Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dur durak bilmediler: Deprem bölgesine yardım taşıyan şoförler

Deprem bölgelerinde çalışan uzun yol şoförleri dur durak bilmeden günlerce araç kullandı. Bu süreçte yaşadıklarını soL okurları için konuştuk.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 02.03.2023 , 09:33 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Depremin ilk anından itibaren ülkenin dört bir yanından yurttaşlar depremde zarar gören insanlara nasıl yardım edebilecekleri üzerinden planlamalara başladılar. Özellikle devlet kurumlarının ilk günlerde sergilediği performans neticesinde yurttaşlar bir başlarına olduklarını ve kendi yaralarını kendi çabalarıyla saracaklarını anlamıştı. Hemen 6 Şubat Pazartesi günü gün ışırken gıda malzemesi, hijyen ve kıyafetlerden oluşan ilk akla gelen acil ürünler toparlanmaya başladı ve nakliye araçları, kamyon ve TIR'lar ile deprem bölgelerine iletilmeye başladı. 

Kamuoyunda uzunca bir süre gündem olan hız sınırı aşan şoförler, mola vermeden gidenler aslında önemli bir sorumlulukla karşı karşıyaydı. Çünkü zamanında götürülen bir ekmek ya da bir iş makinası birçok yurttaşımızı hayata bağlayacaktı. İşte o şoförlerden biri de İlker Çetin. Kendisi şoförlüğünü yaptığı TIR ile normalde de şehirler arası seferler yapıyor ve günlük tedarik zincirinin bir parçası olarak hayatın devamlılığına emeğiyle katkı sunuyor. 

İlker depremin ilk anından itibaren her yurttaşımız gibi bu soruna odaklanıyor. Ve kendisi ile iletişime geçen yurttaşlarımızın dayanışma malzemelerini yardım bölgelerine götürmek için kolları sıvıyor. İstanbul'da Semt Evleri'nde toparlanan tüm ihtiyaç ürünlerini TKP'nin deprem bölgelerindeki kriz masalarına iletmek için yola çıkıyor. Deprem süresince de Hatay, Malatya ve Adana'ya seferler yapıyor. 

'99 depreminde çocuktum, böylesi bir felaketi yaşamak gerçekten zor'

1999'da gerçekleşen Marmara depreminde henüz çocuk olduğunu ifade eden İlker Çetin, Kocaeli Kandıralı. Depremi ailesiyle ve yakınlarıyla birlikte yaşamış. "Çocuktuk tabii o zamanlar. Şimdi olduğu gibi bilinçli değildim. Yaşanan acıları ve felaketi anlamlandıracak boyutta değildim henüz. Ama şimdi bu depremi görmek, yaşamak, tanık olmak başka. Çok acı gerçekten. Benim gibi tüm şoförleri ayakta tutan yegane şey sanırım insanlığa bir faydamızın dokunması. Yoksa bu kadar hız bu kadar mesai hiç normal değil" diye anlatıyor yaşananları. 

'Normal şartlarda o sokağı görsem 'Gel malını kendin indir' der girmezdim'

Depremde yaşanan sorunlardan biri de yolların kapalı olması ya da açık olan yolların da geniş ve büyük araç trafiğine uygun olmamasıydı. Birçok yerde cam kırıkları, inşaat demirleri, çiviler ve teller araç geçişlerinde güvenlik riskini barındırıyordu. Ve yaşanabilecek en büyük sorunlardan birisi de olası bir araç arızası ya da lastik patlamasıydı. Zira bu bölgeler aynı zamanda sanayilerin depremden zarar gördüğü ve tamir ve yedek parça tedariğinin aksadığı noktalar. Örnek olarak Hatay merkezde arızalanan bir aracın lastiğini tamir etmek için yardım alabileceği en yakın nokta Reyhanlı ilçesi. Üstelik oradan gelecek bir tamircinin dahi deprem bölgesine girmesi mümkün olmayabiliyordu.

Her şeye rağmen riskleri göze aldıklarını ifade eden İlker Çetin, "Normal şartlarda öyle bir yol görse herhangi bir şoför arar mal sahibini der ki kardeşim gel al ürünlerini. Benden bu kadar, bu TIR buraya gitmez der. Ama şimdi mümkün mü? Koca koca araçlarla daracık yerlere girdik. Evet belki ortalıkta trafik falan da yoktu bu açıdan rahattık. Herkes bize yardımcı oluyordu ama insanların yürürken zorlandıkları yerlerden TIR'larla, kamyonlarla geçmek mesuliyet istiyor. Üstelik aracın lastiği patlasa elimdeki ürünleri götüremeyeceğim bunun vebali daha büyük. Ama geçtik her birinden. Aracımızdaki malzemeleri ulaştırmak için elimizden geleni yaptık" diyor.

'Ailemizi dahi unuttuk zaman zaman, tek amacımız bir an önce ulaşmaktı'

İlker'e 'Hız kurallarına falan uymadınız tabii değil mi?' diye soruyorum ve gülerek cevap veriyor: "O an aklımıza bu ürünleri hızlıca deprem bölgesine ulaştırmaktan başka hiç bir şey yoktu. Olağanüstü bir dönem bu, olağanüstü çabalar gerekiyor. Normalde o kadar hız yapılmaz. Bir lastik patlasa Allah korusun mahvoluruz. İnanın aklımıza ailemiz dahi gelmedi o an. Başımıza bir şey gelse ne olur demedik hiç. Radarmış, hız sınırıymış kimse bunu umursamadı. Bir an önce varmamız gereken yerelere doğru yol aldık." 

Diğer araçlar yollarda size kolaylık sağladı mı peki?

Tabii. Özellikle de Ankara'yı geçtikten sonra neredeyse her büyük araç deprem bölgesine gidiyordu diyebilirim. Zaten araçlarımızda da filamalar, pankartlar, brandalar vardı. Yani deprem için yollarda olduğumuz herkesin malumuydu. O yüzden Ankara'yı geçtikten sonra Adana'ya kadar her araç kenara geçip bize müsaade ediyordu. Hani normalde ağır vasıtalar yolun sağından ufak ufak gider ya. Bu sefer tam tersi oldu. Ambulans sürer gibi geçtik yolları.

Peki ne kadar sürdü bu yolculuk? Yani normal bir yolculuk ile kıyaslayınca nasıl bir fark var?

Şöyle düşünün. Normalde İstanbul'dan Hatay'a benim malzeme götürmem 18-20 saat sürer. Çünkü bizde kotalar var. Öyle canınız isteyince sürekli gidemezsiniz. Saat kotası var haliyle bir km kotası demek bu. 4.5 saatten fazla araç sürülmesi yasal değil. Ama tabii deprem sürecinde bunları askıya aldık. Ben İstanbul'dan Hatay'a yaklaşık 12 saatte gittim. Üzerinde tonlarca yük olan bir araç için olağanüstü bir rakam bu. Normalde 4.5 saat sonra İstanbul Avrupa yakasından çıkan bir araç en fazla Düzce'ye hadi bilemedin Bolu'ya varır. Biz o saatlerde Ankara'yı geçmiştik bile.

Hiç mola verdin mi?

Hiç mola vermedim. Sadece araca yakıt almak veya tuvalet ihtiyacı için kısa bir zaman durakladım. Sonra kaldığımız yerden devam. Yalan yok sadece bir ara Adana'ya gittiğim bir zaman artık gözlerim kapanıyordu yorgunluktan. Baktım risk oluşturacak. Kenara çektim azıcık dinlendim. Ama normal şartlardaki dinlenme gibi falan düşünmeyin bunu. Varayım önce sonra nasıl olsa dinlenirim diye düşündüm.

İlker Çetin, Uzun yol şoförü

'Neye ihtiyaç var diye sordum, ekmek dediler, ekmek aldım Adana'dan'

İlker Çetin yardım malzemelerini çabasıyla götürürken bir yandan da İstanbul'a telefon açıyor. Deprem Kriz Masası'ndaki arkadaşları ise 'Ekmek ihtiyacı varmış' deyince aracı Adana'da çekiyor bir kenara ve arabanın ön tarafının alabileceği kadar ekmek alıyor. 

Kaç ekmek sığdırdın sorusuna ise "100 somun ekmek aldım. Hiç olmadı ikiye bölsek 200 kişiye bir öğün yeter diye düşündüm. İlk vardığımda da hemen ekmekleri dağıttım" diyor. Aynayı görebildin mi o kadar ekmeği koyunca diye sorduğumda da "Evet evet merak etme, bizim şoför koltuğunun arkasında yattığımız yer var ya. İşte oraya koydum çoğunu. Aynayı görecek payı bıraktım. Zaten o yatağa uzanıp uyumak aklıma dahi gelmedi. Acilen gitmekti düşüncem" diyor.

'Krizi fırsata çevirenler de oldu tabii ama sayıca az'

Bu süreçte artan nakliye fiyatlarına ne diyorsun sorusuna ise iç çekerek cevap veriyor İlker: "Ya evet oldu. Ama sayıca az. Zaten her zaman çıkar öyle tek tük menfaatçi insanlar. Ama genelde şoförler ellerinden geleni yaptı diyebilirim."

Nasıl fırsatçılıklar oldu, ne yaptılar sorusuna ise "Ya şimdi istanbul'dan Hatay'ı düşünelim. 1100 km. Hadi bu araba yaksa yaksa kilometrede 8 Lira yaksa gidiş geliş masrafı en çok 16 Bin Lira tutar. Bazı şoförlerin günlük yevmiye aracın yıpranma payı gibi masrafları eklediklerini biliyorum. 20-25 Bin Lira isteyen olmuş. Çünkü dönüşte de muhtemelen boş gelecek araç diye. Sorsan o da kendince haklı ama doğru bir şey değil bu yaptığı. Çocuğumuz yakıt masrafına gidip geldi. Bu örnekler az değil. Sayıca fazla. O yüzden kötü örnekleri büyütmenin manası yok. 

Tabi bunda bir de giden araçların normal zamanda geri dönememesi de etkili. Dolayısıyla İzmir'de, İstabul'da, Ankara'da kalan ara sayısı azaldı. Millet de kafasına göre fiyat belirledi. Ama çoğumuz üzerimize düşeni yaptık. Bu bir insanlık göreviydi. Umarım bir nebze katımız olmuştur. İnsanlarımız da kısa zamanda sarar yaralarını" cevabını veriyor

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.