Erdoğan'ın fetvacısı Karaman: İktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem

'Erdoğan'ın fetvacısı' olarak bilinen Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman, 'İktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem' dedi.

Haber Merkezi

Karar gazetesi yazarı Akif Beki, "Erdoğan'ın fetvacısı" olarak bilinen Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman’ın AKP ve Erdoğan’a yönelik eleştirilere karşı WhatsApp grupları üzerinden "İktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem" uyarısını paylaştığını yazdı.

Akif Beki yazısında, "Cumhurbaşkanı giderken söyledi, Amerika dönüşü bizzat ilgilenmek suretiyle marketlerdeki fahiş fiyat zulmünün üstüne üstüne gidecek. Bu, zulmün mağduru millet de dişini sıkıp adaletin bize getirilmesini bekliyor demek değil mi? Yönetenler beklentinin farkında, yardımcı medyaları da bunu biliyor ama önceliği dünyaya veriyorlar ne hikmetse, ülkelerinden başlamıyorlar. İlahiyatçı Hayrettin Karaman Hoca da ‘yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edip adaleti tesise önce bizden başlasanız’ diye iktidarı uyarmak yerine cemaati uyarıyor" dedi.

'İktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem'

Beki şöyle devam etti:

Cemaate hayrı zaten yok da... Böyle savunmak iktidara da iyilik değil, yanlışta ısrara teşvik ediyor.

Tersini yapsa belki iktidar yanlışlarını düzeltecek, homurdanmayı ve şikayeti kesmesi için cemaati uyarmasına da gerek kalmayacak. Herkes kazanacak. Din de haksızlığa alet edilmeyecek.

Fakat Hoca, şu tarz uyarılarını kah Yeni Şafak kah WhatsApp gruplarından sürdürüyor:

'Bu iktidardan pek çok beklentiniz gerçekleşti, camiayı hayretle izliyorum, bak demedi demeyin, sonra Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz, iktidara zarar verecekse haksızlık ve yanlışlardan şikayetle doğruları söylemek caizdir diyemem.'

Erdoğan'ın fetvacısı neler demişti?

Karaman daha önce de gerici açıklamalarda bulunmuştu. Erdoğan'a "halifelik" fetvası veren Karaman'ın daha önceki bazı fetvaları şunlardı:

  • Mevcut durum ve şartlarda bana göre ideal olan ve aşağıda özetleyeceğim yönetim biçimine imkan görünmüyor. Bu sebeple seküler-liberal-demokrasi kötünün iyisi olarak devreye giriyor. Bu demokrasilerin birçok aksak yönlerinden biri de kanları uyuşmayan, her biri bir sevdada olan partiler arasında koalisyon zarureti doğurmasıdır. Bu konuya daha sonra geleceğiz. Müslümanların tarihinde kamil manada kısa süre (otuz yıl kadar), eksikli olarak da daha uzun yıllar uygulanmış olan yönetim şeklinin adı “hilafet” olmuştur.
  • Referanduma "Evet" demek, 'farz olanı tamamlayan ve ona yaklaştıran her fiil farzdır' kuralının çerçevesine dahildir.
  • Türkiye toplumunda evet ate ve ateistler ile eşcinsellere kötü bakış yaygındır; ancak bu hem bir vakıadır, hem de bir haktır. İnsan haklarına dayalı demokrasilerde bir kimsenin ate ve eşcinsel olma ve bu oluşları savunma hakları varsa, böyle olmayanların da kendi değerlerine dayalı olarak ateistlere ve eşcinsellere 'kötü bakma' hakları, hatta Müslüman iseler vazifeleri vardır. Evet, bir Müslüman ateiste ve eşcinsele kötü bakar, Allah’ı inkar etmenin ve cinsel sapıklığın kötü olduğuna inanır, böyle düşünür, bu inanç ve düşüncesini savunur, çocuklarını da bu anlayış içinde eğitir.
  • Laik-seküler düzenlerde yaşayan Müslümanların din ve kültürlerini korumaları oldukça zordur. Bu düzenlerde ibadet ve fazilet açık, ayıplar ve günahlar gizli değildir, hatta aksine ikincisi açıktır, engellenemez, medya ve benzeri iletişim ve etki araçlarında reklamları bile yapılır. Okullarda İslam'a göre din ve ahlak öğretim ve eğitimi genel olarak yapılamaz. Okul, sokak, medya, san'at… İslam insanı yetiştirmeye ve bu insanı korumaya ayarlı değildir…
  • Kızlar kızlarla, erkeler de erkeklerle arkadaş olurlar. Arkadaşlık ilişkisi karşı cins ile kurulmaya müsait bir ilişki değildir. Erkekler din ve meşru dünya işlerinin gerektirdiği ve izin verdiği kadar karşı cins ile beraber olur, aynı mekânı, meclisi, topluluğu, işi, hizmeti paylaşırlar, ama bu arkadaşlık değildir.