Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Düzen siyasetinin çürümesi ve 'Kılıçdaroğlu' projesi: 'CHP'yi bölme yeteneği AKP'ye güç katmadı, dağıtırken dağılıyorlar'

CHP'yi dağıtma hamlelerinin AKP iktidarını da kendi içerisinde bir çözülme krizine sürüklediğini belirten TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, "Amaç muhalefeti dağıtmaktı, dağıtırken kendileri de dağılıyorlar. Toplumdaki tüm gerilimler yerinde duruyor; otorite kurarak veya partileri bölerek Türkiye'yi yönetemezler" değerlendirmesinde bulundu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 15.09.2026 , 00:10 Güncelleme Tarihi: 15.09.2026 , 00:15

soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış programında bu hafta Kemal Kılıçdaroğlu CHP'si masaya yatırıldı.

Gazeteci İrem Yıldırım'ın sorularını yanıtlayan ve "AKP'de her şeye hakim bir Erdoğan var ama CHP aslında bir hizipler koalisyonudur ve hizipler tanımlı değildir. Bu durum devam ediyor" diyen Kemal Okuyan, her iki partiye bakınca ortada doğrultuları belli hatlar olmadığını söyledi.

"Yeni oluşumların da mümkün olabileceğini söyleyen Okuyan, "Geriye dönüş yok. Bu isimler baştayken iki ekip yan yana gelmez. Farklı ittifaklar deniyorlar, farklı misyonlar var. Ama süreç bitmedi, bitmez de" diye konuştu.

'Kılıçdaroğlu'nun AKP'yle anlaşma yapmasına gerek yok, kendi kafasına göre davranmaz'

AKP'yle Kılıçdaroğlu CHP'si ilişkisine dair ise şunları söyledi:

"Ülkedeki tüm düzen siyaseti aslında birbiriyle ilişkili. Yeni Parti'dekiler de öyle. Kılıçdaroğlu'nun 'AKP'yle yolu birlikte yürüyeceğiz' diye anlaşma yapmasına gerek yok. 

'İmamoğlu bir milli güvenlik sorunudur, izin verilmeyecek' denildi. Bunu ellerinde olduğunu söyledikleri belgelerle destekliyorlar. Elde 'sırtından hançerlendiğini' söyleyen kızgın bir Kılıçdaroğlu var. En yakınındaki isimler başa gelmiş, dolayısıyla birileri Kılıçdaroğlu'na 'birileri sırtından hançerlemiş' der, demişler de zaten.

İktidarın arkasındaki güçler zaten belirli yönlendirmeler yapıyorlar. Kılıçdaroğlu 'intikam almak' isterse geçmiş olsun. Genel başkanın her şeyi yapabildiği bir siyaset kültüründe bunlar gayet kolay zaten. Burada yazılı, programatik bir anlaşma yok ama Kılıçdaroğlu biliyor ki, sürecin devam etmesi için iktidarın hoşuna gidecek şeyler yapması gerekiyor, yapıyor da zaten. Kendi kafasına göre davranma olasılığı da yok.

Normal yürüse işler, böyle bir gelişme olsa, bir siyaset adabı varsa, 'parti iç dinamikleriyle değişim sağlayacağım, yargı, iktidar karışamaz' diyebilirdi. Türkiye'de zaten siyasi parti kültürü yok. O nedenle bu iktidarla anlaşma meselesi yanlış tartışılıyor. İktidarla bağlamaları gerekmiyor ki!

Kılıçdaroğlu zaten CHP'nin başına AKP iktidarını normalleştirmek adına getirilmişti. Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına bir proje olarak getirildiğini bilinen bir şey. Baykal'a dönük 'tezgah' sonrası bir anda parlatıldı zaten. Şimdi de Kılıçdaroğlu aynı misyonunu sürdürüyor.

Dertleri CHP'yle değil, CHP tabanıyla ilgili. CHP'yi çoktan hallettiler. İmamoğlu Erdoğan'a rakip görüldüğü, aynı çizgide devam ettiği için içeride. Asıl mesele CHP tabanı değişmiyor. Bir eşiği aşabilmek için bu tabanı tamamen teslim almak zorundalar, Kılıçdaroğlu'ndan da bu anlamda yardım alıyorlar. Mesele sadece seçim aritmetiği değil."

'Kılıçdaroğlu şu anda girdiği yerden artık bağımsız hareket ederek çıkamaz'

Türkiye'de normal bir siyasi atmosfer olmadığını vurgulayan TKP Genel Sekreteri, Kılıçdaroğlu'nun "Yeni Osmanlı" açıklamaları üzerinden değerlendirmeler de yaptı. Kılıçdaroğlu'nun bu noktaya gelmek zorunda olduğunu, bunu sürdürmek için görüşmeler yaptığını da düşündüğünü söyledi.

"Kılıçdaroğlu şu anda girdiği yerden artık bağımsız hareket ederek çıkamaz, öte yandan bunun sürekli direktifler alarak gerçekleşmesi de gerekmiyor" diyen Okuyan, Kılıçdaroğlu'nun bunu yaparken dilini değiştirmek zorunda olduğunu belirtti.

"CHP bir parti olabildi mi?" sorusunu da yanıtlayan Okuyan, "10-15 gün öncesine kadar mizahtı, biraz toparlandı" dedi. Ve ekledi:

Parti olmak bir dizi şeyi gerektirir. Ortada kadro yapısı şekillenmemiş bir oluşum var. Kendilerini Yeni Parti'den de ayıramadılar. Asıl sorun şu; toplumsal alanda bir yere oturmuyorlar. 'Nereye denk düşüyorlar' sorusunun yanıtı yok. İçerideki dinamikleri ayrıştırmak gerekiyor, bunu bilmek için. Henüz kimin hakim olacağı belli değil. Kılıçdaroğlu'nun enerjisinin kaynağı bana göre kin. Kişisel bir motivasyonu var. Ama CHP bundan ibaret değil. 

Yeni Parti'ye geçmeyenler arasında Kılıçdaroğlu'nu eleştirenler var. İmamoğlu'nu tutmuyorlar ve 'Kılıçdaroğlu'ndan da kurtulup CHP'yi kuruluş değerlerine döndürebilir miyiz' diye düşünenler var. Bu durum Yeni Parti'de de var. Bunlar karşı karşıya da gelecekler. Bir de ayrı bir ekip var ki, onlar içinde önemli olan bir yerleri tutmak. Türkiye'de siyasi ağırlık, parayı kim elinde tutuyorsa onda. Kılıçdaroğlu'nun şu anda bu karmaşayı yönetebilecek olanağı olduğunu düşünmüyorum.

Kim FETÖ'cü kim değil tartışması: 'FETÖ suçlaması yapıştırılamayacak düzen siyasetçisi çok azdır'

CHP'de ayrışma sonrası oluşan dağınıklık görüntüsünü "altyapı eksikliği" ve hazırlıklı olamama haliyle açıklayan Okuyan, göreli bir toparlanma olduğunu kaydetti.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık koltuğuna oturur oturmaz sarf ettiği "FETÖ ajanlarını zamanında fark etmediğim için özür dilerim" sözlerini de değerlendiren Kemal Okuyan, önce cemaatin ne olduğunu anlamak gerektiğine dikkat çekti.

Gülen Cemaati örgütlenmesinin aynı zamanda siyasi bir yapılanma olduğunun altını çizen Okuyan, hareketin piyasa içerisinde örgütlendiğini belirtti. "Ülkedeki büyük holdinglerin tümünün öyle ya da böyle bağı vardır" dedi. Hareketin Amerikancılığını da hatırlatan Okuyan, "Dini siyasete de alet ettiler" şeklinde konuştu. Düzen siyasetindeki herkesin FETÖ suçlamasıyla karşı karşıya kalabileceğini gösterir" diyen Okuyan şunları söyledi:

Tarih bir örgütlenme gizli mi açık mı onu yazmaz, örgütlenmenin niyetini yazar. Bir programları varsa, ona yakın akraba bir sürü şey sayabiliriz. O yüzden de FETÖ suçlaması yapıştırılamayacak düzen siyasetçisi çok azdır. Bu koşullarda herkes birbirine bu suçlamayı yapar ama hareketin özüne, özelliklerine bakılsın. O zaman herkes bir susacak. Bilinecek ki, bu suçlama bumerang gibi. 15 Temmuz'da harekete geçen organizma ayrı bir şey. Ama herkes biliyor ki, bundan ibaret değil. Bu suçlamalar çok ucuzladı.

TKP iki partiden hangisini seçti?

"TKP ayrışan bu iki partinin neresinde?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Türkiye solu bir kararla Yeni Parti'yi seçti, biz bunun dışındayız. İki parti arasında bir yerde değiliz çünkü o eksende değiliz. Ama Kılıçdaroğlu CHP'si şu anda siyaset açısından meşru değil. Dolayısıyla bir tarafta bizim ideolojik olarak karşımızda olan bir Yeni Parti var; bir de ideolojik olarak karşı olmanın yanı sıra bir de doğumu itibariyle bizim uygun görmediğimiz, bizim ülkedeki siyaset alanının daraltılması olarak gördüğümüz bir parti var. İkisini aynı düzlemde değerlendiremeyiz ancak bu bir yakınlık-uzaklık tarifi değil.

İmamoğlu'na dönük davaların ya da operasyonların siyasi olmadığını söyleyen biri Türkiye'de siyaset yapma hakkına sahip değildir. İmamoğlu'yla mücadele başka türlü yapılır. Yolsuzluk boyutu ayrı ama hakaret davasını, diplomayı hatırlayalım... Özel mi Kılıçdaroğlu sorusuna ise neden yanıt vereyim, birisini seçmemize gerek yok."

'Partiler genel başkanlarının ismini alsın'

Okuyan, Yenilik Partisi'nin şikayeti sonrası Yeni Parti'nin isminin ve logosunun değişmesi ihtimalini de yorumladı.

"Mutlak butlan" kararına ve sonrasına ilişkin hazırlıkların yetersizliğine dikkat çekip bu durumu "amatörlük" olarak nitelendiren Okuyan, "İdeolojiler önemsizleştirildi. Madem böyle, kolaylaştıralım, partiler genel başkanlarının ismini alsın. İyi Parti, güzel parti... Böyle isim mi olur? Muhafazakar partiyi, milliyetçi partiyi anlarım. Ama diğer isimlerde partiye dair bir fikir edinemiyorsunuz. Zaten belli ki partilerin ömrü kısalıyor. Lider isimlerini alsınlar, bizi de uğraştırmasınlar. Almanya'da başladı. Sonra kendileri de karıştırıyorlar" dedi.

'İşler iktidar için iyi gitmiyor'

Okuyan konuşmasını şöyle sonlandırdı:

"Türkiye'de ana muhalefet partisindeki gelişmeler bir süredir tartışılıyor. Halk da yoruldu. Bir yandan da iktidar partisi, bu bölünmeden yararlanabilecek bir inisiyatif alabilmiş değil. 'Çözüm süreci' kartı yürümüyor. Tutanak meselesi bitti, villa-ev meselesi çıktı. Nagihan Alçı kendi mi uydurdu bilemeyiz. Ama 'Bahçeli söyledi' diyor. İktidarın diğer kesimi, Adalet Bakanı 'yok öyle bir şey' diyor. Bunun başka örnekleri de var.

Amaç muhalefeti dağıtmaktı, dağıtırken kendileri de dağılıyorlar. Bunun iktidara yansımaması mümkün değildi. Birbirinden Çin Seddi'yle ayrılan partiler yok.

Bir de SBKP'nin dağılması gibi kontrolsüz dönemler var. SBKP 1983-1984'ten itibaren parti olmaktan çıktı, bir hizipler bütünü haline geldi ve herkes kendi oluşumunu yarattı. Tek partiydi, aslında içerisinde 15 tane parti vardı. AKP de oraya gidiyor. 'Tek parti rejimine gidiyoruz' deniliyor. Gidemeyiz. Toplum buna uygun değil. Varsayalım AKP herkesi muma çevirdi, sorunları bitecek mi, hayır. Bu kez kendi içerisindeki sorunlar patlayacak. Bu şekilde yönetemezler Türkiye'yi, çünkü toplumdaki tüm gerilimler olduğu gibi duruyor. Bazen toplum tepki vermese de onlar orada duruyor. Bunları yönetme yeteneği geliştiremeden 85 milyon AKP'li oldu diyemezsiniz. Bu otorite kurarak da olmaz. CHP'yi dağıttılar ama rahatlamadılar. İktidara yaramadı. Çok ağır bir ekonomik tablo vardı üzerine çok kötü yönetilmiş bir 'çözüm süreci' eklendi. Dolayısıyla işler iktidar için iyi gitmiyor. Dünyada da çok kaygan bir zemin var. Mekke Anlaşması'nın hemen ardından Yemen'de bütün planları alt üst edecek bir gelişme yaşandı. AKP güçlü evet ama bütün bunları yönetecek bir yapı yok. CHP'yi bölme yeteneği AKP'ye güç kattı mı, emin değilim."


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.