocuklara bisiklet dağıtma törenine indirgenerek Bakanlığın kriz yönetimi beceriksizliği bir kez daha gözler önüne serildi.
CHP’li Adıgüzel de soL’a yaptığı değerlendirmede “3 ayrı yıl 3 ayrı yöntem uyguluyorlar, üçü de ciddiyetsizliği gösteriyor” dedi.
Samuray arısını saldığı bahçede yandaki bahçeden daha fazla zarar vardı. Halbuki kapalı barınaklar, kışın özellikle kullandığı sahipsiz barınaklar var Karadeniz'de. Karadeniz’in yarısı başka kentte. Fındığı topluyor, kışın kapıyı çekip gidiyor. O kapattığı kapı,bu kokarca için kışlak oluyor. O kapıları açıp ilaçlamazsan, mücadele yarım kalıyor. İşe yaramayınca 800 sülün saldılar. 200 bin dönüm fındık var Ordu'da. 800 sülün salınca sülün başına 250 hektar alan düşüyor. Bir sülün için 250 hektar alanı düşünebiliyor musunuz? Küçücük çocuklara toplatıp bisiklet vermek falan, tuhaf hareketler.”
Adıgüzel zor gibi görünen ancak kolaylıkla sorunu çözecek 3 noktaya işaret ediyor: Finansman, işbirliği ve çoklu yöntem yani yalnızca kimyasal ilaçlama değil, birçok yöntemi aynı anda yürütmek:
Ferrero'ya teslim olmadık. TMO'ya teslim olmadık. Tarım Bakanlığı'ndaki oligarklara teslim olmadık ama kokarcaya teslim olduk. Gözünüz aydın bundan böyle fındık üretmeyeceğiz. Ama çözümü var. Derhal bölge afet bölgesi ilan edilsin, üreticinin zararı karşılansın. Valilikler eliyle topyekün ilaçlamak zorundasınız. Bu işin finansmanını da sakın ola üretici üzerine yıkmayın. Devlet eliyle ve Ziraat Odaları eliyle yapmak zorundasınız. Zaten üreticinin cebinde bir şey kalmadı.”
Adıgüzel burada işbirliğinin altını çizerek yalnızca ilaçlamayla değil hem üreticiyle işbirliği yürütülerek gerekirse sülün veya samuray arısı yönteminin ya da pek çok başka yöntemin uygulanabileceğini vurguluyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.