Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

ETF Tekstil direnişinden kalan: Yok öyle yağma, biz kazanacağız

"Bu mücadeleyi kazanacağız. Nereye kadar kaçabilirler ki? Gittikleri her yerde patronların ensesinde olacağız. Yok öyle yağma, yok öyle arsızlık..."

Şafak Korkmaz

Yayın Tarihi: 18.08.2022 , 10:11 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İstanbul Tuzla’da faaliyet gösteren ETF tekstil patronu Sanem Dikmen sayısı belirsiz polis eşliğinde jop, biber gazı, gözaltı tehdidiyle depolardaki tişörtleri işçilerden kaçırmıştı. Çünkü işçiler iflas ettiğini söyleyip haklarını vermeden kaçmaya çalışan patronun yakasını bırakmıyordu.

O gün patronun fabrikaya girişi görülmüş ancak çıkışı görülememişti. "Özel mülküm" dediği fabrikanın tek kapısından çıkamamıştı. Fabrikanın tel örgülerinden mi atlamıştı, bir polis aracının içine mi saklanmıştı belli değildi.

Tazminatlarını, geleceklerini çaldığı işçilerden kaçmıştı.

O kaçarken ve malları kaçırırken çürümüş koca bir düzen işçinin karşısına duvar gibi dikilmişti.

Sıkılı yumruklar, öfkeli bakışlar, çığlıklar, gözyaşlarıyla tüm işçiler bu sermaye duvarını aşıp kaçırılan kamyonlara ulaşmaya çalışıyordu.

Birgül'ü gördük. Karnındaki iki aylık bebeğiyle çürük düzenin duvarına dayanmıştı. Henüz doğmamış olanın hakkını soruyordu. Biz çalıştık biz ürettik hakkımı istiyorum dedi. Duyan yoktu. Adaletsizliği soruyordu. Cevap yoktu. Bu adaletsiz dünyaya doğacaksa hiç doğmasın dedi. Bu sözler güç verdi, arkadaşları işçinin önünü açın diyerek dayandılar o etten duvara.

Sefer'i gördük. Günlerdir direnişte neşesi, gülümsemesiyle moral olmuştu sınıf kardeşlerine. Sağırdı ama fabrikada okuma yazma ve işaret dilini öğrenmişti. Fabrika onun için okul gibi, ev gibi olmuştu. O da dayanıyor düzenin duvarına, sıkılı yumruğu havada, çığlığını herkes tanıyor. Sefer bağırıyor! Duyan yok.

O duvar o gün aşılamadı.

Sermaye devlet işbirliğinin en somut haliyle işçi düşmanlığını gördük. Yerlerde sürüklenenler, polis kalkanları arasına sıkıştırılanlar, biber gazı sıkılanlar işçilerdi. Malları kaçırdılar.

Kamyonlar çıktıktan sonra patronun kızı Ece'nin fabrika bahçesinde amirlerle gülüşmeli keyifli sohbetini de gördük. Oysa ki Ece'nin işçilerin sloganları yüzünden psikolojisinin bozulduğunu (!) söylüyordu annesi patron Sanem Dikmen.

Bu bir yenilgi miydi?

Patron da kaçmıştı, yüzümüze bakmaya, karşımıza çıkmaya cesaret edememişti.

Yenilmedik. Fare gibi kaçanlara mı yenilecektik.

Yenilmedik sermayenin topuna tüfeğine mi yenilecektik!

Sınıf kardeşleri birbirine söz verdi: Ne pahasına olursa olsun bir kuruş dahi bu arsıza, bu kan emiciye bırakılmayacaktı.

Mücadele devam edecek...

Kimiz biz ? Karşımıza bu duvar neden çekilmişti? Burada doğmamış mıydık? İnsan değil miydik? Peki ne yapmalı?

Bu sorular cevaplarını direnişte buldu. Dost da düşman da artık belliydi.

Bu mücadeleyi kazanacağız. Nereye kadar kaçabilirler ki? Gittikleri her yerde patronların ensesinde olacağız. Yok öyle yağma, yok öyle arsızlık...

Örgütleneceğiz;

Bircan'ın bebeği için, Sefer için, tüm ETF Tekstil işçileri için, yurdumuzun bütün emekçileri için sömürüsüz, insanca bir düzeni hep birlikte kuracağız.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.