Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Emperyalizmin bir tanesi-1

Her iki şartı da başarıyla yerine getirdiler, çünkü ahlaki bir kaygıları olmadan sadece hedeflerine odaklandılar. Önce kendilerini emperyalist güç İngiltere’nin himayesine soktular, sonra Yahudileri Filistin’e taşıdırlar; en sonunda da, İngilizleri bırakıp yeni patronları ABD ile anlaştılar. Her üçünde de kaybeden Avrupa Yahudileri oldu. Nasıl? Neden? Çünkü faşiştler ilk önce kendi insanlarını harcarlar.

Erdal Topparmak

Yayın Tarihi: 17.07.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 17.07.2025 , 00:11

"Britanya, kudretli Britanya, dünyayı kucaklayan özgür Britanya, bizi ve isteklerimizi anlayacaktır. Planlarımızı destekleyerek İngiliz yanlısı 5.kol ve yeni bir pazar kazanacaktır".

Theodor Herzl

[1900 yılında 4. Dünya Siyonist Kongresi'ndeki konuşmasından]5

ABD emperyalizmi için amaç imparatorluğunu genişletmek olduğunda, çok sayıda Amerikan askerinin yaşamını riske atmak, her zaman sağlam bahaneler bulmayı gerektirir. Örneğin, Pearl Harbour saldırısından önce SSCB ve İngiltere’nin uyarısına rağmen, ABD’nin savaşa girmek için kendi pasifik donanmasını bile bile kurban ettiği artık bilinmektedir. Vietnam Savaşı'ndan bu yana ABD askerlerinin bir bölgeye doğrudan müdahalesi, kitlesel protestoların getirdiği yüke ek olarak, harcanan insan gücü ve yükselen maliyetler nedeniyle zayıf bir seçenek halini almıştır. Bir bölgeye ABD kara birliklerinin konuşlandırılması sadece çok dikkatlice hazırlanmış yalanlarla mümkün olabilir: hedeflenen ülkede tehlike altında olan vatandaşlar, ABD'ye zarar verme potansiyeli olan yönetimler, nükleer silahlar veya “terörü destekleyenler”. Önce Irak’da, ondan 10 sene sonra Suriye’de, şimdi de İran’da nükleer/kitle imha silahları olduğu uyduruluyor. Günümüzde insansız hava araçlarıyla uzaktan kumandalı ölüm ve yıkım ekipleri oluşturmak mümkün olsa da, ihtiyaç duyulan bütünsel ölçekte bir kara savaşıysa, emperyalizm vekalet güçlere başvurmak zorunda.1

Vekalet “orduları” çeşitli biçimlerde ortaya çıktı. Ronald Reagen 80’lerde Nikaragua’nın Sandinista hükümetini devirmek amacıyla CIA-Kontra olarak bilinen Nikaragualı haydut birliklerini silahlandırdı. Aynı dönemde, Güney Afrika’daki apartheid rejimiyle işbirliği içerisinde, Angola’nın bağımsızlık mücadelesine karşı sağcı UNITA güçlerini finanse etti. Yakın zamanda, yoksul bölgelere “insani yardım” sağlama ve terör karşıtı projelere destek verme vitriniyle, ABD’li danışmanların yönetimindeki U.S. Africa Command (AFRICOM)’u kullandı. Benzer şekilde ABD ve Fransa, Kaddafi'yi katletmek için aynı haydut takımını kullanmış, devrik liderin 400 milyar dolarını paylaşmak için de birbirlerine girmişlerdi.

Vekalet savaşları nispeten yeni bir konsept olarak kabul edilse de, Siyonizm, daha kapitalizm emperyalist aşamaya varmadan önce sömürgeci zihinlerin en favori projesi haline gelmişti. Hiç bir vekil güç Siyonizm kadar emperyalizme hizmete hevesli olmadığı gibi, emperyalizmin de en favorisi hep Siyonizm oldu. Bugün de İsrail askeri güçlerinden daha değerli bir vekil yoktur. Siyonizm, emperyalizmin bir tanesidir. Bunu en temel nedeni saygın bir akademisyen tarafından şöyle tespit edilmektedir: “İsrail, Holokost'un sağladığı meşruiyetle tarihin akışı ve insanlığın ilerleyişinin tam tersi istikamette gerici bir çerçevede kuruldu. Sömürge imparatorlukları nihai olarak çökerken sömürgeci anlamda yerleşimci, fetih ve ilhak tarihte en kesin biçimde reddedilirken fetihçi ve ilhakçı, modern devletin laiklik ilkesi tüm dünyada yaygınlık kazanırken din temelli, soykırım insanlığa karşı işlenebilecek en büyük suç mertebesine yükseltilirken soykırımcıydı9. Batı emperyalizmi bu meşruiyetin arkasına saklanarak, normalde hesap vermek zorunda olduğu kamuoyu vicdanının yarattığı engeli ortadan kaldırıp ilkel sömürgecilik döneminden kalma metotları uygulama imkanı bulmuştur. Nitekim, Haziran ayındaki G7 zirvesinde “İsrail’in kirli bir iş yapıyor olması cazip mi?” sorusuna Almanya Başbakanı Merz, "kirli iş terimi için size minnettarım. Bu, İsrail’in hepimiz için yaptığı kirli bir iş3 yanıtını verdi.2, 3, 9

Siyonizmin kökenleri

Siyonizm, daha zihinlerde ilk şekillendiği dönemde, Yahudilerin ihtiyaçları için değil, sömürgeciliğin “kirli işleri” için yaratıldı. Fransız Devrimi sonrası Napolyon'un iktidara çıkışı, Mısır'ı işgali ve Yahudileri özgürleştireceğini ilan etmesiyle birlikte, İngiliz ve Fransız emperyalizmi arasında Avrupa Yahudileri üzerinden yeni bir çatışma dönemine girildi. Napolyon, İngiltere ile ekonomik, Rusya ile olan askeri mücadelesinde Yahudileri kullanmak istemiş ve daha o dönem Filistin'i "gerçek sahiplerine" vereceğini söylemişti. Sonrasında Alman emperyalizmi de işe karışmış, Otto von Bismark, Yahudileri Berlin-Bağdat demiryolu hattı çevresine yerleştirmek istemişti.

1862’de Siyonist yazar Moses Hess, Roma ve Kudüs adlı eserinde ideolojinin teorik programını şekillendirdi. Fransa’nın girişimleriyle atalarının topraklarında Yahudi kolonilerinin kurulmasının gerekliliğini ve buna ilişkin planları detaylandırdı. Bunları elbette Fransız emperyalizminin gözetiminde özel danışmanlarla birlikte yaptı. İlgili danışmanlardan biri projelendirilen Siyonist devlet için şöyle diyordu: "….Yahudi devleti zamanla Süveyş Kanalı’ndan, Lübnan sahilleri de dahil, İzmir Limanı’na kadar genişleyecektir. Böylece Avrupa devletleri, ürünlerini satmak için de yeni bir Pazar kazanmış olacak……..Kaybedecek zamanımız yok. Avrupa medeniyetine yeni yollar ve imkanlar sağlamak üzere kadim ulusları geri çağırma vakti geldi”4. Hess, hiçbir rasyonel ve bilimsel temele dayanmadan “ırksal içgüdüler” ve “saf Alman ırkı” gibi kavramları kullanmış, Almanlar ile Yahudiler arasında doğal bir antagonizma olduğunu vurgulamıştı. Daha o dönemde Almanlarla Yahudilerin bir arada yaşayamayacaklarını öne sürmüş, bunun da farklı ırklardan gelmelerinin doğal bir sonucu olduğunu ifade etmişti. Siyonizmin kurucu babalarını düşüncelerinin Nazizm için temel olduğu aşikardır.

Zengin bir bankerin oğlu olan Theodor Herzl, siyasal Siyonizmin kurucusu olarak kabul edilmektedir. “Yahudi Sorunu” kavramına çözüm olarak öne sürdüğü Yahudi devleti projesinin üst Yahudi sınıfının çıkarları için çok uygun olduğuna karar vermişti. Güney Afrika’yı sömüren Cecil Rhodes'den 1902 yılında Filistin’de bir Yahudi yerleşimi ayarlamak için nüfuzunu kullanmasını isterken Siyonist heveslerini şöyle açıklıyordu: “Sizi tarih yazmaya davet ediyoruz. Bu gülünecek veya korkulacak bir şey değil. Afrika'da değil, Küçük Asya'da; İngilizlerle değil, Yahudilerle ilgili. Önceden bilseydiniz çoktan yapmıştınız, çünkü sömürgeci bir girişim"5. Herzl, Cecil Rhodes ile buluşabilmek için çok çaba sarfetti. Nüfuzunu Siyonizm lehine kullanması karşılığında büyük karlar elde edeceği vaadiyle yatırım yapması için ona yalvardı. Herzl’in bu umudu, Rhodes’in erken yaşta ölümüyle tarihe gömüldü.

Herzl, Siyonizmi beyaz ırkın sömürgeci hevesleriyle tanımlarken özel sermayeye büyük vaatlerde bulunuyor, dünya medyasındaki Yahudi hegamonyasından yararlanacaklarını devamlı olarak vurguluyordu. Kendisi tam bir emperyalizm işbirlikçisiydi. Yahudi halkını Arap ayaklanmalarına karşı kullanmak üzere Sultan II. Abdülhamit’e, Süveyş Kanalı’nın bekçiliği vaadiyle de İngiliz emperyalizmine teklifler götürdü. Yaptığı tekliflerden birinde Yahudi bankerleri tarafından finanse edilecek bir şirketten bahsetmektedir: "Bu işin en hızlı ve kolay yolu şirketin büyük bankalar tarafından kurulmasıdır. Büyük finans gruplarımız aralarında anlaşarak gerekli fonları kısa sürede temin edebilir. Şirketin hissedarları elde edecekleri yüksek miktardaki kârı önceden hesaplayabileceklerdir… Muazzam kazançlar sağlayacaksınız. Bir koyup 15 alacaksınız; 1 milyar 15 milyar olacak. Arsa spekülasyonlarından elde edilecek muazzam kazançlar şirkete gidecek. Her girişimci gibi, risk alarak yatırım yapmış olanlar kazançlarını katlayacaklar”5

Herzl’in ünlü The Jewish State (Yahudi Devleti) adlı kitabının taslak halindeyken ismi neydi? An Address to the Rothschilds (Rothshildlere Hitaben). Siyonist program başından beri dünyanın siyasal elitleri ve sermayenin çıkarlarına yaranarak onlarla işbirliğini amaçladı. Bu kapsamda Herzl, Avrupa emperyalizmine şöyle seslendi: “Avrupa ülkelerinin ihracatı büyük oranda artacaktır. Zira yeni devlete göç eden Yahudiler uzun bir süre Avrupa ürünlerini ithal etmek zorunda kalacaklar".4, 5, 6, 8

Yahudi devleti projesi kapsamında 1902 yılında Dünya Siyonist Örgütü (WZO)’nün finansmanı için Jewish Colonial Trust adlı bir şirket kuruldu. Siyonist lider Nahum Sokolov şirketin işlevini tarif ederken aslında bu "yatırımın" ne kadar kârlı olacağını açıklıyordu: "Britanya'nın barışçıl toprak ilhakları Siyonist hareketi bu girişim açısından cesaretlendirdi. Cecil Rhodes, başlangıçta sadece £1.000.000 ile yaklaşık 2.000.000 km2’lik Rodezya’yı yarattı. İngiliz Kuzey Borneo Şirketi, £800.000 sermayeyle 80.000 km2’lik alana hükmetmektedir. İngiliz Doğu Afrika Şirketi, £250.000 ile 500.000 km2’lik alana sahip oldu”7.

Siyonist proje, kendi ülkelerinin işçi sınıfıyla daha iyi bir gelecek için mücadele eden Yahudi işçilerine yabancı bir olguydu. Yahudiler, yüzyıllardan beri verdikleri mücadele sonucunda Fransız Devrimi’yle nihayet yasal olarak eşit vatandaş statüsü kazanmışlardı. İşçi ve küçük burjuva Yahudiler, tam da özgürlüklerini elde ettiklerine inandıkları bir zamanda, birden bire kapitalizmin/emperyalizmin kendilerini çölün ortasında "vadedilmiş" bir ülkeye gönderme teklifini elbette hiç düşünmeden reddettiler. İhmal edilebilir bir oran dışında, Nazi zulmü başlayıncaya kadar, ne Avrupa, ne Amerika kıtasında, ne de Osmanlı'da Yahudiler Siyonizme ilgi göstermedi. Örneğin Balfour Deklerasyonu’nun açıklandığı 1917 yılında İngiliz Yahudilerinin sadece %2’si (250.000 İngiliz Yahudisi içinden sadece 5000 kişi) İngiliz Siyonist Federasyonu üyesiydi. Benzer şekilde, Hitler iktidara gelmeden bir sene önce, 1932’de, Yahudi nüfusu 500.000 olan Almanya'da sadece bir kaç bin kişi Dünya Siyonist Örgütü’nün Almanya kolu olan ZfVD’ye üye olmuştu. Ancak, Siyonist devlet vekil güç olarak emperyalizm için o kadar cazip bir teklifti ki, bir şekilde tarih sahnesine girmeyi başardı. Bunun 2 temel nedeni vardı:

  • Henüz Osmanlı topraklarında olan Orta doğu coğrafyası için İngiliz, Fransız ve Alman emperyalizmi arasındaki rekabet.
  • Sınıf savaşlarının şiddetlenmesi ve emperyalizmin işçi hareketlerine muhalif güçleri desteklemek zorunda kalması. Bu nedenle neredeyse tüm Avrupa devletleri nesnel olarak Siyonizmle ilgilendi. Herzl, Ekim 1898'de İstanbul'da yapılan bir konferansta emperyalist Avrupalı patronlarına "Yahudileri devrimci partilerden uzaklaştıracağız”6 şeklinde sesleniyordu. 4, 5, 6

1900 yılındaki 4. Dünya Siyonist Kongresi’nde Herzl emperyalizme methiyeler düzdü: “Britanya, kudretli Britanya, dünyayı kucaklayan özgür Britanya (ve tabii ki dünyayı kucaklayan askeri gücü ve ekonomik çıkarları) bizi ve isteklerimizi anlayacaktır. Planlarımızı destekleyerek İngiliz yanlısı 5.kol ve yeni bir pazar kazanacaktır"5.

Siyonizmin emperyalizmin vekili olmaya ne kadar hevesli olduğunun en iyi örneklerinden biri Dr. Alfred Nossig oldu. Bir Siyonist lider olarak Alman emperyalizminin çıkarlarını temsil ediyordu. II.Wilhem’in desteğiyle Yahudileri Filistin dışındaki bir Osmanlı toprağına yerleştirmeyi amaçladı. Hitler'in Yahudi nefreti ise Dr. Nossig’i Yahudi katilleriyle işbirliğinden alıkoymadı, aksine dostluklarını daha da pekiştirdi. Dr. Nossig Nazilerle kafa kafaya verdi, onlarla beraber yaşlı ve muhtaç Yahudilerin nasıl kolay yoldan yok edeceklerine dair çalışmalar yürüttü. Seksen yaşına kadar yaşayan Dr. Nossig, işlediği suçları öğrenen Varşova gettosundaki Yahudiler tarafından infaz edildi.5, 7

Uganda Yahudi devleti

Aslında Siyonist klikler Orta doğu dışında Somali ve Uganda gibi bölgeleri de Yahudi devleti olarak düşünmüştü. Yerin belirlenmesinde esas etken İngiliz, Fransız ve Alman emperyalistlerinin çıkarlarını temsil eden farklı Siyonist liderlerin arasındaki mücadeleydi. İngiliz emperyalizminin temsilcisi Dr. Chaim Weizmann, hep çok soğuk veya çok sıcak bölgelerin önerildiğini, bu bölgeleri geliştirmenin on yıllar sürecek emek ve masraf gerektireceğini söyledi. Diğer bir değişle bu projeler iyi iş teklifleri değillerdi. 

20. yüzyılın başında İngiliz egemen çevreleri Uganda’nın kolonizasyonunda ısrarlıydı. İngiliz yanlısı Siyonistlerin de desteğini aldılar. 1905’de 7. Siyonist Kongresi’nde İsrail’de karar kılınınca Siyonist lider Israel Zangwill, WZO'yu bölerek Doğu Afrika fikrini geliştirmek için paralel bir organizasyon kurdu. Ancak, İngiliz egemen çevreleri yön değiştirince Zangwill de Filistin'i kabul etmek zorunda kaldı. Kurduğu paralel organizasyonu kapattı; “Filistin’e karşı çıkmak Yahudi halkına ihanettir”7 açıklamasını yaptı.

“Kutsal topraklara dönüş” bahanesi Afrika için kullanılamayacağına göre, Uganda projesinin amacı neydi? İngilizler o dönem Afrika’da meydana gelen özgürlük hareketlerinden rahatsızdı. Uganda teklifini yapan Joseph Chamberlain oldu. Bölge, İngiliz ticaret ve endüstrisini şeker ve pamukla destekleyecekti. Ayrıca, özgürlük hareketlerine müdahale için uygun bir üs olarak düşünüldü. İngiliz mandasının başladığı 1894 yılından beri bölge sorunluydu. Muanga liderliğinde 1897'de gerçekleşen ayaklanmadan beri durum gittikçe kötüleşiyordu. Çevre ülkelerde de ayaklanmalar oldu. Sudan ve Kenya'da Kikuyu köylüleri, Mau Mau10 tekrar tekrar isyan etti. Ayrıca Tanzanya, Ruanda ve Kongo'da Almanya ile rekabet söz konusuydu. Sonuç olarak İngiltere Beyaz Güney Afrikalıları bölgeye neden taşımışsa, aynı nedenle Beyaz Yahudileri de Uganda'ya göndermek istedi.4, 7

Siyonist liderler, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için 2 temel koşulu yerine getirmeliydi:

  1. Filistin’in kolonizasyonu için lider emperyalist güçlerin (özellikle de büyük bir askeri gücün) desteğini kazanmak.
  2. Yahudilerin önemli bir kısmının kendi istekleriyle Filistin’e göç etmeye hazır olması.

Her iki şartı da başarıyla yerine getirdiler, çünkü ahlaki bir kaygıları olmadan sadece hedeflerine odaklandılar. Önce kendilerini emperyalist güç İngiltere’nin himayesine soktular, sonra Yahudileri Filistin’e taşıdırlar; en sonunda da, İngilizleri bırakıp yeni patronları ABD ile anlaştılar. Her üçünde de kaybeden Avrupa Yahudileri oldu. Nasıl? Neden? Çünkü faşiştler ilk önce kendi insanlarını harcarlar7.

Devam edeceğiz……..


1 Küresel Çete – Talat Turhan, İleri Yayınları, 1. Baskı – 2005

2 http://www.blackagendareport.com – erişim: 20.05.2025

3 https://haber.sol.org.tr/haber/g7de-savas-hesabi-israil-hepimiz-icin-kirli-isi-yapiyor-399134

4 Yahudilerin Sırtındaki Hançer: Siyonizm – Erdal Topparmak, Destek Yayınları, 1. Baskı – Haziran 2024

5 The Class Origins of Zionist Ideology – Stephan Halbrook (Tuskegee Institute, Alabama, Department of Philosophy, Collage of Arts and Sciences)

6 Zionism in the Age of Dictators, A Reappraisal – Lenni Brenner, 1983

7 Caution: Zionism – Yuri Ivanov (Moscow – Progress Publishers, 1970).

8 The Hidden History of Zionism – Ralph Schoenmann (1998 – Veritas Press, Santa Barbara)

9 Gelenek-164, Nevzat Evrim Önal - Emperyalist Sistemin Bütünselliğinden Bakıldığında Görülen İsrail

10 İngiliz emperyalizminin Kenya’da yaptıkları ve Mau Mau’nun 1895’ten 1950’lere kadar verdiği mücadele çok uzun bir yazının konusu olabilir. İngiltere, yaptıkları için “tazminat” ödemiş olsa da, İngiliz sömürgeciliğinin mantığını, emperyalizmin muteber şahsiyeti Winston Churchill'in söylediklerinden anlayabiliriz: "Bu kabilelerin kesinlikle cezalandırılmaları gerekir. Şu ana kadar 160 kadarını öldürdük, bizde ise her hangi bir kayıp yok……Katliam gibi görünüyor. Eğer Avam Kamarası bunu böyle kabul ederse, Doğu Afrika için bu güne kadar yaptıklarımızın hepsi tehlikeye girer. Artık bundan sonra, bu savunmasız insanları daha fazla öldürmek zorunda kalmamalıyız”. [Robert M. Maxon, 1989] – Conflict and Accomodation in Western Kenya: The Gusii and the British; Madison, NJ: Fairleigh Dickinson University Press.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.