Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

‘Elveda Gazze’: Filistinli gazeteciler göçe zorlanmanın acısını anlatıyor

Ölüm ya da yerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya kalan Filistinli gazeteciler İsrail saldırısı altındaki Gazze merkezinden ayrılmak ya da kalmak arasında karar vermek zorunda…

İsrail tankları Gazze kentinde saldırılarını sürdürüyor. (Foto: AA)

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 25.09.2025 , 16:08 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 18:22

İsrail Gazze Şeridi'nin kalbindeki Gazze kentini tamamen işgal için kara saldırısını sürdürürken, Filistinli gazeteciler de kenti terk etmeye zorlanıyor.

Gitmeyi seçenler İsrail’in tamamen yıkmayı planladığı kentle bir daha karşılaşamayacaklarını düşünerek kentten ayrılışlarının süresini uzatmaya çalışıyor.

Bir gazeteci “İnsan, mümkün olduğunca bu süreyi uzatmaya, Gazze’de biraz daha kalmaya, her şeyi içine çekmeye çalışıyor” diyor.

Middle East Eye, Gazze’deki muhabirlerinin kenti terk etmekle kalmak arasında acı bir karar vermek zorunda kaldıklarını anlatan bir yazı yayımladı. 

Gazzeli iki Filistinli gazetecinin yaşadıkları kentte hakim olan atmosferi bir ölçüde yansıtan yazıyı soL okurları için Türkçeye çevirdik.

Yazının tamamı şöyle:

Elveda Gazze: Filistinli gazeteciler göçe zorlanmanın acısını anlatıyor

Lubna Masarwa (Kudüs), Huthifa Fayyad

Ölüm ya da yerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya kalan Middle East Eye muhabirleri, İsrail saldırısı altındaki Gazze merkezinden ayrılmak ya da kalmak arasında acı bir karar vermek zorunda.

Gazze merkezini terk etmek için eşyalarını toplayan Filistinli gazeteci Ahmed Dremly’e, “Mobilyalarını sat” diye tavsiye ediyor Yusuf.

“Odadaki yatak, gardırop, kitaplık, hepsini sat” diyor ısrarla.

İsrail soykırımı esnasında Middle East Eye’ın Gazze’deki başlıca muhabirlerinden biri olan Dremly, acıyla yanıt veriyor: “Kim alır ki bunları?”

Arkadaşı Yusuf, “Yakacak odun olarak satarsın” cevabını veriyor.

“Yani annemin uyuduğu yatağı, odamı, anılarımı parçalayıp yakacak odun diye mi satayım?” diye soruyor Dremly yeniden.

“Hiç değilse molozların altında kalmasından iyidir” diyen ses gittikçe uzaklaşıyor ve Yusuf ortadan kayboluyor.

Bu diyalog bir distopik kıyamet romanı kesitini andırsa da Gazze’nin 1 milyonluk nüfusunun çoğu son günlerde aynı konuşmayı yapmak zorunda kaldı.

İsrail bu ayın başında başlayan kara harekâtı öncesinde, Ağustos ortasında Gazze merkezine yoğun bir bombardıman başlatmıştı.

İsrail’in açıkladığı amaç Gazze Şeridi’nin kalbi olan şehri tamamen işgal etmeden önce boşaltmak olsa da pek çok kişi yapılanları etnik temizlik olarak nitelendiriyor.

Tek bir düğmeyle bütün apartman bloklarını yerle bir edebilen düzinelerce patlayıcı yüklü robot konuşlandırdı İsrail güçleri. Bu sırada, binlerce sivili barındıran çok sayıda yüksek bina da hava saldırılarıyla yerle bir edildi.

Hedefleri mümkün olduğunca çok insanı Gazze’nin güneyine doğru gitmeye mecbur etmek.

Kaç kişinin şehri terk ettiğine dair rakamlar farklılık gösteriyor: Filistinli yetkililer yaklaşık 300 bin derken, İsrail bu sayının 600 bine yaklaştığını iddia ediyor.

‘Buldukları herkesi öldürecekler mi?’

Rakamlar bir kenara Gazze’deki neredeyse herkes hiç değilse şehirden ayrılma planı yapmak zorunda kaldı. Kimisi şimdi gönüllü olarak yapıyor kimisi de İsrail askerleri şehre hücum ettiğinde zorla ayrılmayı bekliyor.

Şehirdeki çoğu insanın tercihi kalmak yönünde çünkü ulaşım masraflarını karşılayamıyorlar, güneyde kalacak hiçbir yerleri yok ve bu kez yerinden edilmenin evlerine bir daha dönmemek anlamına geleceğinden korkuyorlar.

Birçok kişi, İsrail’in bu kez şehri tamamen yok etmekte kararlı olduğu kanısında.

MEE muhabirleri de yüz binlerce insanla aynı ikilemle karşı karşıya: Evde kalıp muhtemelen ölmek ya da güneye gidip bir daha geri dönememek.

“Çantalarımızı ve kıyafetlerimizi hazırladık, ama neyi alıp neyi bırakacağına karar vermek çok zor” diyor Dreamly.

“Evimin duvarlarına, hatta lambasına bakıyorum, bu küçük detaylar bile kalbimi parçalıyor” diye ekliyor.

“Artık bir evimin olmayacağını düşünmek çok garip. Nereye giderseniz gidin bu düşünce arkanızdan gelecektir. Bu hiç de kolay değil.”

Ömrü boyunca yaşadığı Gazze merkezinden savaşın başlarında hiç ayrılmamıştı Dremly.

İsrail güçleri şehre girdiğinde, Ocak ayındaki kısa süreli ateşkes nefes aldırana kadar bir semtten diğerine taşındı.

Ta ki yeni işgal başlayana dek.

“Es-Sahabe bölgesine gittik; orayı bastıklarında Tel el-Hava’ya, orayı da ele geçirdiklerinde el-Cela’ya geçtik” diye anlatıyor.

“Bu kez Gazze şehrinin tamamını bir anda mı işgal edecekler, bütün askeri birliklerini mi gönderecekler, yoksa bölge bölge dolaşıp buldukları herkesi öldürecekler mi? Karşılarına çıkan herkesi mi? Bilmiyorum.”

Elveda Gazze

MEE’nin Gazze Şehri’ndeki baş muhabiri ödüllü gazeteci Maha Hüseyni günlerce imkansız bir kararla boğuştu.

Geçen hafta İsrail tankları ve patlayıcı yüklü robotlar Hüseyni’nin Tel el-Hava’daki evine yaklaşınca şehrin başka bir bölgesine taşındı.

Ancak daha savaşın ilk yılında güneydeki çok zor koşullara katlanmak zorunda kaldığı için oraya gitmeyi reddetti.

“Yerimizden edildiğimiz ilk seferde bunun sadece birkaç saat ya da gün süreceğini, sonra evimize döneceğimizi sanmıştık. Oysa yaklaşık bir buçuk yıl sürdü” diyor.

“Ama o ilk seferde, bu kadar ağır gelmemişti; çünkü ayrılıp geri döneceğimizi düşünüyorduk.

Bu kez, ayrıldığımızı ve geri dönmeyeceğimizi biliyoruz. Gazze’nin sokaklarına, mahallelerine veda ediyoruz.”

Hussaini, bunun muhtemelen kalıcı olacağını bildiği için ayrılma kararını olabildiğince ertelediğini söylüyor.

“Evden son kez çıkıp kapıyı kapattığınızda, o kapı bir daha açılmayacak” diyor.

“Evinizi tekrar görmek için geri dönemeyeceksiniz. Bu çok zor. Bu gerçeği kabul edemiyorum. Özellikle de çevremdeki herkes gitmişken ve şehir boşalırken...”

Tehlike giderek artsa da “son nefesini verene kadar” Gazze şehrinde kalmaya kararlı Hüseyni.

“O son nefesin ne olacağını, ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Ama evet, her zaman ‘kalmak imkânsız hale gelene kadar kalacağız ancak bundan sonra gideceğiz’ diyoruz” diye anlatıyor.

“Aslında şehirden nasıl ayrılacağımı ya da nereye gideceğimi bilmiyorum. Burada gerçekten kalacak yer yok artık, bizi sıkıştırdıkları alan çok daraldı.”

Hüseyni’nin son günlerde tanık olduğu kitlesel göç acısını daha da artırıyor.

“Sokaklar öylesine boş ki yürüdüğünüzde Gazze’deymiş gibi hissetmiyorsunuz artık” diyor.

“Gazze eskiden hareketli ve hayat doluydu. Şimdi ise neredeyse kimse yok.”

Hüseyni yine de kaçınılmaz olanı ertelemenin fayda etmeyeceğini kabulleniyor.

“Biliyorum ki er ya da geç ayrılmak zorunda kalacağım. Bu benim elimde değil. Ne kadar süreyi uzatmaya çalışsam da Gazze’den isteğim dışında ayrılmak zorunda kalacağım gün gelecek.”

“İnsan, mümkün olduğunca bu süreyi uzatmaya, Gazze’de biraz daha kalmaya, her şeyi içine çekmeye çalışıyor.”

Bu röportajdan sadece birkaç gün sonra, Çarşamba günü, Gazze merkezinde kalabileceği güvenli yer seçeneği tükenen Hüseyni şehri terk edip güneye doğru gitmek zorunda kaldı.

Erdoğan ve 7 ülke lideri Trump’ın Gazze planını alkışa durdu: Asker gönderme masada


 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.