Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dinamo’nun trajedisi: Lobanovskiy Bulvarı'nda çatışmak...

Ne futbolda ne de siyasette Gorbaçov'a yer yok. Ancak içinden geçtiğimiz günler sosyalizme olan ihtiyacın yakıcı bir hâl aldığını gösteriyor...

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 27.02.2022 , 09:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Başlıkla ilişkisiz görülmesin. Ancak önce bir “sığlık” örneğiyle başlamak yerinde olacak. 

Acun’un bizim paralarımızla kendisine satın aldığı Hull City’e “teknik direktör” olarak atanan Gürcü Şota Arveladze, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesine tepki gösterip Sovyetler’e bulaştı.

Şota, dezenformasyon medyasının önemli temsilcisi İngiliz The Sun’a şöyle konuşmuştu:

"Neden, bugün sahip olduğumuz kadar iyi olmayan bir sisteme geri dönmek zorunda kalalım? Bu benim için hassas bir konu çünkü böylesine uzun bir tarihi olan milletim ile gurur duyuyorum ve Sovyetler Birliği'ne benzer bir oluşum istemiyorum. Sovyetler Birliği 1990'ların başında çöktüğü zaman bağımsızlığımızı, kendi kimliğimizi kazandık. Ayrıca Gürcüce, dünyanın en eski dillerinden biridir. Kendi alfabesi vardır ve benzersizdir. Bu kadar küçük bir ulustan çok sayıda ünlü ressam, müzisyen ve hatta Olimpiyat şampiyonu çıktı”.

Acunla çalışıp, The Sun’a konuşmanın yan etkileri arasında bunlar da varmış demek ki...

Anlaşılıyor ki Şota’nın  Sovyetler Birliği alerjisi nüksediyor.

Olmasın dediği sosyalizm, maalesef olmadığı için de kardeşçe ve eşitlikçi bir düzende yaşamamanın bedelini emekçiler canlarıyla ödüyor.

Şimdiki saçmalama modası budur...

Belli ki, Rusya’nın sermayenin çıkarları adına yaptığı hamleyi, Sovyetler’e ve sosyalizme mal etmeye çalışanlar teyakkuzdadır.

***

Dezenformasyon düzeyiyse başka bir raddeye erişmiş durumdadır. 

İnternette dolaştırılan bir haberde, Dinamo Kiev takımının Ukraynalı oyuncularının silahlanarak Rusya’ya karşı direnişe katıldığı, kimi haber sitelerinde ise futbolcular yerine taraftarlar olarak haberin servis edildiği görülüyor. 

Konuya ilişkin yapılan yorumlarda ise Dinamo Kiev takımının gerçek olmayan bu durumu, Nazi işgali dönemindeki Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde tarihe “Ölüm maçı” olarak geçen ve komünist sporcuların Nazizm terörüne direnip can verdikleri 1942 yılı referans alınarak yeniden üretiliyor, kıyaslanıyor.

Oysaki bu iki durum, biri gerçek dahi olmasa da ve tüm olaylarda benzer bir süreç işletilerek bir yalan haber furyasına çanak tutuyor.

Dinamo Kiev’in futbolcu askerleri ya da taraftarları olarak servis edilip övgüler düzülen kişilerin “Honor” sokak hareketi üyesi neo-Nazi bir grup olduğu, daha önce Bolşevik komutanların ve Sovyet anıtlarının yıkılması gibi eylemlerde roller aldıkları iddia edilirken, Dinamo Kiev'in de böyle bir açıklaması ya da paylaşımı da bulunmuyor.

Futbolcularla bir eşleşmenin de şüpheli olduğu ortadayken, yine de bu durum, haberin böyle verilmesine engel olamıyor.

Sosyal medyada yapılan paylaşım...

Gerçek ise tarihsel dayanaklarıyla yerli yerinde duruyor. Ancak başlanacak yer bilinmeyince akıl tutulması kalıcılaşıyor.

1942’de “Her şeye rağmen biz kazanacağız” diyen kızıllar, Kievliler ve onların güzel takımı Dinamo’yu emperyalizm ve NATO kışkırtıcılığının merkezi hâline gelen şimdiki Ukrayna filtresiyle değerlendirmek, hem Dinamo Kiev’in tarihine hem de de Sovyet geçmişi ile futbol efsanelerine leke sürüyor.

***

Hoşumuza gitmiyor, sosyalizmin Kiev’inden, çatışma ve patlama görüntüleriyle gündeme gelen ve adı Lobanovskiy Bulvarı olan adreste yaşananları izlemek...

Sovyet futbol dehası antrenör Lobanovskiy’i duyunca akıllara Oleg Blokhin’li, Zavarov’lu, Igor Belanov’lu kadrolar ve yıllar geliyor.

Onlardan birisi, Lev Yaşin’den sonra “Altın Top” ödülüne erişen ikinci Sovyet futbolcu olan Blokhin, altyapısından çıkıp 18 sene formasını terlettiği Dinamo Kiev formasıyla takımın en temel dişlisi haline gelirken, buna kolektifin gücüne güvenerek erişiyor.

Futbol Taktikleri Tarihi kitabında da not ediliyor. Şöyle deniyor dönemin, 1971’in Dinamo’su için:

“Oyuncuların hareketleri ve senkronizasyonu, aritmi ve hücum aksiyonlarının yoğunluğu 1971 yılı Dinamosu’nun temel ilkeleriydi. Takım fiziksel presi ve on sekize atılan uzun topları neredeyse tamamen bırakmıştı. Seri kombinasyonlar ve beklenmedik pozisyonlar yaratmak için çaba gösteriyorduk”...

2000’li yılların futbolunu o zamanlardan oynatıyor Lobanovski... 

Kievliler, barış ve eşitlik içinde diğer Sovyet takımlarıyla dayanışmacı bir tatlı rekabete girişiyor.

Sovyet döneminde, sadece futbolda değil,  birçok spor dalında başarı kazanan sayısız Ukraynalı sporcu var oluyor. Sovyetler Birliği’nin milli takımında Ukrayna SSC’li sporcular her zaman önemli bir rol oynamayı başarıyor.

Emekçi kimlikler öne çıkıyor.

Kardeşlik ve eşitlikle donatılmış, tutkalı emek olan bir futbol takımı oluyor Dinamo Kiev... 

Ne zaman ki sosyalizm mola alıyor, halklar birbirine düşman ediliyor, yoksullaşma kural olup ve savaşlar pazarlanmaya başlıyor; yeniden başa, barbarlığa dönüyoruz.

Lobanovskiy’nin Kiev’i şimdilerle bunlarla uğraşıyor.

Onun için bir röportajda, Alman gazetecinin kendisi için “Futbolun Gorbaçov”u dediğinden bahsedilerek, konu hakkında ne düşündüğü soruluyor.

O, soruya “Bu söylediğiniz gazetecinin fikri. Ben antrenörüm, politikacı değilim” diye cevap veriyor.

Onun, antrenörler arasında en iyilerinden biri olduğuna kuşku yok.

Öte yandan ne futbolda ne de siyasette Gorbaçov'a yer yok. Ancak içinden geçtiğimiz günler sosyalizme olan ihtiyacın yakıcı bir hâl aldığını gösteriyor.

Yaşanabilir bir düzeni inşa etmenin olasılıkları bir yandan artarken, eşit yaşamanın gereği doğru siyaset içinde olmaktan geçiyor.

Sadece Kiev ve Moskova için değil, bizim için de zaman sıkıştırıyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.