Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dilovası katliamı: Bilirkişiye göre işçiler sigortasız, iş güvenliği kağıt üstünde ama SGK ve Çalışma Bakanlığı kusursuz

Dilovası’ndaki fabrika yangınına ilişkin bilirkişi raporu, patronların kâr hırsını ve devlet kurumlarının göz yumduğu "ölüm düzenini" ortaya koyarken, SGK ve Çalışma Bakanlığı'nı kusursuz buldu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 02.12.2025 , 23:02 Güncelleme Tarihi: 03.12.2025 , 01:08

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım’da meydana gelen ve 3'ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği yangınla ilgili bilirkişi raporu Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunuldu. Raporda yer alan tespitler olayın basit bir "kaza" değil, patronların maliyetten kısmak için işçileri ateşe attığı, devletin de bu duruma seyirci kaldığı bir iş cinayeti olduğunu kanıtladı.

ANKA'nın aktardığı bilirkişi raporuna göre yangın, alkol dolum ve karıştırma kazanlarının bulunduğu bölümde, personelin tanktan reaktöre etil alkol aktarımı yaptığı sırada meydana geldi. İş yerinde, parlayıcı maddelerle çalışılmasına rağmen hiçbir ciddi güvenlik önlemi alınmamıştı. Tesiste acil çıkış kapısı, yangın merdiveni, alarm, sensör veya otomatik söndürme sistemi bulunmadığı gibi, var olan çıkış kapılarının önü de üretim bandı ve kimyasal varillerle kapatılmıştı.

Havalandırma sisteminin yetersizliği ve duman tahliye fanlarının yokluğu nedeniyle işçiler alevlerin arasında nefessiz kaldı. Daha da vahimi, patlama riskine karşı hayati önem taşıyan "kıvılcım korumalı" ekipmanlar yerine, maliyeti düşürmek amacıyla sıradan motorlar kullanılmıştı. Bu bilinçli tercih, ilk kıvılcımın büyük bir patlamaya dönüşmesine ve işçilerin yanarak can vermesine doğrudan zemin hazırladı.

13 işçiden 12'si sigortasız, 3'ü çocuk!

Olay anında fabrikada bulunan 13 kişiden yalnızca 1 kişi sigortalıydı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk işçiler de bulunurken, rapor patronun bu durumu "süreklilik arz eden bir politika" haline getirdiğini vurguladı. İşçilerin hiçbiri iş güvenliği eğitimi almamış, koruyucu donanım verilmemiş ve tamamen savunmasız bir şekilde ateşe sürülmüştü. İş güvenliği hizmeti veren firmasının ise işçileri ve riskleri denetlemediği, hizmetin sadece kağıt üzerinde "satın alındığı" belirlendi.

Yıkım kararı varmış ama 'gören' olmamış

Rapor, devlet kurumlarının sorumluluğunu da kısmen açığa çıkardı. Yangının yaşandığı bina kaçak ve ruhsatsızdı. Bina hakkında 25 Ağustos 2021 tarihinde yıkım kararı alınmasına rağmen, ne belediye yıkımı gerçekleştirmiş ne de savcılık süreci takip etmişti. Dilovası Belediyesi, kaçak yapıyı bilmesine rağmen faaliyetin sürmesine göz yumarken, SEDAŞ ise iskânı olmayan ve yıkım kararı bulunan kaçak yapıya elektrik vermeye devam etti. Raporda belediye ve SEDAŞ "tali kusurlu" sayıldı.

'SGK ve Bakanlığın aklanması kayıt dışılığın devlet eliyle normalleştirilmesidir'

Bilirkişi raporunu değerlendiren mağdur ailelerin avukatı Mürsel Ünder, raporun eksikliklerine ve sorumluluğun üst kademelere uzanmamasına tepki gösterdi. Ünder, raporda iş yerinde bulunan 13 kişiden yalnızca birinin sigortalı olduğunun açıkça yazmasına rağmen SGK ve Çalışma Bakanlığı için "kusur yoktur" denilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

SGK müfettişlerinin incelemesinde skandal bir gerçeğin daha ortaya çıktığını belirten Ünder, "Ölenler dahil 12 işçinin sigorta başlangıcı olay günü olan 8 Kasım olarak kayda geçirilmiş, işçiler kağıt üzerinde yalnızca bir günlük sigortalı gösterilmiştir. Buna rağmen kurumların kusursuz bulunması, kayıt dışılığın devlet mekanizması içinde nasıl normalleştirildiğini gösteriyor" dedi.

'Tali kusur değil, kurumsal koruma'

Avukat Ünder, belediye ve diğer kamu kurumlarına atfedilen "tali kusur" tanımına da itiraz ederek şunları söyledi:

"2021'de kaçak yapı tespiti yapılmış, encümen cezası verilmiş ve yıkım kararı alınmış; üstelik tüm bunların üstüne ruhsatsız kat çıkıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen bina yıllarca hiç durmadan kullanılmışsa, burada 'tali kusur' değil, apaçık kurumsal bir koruma vardır. Kamu görevlileri, bürokratlar ve siyasi sorumlulara dair hiçbir tespit yapılmadı. İlçe ve Büyükşehir Belediyesi'nin en üst düzeyden başlayarak imar ve zabıta birimlerine kadar yapı kontrolü, SEDAŞ'ın projesiz elektriği kesmemesi, itfaiyenin bu yapıyı hiç görmemiş gibi davranması 'ihmal' değil, katliama giden sürecin ara noktalarıdır."

İş cinayetlerinde sorumluluğun sadece alt kademe memurlar ve patronlarla sınırlı tutulmasının bir "cezasızlık pratiği" yaratıldığını belirten Ünder, sözlerini şöyle tamamladı:

"Belediyenin uygulanmayan yıkım kararları, SEDAŞ'ın kesmediği elektrik ve itfaiyenin yok hükmündeki denetimi masaya yatırılırken, sosyal güvenlik ve iş teftişinin tümüyle sorumluluk dışına çıkarılması alıştığımız tablonun tekrarıdır. Bu patlama, 'kimsenin görmediği' değil; herkesin gördüğü, her kurumun dokunmadığı ve dokunmamasının siyasi olarak tercih edildiği, para için, kâr için insan hayatının hiçbir kıymetinin olmadığı sermaye düzeninin bir sonucudur."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.