Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Fatma Betül Sayan Kaya cezaevinde: Listedeki diğer vurguncular nerede?

Fon vurgununun sembol ismi Fatma Betül Sayan Kaya, adının ortaya çıkmasından tam 40 gün sonra "suç örgütüne üyelikten" tutuklandı. Ama yargının elinde en az üç liste var ve bu listelerdeki isimlerin hiçbiri açıklanmıyor. Şimşek "açıklansın", Erdoğan "hiç ummadığınız insanlar var" diyor, Özgür Özel 60 vekilden bahsediyor. Bir kişi bile isim vermiyor.

Fon Koordinasyon Kurulu yaklaşık 2 ayda 9 defa toplandı. Ama vurgun miktarının 10'da 1'i bile geri alınamadı. Haliyle mağdurlara ödemelerin önemli bir bölümü yapılamadı.

Emre Alım

Yayın Tarihi: 06.11.2026 , 13:53 Güncelleme Tarihi: 06.11.2026 , 14:00

Fon vurgununun en bilinen yüzü Fatma Betül Sayan Kaya dün akşam tutuklandı. Suçu "Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma".

Aynı gün ikinci kez ifade veren eşi İlyas Kaya ile eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise adli kontrol kapsamında imza yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağıyla evlerine döndü.

AKP'liler tutuklamanın hemen ardından "#DuruşumuzBelli" etiketiyle sosyal medyaya döküldü. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Erdoğan'ın 29 Eylül'de kurduğu cümleyi tekrarlayarak "Biz, yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz" yazdı. 

Ancak tabloya yakından bakıldığında ortada bir "temizlik" olmadığı, sadece bir ismin gözden çıkarıldığı anlaşılıyor. Savcılığın "örgüt" dediği yapının geri kalanı, yargının elindeki listelerde duruyor ve o listeler hâlâ halktan gizleniyor.

AKP yönetiminden cezaevine giden 40 günde neler oldu?

Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanma süreci baştan sona tuhaflıklarla dolu. Adı vurgunla ilk kez 26 Eylül'de anıldı ve bunu savcılık değil, muhalefet duyurdu. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Kaya çiftinin Nisan'da Özata Denizcilik hissesine yaklaşık 163 milyon lira yatırdığını, birkaç ay sonra borsadan yaklaşık 2,2 milyar lirayla çıktığını açıkladı. Kaya aynı gece AKP'deki görevlerinden "affını istedi".

Ardından uzun bir bekleyiş başladı. Mal varlığına tedbir kondu ama Kaya ne gözaltına alındı ne de ifadeye çağrıldı. 5 Ekim'de çift, anapara ve faiz dışında kalan 1 milyar 860 milyon lirayı TMSF'nin "isteğe bağlı iade hesabına" yatırdı. İfadeye ancak parayı iade ettikten iki gün sonra, 7 Ekim'de gittiler. Adliyede bir saat kadar kalıp çıktılar. Adliyeye girişlerine dair bir görüntü bile servis edilmedi. Ertesi gün AKP, Kaya'yı partiden ihraç etti ve dosya bir süreliğine sessizliğe gömüldü.

Kaya o ilk ifadesinde suçlamaların hiçbirini kabul etmedi. Nisan'da yaklaşık 250 bin lot aldığını, ağustos ve eylülde sattığını anlattı, Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'den bilgi aldığı iddiasını reddetti ve yatırım kararında hiçbir yönlendirme ya da özel bilgi olmadığını söyledi. Eşi İlyas Kaya da işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, soruşturma duyulunca "vicdani rahatsızlık" duyup kazancı iade ettiğini savundu.

Haftalar sonra, 5 Kasım'da, Kaya bir kez daha ifadeye çağrıldı. Basına yansıyan tutuklamaya sevk yazısı, ilk ifadeyle hiç uyuşmayan bir tablo çizdi. Yazıya göre Kaya, Erdin Özel ile "geçmişten gelen bir tanışıklığı" bulunduğunu ve hisse yatırımı sürecinde bu görüşmelerin "yoğun biçimde" sürdüğünü kabul etti. Tera Grubu'nun patronu Emre Tezmen ile de görüştüğünü söyledi. Savcılık bir ayrıntının daha altını çizdi. Kaya hisselerini, fonların tasfiye kararından bir gün önce, 16 Eylül'de borsada satmamış, virmanla doğrudan Tera Yatırım'a devretmişti. Normalde iki iş gününde hesaba geçen para ise aynı gün yatırılmıştı. Savcılık buradan, Kaya'nın "tasfiye kararının verileceğini bilerek işlem yaptığı" sonucunu çıkardı.

Kaya tutuklama kararını ağlayarak karşıladı. Onunla aynı gün ikinci kez ifade veren iki isim ise serbest kaldı. Oysa eşi aynı hisseden 150 bin lot almıştı, eski SPK Başkanı Gönül fonlar kendi döneminde şişerken dört yıl boyunca sessiz kalmıştı.

Listeler boy boy, isim yok

Fatma Betül Sayan Kaya yalnızca bir kişi. Oysa vurgunun asıl kazananlarının kim olduğu devletin kayıtlarında tek tek duruyor ve elde en az üç liste var.

İlki, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Ekim başında duyurduğu 214 kişilik liste. Bu listede Tera, Pusula ve Hedef fonlarından 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağlayan 141 kişi ve 73 şirket yer alıyor. Toplam kazançları 187 milyar lira. İkincisi, 11 Ekim'de 85 kişi hakkında verilen tedbir kararı. Üçüncüsü, Tera'nın bir numaralı fonunu 2021'de kuran ve fon 45 ay boyunca dışarıya kapalıyken paralarını yüzlerce kat büyüten 12 kişi. Bu 12 kişinin adı bugün hâlâ bilinmiyor.

Listelerin varlığını iktidarın kendisi de saklamıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda listelerin neden açıklanmadığı sorusuna şu yanıtı verdi: 

"Bu fonların doğumundan ölümüne kadar bütün işlemleri inceleniyor. Hepsi kayıt altında inceleniyor. Bu listelerin açıklanıp açıklanmaması hususunda benim bir engelim yok. Ben şahsen mümkünse açıklanmasını tercih ederim." 

Ekonominin bir numaralı ismi listenin elde olduğunu ve açıklanmasının önünde kendi açısından bir engel bulunmadığını söylüyorsa, o zaman engel kim?

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri ise listede kimlerin olabileceğine dair ipucu veriyor. Soruşturmanın akıbeti sorulan Erdoğan şöyle konuştu:

"Rüşvet, usulsüzlük, suistimal, bütün bunlar tek tek ortaya çıkartılıyor. Tabii bir gerçek var, nedir bu gerçek? Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler. Yargı bunları tespit ediyor ve gerekeni yapıyor." 

Yani Erdoğan "hiç ummadığımız insanların" kim olduğunu biliyor, bilmesine izin verilmeyen tek taraf kamuoyu.

Muhalefet cephesinde de durum farklı değil. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 28 Ekim'de katıldığı bir televizyon programında AKP grubundan 60'a yakın milletvekilinin ya da yakınlarının, doğrudan veya bir aracı hesap üzerinden bu fonlarda olduğunun söylendiğini aktardı, 80 ila 85 kişilik bir listenin de "herkeste" olduğunu ekledi ama isim vermedi. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Eylül sonunda "inceleyip açıklayacağız" dediği, İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin de Ekim başında "pazartesiye kadar paylaşılmazsa biz açıklarız" diye duyurduğu listeler de hâlâ ortada yok. 

Kısacası listeler boy boy, ama kimsenin ağzını bıçak açmıyor.

Ne malına dokunuldu ne pasaportuna

İsimler açıklanmadıkça bu insanlar ve şirketler hakkında ne yapıldığını da bilemiyoruz, bilinenler ise iç açıcı değil. Soruşturmanın ilk günlerinde 42 kişi, 46 şirket ve 18 fon olmak üzere 106 kişi ve kuruluşun mal varlığına tedbir istendi. Şirketlere ve fonlara konan tedbir, daha bir hafta dolmadan SPK'nın "yeni değerlendirmesi" gerekçesiyle kaldırıldı. Yurt dışı çıkış yasakları da büyük ölçüde fonları kuran, yöneten ve şişiren kadroyla sınırlı kaldı. Vurgundan payını alıp çıkan "kazananlar" için, yani 214 kişilik listedeki isimler için açıklanmış bir mal varlığı dondurma ya da yurt dışı çıkış yasağı yok.

Rakamlar bu boşluğun ne anlama geldiğini açıkça gösteriyor. Savcılığın incelediği hesap hareketlerine göre 1-16 Eylül arasında, yani kriz patlamadan hemen önceki iki haftada, yalnızca 440 kişi ve şirket Tera ve Pusula fonlarından 401 milyar lira çekti. Savcılık bu çıkışları "haberli çıkış" sayıyor ve bu kanunen suç. Ama vurguncu sayılmak için çıtayı 100 milyon liraya koyuyor, 99 milyon lirayla çıkan biri kayıtlara "yatırımcı" olarak geçiyor.

Giden gitti. Kalanlar ise yalnızca bekleyerek bile kazanıyor. Fonların tasfiyesine karar verilmesinin üzerinden 50 gün geçti. 214 kişilik listedeki 187 milyar liralık kazanç, yüzde 38 civarındaki mevduat faiziyle bankada dursa, bu 50 günde vergi öncesi kabaca 10 milyar lira faiz getirir. Listeye girmenin alt sınırı olan 100 milyon lira bile aynı sürede 5 milyon lirayı aşan bir faiz demek. 

Daha iyi anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım. Gürlek'in 3 Kasım'da açıkladığına göre bugüne kadar iade edilen varlıkların toplamı 30 milyar lira. Vurguncular sadece oturduğu yerde, paradan daha fazla para kazanarak bunun 3'te 1'ini topladı bile.

Örgüt var, üyeleri nerede?

Adalet Bakanı Gürlek 3 Kasım'daki açıklamasında karşılarındaki yapının "basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığını", "kapsamlı bir suç yapılanması" olduğunu söyledi. Fatma Betül Sayan Kaya da iki gün sonra tam bu suçlamayla, örgüt üyeliğinden tutuklandı.

Ama bir suç örgütü yalnızca tetikçilerden oluşmaz. Bir başı, bir kasası ve kazananları vardır. Soruşturma fonları yönetenleri tutukladı, şimdi içeride bir de "sembol" isim var. Fakat örgütün kazandırdıkları, yani vurgunun asıl sahipleri hâlâ isimsiz. Aynı dosyada şüpheli olan ve aynı hisseden pay alan eşi serbest. Fonlar şişerken borsanın bekçisi olan eski SPK Başkanı serbest. 214 kişinin ne adı belli ne de mallarına ne olduğu.

Bu tablo, "suç örgütü" tanımının ne kadar ciddiye alındığını sorgulatıyor. Örgüt varsa üyeleri de var, üyeleri varsa isimleri de var. İsimler devletin elindeyse ve iktidarın en üst kademesi bunları bildiğini kendi ağzıyla söylüyorsa, açıklanmamaları bir tercihtir.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.