Emekliler İstanbul Kartal'daki mitinge hazırlanıyor: 'Biz insanca yaşamak istiyoruz'

DİSK Emekli-Sen Kartal Şube Başkanı Ali Söğüt ile emeklilerin durumunu ve bu Pazar Kartal Meydanı'nda yapılacak mitingin hazırlıklarını konuştuk.

Haber Merkezi

Türkiye’de hayat pahalılığı her geçen gün ağırlaşırken yıllarca ülkenin zenginliklerini yaratan emekliler iktidar tarafından açlığa mahkum edildi. 

Emeklilerin yoksulluk karşısında güçlü bir ses çıkarması için Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), büyük bir buluşma kararı aldı. 

24 Eylül Pazar günü İstanbul Kartal Meydanı’nda saat 13.00'te başlayacak buluşmaya Türkiye’nin tüm kentlerinden emekliler gelecek. 

Biz de buluşma öncesi DİSK Emekli-Sen Kartal Şube Başkanı Ali Söğüt ile emeklilerin durumunu ve buluşmanın hazırlıklarını konuştuk.

En düşük emekli maaşının 7500 lira olduğu ülkemizde iktidarın emeklilere 'yaşamayın' dediği günlerden geçerken; emekliler gerçekte ne yaşıyor? 

Ülkemizde emekliler nüfus olarak büyük bir kesim. İnsanca yaşam standartlarından her geçen gün uzaklaştırılıyor.
Mevcut hükümet sistemi emeklileri ve emeğiyle geçinenleri, sefalet içinde bir yaşama mahkum etmekte. Binbir güçlükle okuttuğumuz çocuklarımızı işsiz-güçsüz bıraktı. Karnımızı doyursak; çıplak, üstümüze giyecek alsak; aç kalma noktasındayız.

Emekliler dahil emek veren tüm halk kesimi eziliyor, yoksullaştırılıyor. Emekli kesimin dağınıklığı örgütsüzlüğü, bu yoksullaşmayı had safhaya getirmiştir. Bu gidişata “dur” diyecek bir yapıyı oluşturmayı becerebilirsek kısaca tüm emekli yapılarının (sendikalar, dernekler, platformlar) birlikte davranmasını, ortaklaşmasını sağlayabilirsek bu yoksulluk, sefalet kuşatması pürskürtülebilir.

Emekliler güçlü bir örgütlenmeyi yaratamazsa daha beter duruma düşecek, açlık sefalete içinde yaşamaya devam edecektir.

Emeklilerin bugün yaşadığı en büyük sorun nedir? Sadece geçim kaygısı mı? Ülkenin geleceğine ilişkin ne düşünüyorsunuz?

Emekliler, yaşam kaygısından da öte gelecekleri olan çocukları ve torunlarının ezildiği, tüketildiği yaşam biçimine kahroluyor.

Ülkenin içine sokulduğu kaos ortamı insanımızı kahreden işsizlik-pahalılık cenderesine sıkıştırmakta... Kentleşemeyen geri düşünceyle aydınlanmadan uzaklaştırmakta, kaderci bir toplum yaratma geriliğine düşürmekte, en temel insan hakkı olan yaşama hakkını kullanmaktan korkar hale getirmektedir. 

Ülkemizin gelir dağılımıyla ilgili yapılan araştırmalara göre nüfusun en zengin yüzde 1’lik kesimin aldığı pay, nüfusun yüzde 90’ının aldığı paydan daha fazla. Bu yürüyemez, yürümez… 

Bu yönetim biçiminin adaletsiz davranışı, toplumun tüm duyularında-duygularında hissediliyor. Ancak toplumun emek kesimlerinin dağınıklığı, birlikte davranmaması bu adaletsiz durumu yaratıyor.

Ülkemizin bu zor durumunun sorumluluğunun tek adam sisteminde olduğunu görüyoruz, üzerimize düşen sorumluluğu da çok iyi biliyoruz. Bu zor durum, emekli hareketiyle yan yana gelen tüm demokrasi güçlerinin birlikte davranmasıyla, inanç, bilinç ve eylem kardeşliğiyle aşılacaktır. Başka seçenek de yoktur.

Tüm baskıcı yöntemlerin panzehiri, emek kesimlerinin birlikte davranışıyla aşılabilir. Bunun adı da her türlü gericiliğe karşı birlikte davranma, ortaklaşma, örgütleşme, dayanışmadır. Güçlü bir emekli hareketinin yaratılması sadece emeklilerin değil ülkemizdeki tüm emekçi, emekten yana olan kesimlerin birlikteliğiyle aşılır.

Sizce de siyaset, emeklileri görmezden mi geliyor? Emeklilerin örgütlenmesi ve mücadele etmesi için adım atan siyasi partilerle bir ilişki geliştiriyor musunuz?

Biz insanca yaşamak istiyoruz. Taleplerimiz de tamamen insancıl. Halbuki "sistem" siyasetinin tüm temsilcileri, emeklileri; işsizlik, pahalılık ve çaresizliğin cenderesine sıkıştırarak “oy deposu” olarak görüyor, kullanıyor. 

Tüm haksızlıklara karşı duran sistem dışı yapılar bizi anlıyor ve dayanışma gösteriyorlar. Biz emekli kesim bu yapılarla sürekli dayanışma içindeyiz.

Pazar günü Kartal Meydanı'nda gerçekleşecek mitingde emekliler ne isteyecek?

Bu sadece emeklilerin hak arama mitingi değildir. Emekliler Sendikası olarak bağlı olduğumuz işçi sınıfımızın en önemli örgütü olan DİSK öncülüğünde gerçekleştiriyoruz. Tüm emek cephesi ve aydınlanmacı dostlarımızla birlikte gerçekleştiriyoruz.

Türkiye emekçi kesimin talepleriyle birlikte emekli taleplerini de haykıracağız. Muktedirler bizi duysun diye değil, çünkü onlar bizi duymazlar, duyamazlar. Bizler çığlığımızı birbirimize duyurarak, çoğalmak, çağlayan olmak için haykıracağız.

Taleplerimiz kısaca şöyle özetlenebilir:

Öncelikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kudretiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur” sözünün muktedirlere ders ve ödev olmasını istiyoruz.

Bütçeden daha fazla pay ayrılmasını, emeklilerin sendikal haklarını kullanmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, emekli maaşının yoksulluk sınırıyla uyumlu olmasını, alt sınırın asgari ücretle uyumlu artış sağlamasını, intibak düzenlemesinin yapılmasını, emekli aylıklarının belirlenmesinde toplu pazarlıkta iktidarlarla müzakere masasında sendikaların da bulunmasını, sosyal yaşam alanlarının geliştirilmesini, emekli sosyal tesislerinin, huzurevlerinin emeklilerin hizmetine sunulmasını ve sağlıkta adalet olmasını istiyoruz.

İlaçta katkı payı, muayene ücreti, ilave ücret vb.'nin emeklilerden alınmamasını, elektrik, doğalgaz, su faturalarında en az yüzde 50 indirim uygulanmasını, banka, özel vakıf emeklilerinin de SGK kapsamına alınması gibi insanca yaşanır taleplerimiz var.

Bizler insanca yaşam için elzem olan bu isteklerin, örgütlenmeden, birlikte mücadele etmeden yerine getirilmeyeceğini de biliyoruz.