Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Devrim ve karşıdevrim arasında bir filozof: Johann Fichte

27 Ocak 1814'de  52 yaşında tifodan öldüğünde Fichte'den geriye kalan tek ilerici tutum, toplumcu bir devlet anlayışında ısrarı olmuştur.

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 27.01.2021 , 10:39 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13

Alman idealist felsefe geleneğinin adı Kant gölgesinde kalmış en etkili filozoflarından biri de Fichte'dir.

Fichte, Fransız Devrimi ile Napolyon'un Prusya'yı işgali dönemindeki gelgitleri ile dikkate alınmaya değer bir idealist filozofu olarak öne çıkar. Devrim ile yenilgiye uğramış devrimin etkisinde şekillenen bir filozoftur Fichte. Alman burjuva Aydınlanmacılığı geleneği içinde devrimci nitelikler gösteren düşün ve eylem insanlarından biridir.

Johann Fichte, pek çok meslekten felsefecinin aksine soylu ve zengin olmayan bir ailenin çocuğu olarak Saksonya'nın Rammenau beldesinde 1762'de dünyaya gelir. Fransız Devrimi gerçekleştiğinde 17 yaşında bir delikanlıdır. Yoksuldur.

Baron von Miltitz'in ilgisini çeken bu çalışkan öğrencinin okul masrafları üstlenilir. 1791'de geçimini sağlamak için Zürih'de bir ailenin özel öğretmenliğine başlar. Bu sırada Fransız Devrimi'ni hayranlıkla izler. Bu coşku ile Varşova üzerinden Königsberg'e uğrayarak Kant ile tanışır. İlk görüşme istediği gibi olmaz. Ancak Vahiyler Üzerine Eleştirel Bir Deneme makalesi ile Kant'ın ilgisini cezbetmeyi başarır.

Ancak bu deneme yayımlandığında eser Kant'a mal edilir. Kant, hatayı hemen düzeltir ve Fichte ilk ününü kazanır. İkinci önemli makalesini 1793'de Fransız Devrimi üzerine yazar: Fransız Devrimi Üzerine Kamuoyunun Yargısını Düzeltmek İçin Tasarlanmış Katkılar'ı yayımlar. Ve hemen jakoben yaftasını yer.

Jakoben korkusu Fichte'de yankısını bulur

Fichte bu eseri ile tehlikeli biri olarak tarif edilir. Artık düpedüz Jakoben olarak görülür. Bu tehlikeli adam imajına karşın 1794'de Jena'da  felsefe profesörü olarak atanır. Bu atamada Goethe'nin desteği küçümsenmemelidir.

Aynı yıl kendisi üzerindeki Kant etkisini açıkça ifade ettiği Tüm Bilim Kuramının Temeli eserini yazar. Bu çalışmayı Doğal Hakkın Temeli 1796, Etik Dizgesi 1798 makaleleri takip eder. Her iki makalesinde de bilim kuramının (Wissenschaftslehre) ilkelerini irdeler.

Kant, pekçok  Alman filozofunun aksine teoloji kökenli olmayıp, doğa bilimleri üzerine en fazla kafa yoran filozof olarak öne çıkmıştı. Alman idealizmindeki bu yeni tutumu Fichte'nin sürdürmesi pek alışık olunmayan bir durumdu. Heinrich Heine, Kant/Fichte ilişkisini tartışırken, ''Kant'ta inceleyeceğimiz tek bir kitap vardı. Fichte'deyse kitap dışında, incelenmesi gereken bir de adam var'' der.

Kant'ın izinden giden Fichte, önceleri Kant'ın eksik bıraktığını tamamlamayı hedefler. Ancak Fichte, Kant'a yaptığı bu katkı ile ona yalnızca 'ek' yapmış olmaz. Kantçı eleştirelliği sistematize ederek, ondan bir çözümleme yöntemi inşa eder; ve bu haliyle de Kant'a katkısı muazzam olur.

Fichte, okuru yani kamuoyunu, etkilemek ister. Onlar için yazdığını ifade eder. Sorumluluk duygusuna, ödev bilincine özel vurgular yapar. Bu manada Fichte, Marx'ın anlama ve anlama ile değiştirme yaklaşımına en yakın idealist filozoflar arasında yer alır.

Anlamanın değiştirmek ile ilişkisine keskin vurgu yapan Marx dışında Fichte, ödev bilinci ve toplumu kurtarma itkisi üzerine odaklanmış bir düşünürdü. Bireysel özgürlük ile toplumsal ödev bilinci Fichte'de neredeyse özsel bir karekter kazanmıştır.

Romantizme karşı klasizm

Fichte, dönemin gerici yönelimi olan romantikler ile cebelleşmişti. Goethe'nin ''klasik sağlıklı, romantik hastalıklı'' yaklaşımı Fichte tarafından sahiplenilerek savunulmuştur. Romantiklerin sezgisel düşünceyi kavramsal düşünce yerine ikâme etme çabasına karşı durmuş, Novalis'i kıyasıya eleştirmiştir. Fichte, bilinci aşan bir konumlanmaya karşı durur. Ondaki ''Ben'' arı haldedir ve etkindir.

1814'ün ön günlerinde Alman Ulusuna adlı makalesinde ifade ettiği şeyler, her ne kadar çok sonraları Nazizm tarafından istismar edilerek çarpıtılmış olsa da içinde ciddi toplumcu önermeleri olan ögelerle yüklüdür.

Fichte, Alman idealizminin sadık bir temsilcisi olarak felsefenin asıl bilgi olduğunda ısrar eder. Din karşısında, bilginin bilgisi olarak felsefe, ahlaki edimleri ile Mutlak Ben'in vazgeçilmezidir. Kantçı ahlaki idealizm bu sürecin önkoşulu ile belirlenmiştir.

Fichte'nin din anlayışına damgasını vuran da bu ahlaki bakış açısıdır. Ahlaki çerçeveye sıkıca bağlı bir din anlayışı Fichte tarafından tutku ile savunulur. Kant'ın yaptığı gibi, dini ahlak ile eşitleme eğilimindedir. Bu tutumdaki ısrarı, Hristiyanlığın insan biçimli tanrı tasviri ile taban tabana karşıtlık gösterir.

Ateist olduğu gerekçesiyle üniversitedeki görevine son verilir

Fichte, Berlin Üniversitesi'nde Pazar günlerini öğrencileri ile sohbet günü olarak planlaması ve Hristiyanlığın insan-tanrı imgesine karşı radikal tutumu nedeniyle dindışı ilan edilir. Pazar gününden başka gün mü kalmamıştır!

Fichte, din ile teoloji arasında ayrım yapmaya çalışır, Hristiyanlığın verili sunumunun akla değil, duyguya hitap ettiğini öne sürer. Duayı değil ödev bilincini öne çıkartır. Tanrıyı bir dasein (dış varlık) olarak konumlandırarak deizme çalan tutum benimser. Dünya kendini örgütleyen bütündür ona göre.

1798'de kaleme aldığı Tanrısal Bir Dünya Düzenine İhtiyacımızın Zemini Üzerine ise bardağı taşıran son damla olur. O bir ateisttir artık! Ve bu nedenle Jena'daki kürsüsünü yitirerek, üniversiteden uzaklaştırılır. Üniversiteye profesör olarak alınmasında desteği olan dönemin Prusya Eğitim Bakanı Goethe, Fichte'nin verili dinsel anlayış ile olan çatışmasında onu yalnız bırakır. Yalnız bırakır, zira Fichte deizminin kazanacağına dair inancı yoktur.

Bununla birlikte Fichte, kendisine yapılan muamele konusunda öncelikle Kant'ı göstererek, ''Kant'ın şansı anlaşılmazlığıydı'' der.

Oysa Fichte hiçbir zaman ateist olmaz. Hatta dine güç katma kaygısı ile verili dinsel dogmalar ile mücadeleye girer. Lenin'in Materyalizm ve Amprirokritisizm eserinde Kant'ın kapıdan kovulan dini kurtarmak için nasıl bilinmezcilik üzerinden dini bacadan içeri aldığına değinilir. Fichte ateist değildir. O, Kant'ın verili toplumsal/iktisadi yapıya uyum yeteneğini yitirmiş dinin itibarını kurtarma kuramcısı olduğu gerçeğinden hareket eder. Tek farkla:  Fichte, bunu Kant'tan farklı olarak açık sözlülükle ve tutkuyla yapar. Kant ise dışarı adımını atmadığı Königsberg'in görece güvenilir atmosferinde kuramsal çıkarsamalar olarak.

1790'da yayımlanan Din ve Deizm Üzerine Özdeyişler makalesinde, Kant'ı aşmayı dener. Ancak bunda pek başarılı olduğu söylenemez. Fichte, Kant'ın eksiğini tamamlar ve bunu yaptığı oranda da Kant'tı aştığını düşünür. Transendantal-Ben düşüncesi Kant idealizmini aşmaya dönük bir çaba olsa da Kant'ın devamı niteliğinde metodik bir katkı olarak anlam kazanır.

Kamucu ve ulusal devlet

Fichte'nin toplumcu devletinde, devletin asli görevlerinden biri de bireyin ahlaksal gelişimini kolaylaştırması olarak tarif edilir. Nazizmin iddia ettiği gibi Fichte, devleti yüceltmez. Onun işlevlerine işaret eder. Akılcı devlet (Vernunftsstaat), planlı devlettir. Bu devlet, kamucu ve ulusal olmak durumundadır.

Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu eserinde, Goethe ve Hegel için ''her biri kendi alanında Olimposlu Zeus'dular, ama ne biri ne de öteki, hiçbir zaman Alman darkafalılığından tamamiyle sıyrılamadılar'' demişti. Fichte de  Alman burjuva aydının bu  tanımı gereği yazgısından muaf değildi.

Fransız Devrimi'nin bizatihi burjuvazi tarafından gözden çıkartıldığı süreçte, her burjuva entelektüeli gibi, Fichte'nin de düşünce ve tutumlarında sürece paralel gerilemeler başlar. Kutlu yaşam (das selige Leben) için devrimci eyleme değil, ahlaki idealizme yönelir. 27 Ocak 1814'de  52 yaşında tifodan öldüğünde Fichte'den geriye kalan tek ilerici tutum, toplumcu bir devlet anlayışında ısrarı olmuştur.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.