ENKA Okulları’nda emek sömürüsünün arka planı: 'Bu trajediyi herkes reddetmeli'

Müzik bölümünde enstrüman öğretmeni olan Kardelen Pınar, ENKA Okulları’nda işe alım sürecinden işten çıkarıldığı sürece kadar yaşadıklarını Patronların Ensesindeyiz'e anlattı.

Haber Merkezi

ENKA Okulları’nda çalışan öğretmenler 2023 – 2024 eğitim öğretim döneminin başında habersiz bir şekilde işten çıkarıldığını öğrendi.

Patronların Ensesindeyiz'de yer alan habere göre, müzik bölümünde enstrüman öğretmeni olan Kardelen Pınar, ENKA Okulları’nda işe alım sürecinden işten çıkarıldığı sürece kadar yaşadıklarını değerlendirdi.

Artık okul denilince emek sömürüsünün aklına geldiğini belirten Pınar, haklarını alana kadar sendikal mücadeleyle birlikte hukuki mücadeleyi de yürüteceklerini bildirdi.

Zorlu prosedürlerle işe alım gerçekleştiği öğretmenler içerisinde konuşuluyor. Sizin işe giriş sürecinde karşılaştığınız zorluklar nedir?

İşe giriş süreci bizim için çok zorlu olmuyor. Görüşmeyi genelde müzik bölüm başkanı ile yapıyoruz. Okuldaki müzik öğretmenleri, enstrüman öğretmenleri yeni gelecek olan öğretmenlere referans oluyor genelde. Eğer karşılıklı şartlar uyarsa, başlanıyor. Fakat mesela, işe başlarken zaten, ben 12 ay maaş istiyorum, sigortamı da 12 ay yapmanızı rica ediyorum diyemiyorsunuz. Çünkü bir özel okulda enstrüman öğretmeni iseniz, saat ücretli çalışıyorsunuz ve 12 ay maaş almayacağınızı, sigortanızın 12 ay yapılmayacağını, her okul bitiminde okuldan çıkarılıp, okul açılırken tekrar alınacağınızı biliyorsunuz. Çünkü bu artık normal olarak kabul edilmiş. Hâlbuki normal değil. İşte sonunda, bizim yaşadığımız gibi mağduriyetlere sebep oluyor.

'İyi koşullar öğretmenlerin örgütlülüğüyle alakalıydı'

ENKA Okulları, diğer okullar arasında koşulları iyi olan okul olarak görünmektedir. Bu ne kadar doğru? Çalışma şartlarınızdan bahsedebilir misiniz?

Evet, öyleydi. Ben de bu yüzden bu okulda çalışmayı kabul ettim açıkçası. Maaşlar zamanında yatıyordu, hiçbir zaman gecikme olmadı. Diğer özel okullara göre çok daha yüksek bir ücret alıyorduk. Yöneticilerden baskı görmedik. Müdürler her zaman çözüm odaklıydı, son senemizden önceki bölüm başkanlarımız da öyleydi. Hatta ben başlamadan önce, öğretmenler servislerden de faydalanabiliyormuş. Ayrıca kadrolu öğretmenler, saat 17.00’ye kadar beklemek zorunda değilmiş. Fakat eski öğretmenlerle sohbet ettiğimde, bunun tamamen öğretmenlerin örgütlülüğüyle ilgili olduğunu anladım. Üye oldukları bir sendika yokmuş, fakat öğretmenlerin bazılarının yürütücü olduğu, okul ile karşılıklı konuşup anlaşmalara varan, sendika gibi çalışan diyebileceğimiz bir örgütlü yapı varmış. Kurumsal olmamasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum, bu örgütlülüğü yürüten kişiler yorulmuş ve sanırım pandemi sürecinde bu örgütlü yapı dağılmış. Ve sırasıyla, servislere öğretmenler binememeye başlıyor, öğretmenlerin işleri bitse de, saat 17.00’ye kadar okulda kalmak zorundalar vs.

'Şaka gibi zam yaptılar'

Yanlış hatırlamıyorsam, 2021 senesinin sonunda, bir maaş ikramiye vermişlerdi. İkramiye verdikleri için de ara zam yapmadılar. Az önce bahsettiğim gibi, muhtemelen öğretmenlerin örgütlülüğü sayesinde kazanılmış bir hak olan ara zammı, “İkramiye verdik ya, o miktarı tüm seneye böldüğünüzü düşünün” gibi bir açıklama ile geçiştirmiş oldular. Sonrası daha da facia. Bu sene emekçiler ekonomik kriz ile boğuşurken, tüm patronlar gibi ENKA okullarının patronları da bunu fırsat bilip, sermayesini katlamaya odaklanıp, emeğimizi tamamen değersizleştirdi. Asgari ücrete yapılan ilk zam sonrası, çoğu özel okul %20,%25 zam yaparken, ENKA okulları tüm personeline, %5 zam yaptı. Okulda asgari ücretin biraz üstünde çalışan insanlar da var, geceleri başka iş yapıp geçinmeye çalışıyorlar, çünkü onların da çocukları var ve gerçekten yaşamaya çalışıyorlar!

Bu zam şaka gibi bir şeydi. Sonra, biz müdür ile görüşme ayarladık ve saat ücretli enstrüman öğretmenleri olarak, bu zammın yetersiz olduğunu söyledik, kendi koşullarımızdan bahsettik. Müdür bize, çok haklı olduğumuzu ve ilk yönetim kurulu toplantısında koşullarımızı ve isteklerimizi dile getireceğini söyledi. Bununla beraber ENKA’nın asla personelini zor durumda bırakmayacağını, mutlaka bir takvimi olduğunu dile getirdi. Takvimi muhtemelen, her sene olduğu gibi, Mayıs ayında yapacağı genel zamdı. Fakat ne oldu biliyor musunuz?

'Bu trajediyi herkes reddetmeli'

Bir söylenti yayılmaya başladı; “Mayıs ayında zam olmayacakmış.” Bu seneden itibaren, genel zam Eylül ayında yapılacakmış. Ve şimdiden belliymiş, %40 zam olacakmış. Açıkçası bu süreçte, kendimi bir sandalyeden, masadan farksız hissettim. Asla muhatap alınmıyorduk. İşte, edilgen kalmamak için, müdür ile görüşüp düşüncelerimizi iletmiştik, müdür, yönetim kurulu ile görüşeceğini ve bize döneceğini söylemişti fakat bize dönüş falan olmadı. Müdür artık bizi görünce utanıp yüzünü çeviriyordu.

Düşünsenize, saat ücretli çalışıyorsunuz, en son haziran ayının maaşını alacaksınız, yazın maaşınız yok ve her şeye sürekli inanılmaz zam geliyor. Sizi asla muhatap almadan, ne durumdasınız, geçinebiliyor musunuz diye asla sorulmadan, yeni dönemde yapılacak zam söylenti ile açıklanıyor. 5 ay önceden. Bizler, emekçiler, Türkiye tarihinin en yüksek enflasyonunu yaşarken ve iliklerimize kadar hissederken. Asgari ücrete ve diğer her şeye hiç durmadan zam gelirken. Bu bir trajedi. Biz bu trajediyi yaşamayı reddediyoruz, herkes reddetmeli. Özel okulda çalışmanın, zaten türlü zorlukları var, insan kendini çok çabuk değersiz hissedebiliyor. Okulun, bu değersizleşmeyi engellemesi lazım. Bunun için adımlar atması lazım. Tüm personelini gözeterek hareket etmesi lazım. ENKA okulları iyi koşullar sağlayan bir okul ise, bunu sürdürmek için çabalaması lazım. İyi maaş vermesi, personelini dinlemesi lazım. Bu değersizleşmeyi engellemenin bize düşen tarafı ise, bize yaşatılan bu trajediyi reddetmek.

'Patronlar her zaman olduğu gibi bu zemini sömürüyü katlamak için kullanıyor'

Yaz aylarında, maaş alamadığınız süreçte ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Bu zorlukları biz sadece bu sene yaşamadık. Her zaman böyle dağınık bir çalışma hayatımız var. Düşünün, bir anda işsiz kalıyorsunuz; 2,3 ay maaş alamıyorsunuz. Kendinizi garantiye almak zorundasınız. Mesela ben, bu sene, en azından maaş alamadığım 2,3 ay için, kiramı ve faturalarımı ödeyebilecek kadar para biriktireyim dedim. Mümkün mü! Borca girdim. %5 zamla ne biriktiriyorsunuz? Müzisyenler genelde yazın, bir yerlerde çalarak para kazanır. Ben de öyle yaptım tabii. Kokteyllerde, düğün davetlerinde çalarak, özel dersler vererek bir şekilde hayatınızı döndürmeye çalışıyorsunuz. Fakat bu işlere erişmek tesadüfî bir şey aslında baktığınızda ve tamamen sizin çevrenizin genişliği ile ilgili bir şey. Yani aslında özel okullarda saat ücretli çalışan, enstrüman veya dans, resim vs. öğretmenlerinin hepsinin hikayesi biriciktir. Herkes farklı şeyler anlatır size. Kimisi tutunabilir, kimisi ailesinin yanına taşınır, kimisi başka iş bulmaya çalışır… Asıl olarak, bu saat ücretli çalışma denen saçmalığın tartışılması ve öğretmenin emeğini değersizleştirmeyen, öğretmeni koruyan bir forma bağlanması gerekiyor. Biz okullarda öğrencinin gelişimi için kafa yoruyorsak, emek veriyorsak, etkinliklerde etkin rol oynuyorsak, okullar prestijlerini sağlamlaştırmak için görsel ve işitsel gösterilerde bizlere ihtiyaç duyuyorsa, bizleri okuluların bünyesinde çalışan birer personel olarak düşünmek zorunda. Tüm sene maaş vermek ve sigorta yapmak zorunda. İşten çıkardığı zaman tazminat vermek zorunda. Burada çok suistimale açık bir zemin oluşuyor ve patronlar her zaman olduğu gibi bu zemini, sömürüyü katlamak için kullanıyor. Ayrıca, ben yazın nasıl kiramı ödeyeceğimi düşünürken, faturalarımı dert ederken veya düşük zamlardan sonra, çalışırken de peynir, zeytini bile alırken iki, üç kere düşünürken, nasıl yaratıcı olayım? Nasıl çocukların eğitimini geliştirmeyi düşüneyim?

'İşten çıkarıldığımızı bölümü başkanının ağzından cımbızla aldık'

Yeni eğitim döneminin başında habersiz bir şekilde işten çıkarıldığınızı belirttiniz. Okulun bu süreçteki davranışlarından bahsedebilir misiniz?

Evet, yeni eğitim dönemi başında, bizimle artık devam etmeyeceklerini, ENKA’da bizden sorumlu kişinin, müzik bölümü başkanının ağzından, cımbız ile aldık. Gerçekten hayatımızda yaşadığımız en kötü tavırlardan biriyle karşı karşıya kaldık. Bana hala kimse bir şey söylemiş değil bu arada. Muhatap alınmadık, sandalye gibi hissettim demiştim ya, işte bunun devamı. Gereksiz eşyaları çöp konteynerinin yanına koyar gibi, bizi kapının önüne koydular. Eğitim dönemi başlamadan 1 hafta önce, bir arkadaşım okulda bizden sorumlu olan, hala okulda müzik bölümü başkanlığı yapan kişiyi aradı. Okulun başlayacağını, bize hala programdan bahsedilmediğini söyledi. Müzik bölüm başkanı, arkadaşıma, ‘eski kadro ile devam etmeyeceklerini’ söylemiş. Arkadaşım da, “Hocam neden bize söylenmedi bu? Kendimizi ona göre ayarlardık. Hiçbir okul ile görüşmedik. Artık herhangi bir okul ile görüşmek için ise çok geç.” demiş. Müzik bölüm başkanı ise, “Yaz boyu sizinle iletişime geçmedik, anlamalıydınız.” demiş. Halbuki ben 3 senedir bu okulda çalışıyorum, 9 senedir çalışan arkadaşımız da var aramızda ve hiçbir zaman yazın konuşulmadı bizimle. Okul bitince istifa ettiriliyorduk, okul başlarken yeniden sözleşme imzalıyorduk. Zaten sorunlu olan bu sistemin kendisi bence. Çünkü böylece, ne tazminat öderiz diyorlar, ne de yazın maaş veririz, sigorta yatırırız. Hem de istemezsek, haber vermeden öğretmenle ilişiğimizi keseriz. Çok iyi iş!

Ardından arkadaşım bizi aradı ve hepimiz tek tek mesaj attık, başlayıp başlamayacağımızı sorduk. Bir arkadaşımıza mesaj ile yanıt verdi, diğer üç kişiye ise hiç yanıt bile vermedi ve beş kişiyi birden Whatsapp’tan engelledi… Bu tavır karşısında hangi duyguyu hissetmek gerekir? Burası bir işyeri, lafa geldiğinde ‘en iyi’ler havada uçuşuyor. İnsana, öğretmene, çalışanına, emeğe verilen değer bu kısa öyküde saklı. Ayrıca bir arkadaşımız, müdür ile yakınlığına dayanarak, müdüre de mesaj attı. O da cevapsız kaldı. Üstelik bu arkadaşımız, 9 senedir ENKA Okulları’nda enstrüman öğretmenliği yapıyor. Öğrencilerden, velilerden mesajlar geliyor. ‘Öğretmenim neredesiniz?, keşke gitmeseydiniz’ diye… Velilere açıklama bile yapılmamış, muhtemelen kendi isteğimizle çıktığımızı söylemişlerdir…

Sonrasında, bize okuldan mailler gelmeye devam etti. O kadar umurlarında değil ki, mail listesinden bile çıkarmıyorlar. Nasıl olsa ENKA’nın bir prestiji var, kimse dokunamaz, istediğimizi yaparız diyorlar. Öğretmenleri çöp poşeti gibi atarız, hesabını da vermeyiz, aklımıza gelirse mail listesinden çıkarırız, gelmezse çıkarmayız, haber bile vermemize gerek yok, yeni öğretmen aramaya başladığımızda haberleri olur nasıl olsa… Üstelik işten çıkarıldığımızda tazminatımız da verilmedi. Okulla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ise hakkımız olan tazminatı vermemek için türlü bahaneler üretildi. Biz de bu tavra karşı hukuki süreç başlattık. Ayrıca haber yapmak ve gündem etmek, yaşadıklarımızı anlatmak istedik.

'Bize bu yapılanlara karşı direnmeliyiz'

Her okulda karşılaşılan sorunlardan biriyle karşı karşıya kaldınız. Öğretmenlere ne söylemek isterdiniz?

Okul denince akla eğitim geliyor. Çocuk geliyor, çocukla kurduğunuz ilişki geliyor. Ama benim artık okul denince aklıma, emek sömürüsü geliyor, öğretmeni değersizleştirme geliyor, sırtımızdan kazanılan binlerce lira geliyor. Bence tüm öğretmenlerin aklına bunlar gelmeli ve akıllardan çıkmamalı. Yoksa, çocuklarla kurduğunuz bağ, eğitim sorumluluğu vs. öne geçiyor ve sizin haklarınız gasp edilirken sesinizi çıkaramıyor hale geliyorsunuz. Bize bu yapılanlara karşı direnmeliyiz. Bizim yaşadığımız şu sorun gibi, yüzlerce, binlerce sorun vardır, eminim. Öğretmenler anlatmaya bir başlasa, her biri ayrı bir hikâye olur. Bizim emeğimizi değersizleştirenlere, bizi eski bir eşyadan farksız görenlere karşı kendimizi korumak zorundayız. Ve gücümüzü de birbirimizden almalıyız. Örgütlenmek, emeğinin değersizleştirilmesine karşı, emeğinin değerini savunmaktır. Beraber çalıştığın arkadaşlarınla, çalıştığın kurumun dayatmalarına karşı akıl ortaklığı kurmak, beraber kararlar almaktır. Örgütlenmek ihtiyaçtır. Ve şundan eminim ki, özel okul öğretmenlerinin örgütlülüğü büyüyecek.

Ben Birlik Sendikası üyesiyim. Bu korkunç süreci sendika ile yürütmek, bizi güçlendirdi. Adımlarımızı örgütlü şekilde atmak çok iyi hissettirdi. Tüm özel okul öğretmenlerini Birlik Sendikası’na üye olmaya çağırıyorum. Birlik Sendikası’nın sloganı, “Gücümüz Birliğimizdir”. Bu boşuna söylenmiş bir söz değil. Böyle süreçleri deneyimleyince daha iyi anlıyor insan: Gücümüz Birliğimizdir!