Breadcrumb
'Dilovası İşçi Katliamı Aileleri' adalet istiyor: 'Şirket yetkilileri iddianameye eklenmedi'
Fotoğraf: ANKA
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.01.2026 , 10:37 Güncelleme Tarihi: 24.01.2026 , 23:19
Kocaeli’nin Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir parfüm üretim tesisinde 8 Kasım 2025'te patlama meydana geldi. Ardından çıkan yangın nedeniyle 3’ü çocuk 7 işçi yaşamını yitirdi.
Tabelası bile olmayan "Ravive Kozmetik" isimli parfüm dolum atölyesinin bulunduğu binanın iskanı olmadığı ortaya çıktı. İşyerinde çocuklar, kadınlar yıllarca sigortasız, asgari ücretin altında ücretlere ve gece 12’lere kadar çalıştırılmıştı. Çocukların yaşı 12’ye kadar iniyordu. Afgan ve Suriyeli göçmen işçilerin de çalıştırıldıkları biliniyordu.
Patlamadan dört yıl önce belediyenin yıkım kararı aldığı ancak bu kararın uygulanmadığı işyeri hakkında çok sayıda şikayet bulunmasına rağmen yıllarca yetkililer kulaklarının üstüne yattı.
İşçilerin işten çıkarma tehdidiyle, güvencesiz ortamlarda çalıştırıldığını mahalleli ve işçi yakınlarıyla görüşen soL Haber'den Burcu Günüşen gündeme getirmişti.
İşçilerin aileleri hakkını arıyor: 'Soruşturma genişletilsin' talebi
Yangına ilişkin yürütülen soruşturma devam ederken hayatını kaybeden ve yaralanan işçilerin aileleri dün Gebze Adliyesi önündeydi.
Avukatlarıyla birlikte açıklama yapan aileler, soruşturmanın "tüm sorumluları kapsayacak şekilde genişletilmesi" talebiyle savcılığa dilekçe verdi.
Dilekçelerin savcılığa sunulması öncesi yapılan basın açıklamasında kamuoyuna daha önce yansımayan önemli detaylar paylaşıldı. Sorumlu yan firmaların bağlantılarına dikkat çekilirken, soruşturma dışına çıkartılması muhtemel olan isimler olduğu vurgulandı.
“Dilovası İşçi Katliamı Aileleri” ismiyle bir araya gelen aileler adına açıklamayı yangında yaşamını yitiren Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu okudu.
Emekçiler için cehenneme dönen ülkemizde iş cinayetleri sıradanlaştı. İşçiler hem düşük ücretlere uzun saatler boyunca hem de güvencesiz koşullarda çalıştırılıyor. soL emekçinin mücadelesine destek verirken, çalışırken hayatını kaybeden işçilerin de hakkını savunuyor.
'Birçok şirket yetkilisi iddianamede yer almıyor'
Aileler yaptıkları açıklamada, sorumluluğu bulunan birçok şirket yetkilisi iddianamede yer almadığını ve dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini belirtti. İlk günden bu yana tüm sorumluların tespit edilip yargılanması yönündeki taleplerinin daha savcılık aşamasında karşılık bulmadığını ifade etti.
İddianamenin Gebze 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından savcılığa iade edilmiş olmasına ilişkin ise ”Sorumluların tespit edilmesinden ziyade, hakkında suçlama yapılan bazı kişilerin soruşturma dışına çıkarılması riski vardır. Bazı sorumlu şirketlerin sorumluluklarının bu haliyle oluşmayacağını iddia etmiştir. Biz bunu kabul etmiyoruz, aksine soruşturma genişletilmelidir” denildi.
'Hâlâ suçlular ellerini, kollarını sallayarak dışarıda dolaşıyor, dosya hâlâ bilirkişiye gönderilmedi'
ANKA'nın haberine göre, açıklamada şöyle denildi:
"76 gündür bir arpa yol ilerlemedi. Hâlâ suçlular ellerini, kollarını sallayarak dışarıda dolaşıyorlar. Hala göstermelik birkaç kişi dışında açığa alınan görevden alınan kimse yok. Ama bu biz bu işin peşini bırakmayacağız. Bugün buraya avukatlarımızın verdiği dilekçeyi takip etmek için yapılacak işlemler hakkında savcılıktan bilgi almak için geldik.
İddianamenin geri gönderilmesi bize göstermektedir ki, savcılık iddianameyi çoğu detayın üzerinden atlayarak, kaybettiğimiz 7 canımıza dair herhangi bir vicdan ile hukuki bir sorumluluk duymayarak, kendi meslek yükümlülüklerini yerine getirmeyerek hazırlamıştır. Bir katliamda sorumluluğu bulunan birçok şirket yetkilisi iddianameye eklenmemiştir. 8 Kasım'dan bu yana ilk talebimiz tüm sorumluların tespit edilmesi, yargılanması ve gereken cezayı almasıdır. Daha savcılık aşamasında bile bundan uzak durulmuştur. Dosya hâlâ bilirkişiye gönderilmemiştir."
'Bazı kişilerin soruşturma dışına çıkarılması riski var'
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu iade kararının yetersiz olduğu vurgulanan açıklamada, "Sorumluların tespit edilmesinden ziyade, hakkında suçlama yapılan bazı kişilerin soruşturma dışına çıkarılması riski vardır. Bazı sorumlu şirketlerin sorumluluklarının bu haliyle oluşmayacağını iddia etmiştir. Biz bunu kabul etmiyoruz, aksine soruşturma genişletilmelidir" denildi.
'Bu çalışma koşullarına göz yuman herkes, her şirket sorumludur'
Açıklamanın devamı şöyle:
"Ravive kozmetik nereden ve nasıl elde ettiği belli sigortasız ve güvencesiz şekilde kadın, çocuk, göçmen işçi çalıştırarak, hiçbir işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemini almayarak bu katliama sebebiyet vermiştir. Ravive kozmetik ile anlaşması bulunan, hangi şekilde olursa olsun sırf para kazanacak diye içerideki bu çalışma koşullarına göz yuman herkes, her şirket sorumludur.
Özellikle belirtilen Ali Osman Akat’a ait şirketler ve bu şirketlerin diğer yöneticileri de sorumludur ve soruşturmaya dahil edilmelidir. Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik yönünden de soruşturma genişletilmelidir. Bu nedenle, avukatlarımız tarafından hazırlanan soruşturmanın genişletilmesi talepli dilekçeyi savcılığa sunacağız.
Dosyanın üniversite hocalarından oluşan daha kapsamlı yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesi gerekmektedir. Sorumlu şirketlere yönelik soruşturmanın genişletilmesi, sorumluluklarının saptanması, savcılığın genellikle tüm incelemeleri dikkatlice yapması da çok önemlidir. Aksi halde bu süreç, adil bir yargılama olacağına dair olan güven ve inancımızı zedeleyecektir.
'Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı, SGK gibi kamu kurumları başkanları ve yöneticileri de sorumludur'
Ne zaman tutulduğu belli olmayan zabıta denetim tespit tutanakları, çalışma ruhsatının bulunmadığı açıklamasına rağmen bir çalışma ruhsatının varlığı gibi durumlar bize Ravive Kozmetik’in denetlenmediğini ve incelenmediğini göstermektedir. Dolayısıyla, yapması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, SGK, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Dilovası Belediyesi, zabıta gibi kamu kurumları başkanları ve yöneticileri de en üstten en aşağıya kadar sorumludur. Biz bu süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Sorumluların cezalarını almaları için mücadeleyi asla bırakmayacağız"
'Soruşturma 3 parça halinde yürüyor'
Ailelerin avukatları adına açıklamayı ise avukat Mürsel Ünder gerçekleştirdi.
Soruşturmanın vardiya amirleri, kamu görevlileri ve şirketlerle ilgili olmak üzere 3 parçaya ayrıldığını aktaran Ünder, soruşturmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi.
Avukat Mürsel Ünder, "Birincisi vardiya amiri pozisyonundaki iki ismin sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Bu karar yanlış bir karardı, kaldırılması lazım. Biz, bu soruşturma dosyası içerisinde dinlenen şahitlerden, hem telefon kayıtlarından biliyoruz ki, söz konusu kişiler de bu şirkette emir ve talimat verme yetkisi olan ve bu katliamın gerçekleşmesinde en alt düzeyde sorumlulukları olan iki kişidir. Dolayısıyla da, takipsizlik kararı yanlıştır ve derhal kaldırılması gerekir. Bununla ilgili işlemleri yaptık" dedi.
'Soruşturma kamu görevlilerin sorumluluğunun tespiti açısından çok çok yetersiz'
Ünder, "Kamu görevlileriyle ilgili olan soruşturma dosyasında ayrı bir denetim ve bilirkişi incelemesi yapılacağı söylendi. Fakat savcılıkta alınan ilk bilirkişi raporunun kamu görevlilerin sorumluluğunun tespiti açısından çok çok yetersiz olduğunu biliyoruz ve görüyoruz" dedi. Ünder şöyle devam etti:
"Sorumluluk anlamında sadece ilçe belediyesi sınırında tutmuş ama 4 yıl boyunca hiçbir şeyi kabul etmeyen Sosyal Güvenlik Kurumu, Çalışma Bakanlığı, Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm bürokratların, bakanların, bakanlık müsteşarlarının ve müfettişlerin sorumluluklarının olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili de taleplerimiz var. Bunları önümüzdeki haftalarda dilekçe olarak sunacağız.
Şirketlerle ilgili olarak, Ravive Kozmetik ve Lykke Kozmetik diye iki şirketin yetkilileri hakkında soruşturma başlatılmış durumda ve biz bunun çok çok yetersiz olduğunu biliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, büyük sermaye grupları kendilerinin yapmadığı, yapmak istemedikleri şeyleri böyle merdiven altı şirketler, atölyeler kurdurup, her türlü denetimsizlikten, sigortasız, asgari ücretin altında, çocuk işçi, göçmen işçi, kadın işçi çalıştırarak kârlarına kâr katmaktadır... Özellikle Lider Kozmetik ve Rebul kozmetik gibi Türkiye’de dağıtım ve organizyon işlerinde devasa güçlere sahip olan 2 şirketin sorumlularının da burada, sadece bir hukuki sorumluluk dışında da bir cezai sorumluluğunun olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple, yeterli ve düzgün bir inceleme yapılarak, bilirkişi incelemesi yapılarak yetkililerinin tespit edilmesi ve soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor.”
Aileler konuştu: 'Çocuklarımız duvara tırmandılar, birbirine sarılarak vefat ettiler'
Açıklamanın ardından ANKA ailelere mikrofon uzattı.
Atölyede yaşamını yitiren çocuk işçilerden 17 yaşındaki Tuba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, “İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirine sarılarak vefat etti, bağıra bağıra hem de. Çocuklarımız duvara tırmandılar canını kurtarmak için, ne kapı vardı, ne cam vardı. Devletin hiçbir kurumu görevini yapmamıştır” dedi, adalet istedi.

'Bizi böyle sırf para hırsıyla perişan ettiler'
Faciada eşi Esma Gikan'ı kaybeden Aytekin Gikan ise “Bir yangın merdiveni yok, bir acil çıkış kapısı yok; bunu herkes görüyordu. Komşular şikayet etti, CİMER’e şikayet ettiler, amcamın oğlu şikayet etti... (Atölye) muhtarın evinin 50 metre ilerisindeydi. Muhtar 4 senedir o fabrikanın orada olduğunu biliyordu. Hiç ilgilenmedi, öylesine bir dilekçe yazdı. Zabıtalar gelip denetim yapıyordu, zabıta da bir şey demedi. OSB müdürü de bundan sorumludur” dedi.
9, 11 ve 13 yaşlarında 3 çocuğu olduğunu söyleyen Gikan, “Bizim suçumuz, günahımız neydi? Bizi böyle perişan ettiler sırf para hırsıyla. Türkiye’de demek ki insanların canı ucuzmuş. Birilerinin ölmesi gerekiyor, sonra önlem alacaklar” şeklinde konuştu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.