Erdoğan'ın 'pazarladığı' kadına yönelik şiddet genelgesi: Her genelgede aynı boş teraneler

AKP döneminde binlerce kadın cinayeti meydana gelirken, kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik açıklanan eylem planları soyut tekrarlardan öteye geçmedi.

Helin Kaya - Nefise Mert*

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde düzenlediği toplantıda, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi devlet politikası haline getirdiklerini iddia etti.

Konuşmasında “aile kurumunun öneminin" altını defalarca çizen Erdoğan, “Biz kadına yönelik şiddetle mücadeleyi aileyi yüceltme ve güçlendirme mücadelemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz" ifadesiyle AKP’nin kadına yaklaşımını özetledi.

Konuşmasında yalnızca "aile kurumunu" savunmakla yetinmeyen Erdoğan, AKP’nin kadına yönelik şiddete yönelik faaliyetlerine de değindi. Erdoğan, aynı gün kendi imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan ‘’Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’’ başlıklı genelge ve 2024 yılı Faaliyet Planı’ndan söz etti.

AKP kurmayları ve Erdoğan her yıl katıldıkları törenlerde kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair gurur tablosu çizedursun, kadına yönelik şiddet verileri söz konusu tablonun gerçek olmadığını ortaya koyuyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre son 1 yılda 305 kadın öldürüldü, 231 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. AKP'le geçen son 10 yıldaysa kadına yönelik şiddet en az yüzde 25 oranında arttı. 

Planlarda temel bir fark yok

Toplantıda konuşan bir diğer isim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'tı. Göktaş da konuşmasına Erdoğan gibi "aile" vurgusuyla başladı, KADES uygulaması, ALO 183 hattı ve güncel ŞÖNİM ve konukevi sayılarıyla devam etti. Ardından "Bugün yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kadına yönelik şiddetle mücadeleyi çok yönlü ve bütüncül bir yaklaşımla ele alan düzenlemeleri hayata geçiriyoruz" diye ekledi. 

Oysa genelgede sayılanların, AKP’nin 16 yıl içinde yayımladığı önceki 4 eylem planında yer alan düzenlemelerden temel bir farkı yok.

Planlar soyut tekrarlardan ibaret

2021-2025 yılları arasını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı’na referansla başlayan "yeni genelgede", bugüne dek üç ulusal eylem planının hayata geçirildiği belirtiliyor. Genelge esas itibariyle 2007 yılından bu yana yayımlanan dört eylem planında belli oranlarda tekrarlanan kimi hedeflerin soyut bir tekrarından ibaret.

Birkaç maddeyle genelgede sayılan hedefler şöyle:

  • Şiddetle mücadelede alınacak hukuki, idari ve mali tedbirler
  • Toplumsal farkındalık ve duyarlılığı arttırmak, bilinçlendirme çalışmaları
  • Şiddet mağdurlarına yönelik koruyucu ve önleyici hizmetlerin arttırılması
  • Konuya dair istatistik üretimi, veri çalışmaları, saha araştırmaları ve izleme değerlendirme çalışmaları
  • Kadın konukevlerinin ve Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri'nin (ŞÖNİM) kapasite arttırımı
  • Şiddet uygulayana yönelik rehabilitasyon eğitimleri
  • Erken yaşta ve zorla evliliklere karşı toplumsal farkındalık
  • Kadınların işgücüne katılımlarını teşvik

16 yıldır istatistik yok, kurulun sadece adı değişti, Diyanet işin içine sokuldu

Genelgede yer verilen söz konusu maddelerin hepsi önceki dört ulusal eylem planında da tekrar ediliyor.1234

Örneğin kadına yönelik şiddet vakalarına dair Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işbirliğiyle bir veri tabanının oluşturulması, 16 yıldır her planda tekrarlanan ancak gerçekleştirilmeyen hedeflerden sadece biri. Kadın platformlarının ve bağımsız gazetecilerin çabaları olmasa ülkemizde kaç kadın cinayeti işlendiği bilgisi meçhul kalacak, ki, bu kaynakların elde ettiği verilerin gerçek sayıların gerisinde olması kaçınılmaz.

Erdoğan’ın sözü geçen toplantıda kuruluşunu ilan ettiği ve "Türkiye Yüzyılı’na yakışır faaliyetler yürütmesi dileğini paylaştığı" Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu da aslında yeni değil. 2006 yılında kurulan Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi’nin adı değiştirilerek Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu yapıldı.

Her dört eylem planında dikkat çeken bir diğer benzerlik de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işbirliği içinde çalışılacak sorumlu kurumlar arasında sayılması oldu. Kadına yönelik şiddete dair görsel, işitsel ve basılı materyallerin hazırlanmasından toplumsal farkındalık eğitimleri verilmesine kadar pek çok başlıkta Diyanet’e biçilmiş görevler mevcut. Bu eğitimlerin bir kısmını "babalık eğitimleri", "evlilik öncesi eğitimler" ve kurum personeline dönük iç eğitimler oluştururken, bir kısmını da Erdoğan’ın genelgesinde geçen “şiddet uygulayanlara yönelik rehabilitasyon eğitimleri” oluşturuyor.

2016-2020 yılı Eylem Planı'ndan

Kadınları hedef gösteren açıklamalarıyla sık sık gündeme gelen Diyanet’in kadına şiddet konusunda nasıl farkındalık yaratacağı akıllarda soru işareti yaratırken, Diyanet tarafından geçen yıl yayınlanan bir kamu spotu, kurumun verdiği eğitimlere dair fikir veriyor.

"Manevi destek hizmeti" adı altında afet bölgelerinde propaganda yürüten, ÇEDES projesiyle okullara giren Diyanet görevlileri, kadın konukevlerine girmeye ve şiddet mağdurlarına "manevi destek ve dini rehberlik" vermeye devam edecek. Söz konusu durumun, Bakanlık ve Diyanet arasında 2018’de imzalanan işbirliği protokolüyle 5 yıldır uygulandığı biliniyor.

2021-2025 yılı Eylem Planı’ndan

'Toplumsal cinsiyet' terimi yasaklandı

2021-2024 arasını kapsayan son planın daha önceki eylem planlarından en belirgin farkı, metnin bütününde “toplumsal cinsiyet” teriminin hiç kullanılmaması.

Daha önceki eylem planlarının tamamında başta Avrupa Birliği (AB) projeleri olmak üzere pek çok projeye konu olan ve temel hedeflerden biri olarak sayılan "toplumsal cinsiyet", son eylem planında gerektikçe, “kadın-erkek eşitliği” olarak ifade edildi.

2020 yılında İstanbul Sözleşmesi’ni iptal eden AKP, belli ki Sözleşme'yi çağrıştıracak her tür kavramı da sözlüğünden çıkarma çabasında.

Kız çocuklarının okullaşmasına dair hedefe yer verilmedi

Genelgeler arasında göze çarpan bir diğer farklılık da kız çocuklarının okullaşma oranının arttırılmasına dair hedef oldu. Yalnızca 2007 yılındaki eylem planında yer alan söz konusu hedefe, diğer eylem planlarında yer verilmedi.

2012 yılında getirilen ve başta kız çocuklarının okullaşma oranını düşürmesiyle eleştirilen 4+4+4 eğitim sistemiyle beraber AKP, kız çocuklarının eğitiminden kağıt üzerinde de vazgeçmiş görünüyor.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nde yer alan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in karma eğitime karşı ifadeleri düşünüldüğünde, kız çocuklarının okullaşmasına yönelik hedefe yer verilmemesi durumu açıklar nitelikte.

2007 yılı Eylem Planı’ndan

Müfredat değişikliği: 'Türk Toplumunda Aile' dersi

Yayınlanan dört eylem planındaki ortak hedeflerden biri de eğitim müfredatlarının düzenlenmesi oldu.

2007 yılındaki planda müfredatın toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek oluşturulması şeklinde yer verilen söz konusu hedef, sonraki planlarda müfredata kadına yönelik şiddetle ilgili farkındalık içeriklerinin eklenmesiyle tariflendi.

 Kız okullarının yaygınlaşması gerektiğini söyleyen MEB Bakanı  Tekin, Eylül ayında müfredata “Türk Toplumunda Aile” adlı seçmeli bir ders eklediklerini "müjdelemişti". Her yıl daha da gericileşen okul müfredatlarına dair çıkan sayısız haber dahi, AKP’nin eylem planlarının kağıt üstünde kalmaya mahkum olduğunu gösteriyor.

Eylem planı var, faaliyet raporu yok

16 yıldır bir eylem planı bitiyor, diğeri başlıyor. Yazan hedefler, projeler, adımlar neredeyse birbirinin aynısı. Arada bazı kavramlardan vazgeçiliyor, Komite’ler Koordinasyon Kurulları’na çevriliyor. Ancak bu eylem planlarından kaçının, ne oranda hayata geçirildiği ve neler yapıldığı bilinmiyor. Eylem planlarının takibi için her bir başlığa özel olarak faaliyet raporu gerekirken, bu durum da Bakanlığın keyfine kalmış durumda.

4 milyon kamu personeline eylem planı kapsamında eğitim verildiği ve şu anda ülkede 82 adet ŞÖNİM olduğu belirtiliyor. Ancak faaliyet raporu yayımlanmadığı için eylem planı süresince ne kadar "ilerleme" kaydedildiği öğrenilemiyor. Sonuç olarak bu planlar, AKP için 25 Kasım’larda ısıtıp ısıtıp gündeme getirilen bir şov malzemesinden öteye geçemiyor.

*Ankara Üniversitesi Kadın Dayanışma Komitesi (KDK) üyeleri