Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dilovası katliamında ilk duruşma: Patronun 'haberim yok' savunması delillerle çelişti

Sanık patronun "haberim yok" savunması HTS kayıtları ve ıslak imzalı belgelerle çökerken, aileler, avukatlar ve iş cinayeti mağduru diğer aileler adalet için tek ses oldu: "Bu cinayet düzenine bir kişiyi daha kurban etmeyeceğiz!"

Ayşe Şimşek

Yayın Tarihi: 24.03.2026 , 10:55 Güncelleme Tarihi: 24.03.2026 , 19:17

Kocaeli’nin Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir parfüm üretim tesisinde 8 Kasım 2025'te patlama meydana geldi. Ardından çıkan yangın nedeniyle 3’ü çocuk 7 işçi yaşamını yitirdi.

Davanın ilk duruşması bugün Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görüldü. Davanın Dilovası'na 1,5 saat mesafedeki Kandıra'ya taşınması büyük tepki topladı. Aileler ve avukatlar katılımı zorlaştırmak için bu kararın alındığını düşünüyor.

"Güvenlik gerekçesi" öne sürülerek izleyicilerin, basın mensuplarının ve avukatların mahkemeye telefonlarıyla girmelerine izin verilmedi.

Bu zorlu günde işçi aileleri yalnız değil. Sakarya Hendek’teki havai fişek fabrikası patlamasında yakınlarını kaybedenler ile Beşiktaş’taki Masquerade yangınında hayatını kaybeden 29 işçinin ailesi de dayanışma için orada.

'Birimizin adaleti hepimiz için adalet, birimize adalet yoksa hiçbirimize adalet yok'

Hendek’teki havai fişek fabrikasındaki patlamada hayatını kaybeden Halis Yılmaz’ın kardeşi Mervenur Yılmaz duruşma öncesi basın açıklamasında söz alanlardan biri oldu. Yılmaz şunları söyledi:

“Sermaye ve siyaset üçgeninde katledilen yedi işçiden biri olan Halis Yılmaz'ın kardeşi Merve Nur Yılmaz'ım. Biz bugün burada Gayrettepe ve Hendek aileleri olarak, Dilovası'nda kaçak depoda katledilen yedi işçinin adaleti için buradayız. Çünkü hepimiz biliyoruz ki birimizin adaleti hepimiz için adalet. Birimize adalet yoksa hiçbirimize adalet yok demektir.

Hendek davasının karar duruşmasında herkesin serbest kalmasından sonra haykırmıştım; 'bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım?' diye. Yine söylüyorum, bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım? Biz son bir kişi kalsak bile, bu cinayet düzenine bir kişiyi daha kurban etmemek için, emek için, adalet için, işçi sınıfı için, insan hayatı ve onuru için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz.”

'Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz'

Duruşma öncesi Dilovası Katliamı Aileleri adına bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada “Adalet yerini bulana kadar susmayacağız” denildi.

Yapılan açıklamada, katliamın göz göre göre geldiği belirtilirken, davanın adliyeden kaçırılıp cezaevi kampüsüne taşınarak kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığı vurgulandı. İş cinayetinin asıl sorumlularının kağıt üzerindeki piyonlar olmadığına dikkat çekilirken, bu sömürü çarkından kanlı kârlar elde eden Ali Osman Akat ile Lider ve Rebul Kozmetik gibi markaların da yargılanması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, kaçak binaya yıkım kararı vermesine rağmen bunu uygulamayan belediye yetkilileri ile denetim görevini yerine getirmeyen Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin devlet tarafından açıkça korunduğu dile getirildi. 

Katliamın hemen ardından fabrikaya alelacele yıkım işlemi uygulanmasının, patronları ve sorumluları aklamaya dönük bilinçli bir delil karartma hamlesi olduğunun altı çizildi. Şirketin gizli ortağı Ali Osman Akat’ın, katliam sorumlusu yeğenlerini yurt dışına kaçırmak üzereyken yakalanmasının sermayenin pervasızlığını ve suçluluğunu gözler önüne serdiği belirtildi. Sermaye ve siyaset üçgeninde işlenen bu cinayetlere karşı söz alan aileler, "Bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım?" diye sordu.

Tehlikeli kimyasallarla ve kayıt dışı çocuk emeğiyle işleyen bu ölüm tesisine göz yuman, yaratılan zenginliğe ortak olan tüm patronların ve bürokratların hesap vermesi gerektiği kaydedildi. Hendek ve Gayrettepe'deki işçi katliamları da hatırlatılarak, bir işçi için adalet sağlanmadan hiçbir işçi için adaletin mümkün olamayacağı vurgulandı. Açıklamada, "Birlikte kazandınız, ihlallelere, ihmallere göz yumdunuz, birlikte sorumlu olacaksınız! Biz sevdiklerini kaybeden aileler olarak; vardiya amirinden belediye başkanına, marka sahiplerinden müfettişlere kadar her bir sorumlunun hesap vermesini istiyoruz. Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz" denildi.

Patronun ifadesi delillerle çelişti, sıkışınca 'bilmiyorum' dedi

Şikayetçiler, yakınları ve tüm avukatlar salona geçti. Jandarma eşliğinde sanıklar salona getirilirken gazeteciler ve çok sayıda aile de salonda yer olmadığı gerekçesiyle içeri alınmadı.

Sanıkların kimlik tespitinin ardından iddianamenin özeti okundu. İstanbul Barosu, Bursa Barosu, Sakarya Barosu, Kocaeli Kadın Platformu, Türkiye Barolar Birliği, Kocaeli Barosu ve Özgürlük için Hukukçular Derneği katılım talebinde bulundu.

Duruşmada, savunma yapan Ravive Kozmetik patronlarından İsmail Oransal’ın ifadeleriyle dosyadaki deliller arasındaki çelişkiler öne çıktı. Oransal, üretimle ilgisi olmadığını savunurken HTS kayıtları ve yönetim kurulu kararlarındaki ıslak imzalı belgeleri açıklayamadı.

Hakimin, "Sen oraya gitmiyordum dedin ama 292 HTS kaydın bulunmakta. Gökberk'in evinden sana dair etil alkol belgesi bulunmuş" ifadeleri üzerine Oransal, fabrikanın çeperinde son 6 ayda 7 kere bulunmasını "babasıyla yemek yediği" gerekçesiyle açıkladı. Şirketten kazancının olmadığını iddia eden sanık, daha sonra "muhasebede hesaplaşırdık" diyerek çelişkili beyanda bulundu.

Şirketin faaliyet alanları ve üretim süreci hakkındaki soruları yanıtlayan İsmail Oransal, sorumluluğu hayatını kaybeden babasına devrettiğini iddia etti. 

Duruşmanın dikkat çeken bir diğer noktası ise 2024 yılında Ravive’nin taşınma sözleşmesi öncesinde alınan yönetim kurulu kararı oldu. Oybirliği ile alınan kararda İsmail Oransal ve Ali Oransal’ın ıslak imzalarının bulunması deliline karşı sanık, "Bilmiyorum" demekle yetindi. 

Duruşma yarın 10.00'da Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde devam edecek.

'Oğlu yalan söylüyor, babası onsuz iş yapmazdı'

Dilovası’ndaki patlamada yaşamını yitirenlerin yakınları ve olaydan yaralı kurtulan işçiler, davanın ilk oturumu sonrası basın mensuplarının karşısına geçti.

Patlamadan vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanarak sağ kurtulan kadın işçi Ayten Aras, duruşma sonrası yaptığı açıklamada sanık patronlardan İsmail Oransal’ın mahkemedeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını bizzat şahit olduğu olaylarla anlattı. Aras, "Oğlu konuşuyor, yalan söylüyor. Babasıyla birlikte hep işleri yapıyordu. Babası onsuz hiçbir şey yapamıyordu. Bağırıp çağırıyordu bize 'bir dakika geç kalsaydınız' diye bunları geri gönderiyordu. Gelini de geliyordu şirkete" dedi.

Ayten Aras, patlamanın gözlerinin önünde gerçekleştiğini belirterek şunları söyledi: "Tuncay o şeyleri karıştırıyordu. Orada onun elinde patlama sesi geldi. Biz masada çalışıyorduk. Bir baktım ne, her yer ateşti. Üstüm başım komple ateşti. Beni de tutmuşlar, hani ben kendim çabalamamışım. Arkadaşlar hep yan yanaydı, aynı masadaydı. Ben nasıl çıktım o arada kendimi dışarı attım bilmiyorum. Üstüm başım komple ateşti, hep yaralı çıktım ben."

'Adalet istiyorum, adaletime de güveniyorum'

Hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut ise sanığın savunmasını "aptalca" olarak nitelendirdi. Şirketin işleyişine dair doğrudan bilgi sahibi olduğunu vurgulayan Bulut, "Her şeyi babasının üstüne atıp kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar. 'Benim işten haberim yok, imzadan haberim yok' diyorlar. Ama bunlar onlara kanıtlanacak" dedi.

Kendisinin de aynı fabrikada çalıştığını hatırlatan Emine Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben orada çalıştım. Onun orada sürekli olduğunu biliyorum. Karısının, kardeşinin, annesinin oraya gelip gittiğini, dayısının gelip gittiğini çok iyi biliyorum. Bunu inkar ediyorlar ama bunlar ortaya çıkacak. Bir sürü kapıya gittik, bütün kapılar yüzümüze kapandı. Ama sağ olsun gönüllü avukatlarımız, derneklerimiz arkamızda oldu ve şu an buradayız. İnşallah gümbür gümbür yürüyeceğiz, onlara haddini bildireceğiz. Adalet istiyorum, adaletime de güveniyorum."

Ne olmuştu?

Tabelası bile olmayan "Ravive Kozmetik" isimli parfüm dolum atölyesinin bulunduğu binanın iskanı olmadığı ortaya çıktı. İşyerinde çocuklar, kadınlar yıllarca sigortasız, asgari ücretin altında ücretlere ve gece 12’lere kadar çalıştırılmıştı. Çocukların yaşı 12’ye kadar iniyordu. Afgan ve Suriyeli göçmen işçilerin de çalıştırıldıkları biliniyordu.

Patlamadan dört yıl önce belediyenin yıkım kararı aldığı ancak bu kararın uygulanmadığı işyeri hakkında çok sayıda şikayet bulunmasına rağmen yıllarca yetkililer kulaklarının üstüne yattı.

İşçilerin işten çıkarılma tehdidiyle, güvencesiz ortamlarda çalıştırıldığını mahalleli ve işçi yakınlarıyla görüşen soL Haber'den Burcu Günüşen gündeme getirmişti.

Yangında Şengül Yılmaz (55), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17), Cansu Esetoğlu (16), Esma Gikan (65), Hanım Gülek (65) ve Tuncay Yıldız (48) hayatını kaybetti. 

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheliden şirket sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör, 'Olası kastla öldürme' suçlamasıyla, Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü, 'Suçluyu kayırma' suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden G.B., H.E., Ö.A. ve Güven Demirbaş, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

30 Kasım'da tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren ve Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise hayatını kaybetti.

İddianameden

97 sayfalık iddianame, Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk iddianamenin mahkeme tarafından "eksik soruşturma" gerekçesiyle iade edilmesinin ardından hazırlanan yeni dosyada, fabrika yetkililerine ağır cezalar istenirken; mağdur aileler ve avukatları büyük markaların ve kamu görevlilerinin dosyaya dahil edilmemesine tepkili.

Şirket yetkililerine 7'şer kez müebbet talebi

İddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali Oransal ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptıkları belirtilen firmanın tutuklu yetkilileri Aleyna O. ve Gökberk G. hakkında "olası kastla öldürme" suçlamasıyla 7'şer kez müebbet hapis cezası isteniyor. Bu isimler için "olası kastla mala zarar verme" suçundan da ayrıca hapis cezası talep ediliyor.

Soruşturma kapsamında, şirket yetkililerinin kaçmasına yardımcı oldukları suçlamasıyla ikisi tutuklu, biri firari toplam dört kişi hakkında "suçluyu kayırma" suçundan hapis istemiyle dava açıldı.

İş güvenliği uzmanları ve mülk sahipleri de sanık kürsüsünde Fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan firmanın (OSGB) tutuklu sorumlu müdürü, iş güvenliği uzmanları, firari işletmecisi Ü.Ç. ve binanın eski ile yeni sahiplerinden oluşan 7 kişi hakkında ise "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla 22,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Bilirkişi raporu: Yangın merdiveni ve alarm yoktu

Avukatların hazırladığı dosya ve bilirkişi raporları, fabrikadaki ihmaller zincirine dikkat çekiyor. Raporlara göre, parlayıcı kimyasalların bulunduğu üretim tesisinde gerekli teknik donanımın olmaması alevlerin hızla büyümesine yol açtı. Binada yangın merdiveni, acil çıkış ve alarm sisteminin bulunmadığı tespit edildi.

Marka ve şirketlerin sorumluluğuna yer verilmedi

Büyük markalara fason üretim yapan Ravive Kozmetik'te yaşanan faciaya dair hazırlanan yeni iddianamede, sipariş veren söz konusu marka ve şirketlerin sorumluluğuna yer verilmedi.

Aileler ve avukatları, facianın bir "denetimsizlik" sonucu meydana geldiğini savunarak belediye, bakanlıklar ve ilgili kurumlar hakkında da soruşturma başlatılmasını talep ediyor. Soruşturmanın başlangıcında görevden uzaklaştırılan İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ve SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın'ın ise süreç içerisinde görevlerine iade edildiği ortaya çıktı.

Avukatlar ayrıca, soruşturmayı yürüten savcının Dilovası Belediyesi'nde çalışan bir kişinin yakını olduğunu belirterek kamu görevlilerine yönelik dosyanın başka bir savcı tarafından ele alınması için itiraz dilekçesi sundu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.