Sayfa yolu
Dilovası katliamında itiraflar peş peşe geldi: Firar planı, 'gücümüz var' mesajları ve rüşvet çarkı!
Ayşe Şimşek
Yayın Tarihi: 26.03.2026 , 18:28
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği Ravive Kozmetik katliamına ilişkin davanın üçüncü oturumu Kandıra’da görüldü.
Duruşmaya, sanık patronların kaçış sürecine yardım eden Onay Yörüklü’nün itirafları ve fabrikadaki çalışma koşullarına dair şok edici beyanlar damga vurdu.
'Emniyetle irtibattayız, her türlü gücümüz var!'
Savunmasında, firari patronları Marmaraereğlisi’ndeki bir eve götürdüğünü kabul eden sanık Onay Yörüklü, bu organizasyonun arkasındaki ismin eski Türk Kızılay İstanbul Şube Başkanı Ali Osman Akat olduğunu iddia etti.
Akat ile cezaevinde tanıştığını söyleyen Yörüklü, Akat’ın kendisine patronlar için "Yeğenlerim var, onları ağırla, bir yere kaçmasınlar. Ben emniyetle irtibat halindeyim, her türlü gücümüz var, ceza almayacaklar" dediğini öne sürdü.
Yörüklü, durumun vahametini sonradan internetten öğrendiğini iddia ederek, "Bilseydim asla gitmezdim. Kendi irademle polisi arayıp yer bildirimi yaptım" savunmasını yapsa da; avukatların Akat’ın "kokain ticareti" geçmişini hatırlatması üzerine "Sosyal ilişkilerin sınırlandırılması gerektiğini düşünmüyorum" yanıtını vermesi dikkat çekti.
'Yargılanmam' diyen patronun pişkinliği: 'Binlerce kaza oluyor!'
Davanın önceki oturumunda asıl sorumluluğu ölen babasına yıkan sanık patron Altay Ali Oransal’ın, "Binlerce kaza oluyor ama ben hiç şirket sahibinin yargılandığını duymadım" sözleri, patronların cezasızlık zırhına ne kadar güvendiğini bir kez daha kanıtlamıştı.
Mühendis olmasına rağmen fabrikadaki ölümlü risklerden haberdar olmadığını iddia eden Oransal, katliamı "hayatın olağan akışına" sığdırmaya çalışmıştı.
300 bin liralık 'can' hesabı: Yangın merdiveni pahalı gelmiş!
Duruşmada söz alan işçi Gülhan Bendi, fabrikadaki ihmaller zincirini tüm çıplaklığıyla anlattı.
İş yerinde sürekli elektrik sorunları yaşandığını belirten Bendi, yangın merdiveni yaptırılmamasının nedenini şu sözlerle açıkladı:
"Geldiler baktılar, 300 bin lira istediler. Patron Kurtuluş Oransal 'Çok pahalı, yaptıramam' dedi. Sonra 500 bin istediler, yine maliyetli diye yaptırmadı."
Zabıtaya çay, kahve ve parfüm, işçiye ölüm
Bendi’nin ifadeleri, kamu denetiminin nasıl bir rüşvet çarkına dönüştüğünü de ifşa etti.
Markaların üretimi kontrole geldiğini ancak resmi kurumların denetim yapmadığını söyleyen Bendi, "Gelen zabıta ekipleri çayını, kahvesini içip, hediye parfümlerini alıp gidiyorlardı" dedi.
Ayrıca fabrikada Vertus, Shauran, Sheliq gibi markaların yanı sıra A101, BİM ve ŞOK market zincirlerine, hatta Defacto ve LC Waikiki gibi dev markalara dolum ve paketleme yapıldığı belirtildi.
'Telefonum masumiyet belgemdir'
Duruşmada dikkat çeken bir diğer nokta ise sanık Onay Yörüklü’nün teslim ettiği telefonunun incelenmemiş olmasıydı.
Mahkeme başkanının "Dosyada görünmüyor" dediği telefon için Yörüklü, "Şifresini kaldırıp teslim ettim. Eğer o telefona bir şey geldiyse, o benim masumiyet belgemdi" diyerek dosyadaki eksikliklere işaret etti.
Müşteki avukatları ve aileler, katliamın sadece kağıt üzerindeki patronlarla sınırlı olmadığını; bu sömürüden kâr elde eden büyük markaların ve görevini yapmayan kamu görevlilerinin de yargılanması gerektiğini vurguladı.
Duruşma, eksik belgelerin tamamlanması ve tanık beyanlarının devamı için yarına ertelendi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.