Breadcrumb
Epstein, Mearsheimer, İsrail Lobisi ve akademinin namusu üzerine
Jeffrey Epstein ve Alan Dershowitz
Emre Nalıncı
Yayın Tarihi: 04.02.2026 , 00:31 Güncelleme Tarihi: 15.04.2026 , 12:25
2006 yılının Mart ayında, Harvard Kennedy School, nüfuzlu siyaset bilimciler John Mearsheimer ve Stephen Walt tarafından kaleme alınan İsrail Lobisi ve ABD Dış Politikası başlıklı bir çalışma tebliği yayımladı. London Review of Books’ta yer bulan ve ertesi yıl yayımlanacak bir kitaba da nüve teşkil eden bu metin; İsrail yanlısı lobi örgütlerinin Amerikan siyasi sistemi üzerindeki tesirine ve Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) gibi örgütlerin ABD’nin Orta Doğu politikasını şekillendirmedeki rolüne dair sakınmasız bir tahlildi.
Mearsheimer ve Walt; hayırseverler, düşünce kuruluşları, baskı grupları ve Hristiyan Siyonist (Evanjelik) örgütlerden müteşekkil gevşek bir koalisyonu tasvir ediyor; ABD’nin Irak’ta bataklığa saplandığı dönemde, bu koalisyonun ABD’nin Orta Doğu politikasını ulusal çıkarların aksi istikametine sürüklediğini öne sürüyorlardı. Walt ve Mearsheimer, vaziyeti şu satırlarla özetlemişlerdi:
“Başka çıkar grupları da ABD dış politikasını kendi arzuladıkları yönlere saptırmayı başarmıştır; ancak hiçbir lobi, Amerikan halkını ABD ve İsrail çıkarlarının özünde bir ve aynı olduğuna inandırırken, dış politikayı ulusal menfaatlerin gerektirdiği rotadan bu denli uzağa savurmayı başaramamıştır.”
Henüz Kennedy School metni çevrimiçi erişime açmadan evvel, proje The Atlantic dergisi editörlerini çoktan ürkütmüştü. Oysa makaleyi 2000’lerin başında sipariş eden bizzat onlardı. Tucker Carlson ile bu yılın başlarında yaptığı bir mülakatta Mearsheimer, The Atlantic yayın yönetmeninin makaleyi basmamak kaydıyla kendilerine 10 bin dolarlık bir cayma bedeli teklif ettiğini ifşa etti. Mearsheimer bu durumu, “Hayatımızda kazandığımız en zahmetsiz on bin dolardı, sözleriyle yad edecekti.
Tebliğ, uluslararası ilişkiler disiplininin iki muteber ismi tarafından kaleme alınmıştı; Walt, 2002’den bu yana Harvard Kennedy School’da Akademik Dekan olarak görev yapıyordu ki bu, alandaki en prestijli makamlardan biriydi; Mearsheimer ise Chicago Üniversitesi’nde ders veriyordu. Ancak akademi dünyasında metne gösterilen tepki ani, şiddetli ve alışılmadık derecede aleni oldu. Bir dizi gazete makalesi yazarları antisemitizmle itham ederken, İftira ve İnkarla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League) devreye girerek metni “Yahudi karşıtı bir hezeyan” olarak yaftaladı. Baskı o raddeye ulaştı ki Kennedy School, logosunu tebliğden kaldırdı ve kurumun bu argümanlarla bir bağı olmadığını beyan eden bir feragatname ekledi.
O vakitler bilinmese de Jeffrey Epstein, Mearsheimer ve Walt’u itibarsızlaştıracak argümanlar üzerinde geri bildirimlerde bulunuyor ve o geniş sosyal ağını, iki akademisyene yönelik antisemitizm iddialarını yaymak için kullanıyordu.
Epstein’in Yahoo hesabından sızan e-postaların bir kısmı Bloomberg tarafından haberleştirilmiş olsa da Walt ve Mearsheimer’ın çalışmasına dair yazışmaları daha evvel basın yansımamıştı. Bloomberg, e-posta önbelleği üzerinde yaptığı kriptografik doğrulamada, verilerin “önemli bir kısmının güçlü bir şekilde doğrulandığını; mühim eklerin kaynaklarının teyit edildiğini ve sahteciliğe dair dişe dokunur bir kanıt bulunmadığını” belirtti; her ne kadar bazı e-postaların silindiğine dair emareler olsa da.
Ele geçirilen belgeler, 2006 Nisan’ının ilk haftasında Epstein’in, Harvard hukuk profesörü Alan Dershowitz tarafından kaleme alınan “En Yeni -ve En Eski- Yahudi Komplosunu Çürütmek” başlıklı bir saldırı yazısının çok sayıda taslağını teslim aldığını gösteriyor. Aynı zamanda Epstein’in ceza davalarında savunma avukatlığını da üstlenen Dershowitz, bu metinde Mearsheimer ve Walt’u, neo-Nazi ve İslamcı web sitelerinden devşirilmiş “itibarı beş paralık olmuş zırvaları” geri dönüştürmekle ve Siyon Liderlerinin Protokolleri’nin1 modern bir muadilini yazmakla suçluyordu. Epstein, Dershowitz’in e-postasına şu yanıtı verdi: “Müthiş… tebrikler.”
Birkaç saat sonra Epstein, Dershowitz’in e-posta adresinden, bir asistan tarafından imzalanmış başka bir mesaj aldı. Asistan, Epstein’den saldırı yazısının kopyalarını dolaşıma sokmak için yardım istiyor ve şöyle diyordu: “Jeffrey, bunu Alan için dağıtacak mıydın? Eğer ofisinden birine iletmem gerekiyorsa lütfen haber ver.” Epstein müsbet yanıt verdi: “Evet, başladım bile.”
Resmi bir görevi bulunmamasına rağmen Epstein, Harvard nezdinde kudretli bir figürdü. Üniversitede ilişkiler geliştirmek için yıllarını harcamış, 1998 ile 2008 yılları arasında 9 milyon dolardan fazla bağış yapmış; kendisini, aralarında Dershowitz ve o dönem Harvard Rektörü olan ekonomist Larry Summers’ın da bulunduğu yüksek profilli akademisyenler için bir “iş bitirici” ve hami olarak konumlandırmıştı.
O dönemde Epstein, milyarder moda devi Leslie Wexner’ın aile finans ofisinin mütevellisi ve başkanı olarak görev yapıyordu. Bu ofis, 2000-2006 yılları arasında Kennedy School’a yaklaşık 20 milyon dolar bağışlamıştı. Harvard Gazette, Wexner Vakfı’nın katkılarını okulun “temel işletme giderlerini üstlenmek” olarak tanımlıyordu. Vakıf ayrıca, her yıl on İsrailli hükümet yetkilisinin Kennedy School’da bir yıllık yüksek lisans eğitimi almasına olanak tanıyan Wexner İsrail Burs Programı’nı da fonluyordu.
Perde arkasında yürütülen bu sabotaj kampanyası, ironik bir biçimde Walt ve Mearsheimer’ın tebliğindeki temel tezleri doğrular nitelikteydi. Başka bir deyişle; zengin ve nüfuzlu birtakım adamlar, zengin ve nüfuzlu adamların servetlerini ve bağlantılarını ABD’nin çıkarları aleyhine ve İsrail devletinin menfaati lehine kullandığını iddia eden bir makaleyi piyasadan silmek için, bizzat kendi finansal kaynaklarını ve bağlantılarını seferber ediyorlardı.
Medya ve akademinin seçkin mensuplarınca koordine edilen bu karalama kampanyasının sonuçları, Mearsheimer ve Walt için vahim oldu. Chicago Küresel İlişkiler Konseyi, İsrail yanlısı destekçilerden gelen baskı üzerine ikilinin 2007’de yapılması planlanan konuşmasını iptal etti. Onları daha önce konuşmacı olarak ağırlayan diğer kurumlar ise, artık herhangi bir katılımın İsrail’e sempati duyan bir karşıt konuşmacı ile “dengelenmesi” şartını koşmaya başladı. Bu tepki dalgası, yıllar boyunca ana akım medyada, akademide ve düşünce kuruluşlarında onlara ayrılan alanı daraltırken, kamuoyu önüne çıkmalarını da müşkül hale getirdi.
Son yıllarda Mearsheimer, bağımsız medyanın ve yorumcu olarak yer aldığı YouTube kanallarının bolluğu sayesinde yeni bir kitle kazandı.
Epstein ve Dershowitz’in Walt ve Mearsheimer’ın akademik kariyerlerini mahvetmek için işbirliği yaptığı o hafta; pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Epstein, aynı zamanda avukatıyla, kendisini cinsel istismarla suçlayan genç bir kadını tabiri caizse yok etme stratejilerini tartışıyordu. O dava o günden bu yana uluslararası çapta büyük dikkat çekti. Bu, Walt ve Mearsheimer’a verilen tepkiden bağımsız olsa da; geriye dönüp bakıldığında, makalenin altını oymak için perde arkasında çalışan adamların, aynı anda, ileriki yıllarda küresel çapta bir meşum şöhrete kavuşacak olan bir adamı suçlayan çocuğu itibarsızlaştırma kampanyası yürütüyor olması enteresandır.
2005 yılında Epstein, 16 yaşındaki bir kızın ve ailesinin, iki yıl önce El Brillo Way’deki malikanesinde gerçekleşen bir cinsel saldırıyı ihbar etmesiyle Palm Beach Polis Departmanı’nın dikkatini çekmişti. Soruşturma, takip eden yıl içinde onlarca kurbanı tespit etti ve Epstein’in dosyası eyalet savcısı Barry Krischer’a intikal ettirildi.
Dershowitz’in İsrail Lobisi çalışma tebliğine yanıtını yayımlamasından beş gün sonra, 10 Nisan 2006’da Epstein, aynı zamanda avukatı olan Dershowitz’e, aleyhindeki tanıklığı zayıflatmak amacıyla eyalet savcısıyla paylaşılmak üzere özel bir dedektif tarafından elde edilen bazı bilgiler gönderdi. Epstein’in mektubu, reşit olmayan suçlayıcısını uyuşturucu kullanmak, hırsızlık yapmak ve başka cinsel faaliyetlerde bulunmakla itham ediyor; elde ettiği kirli bilgilerin kızın karakterini ve güvenilirliğini sarstığını savunuyordu. Ayrıca kadının aile fertlerinin geçmişine de saldırıyordu.
Finansör ve güç simsarı Epstein, eylemleri nedeniyle hâlâ yasal inceleme altında olmaktan duyduğu hayal kırıklığını da dile getirdi. Epstein, savcıya sitem ederek şunları yazdı: “Umarım, yaklaşık iki ay önce bana sadece 'rölantiye almamı' tavsiye etmenizden -ki bu tavsiyeye uydum- ve ardından davanın 'sönümlenip gideceğine' kanaat getirdiğinizin bildirilmesinden sonra, olayların aldığı bu son hal karşısında epey şaşırdığımı takdir edersiniz.” Epstein, herhangi bir Büyük Jüri sürecinden önce “aklayıcı kanıtları” sunabileceği “yüz yüze ve kapsamlı bir toplantı” için Krischer’dan fırsat talep etti.
Epstein nihayetinde 2008 yılında, ismi açıklanmayan suç ortaklarına dokunulmazlık sağlayan ve federal kovuşturmadan kaçmasını mümkün kılan, son derece ihtilaflı bir uzlaşma ile hafifletilmiş suçlamaları kabul etti. Palm Beach İlçe Hapishanesi’nde sadece 13 ay yattı ve haftanın altı günü, günde 12 saat hapishane dışında izin kullandı.
Larry Summers ile olan şahsi ilişkisi, çocuk cinsel istismarından hüküm giymesi ve hapis yatmasıyla sekteye uğramış görünmüyordu. Temsilciler Meclisi Gözetim Komisyonu'ndan gelen son ifşaatlar, Epstein ve Summers’ın, Epstein’in 2019’daki ölümüne dek iletişimde kaldığını gösteriyor; buna, bir önceki yıl Summers’ın kendisini akıl hocası olarak gördüğünü söylediği bir şahıs hakkında Epstein’den romantik tavsiyeler istediği mesajlar da dahil.
Bu esnada Walt ve Mearsheimer’a yönelik saldırılar, çalışma tebliğlerini 2007’de kitaba dönüştürdüklerinde de devam etti. Jeffrey Goldberg, The New Republic’te kaleme aldığı yazıda onları antisemitizmle suçladı, bakış açılarını Usame bin Ladin’inkine benzetti ve mantıklarının “Yahudi düşmanı ideologlarca yayılan kadim bir fikri; Yahudilerin gölgeler içinde hareket ederek centil (Yahudi olmayan) liderleri manipüle ettiği fikrini” canlandırdığı uyarısında bulundu. Akademisyenleri tanımlamak için 1930’ların meşum antisemit radyo sunucusu Peder Coughlin’e2 atıfta bulunan Goldberg, kitaplarının “Peder Coughlin döneminden bu yana Amerikan Yahudilerinin siyasi hak sahipliğine karşı yapılmış en sürekli saldırı” olduğunu ilan etti.
Bu saldırıların akademi üzerinde yıllarca sürecek ve amacına uygun olarak caydırıcı bir etkisi oldu; öyle ki ABD dış politikası için meselenin ehemmiyetine rağmen, İsrail yanlısı baskı gruplarının nüfuzu üzerine tartışmalar tabu olarak kaldı. 2016 yılında, The Atlantic’in kamuoyu baskısı karşısında Walt ve Mearsheimer’ın makalesini yayımlamaktan vazgeçmesinden kabaca on yıl sonra, Goldberg derginin genel yayın yönetmenliğine getirildi.
- 1
20. yüzyılın başlarında Çarlık Rusyası gizli polisi tarafından uydurulan, Yahudilerin dünyayı ele geçirme planı yaptığını iddia eden antisemitik, sahte bir metindir. Dershowitz'in bu referansı kullanması, Mearsheimer ve Walt'u doğrudan en uçtaki nefret söylemiyle bir tutma stratejisidir.
- 2
Charles Coughlin (1891–1979), 1930'larda ABD'de radyo vaazlarıyla milyonlara ulaşan, aşırı sağcı, antisemitik ve faşizm sempatizanı Katolik rahiptir. Yahudilere karşı nefret söylemiyle tanınır. Bu ismin özellikle zikredilmesi, Lobi'nin yazarlarının "Nazi sempatizanı" seviyesinde bir tehlike olarak çerçeveleme çabasıyla alakalıdır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.