Sayfa yolu
Enkaz altında kalan sistem: Tüm senaryo biliniyormuş!
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.02.2023 , 18:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin ardından yerle bir olan Hatay’ın ilçelerini altı gün boyunca karış karış gezdi. Hasarının her açıdan fotoğrafını çeken "Halk Sağlığı Uzmanları Derneği 6 Şubat depremleri Hatay ili saha raporu" isimli çalışmayı hazırlarken, önce 6 gün süren ziyaretler süresince karşı karşıya kaldıklarını, sonra da önerilerini sıraladı.
Şehre ulaşımı en zor hâle getiren faktörlerden biri Hatay Havalimanı’nın pistinin depremde hasar görmesi olarak tarif ediliyor. Depremin üzerinden günler geçmesine rağmen yollarda ulaşımın akıcı olarak sağlanılamadığına dikkat çekilen raporda deprem sonrasındaki Hatay nüfusu ile ilgili hiçbir yetkiliden bilgi alınamadığı da açıklandı. Aynı durum göçmenlerin verileri konusunda da tekrar etmiş.
Sağlık sistemi enkazda kaldı
Raporda Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve İskenderun’un en büyük hasar alan bölgeler olduğu saptandı. Kamu binalarının kullanılmaz hâle geldiği, 4 hastanenin tamamen yıkılığı1 hastanenin de zarar gördüğü için boşaltıldığı rapordaki notlar arasında. Örneğin Defne’de hiç hastanenin olmaması verilen bilgilerden biri.
Yardımların ve dayanışmanın koordinasyonuna karşı da bir engel olduğu, raporda kayda geçenler arasında. “Sınır Tanımayan Eczacılar-Almanya” ekibi, iki TIR dolusu tıbbi malzeme ve 17 sağlık çalışanı ile dördüncü gün gelmelerine karşın hizmet sunmaya başlayamamış.
Uyuz problemine de dikkat çekilen HASUDER raporu sağlık çalışmaları hakkında birçok önemli noktayı gözler önüne seriyor. Raporda, “Sağlık hizmeti veren meslektaşlarımızla yapmış olduğumuz görüşmelerde, akut solunum yolu enfeksiyonları ve bölgede uyuz gibi endemik hastalıkların artışı bildirilmektedir. Kalabalık yaşam koşulları Covid-19 ve grip için de risk oluşturmaktadır.” ifadeleri de yer alıyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulmaya başlanmadığı, bu sebeple aşıların yapılmasının geciktiği, Sağlık Bakanlığı’nın yetkililerinin kamp veya çadır alanlarındaki konaklayan kişi sayısı ile ilgili bilgiye sahip olmaması gibi sorunlar sıralanıyor. Fakat bir diğer ışık tutulan nokta AFAD ile Sağlık Bakanlığı arasındaki koordinasyon eksikliği.
Raporda sık sık karşımıza çıkan bir diğer başlık: AFAD
Rapor edilen en önemli verilerden biri, Hatay’da depremin ilk 48 saatinde sistematik arama kurtarma çalışmasının bulunmaması. İlk iki gün yalnızca bireysel çabalar ve gönüllülerin çalışmaları mevcut. Bu sebeple de enkazdan canlı kurtarılabilecek yurttaş sayısı sınırlanmış.
Yardımların sevk ve idaresinde ilk günlerde daha da fazla olmak üzere koordinasyon eksikliği sık sık dile getirilenler bir husus. Aynı zamanda raporda bir diğer dikkat çekilen madde yardımların ve ekiplerin ulaşmamasının ya da geç ulaşmasının sebebi olarak “etnik, politik ya da dini kimlikleri ile ilişkilendirme eğilimi” olarak sınıflandırılmış.
Rapordan:
“5 yaşındaki bir çocuk ise FMF hastasıydı ve ilaçları enkaz altında kaldığı için çaresizdi. Bu çocuğun kullandığı ilaçları ve diğer gereksinim duyulan ilaçları not aldık, ilaçların Sağlık Bakanlığı’na bağlı birimlerde olmadığını öğrenince Türk Eczacıları Birliği’ne başvurduk ve ilaçların İskenderun Teknik Üniversitesi bahçesindeki TEB eczanesinde bulunduğunu öğrendik. Sağlık Bakanlığı yetkililerine durumu bildirdik, Sağlık Bakanlığı ekipleri ilaçları İskenderun’dan alıp hasta çocuğa ve aileye ilettiler.
Ailenin diğer gereksinimlerini Hatay Büyükşehir Belediyesi yetkililerine ilettik ve EXPO alanındaki yardımlardan bu aileye yiyecek, içecek ve giysi gönderilmesini talep ettik. Ancak söz konusu yardım alanına AFAD el koyduğu için söz konusu yardım malzemeleri kısa süre içinde aileye gönderilemedi.”
Raporda Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfiü Savaş’ın da AFAD konusundaki yorumları mevcut:
“İlk günlerde AFAD ile koordinasyon olmamasından yakındı. Yine ilk günlerde AFAD Binasının da yıkılmasından dolayı AFAD merkezinin Jandarma Bahçesinde konteynerde konuşlandığını, Sağlık Bakanı ve Milli Savunma Bakanı’nın bu konteynerde olduğunu, ancak sahada AFAD’ın hissedilmediğine vurgu yaptı.”
Sahipsiz kalan çocuklarla ilgili koordinasyonsuzluk da raporda yer bulanlar arasında. Adana Tabip Odası’nın yaptığı çalışma ile bir profesör ve 21 tıp öğrencisinin çocukları kendi kendilerine koruduğu ve sosyal hizmetlerin devreye çok geç girdiği eklenmiş.
Bir diğer önemli nokta: Tüm senaryo biliniyormuş!
Rapordan aynen aktarılan cümleler şunlar:
“HATAY İRAP’ta Hatay ilini risk altında bulunduran en büyük doğal afetin deprem olduğu belirtilmiştir. 6 Şubat Depreminde en çok zarar gören yerleşim alanlarının diri fay hatları veya zonları üzerinde yer aldığı belirtilmiştir. Çalıştayda 7,5 büyüklüğünde bir deprem senaryosu üzerinde çalışılmış ve Antakya ilçesinde bulunan 57.891 binanın 57.475’inin çeşitli ölçülerde hasar göreceği, bu binaların 52.133’ününse yıkılacağı öngörülmüştür. Ayrıca 1.609.856 kişi olan Hatay nüfusunun 1.533.507’sinin bu depremden etkileneceği, bunların da yaklaşık 30.000’inin hayatını kaybedeceği tahmin edilmiştir.
Bunca hazırlık ve çok benzeri bir senaryoda çalışılmış olmasına rağmen sahadaki durumu özellikle erken dönemdeki arama kurtarma süreçlerini, yine sahadan gelen bir yorum en iyi şekilde özetlemektedir.
Ancak, kentin özellikle bu ölçüde bir deprem olacağı bilinirken yapı stoğu başta olmak üzere önlemlerin alınmamış olması en temel sorun olarak gösterilmektedir.
Yapılan görüşmelerde toplumun farklı kesimlerinde AFAD ile ilgili olarak sıklıkla liyakat sorunu dile getirilmiştir. Hatay’da depreme hazırlığın iyi yapılmadığı çok açık biçimde gözlenmiştir.“
'Yalnızca Hatay’da en az 60 bin kişi enkaz altında'
HASUDER ekibi bölgeden ayrılırken tüm deprem bölgesinde açıklanan ölüm sayısı 36 bin idi. Raporda, “Yerel yöneticiler ve bazı akademisyenlerle yapılan görüşmelerde, yalnızca Hatay’da en az 60 bin kişinin enkaz altında kalarak yaşamını yitirdiğine ilişkin tahminler yürütülmektedir. Yetkililerle yapılan görüşmelerde Hatay’da kaç binanın enkaz haline geldiği ve bu binalarda kaç kişinin yaşadığı, kaçının enkazdan kendisinin kurtulduğu, kaçının ise ölü veya yaralı olarak çıkartıldığına ilişkin herhangi bir veriye ulaşılamamıştır.” ifadeleri çalışmaların yetersizliğinin, koordinasyonsuzluluğunun ortaya çıkarıyor
Güvenlik problemi, çadır yetersizliği, WC ve banyo sayısı, çöplerin toplanmaması gibi bir dizi problem sıralanmış. Çadırların kamp kurma ölçülerine uymaması ve sobalar nedeniyle çıkacak yangınlara da dikkat çekilmiş. Yeterli sayıda tuvaletin, duşun, el yıkama alanının olmaması durumunun ivedilikle çözülmesi gerektiği de vurgulanmış. Uygun koşulların sağlanmamasının sonucunda halk sağlığının büyük bir tehdit ile karşı karşıya kalacağı da söylenmiş.
HASUDER'in vardığı sonuç: Yapılan hazırlık çok yetersiz
Depremin öngörülmesine karşın çok yetersiz kaldığı dile getirilen raporda; depreme nasıl bir yanıt verileceğine ilişkin hazırlanan senaryoların yazıldığı politika dökümanlarında yazılanların gerçek hayatla örtüşmediği de not ediliyor.
"Hatay’daki gözlemlerimiz depremden sonra sağlık hizmetleri bağlamında yanıt verme evresinde böyle bir süreç yönetimi yapısının gerçekleştirilemediğini açık olarak ortaya koymuştur. Depremden sonra Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve kamuoyuna sunulmuş herhangi bir hızlı değerlendirme raporu bulunmamaktadır."
Önerilerini bir bir sıraladılar
- Etkili acil durum müdahalesi sürdürülmeli,
- İvedi olarak sağlık hizmetleriyle ilgili eşgüdüm sağlanmalıdır
- Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından ‘Sağlık Durumu Değerlendirmesi’ yapılmalı, belirli aralıklarla güncellenmeli ve toplumla paylaşılmalıdır
- Risk grupları belirlenmeli, kayıt altına alınmalı ve izlenmelidir
- Yeterince temiz su sağlanmalı, su analizleri yapılmalı, klor düzeyleri saptanmalı ve sonuçları toplumla paylaşılmalıdır
- Geçici barınma için seçilmiş uygun yerlerde bilimsel ölçütlere uygun olarak kampların (Çadır, konteyner vb.) kurulması sağlanmalıdır
- Gıda güvenliğine dikkat edilerek beslenme olanakları sağlanmalıdır
- Bulaşıcı hastalık ve salgın kontrolü yapılmalıdır
- Çevre Sağlığı Yönetimi özenle sürdürülmelidir
- Halk sağlığı sürveyansı yapılmalıdır (Surveyans düzenli bilgi toplama sistemidir. Bu bilgi toplama toplumun önemli sağlık sorunlarını ve sağlık hizmetlerinin kullanımını içermelidir)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
