Sayfa yolu
Ergenekon: Ümraniye baskınından 18 yıl sonra çıkan 'Cemaat'in rolü deşifre oldu' haberleri ne anlama geliyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
20 Ekim 2008 başlayan Ergenekon Davası'nda duruşmalar Silivri Cezaevinde kurulan mahkeme salonunda görülüyordu.
Deniz Sözüak
Yayın Tarihi: 16.10.2025 , 13:19
İktidara yakın gazeteler, geçtiğimiz gün “Ergenekon operasyonlarında Gülen cemaatinin rolünün deşifre olduğunu” duyurdular.
Haber başlıklarını okuyanlar için “nasıl yani, şimdi mi deşifre olmuş?!” şaşkınlığı yaratsa da, bu yeni duruma istinaden 4 ilde operasyon yapılması ve 6 kişinin gözaltına alınması üzerinde durmayı hak ediyor.
Haberlere göre 18 yıllık “sırrı” ortaya çıkaran, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmaydı. İhbar üzerine terör soruşturma bürosu delilleri yeniden incelemiş ve darbe girişimi sonrası tutuklanan cemaatçi jandarma subayı Muharrem Demirkale’nin parmak izinin, Ümraniye bombalarının yer aldığı sandıktakilerle eşleştiğini saptamıştı. Aynı soruşturma kapsamında mahrem imamların Ümraniye ile başlayan operasyonlardaki rolü de tespit ediliyordu. Bunun üzerine İstanbul merkezli 4 farklı şehirde operasyon başlamış, gözaltılar yapılmıştı.
Başa dönelim. 12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Terörle Mücadele Şubesi ve Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’na yapılan telefon ihbarı üzerine Ümraniye’de bir gecekonduya baskın yapmış; evin çatısında 27 adet el bombası, 18 fünye ve TNT kalıpları bulmuşlardı.
Baskın yapılan evin sahibi Mehmet Demirtaş’ın “Patlayıcılar, özel harpçi emekli astsubay Oktay Yıldırım’a ait” dediği servis edildi. Oktay Yıldırım, üyelerine kuran-bayrak-silah üzerine “bu uğurda ölmek var, öldürülmek var, öldürmek var” yemini ettiren Kuvayi Milliye Derneği'nin İstanbul il başkanıydı. Ordudan malulen emekli olmuştu. Emekliliği sonrası “Türklüğe hakaret” davalarında Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi isimlerle birlikte mahkeme önlerindeki protestolarda göze çarpıyordu.
Eski bir özel kuvvetlerci olması ve içine girdiği yeni çevre itibariyle Yıldırım’ın profili, cemaate operasyon dalgasını genişletme imkanı sağlayacak türdendi. Zaten polis yetkilileri derhal, ele geçirilen el bombalarının Cumhuriyet gazetesine atılanlar ve Atabeyler operasyonunda ele geçirilenlerle aynı seriden olduğunu açıklamış, bağlantıların Danıştay saldırısına da uzanabileceğini duyurmuştu.
Sandık içinde bulunan mühimmatlarla ilgili Oktay Yıldırım’ın “Hasdal Kışlası’nın çöplüğünden aldım” dediği haberleri yapıldı. Bu ifade o dönem büyük ses getirdi. Dönemin köşe yazarları dere yataklarından, çöplüklerden çıkan mühimmatlar üzerinden yakın siyasi tarih analizlerine, edebiyatçılar kurmacalara giriştiler.
Oktay Yıldırım, böyle bir ifade verdiğini reddetse de zaman, onun ne dediğinin önemseneceği bir zaman değildi. Ümraniye baskını ile başlayan operasyon dalgaları sayesinde devlet, derin devletten arınacaktı!
Medya ve akademideki liberaller karnavalesk bir atmosfer inşa ettiler: Türkiye bağırsaklarını temizliyordu… Gerçekte ise siyasal islam, devlet organizasyonunu tasfiyeler marifetiyle ele geçiriyordu.
2007'de Ümraniye'de bir evde el bombaları bulunmasının 2 ay öncesi… Gülen Cemaati'nin Emniyet imamı Osman Hilmi Özdil ve MİT imamı Murat Karabulut, 12-18 Nisan 2007 tarihlerinde ABD’ye giriş çıkış yaparken sorgulanmış, üzerlerinden çıkan flash belleğe de ABD’liler el koymuştu.
Ümraniye baskınında bulunacak olan bombaların nereye yerleştirildiğini gösteren krokiler ile Ergenekon kapsamında gözaltına alınacak kişilerin kriptolanmış isimlerinden oluşan 14 sayfalık belge FBI’ın eline geçmişti.
Daha ne Ümraniye baskını gerçekleşmiş ne de Ergenekon başlamıştı. Ama plan ve isimlerden oluşan dosyalar Nisan 2007’de yakalanmıştı.
FBI irtibat görevlileri, 5 Kasım 2007 tarihinde bu belgeleri dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Ufuk Gürsoy Yavuz'a vermiş, fakat cemaatin aleyhinde kullanılmaması için belgeler hemen imha edilmişti.
Bu tarih önemliydi. Bush-Erdoğan görüşmesinin tarihi olan 5 Kasım 2007’de Erdoğan’ın Ergenekon’u genişletmek için Bush’tan vize istediğini, ABD Başkanı’nın da olur verdiğini daha sonra Fehmi Koru “düğmeye oval ofiste basıldı” sözleriyle açıklayacaktı. ABD Başkanı Bush, Erdoğan’a Ergenekon operasyonları için onay verirken, FBI yetkilileri de delil niteliğindeki belgeleri, operasyonu kurgulayan cemaat şeflerine elden teslim ediyordu.
Aslında 12 Haziran 2007’deki Ümraniye baskınını, baskından önce, sürecin parçası olan herkes biliyordu; ABD biliyordu, AKP biliyordu, liberaller biliyordu, medya biliyordu… O dönem hepsinin her şeyi bildiğini de bugün herkes biliyor. 18 yıl sonra iktidar medyası “Cemaatin rolü deşifre oldu” başlığı atınca da haliyle sormak gerekiyor: Yine ne geliyor?
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.