Erdoğan İmamoğlu'na laf sokarken karşısındaki Sayıştay üyeleri ne hissetti?

“Milletin cebinden basın mensuplarına özel uçakla Roma turu yaptırmanın haklı gerekçesi olamaz” sözlerini Erdoğan, 162. kuruluş yılında bitirdiği kurumun üyelerinin gözleri önünde İmamoğlu için kurdu.

Haber Merkezi

Sayıştay'ın 162. kuruluş yıl dönümü sebebiyle Sayıştay Başkanlığı Konferans Salonu'nda tören düzenlendi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen programa katıldı, yaptığı konuşma dikkat çekiciydi. İBB Başkanı İmamoğlu’nun Roma gezisi konuşmasının konu başlıklarındandı. İmamoğlu, ‘2027 Avrupa Oyunları, İstanbul’un imza töreni için 69 kişilik bir heyetle İtalya’nın başkenti Roma’ya gitmiş, geziye katılan 37 gazetecinin masrafları İBB tarafından karşılanmıştı. “Milletin cebinden basın mensuplarına özel uçakla Roma turu yaptırmanın haklı gerekçesi olamaz” eleştirilerini sıraladığında, akıllara Erdoğan’ın uçak gezileri ve dahası geldi ancak dikkat çeken bir başka şey vardı.

Erdoğan konuşması boyunca, “Sayıştay'ın konumunu daha da güçlendirdik” vurgusunu ve sözlerinde ısrarcı oldu. Konuşmasının ayrıntılarına baktıktan sonra Sayıştay’ın gerçekten bu dönemde yaşadığı “dönüşümü” mercek altına alacağız.

Konuşmasına Mehmet Şimşek’in kamuda tasarruf reçetesini bolca meze eden Erdoğan’ın vurguları şöyle:

  • Kamu görevi, kaynağı millettin dişinden tırnağından artırdığı vergiler olan vebali gerçekten ağır bir vazifedir. Hantal devlet yapısından çevik devlete geçmek için çaba gösterdik. Bürokratik vesayeti ülkemiz için bir tehdit kaynağı olarak gördük. Son dönemde bazı kamu hizmetlerinde vatandaşlarımızın şikayetlerinin arttığının farkındayız. Halktan sorunlardan kopuk görev şuuru eksik eski alışkanlıkların tekrar baş göstermesine izin vermeyiz. Bu tür yollara tevessül edenlerin de gözünün yaşına bakmayız. 
  • Bu anlayışla kendimizi sürekli hesaba çekiyoruz. Halkımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Hızlı ve erişilebilir kamu hizmeti vermek için atılabilecek ilave adımların hazırlığı içindeyiz. Kamuyu denetleyen Sayıştay Başkanlığımızın da tespit ve önerilerinden istifade ediyoruz.
  • Halka hizmet yolunda yönetim anlayışımız kadar denetim anlayışımızı da geliştirmeliyiz. Devlet geleneğimizde de teftiş her zaman önemsenmiştir. Sayıştay çok önemli roller üstleniyor. Kamuda tasarrufun ön plana çıktığı günlerde Sayıştay'ın denetimleri daha da önem kazanmıştır. Hiçbir kurum savurganlık içinde olamaz. Milletin oluşturduğu kıt kaynakların birilerinin reklam bütçesine dönüşmesini hoş karşılayamayız. 
  • Eş dost atamaları ile belediye kaynaklarının kişisel kullanıldığını görüyoruz. Kimse kusura bakmasın, milletin cebinden basın mensuplarına özel uçakla Roma turu yaptırmanın haklı gerekçesi olamaz. Bu konuda atanmış veya seçilmiş fark etmeksizin tüm makam sahipleri daha hassas davranmalı kamu malına özen göstermelidir. 
  • Tasarruf paketini milletimizle paylaşmıştık. Türkiye, başkaları gibi sınırsız petrolü, altını, doğal gazı olan ülke değildir. Biz çalışarak ayakta kalan bir ülkeyiz.
  • Sayıştay'ın konumunu daha da güçlendirdik. Kamu kaynağı kullanan her kurumu Sayıştay denetimi kapsamına aldık. Yüksek denetimin tüm unsurları ve metotlarına sahip oldu. Sayıştay'ı hak ettiği konuma biz getirdik.

Sayıştay nedir?

Sayıştay, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Sayıştay tek dış denetim organı olarak belirlenmiş bir kurum. "Kamuda hesap verme sorumluluğu ile mali saydamlığa katkı sağlamak üzere denetim, yargılama ve rehberlik yapmak" amacıyla denetleme görevi olan Sayıştay, yürütme organı denetlensin, kesin hesaplar çıkarılsın diye bu raporları hazırlıyor. Öte yandan yeni sistemle artık bir yürütme erki haline gelen Cumhurbaşkanı'nın denetlenmesi mümkün değil.

Sayıştay'ın hazırladığı raporlar, "Denetim Bulgularımız" ve "Denetim Görüşümüzü Etkilemeyen Bulgular" diye ikiye ayrılıyor. Günlerdir basına yansıyan raporlar da ikinci grupta yer alıyor.

Sayıştay'ın denetlediği yürütmenin başı Cumhurbaşkanı yani AKP'li Recep Tayyip Erdoğan. Erdoğan'ın son düzenlemelerinin ardından Meclis'e karşı bir sorumluluğu bulunmuyor. Ayrıca Bakanlar da Meclis'e karşı sorumlu değil. Dolayısıyla hazırlanan raporlar da, yargıya gitmiyor. Zaten Sayıştay'ın böyle bir görevi yok.

2010 dönüm noktası: 'İdareyi aklama işlevi görüyor'

Sayıştay eski denetçisi ve Devlet Denetleme Kurulu eski üyesi de olan soL yazarı Kadir Sev'e göre, Sayıştay, özellikle 2010 yılından bu yana idareyi aklama işlevi görüyor. Denetim yetkisi kısıtlanan kurumun denetçilerinin yazdığı raporlar, çeşitli süzgeçlerden geçirildikten ve sakıncalı olabilecek bulgulardan ayıklandıktan sonra Meclis'e gönderiliyor.1

Sev, Sayıştay yasasındaki “Kamu idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin yasalara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar” kuralını hatırlatıyor. Yasada açıkça kamu zararından söz edildiğini belirten Sev, Sayıştay’a karşı sorumların tanımı değiştirildiğini ve yargılama işlevinin fiilen kaldırıldığını ekliyor. Sev'e göre, kamu zararına yol açıldığı kanısına varılmışsa savcılıklara bildirilmekten başka yapılacak bir şey yok.

2010 yılında yapılan değişikliklerle "Sayıştay, idarenin takdir yetkisine karışamaz, yapılan iş yasalara uygunsa rapor konusu yapılamaz" diye bir kural getirildiğini de hatırlatan Sev, bu durumun yasaya uygun olduğu için pek çok iş ve işlemin de sorgulanamayacağı sonucunu doğurduğunu söylüyor. AKP döneminde Sayıştay yasasının iyice elden geçirildiğini söyleyen Sev'e göre, raporlar Sayıştay denetim yapılıyor algısı oluşturmak için var.

Sev şöyle devam ediyor: "Bu raporlarda İdare aklanıyor. Sayıştay, 'ben mali tablolarını inceledim, denetim bulgularım şunlar' deyip, önemsiz bir kaç konuyu, denetim bulgusu olarak belirtiyor ve 'bulguların dışındaki konularda idarenin düzenlediği mali tablolar doğru, düzenli ve gerçeği yansıtıyor' gibi bir sonuca varıyor."

'Sayıştay AKP yanında saf tutmuştur'

Sev 2019'da yazısında Sayıştay'la ilgili önemli 3 noktaya değinmişti. "Sayıştay AKP yanında saf tutmuştur"2 başlıklı yazıda dikkat çekilen noktalar şöyleydi:

"Üç önemli evrensel saptamayla başlayalım:

1- Sayıştaylar, kapitalist düzene ait kurumlardır. Devletin örgütsel yapısının, düzenin gerektirdiği yetkinlik ve anlayışla yönetilip yönetilmediğini denetlemek, iyileştirilmesi için öneriler geliştirmekle görevlidirler.

2- Siyasal iktidarlar, düzenin sorunsuz işlemesinden sorumludur. Kendilerinden, kamu kurum ve kuruluşları ile kaynaklarını etkin, tutumlu ve verimli bir anlayışla yönetmeleri beklenir.

3- Düzenin bekasıyla, siyasal iktidarların bekası farklı şeylerdir. Sayıştaylar, siyasal iktidarların değil, düzenin bekçileridir. Bunun içindir ki raporları Parlamentolarda, muhalefetin ağırlıkta olduğu kurullarda görüşülür ve karara bağlanır.

Türk Sayıştay’ı bu üç evrensel ilkeyi reddettiğini ilan etmiş, varlık nedeniyle çelişmiştir."