Breadcrumb
Erdoğan açıkça itiraf etti: İşte enerji krizi ve yüksek faturanın nedenleri...
Turgut Yıldız
Yayın Tarihi: 09.11.2021 , 13:13 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Dün gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan doğalgazı yüzde 76 indirimle satarak 50 milyar liralık sübvansiyon yapıldığını, akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sistemi ile vergiden fedakârlık yapıldığını ve elektriği fiyatlarında sübvansiyon yapıldığını söyledi. Ayrıca faturalardan TRT payı ve enerji fonu kesintilerinin kaldırılacağını duyurdu.
Ancak konuşmasında bu indirimli fiyatlardan bahsederken “vatandaşa indirimli verdik” dese de elektrik, doğalgaz ve petrole ilişkin tüm faaliyetler özelleştiğinden AKP bu indirimleri aslında patronlara yaptı. Kamu kaynaklarının patronların cebine nasıl aktığına soL okurları için mercek tuttuk.
Doğalgazda sübvansiyon BOTAŞ’ı batırıyor
Dünya çapında doğalgaz fiyatları Asya ülkelerinin yükselen talebi nedeniyle yılbaşından bu yana artıyor. Dünyada doğalgaz ihracatının kilit ülkesi Rusya’nın merkezinde durduğu yükseliş nedeniyle kömür fiyatları da artarken fiyatların düşmesi beklenmiyor. Doğalgazda neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Türkiye artan fiyatlardan doğrudan etkileniyor. Başarısız ekonomi yönetimi nedeniyle artan döviz kuru da doğalgazın iç pazardaki fiyatını doğrudan etkiliyor.
Doğalgaz ithalatında en büyük paya sahip olan kamu şirketi BOTAŞ pahalıya aldığı gazı doğalgaz dağıtım şirketi ve elektrik üretim şirketlerine ucuza veriyor. Erdoğan’ın indirim dediği tam olarak bu. Enerji şirketlerinin yakından tanıdığımız Sabancı, Cengiz, Kolin, Kalyon, Limak gibi patronları kaynaklara ucuza erişebilsin, yükselen döviz kurundan ve dünyada artan fiyatlardan etkilenmesin diye AKP BOTAŞ’ı batırıyor. Erdoğan’ın kabine toplantısında açıkladığı rakam 50 milyar TL seviyesinde.
Elektrikte sübvansiyon dağıtım şirketleri için
Yenilenebilir enerji santralleri başta olmak üzere elektrik üretimine verilen dövizli alım garantileri ve birlikte elektrik üretiminde doğalgazdan sonra kullanılan diğer büyük kaynak olan kömürün de fiyatlarının da artması nedeniyle elektrik üretiminde maliyetler yükseliyor. Üretim maliyetlerini yansıtmamak için bu sefer alım garantili elektrik dağıtım şirketlerine ucuza veriliyor. Dağıtım şirketleri zarar etmesin diye kamu şirketleri batırılıyor. Erdoğan’ın açıklamasına göre bu rakam da 17 milyar TL seviyesinde.
Petrol şirketleri zarar etmesin diye akaryakıtta vergiden feragat ediliyor
Eşel mobil adı verilen sistem ile akaryakıt sektöründe petrol fiyatlarındaki ve döviz kurundaki dalgalanmadan akaryakıt pompa fiyatlarının etkilenmemesi için iniş çıkışların ÖTV’den karşılanması sağlanıyor. Ancak sürekli artan döviz kuru akaryakıttaki ÖTV payını tüketti. Benzin, motorin ve LPG’de artık dövizdeki her artış doğrudan pompa fiyatına yansıyor. Bu sene eşel mobil uygulaması nedeniyle 45 milyar liradan fazla vergiden feragat edildiği hesaplanıyor. Böylelikle gelen zamlar şirketlerin kârlarından değil kamunun gelirlerinden karşılanmış oluyor. Dolayısıyla “Benzine zam yapılmıyor” yerine “Petrol şirketlerinin kârı azalmıyor” demek daha doğru.
Kamunun toplam zararı en az 100 milyar TL
Sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı rakamlara baksak bile kamunun zararı en az 100 milyar TL’yi buluyor. Dolayısıyla enerji sektöründeki bu maliyetler doğrudan olmasa da dolaylı olarak kamunun cebinden çıkıyor.
Doğalgaz, elektrik ve petrol sektöründeki her türlü faaliyeti sinekten yağ çıkarırcasına özelleştiren ve piyasalaştıran AKP faturalarımızda en az üç şirketin kârını garanti altına alırken kamu kaynaklarını patronların can simidi haline getiriyor.
TRT Payı ve Enerji Fonu kesintilerinin kalkması ne ifade ediyor?
Elbette hükümetin elinde bir propaganda aracına dönülen TRT’nin faturalarımızdan finanse edilmesini savunacak değiliz. Ancak kategorik olarak bakıldığında bu kesintilerin faturalardan kaldırılması ile yine kamunun gelirlerinden vazgeçtiğini ve faturalara patronlar aleyhinde hiçbir müdahale yapılamadığını söyleyebiliriz.
Faturalar nasıl düşer?
Hemen söyleyelim patronlar ellerini cebimizden, AKP de ellerini kamu kaynaklarından çekmedikçe faturalarımız düşmeyecek. Faturaların düşebilmesi için enerji sektöründe özelleştirmeci ve piyasacı anlayışın terk edilip kamucu ve halkın çıkarlarını gözeten bir kamu idaresi kurulması şart. Şirketlerin kârları faturalardan çıkmadan, patronlara peşkeş çekilen santrallerimiz ve rafinerilerimiz, uluslararası tekellere satılan doğal kaynaklarımız devletleştirilmeden faturalarımızı düşüremeyiz.
Ayrıca patronların korunup kollanabilmesi için gerekli kaynakların oluşturulabilmesi adına yurttaşlardan toplanan vergilerin kaldırılması da şart. Dolayısıyla faturalarının düşmesinin aslında tek yolu var: Düzen değişikliği…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

