Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Eczacılık okuyan Mehmet şimdi TOKİ şantiyesinde: 'İnşaatta kimse inanmıyor eczacılık mezunu olduğuma'

Diyarbakırlı Mehmet, Van'da eczacılık fakültesini bitirdi, bugün Maraş'ta TOKİ şantiyesinde harç karıyor. Plansızca açılan fakülteler, kapanan kamu kapıları ve eczane kotası, binlerce genci aynı soruyla baş başa bırakıyor.

Fotoğraf: Soner Arkan

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 26.10.2026 , 12:01 Güncelleme Tarihi: 26.10.2026 , 15:30

Mehmet, Diyarbakır'da emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açmış. Hayali karmaşık değil: Üniversitede güzel bir bölüm okumak, iyi bir meslekle mezun olmak, hayata atılınca iş aramak zorunda kalmadan çalışmak.

Ama eğitimin plansızca sermayenin insafına bırakıldığı bir düzende bu hayal, çoğu öğrenci için "Bunca şeyi okuyup da ne olacak?" duygusuna dönüşüyor. Mehmet de onlardan biri.

Derslerine çalışmış. Hem de çok... Akabinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni kazanmış. İki yıl önce de mezun olmuş okulundan.

Peki şimdi? 

Şimdi inşaatlarda çalışıyor.

Mehmet'in öyküsü, onun gibilerden yalnızca bir tanesi. Kimisi motokurye, kimisi garson. Hiçbiri çalıştığı işten utanmıyor ya da gocunmuyor. Sordukları soru bu yüzden daha ağır: "Madem işimiz bu olacaktı, biz neden bunca yıl okuduk?" 

Haklılar da.

Dört yaz inşaat, sonra eczane hayali

Mehmet anlatmaya lise yıllarından başlıyor:

"Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden iki yıl önce mezun oldum. İsmim Mehmet, Diyarbakırlıyım. Ailem inşaatçı, ben de liseden itibaren yazları hep inşaatta çalıştım. Yazın o sıcağında çalışırken ömür boyu bu işi yapmamak için geleceği garanti bir meslek okumak istedim."

İlk sınavda tıp, diş hekimliği ve eczacılık dışında hemen her bölüme girebilecek puanı alıyor. Ama vazgeçmiyor:

"Bu üç meslekten biri gelene kadar üniversiteye gitmek istemedim. Sınava girdikten sonra yine inşaata gidip çalıştım, dershane paramı kazanıp geri döndüm. O sene çok çalışıp 470 puanla eczacılık bölümünü kazandım."

Dershanenin parasını yine şantiyeden çıkarmış. Mehmet bunu anlatırken bir an duruyor, sonra devam ediyor. O gün için planı net: "Sadece dört yaz çalışırım, artık eczacılık yaparım."

"Gittiğim sene eczacılıkta 3 bin 500 kontenjan sınırını biliyordum. Fakat kamuda eczacı sayısı çok az ve isteyen herkes o senelerde rahatlıkla atanabiliyordu."

Her yıl mezun olan binlerce eczacılık fakültesi öğrencisi atanma hayali kuruyor. Eczane açmak ise milyonlarca liraya mal oluyor. 

Yardımcı eczacılık: Sigorta ve cüzi bir ücret

Mezuniyetle birlikte plan tutmuyor. Derin bir nefes alıp yardımcı eczacılık günlerini anlatıyor:

"Eczane açmak için bizde bir yardımcı eczacı süreci var, onu yaptım. Fakat çoğu arkadaşımda olduğu gibi sadece sigorta ve cüzi miktar bir ücret aldım. Normalde 1,5 asgari ücret almam gerekirken almadım, çoğu yardımcı eczacı da almıyor."

Kamu kapısı da aralanmıyor:

"O sırada hastane atamaları da oluyordu ama senede 4 bin mezun varken alınan sadece 400 civarıydı. Tabii o da olmadı."

Önce biraz düşünüyor, sonra özellikle bir şeyin altını çiziyor:

"Üniversiteyi bitirdikten sonra artık kendi paranızı kazanmak zorundasınız. Büyüdün, okul bitti, artık elin ekmek tutması gerekiyor. Ben de mecburen inşaata, baba mesleğine geri döndüm."

Hava parası, kapanan kapılar

Mehmet'e göre eczane açmak da çıkış değil:

"Eczane açmak istesek kontenjan olmadığı için devir almamız gerekiyor. Devir ücreti en az 10 milyon lira. O da bildiğiniz hava parası. 'İş yapamadım, ben devredeyim' diye bir şey yok; iş yapamazsanız paranız çöp olur."

Kamu ise aynı daralmanın başka yüzü:

"Kamuya atanmak istiyorum fakat yıllardır en az üç atama olmasına rağmen bu sene sadece bir atama yapıldı ve 240 kişi atadılar. İşsiz eczacı sayısı ise 12 bin üzeri. Toplamda 60 bin eczacı varken sadece 5 bin 500 eczacı kamuda çalışıyor, yani yüzde 10 bile değil."

Rakamlar ve gerçekler

Mehmet'in anlattığı bireysel bir talihsizlik değil. Sağlık Bakanlığı verilerine göre eczacılık fakültesi sayısı 2002-2003'te 11 iken 2023-2024'te 47'ye, yıllık mezun sayısı 919'dan 3 bin 162'ye çıktı. Türk Eczacıları Birliği'nin (TEB) Haziran 2026'daki YÖK önünde yaptığı eylemde, fakülte sayısı 62 olarak dile getirildi. İstanbul Eczacı Odası ise 2000'lerin başında yedi olan fakülte sayısının 63'e ulaştığını ve her yıl yaklaşık 4 bin 500 yeni eczacının mezun olduğunu belirtiyor.

İş imkanı ise aynı hızla açılmıyor. TEB'in Haziran 2026 açıklamasına göre 2025'te eczacılık fakültelerinin kontenjanı 3 bin 458 iken kamuda istihdam edilen eczacı sayısı yalnızca 421. İstanbul Eczacı Odası, kamunun eczacı istihdam oranını yüzde 5 civarında veriyor.

İşsiz eczacı sayısı kaynağa göre değişiyor. Mehmet 12 bin diyor, oda açıklamalarında 19 bin geçiyor, Meclis kürsüsünde 20 binin üzeri olduğu söyleniyor. Hangisi doğru olursa olsun, her yıl yaklaşık 4 bin 500 yeni mezun aynı çaresizliğin kapısına dayanıyor.

TÜİK'in Temmuz 2026'da yayımladığı 2025 Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri'ne göre eczacılık mezunlarında kayıtlı istihdam oranı yüzde 87,7. Ama bu oran, kişinin diplomasına uygun bir işte ve insanca bir ücretle çalıştığını göstermiyor. soL'a konuşan eczacılardan Serhat'ın aktardığına göre meslek yasası ikinci eczacıya asgari ücretin üç katını öngörüyor, piyasada ise 30-35 bin liraya çalıştırılanlar var.

Şantiyeden 'reçeteler'

Mehmet bugün depremden sonra sürdürülen TOKİ şantiyelerinden birinde çalışıyor. Kahramanmaraş'ta.

"Şu an inşaatta çalışmaya devam ediyorum. Maraş'tayım ve kimse inanmıyor eczacı olduğuma. Kime söylesem 'Neden eczane açmıyorsun, o kadar eczane var' diyorlar. Kota olayını anlatıyorum. 'E devlete çalış' diyorlar, 'Atama yok' diyorum. Gülüp geçiyorlar."

Bir an sessiz kalıyor, sonra cümlesini tamamlıyor:

"Kısacası inşaatta sıcağın altında çalışmamak adına gecemi gündüzüme katarak kazandığım, üstüne okurken bin bir zorlu süreçten geçtiğimiz eczacılık, şu an beni inşaata mahkûm etti."

Bir zamanlar "iş bulursun" diye tavsiye edilen meslek, artık şantiyenin soğuk duvarlarına çarpıyor.

İş arkadaşları hâlâ eczacı olduğuna inanmıyor. Ama biri üşüyüp grip olduğunda, biri sıcakta başına güneş geçirdiğinde Mehmet'e geliyor. Mehmet ilacı öneriyor. Sonra küreği eline alıp harç karmaya devam ediyor.

Binlerce eczacı mezunu gibi, Mehmet de hayallerle uyuyor, gerçeklerle uyanıyor. Onun d, ötekilerin de sorusu aynı: Okunan onca yıl boşuna mıydı?


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.