Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

'Evcilik' oyunu

Küçük adımlarla artan ve olması gerektiği yerde duran gerilim dozuyla bezeli, bir bütünün “dördü benzemez” farklılıklarını ve onların ziyan olmuş masumiyetlerini “sınıf” başlığı altında toplayan “Evcilik”, klasik bir Ümit Ünal filmine yapılan ufak tefek eklemlerle derdini az ama öz biçimde anlatan bir film olarak izlenmeyi hak ediyor.

Burak Soyer

Yayın Tarihi: 13.12.2025 , 00:19

Türkiye’nin kendine has üslubu olan sayılı yönetmen ve senaristlerinden Ümit Ünal, 2019 yılında çektiği “Aşk, Büyü Vs.” filmiyle 56. Altın Portakal Film Festivali’nden “En İyi Film” ve “Jüri Özel Ödülü”nü almış, filmin başrol oyuncularından Selen Uçer de “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazanmıştı. Aradan geçen beş yılın ardından, geçtiğimiz yıl senaryosunu yazıp yönettiği “Evcilik” adlı filmiyle izleyici karşısına çıktı. Bu kez 61. Altın Portakal Film Festivali’nden “En İyi Senaryo” ödülüyle dönen, başrollerinde ve yapmında Nejat İşler, Öykü Karayel, Fatih Artman ve Deniz Işın’ın yer aldığı “Evcilik”te, Nejat İşler de yine aynı festivalde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazandı. Ve “Evcilik” geçtiğimiz hafta ulaşamadığı seyirciyle buluşmak için Netflix’te gösterime girdi. 

“Evcilik”, İstanbul’un karmaşasından kaçıp kurtulmak isteyen, babasının şirketinde bir taraflarından kan damlayana kadar çalışan Fırat (Fatih Artman) ile sosyal medya fenomenliğine oynayan karısı Filiz’in (Öykü Karayel) bir haftalığına da olsa münzevi bir deneyim yaşamak için çıktıkları tatilde yaşadıklarının kâbus kadar olmasa da kötü bir rüyaya dönüşmesini anlatıyor. 

Fırat ve Filiz’in Asos’ta yapacağı tatil için seçtikleri butik otelin sahibi rahatsızlanıp hastaneye kaldırılınca otel çalışanları Özkan (Nejat İşler) ve karısı Aysun (Deniz Işın), başka rezervasyon kabul etmedikleri için Fırat ve Filiz tatillerini yalnız başına geçireceklerdir. Tüm orta-üst sınıfa mensuplarının gönüllerinde yatan “emekli olunca bir Kuzey Ege kasabasına yerleşme” hayalini bir haftalığına da olsa hayata geçirmek isteyen “İstanbullular”, sanki kırk senedir tüm tatillerini burada geçirirmiş gibi hem ortama hem de Özkan ve Aysun’a anında alışırlar. Eskiden aşırı sigara içtiği için karısının “Duman” diye lakap taktığı Özkan’la, kocasının “Gınalım” dediği karısı Aysun’un sıcak tavırları da bu atmosfere eklenince Fırat ve Filiz ikinci geceden itibaren buranın yerlisi pozisyonuna geçerler. Öyle ki; edebiyat mezunu olan eski sekreter Filiz, Aysun’dan yaprak sarması sarmayı öğrenip sosyal medya işine egzotik bir katkı sağlar. Ancak diğer yandan “köylü” Aysun’un makyaj görmemiş doğal güzelliğine ruj ve kalemle müdahale edip, onu kendi etrafında döndüklerini sanan dünyalarına sokmaya çalışır. Fırat ise Özkan’ın yaşına rağmen sevişebiliyor oluşunun güzelliğini, kırk yıllık dostuymuş gibi Özkan’a anlatma rahatlığını kendinde bulur. Şehirliler, şehirde yapamadıklarını ya da yapmaya çalışsalar da bazen karşı tarafta çalışmayan tavırlarını, köylüler üzerinde işleyeceğinden emin oldukları için takınmakta bir beis görmezler. 

Bir gece uyku tutmayınca bahçeye sigara içmeye çıkan Filiz, Özkan’la Aysun’un şehvetli sevişmelerini görünce içine hapsolduğu dünyadan çıkıp beşeriyetine dönmek ister. Ertesi gün ikilinin yaptığı doğa yürüyüşü sırasında, Filiz gece gördüklerini Fırat’a anlatınca “İstanbullular” kendi aralarında masum bir oyun oynamaya başlar. Filiz Fırat’a “Duman”, Fırat da Filiz’e “Gınalım” diye seslenmeye başlar. Birbirleriyle cilveleşmeleri ve sonrasında yaşananlarda artık onlar “Duman” ve “Gınalım”a dönüşür. Bundan sonrası ise, bir “evcilik” oyunun olmaktan çıkar. Zira Aysun, Filiz’le Fırat’ın “oyununa” tanık olur ve kendileriyle dalga geçildiğini düşünerek durumu kocası Özkan’a anlatır. Özkan da işi “Yörük çocuğu” hesabıyla çözmek için cebindeki emaneti çıkarıp Fırat’a zarar vermek ister. Özkan’dan kaçarken havuza atlayan Fırat, peşinden elinde bıçakla gelen Özkan’a, filmin düğümünü çözecek cümleyi sinkaflı bir şekilde söyler ve “İstanbullular” apar topar kaçacakken hastaneden erken çıkan otel sahibiyle karşılaşırlar. Her şeyi baştan aşağı anlatırlar ve otel sahibi de olayın “aralarında kalması” şartıyla, Fırat ve Filiz’in otele ödediği paranın daha da üstünde bir meblağı bir zarf içinde ortaya sürer. İkili de zarfı alıp otelden ayrılırlar. 

“Duman” ve “Gınalım” ise otelden kovulunca yanlarına kafası yerinde olmayan Özkan’ın annesini de alıp köylerindeki evlerine dönerler. Özkan, yaşadıkları bu tuhaf deneyimden sonra ellerindeki tek ineği satıp bir süre idare ettikten sonra zeytine çıkabileceklerini, işçi olarak Çanakkale’deki fabrikaya girebileceklerini söyleyerek o “küçük” hayatlarına devam edeceklerini ilan eder. Fırat ve Filiz’in “son akşam yemeği”yse, kofti bir “mutluluk” kandırmacasından başka bir şey değildir. Çünkü Fırat’ın can havlinin de etkisiyle Özkan’a söylediği o kritik cümle, Fırat’la Filiz’in hayatının bir özetidir. 

Ümit Ünal, sınıflar arası çatışmayı çok ince bir yerden görüyor “Evcilik”te. Aslında büyütüp çok katmanlı bir anlatıya sahip olmaya müsait bir hikâyesi olan filmde, Ümit Ünal, diğer filmlerinden aşina olduğumuz minimalist tarzıyla meramını ayan beyan dile getiriyor. Her ne kadar “Evcilik”, kendileriyle alakası olmayan ama hep özendikleri o hayatı yaşamak için olmadık işlere kalkışan şehirlilerin alışmadık yerde durmayan donlarını hedefine koysa da Özkan ve Aysun’un da içten içe şehre ve şehirliye olan gizli fesatlığını çok net bir biçimde aktarıyor. Küçük adımlarla artan ve olması gerektiği yerde duran gerilim dozuyla bezeli, bir bütünün “dördü benzemez” farklılıklarını ve onların ziyan olmuş masumiyetlerini “sınıf” başlığı altında toplayan “Evcilik”, klasik bir Ümit Ünal filmine yapılan ufak tefek eklemlerle derdini az ama öz biçimde anlatan bir film olarak izlenmeyi hak ediyor. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.