Sayfa yolu
Devrim Koçak ile romanı 'Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler'e dair
Yayın Tarihi: 03.04.2022 , 10:38 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
soL Haber'in dikkatli okuyucularının gözünden kaçmamıştır Edebiyat Atlası. Bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce soL Haber'in deneyimlediği soL Radyo'da, Devrim Koçak'ın sunduğu edebiyat köşesiyle hafızalarımızda yer ediniyor yazarın edebiyatla ilişkisi
Bugün ise kendisini, 2021 Everest İlk Roman Ödülü alan romanı Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler için konuk ediyoruz soL Haber'e. Yayınevi'nin 2006 yılından bu yana yeni yazarları desteklemek adına kurguladığı ödül ile adını duyduğumuz roman, bir kaç hafta önce okuyucularla buluştu.
Devrim Koçak, Ankara'da doğdu. Kitabın girişinde yer alan ifadeyle "2005 yılında Ankara SBF'den mezun oldu ve hayatını baba mesleği olan tesviyecilik yaparak kazanmakta". Yani Koçak aynı zamanda yazınsal üretimini, bir zamanlar çok alışıldık olan "işçi-edebiyatçı" geleneğine uygun üretiyor. Bir elinde torna tesviye makinası diğerinde kağıtlar.
***
Bir ilk roman uzun yıllara dayanan zahmetli bir hazırlığın sonucu olsa gerek. Okunan onlarca kitap yazıp bir kenara konulan, sürekli değiştirilen, çoğu kez vazgeçilip baştan yazılan onlarca sayfa. Bize Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler'in yazım sürecinden bahsedebilir misin? Roman fikrinin kafanda şekillenmesinden başlayarak yazımı nihayete erinceye kadar geçen işçilik sürecinden...
Geriye dönüp baktığımda romanı yazma sürecinin epeyce acemilik barındırdığı düşünüyorum. Kurgu kafamın içinde parçalar halinde dolaşıyordu ama hem karakterlerde hem de olay örgüsünde (ve hatta zaman akışında bile) epeyce kopukluk söz konusuydu.
Bu kopukluklar yazarken biraz daha baş edilebilir bir hale gelmeye başladı. Nihayetinde çok klasik bir cevap olsa da yazdıklarımı silmeye başladıkça sorunlar çözülmeye başladı ve kalanlar anlamlı bir bütüne doğru yol aldı. Romanın içinde geçen iki ana hikayeyi farklı zamanlarda yazmış olmam da işimi biraz kolaylaştırdı diyebilirim. İşin özü, şimdi geriye bakıp kavramaya çalıştığım da ne kadarı genel bir acemiliğin ne kadarı bana özgü alışkanlıkların sonucu tam olarak bildiğimi söyleyemem.
Metnin kurgusu ve dilinde, az önce bahsettiğin işçiliğin sonucu olağanüstü bir yalınlığa eşlik eden bir zenginlik mevcut. Kendisini içine çeken, okutan, sade ve kurak olmayan bir dil bu. Özellikle toplumcu duyarlılığı olan genç edebiyatçılarda son dönemde bu dilin kendine daha çok yer bulduğunu görüyoruz. Bugünün öyküsünü anlatırken edebiyatımızın toplumcu damarından, geçmişinden beslenen yeni bir
kuşak oluşuyor sanki. Senin bu konudaki gözlemlerin nedir? Ve anlatılanın içeriği ile biçimi arasındaki estetik ilişkiyi kurarken tercihin neden bu yönde oldu?
Açıkçası o damarın, bir dip akıntısına dönüştüğünde bile, gücüne ve etkisine hep inandım. Her şeyden önce bir okur olarak toplumcu edebiyatın etkisi altında oldum. Gözlemlerim de okurluk deneyimime dayanıyor ve umut verici olduğunu düşünüyorum. Yazmaya kalkıştığımda da ortaya o damarla bağını kurmaya çalışan bir dil ve içerik oluşturmak istedim. Bu galiba her zaman toplumcu olanın yanında olmakla alakalı ya da ben zaten
başka türlüsünü bilmiyorum.
"Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler" bizi 12 Eylül öncesinden başlayan bir tarihsel arka planda ve değişen kent/insan dokusunun içinde gezdiriyor. Kadının egemen toplumsal yapı içinde sırtlanmak zorunda kaldığı yük kitabın temel konularından biri. Kırk yıl önce belli başka biçimlerde ortaya çıkan, devletin zoru söz konusu olduğunda da kendisini ayırt edici biçimde gösteren bu baskının günümüzde kadın cinayetlerine dönüştüğünü izliyoruz romanda. Bu sorunsalı kitabın ana izleklerden biri yapmanın nedeni neydi?
Ana neden içinden geçtiğimiz gerici dönemin kadınlar üzerinden ürettiği ve kendini en çok da şiddet olarak gösteren pratiğin herkes gibi beni de derinden etkiliyor oluşu. Bir diğer şeyse bir kadının, Nergis Hanım’ın hikayesini kurarken/anlatırken ister istemez böylesi bir izlek oluşmuş olması. Aksi herhalde gerçekçi de olmazdı.
Romanda bireyin yalnızlaşmasını kolektif emeğin kendisi ile aşıyorsun sanki. Karakterlerin Sinop'a taşınması ve Ayancık süreci böyle sanki. Ve tabi özelleştirme ile dağılan hayatlar. Kolektif emek ve dayanışma çağımızda da gereksinim duyduğumuz ilaç sanki. Ne dersin?
Hikayede bunu yapmak istedim, iki karakterin kişisel maceralarındaki nefessizliği sınıfın içinde, bir fabrikanın çatısı altında derin bir soluğa çevirmek istedim. Hakkını vererek ama kolaya kaçmadan yapabildim mi bilmiyorum. Yapabildiysem, yani bu duygu okur içinde geçerliyse, çok mutlu olurum açıkçası. Kolektif emek, dayanışma ve buna ek birlik olma hali, tartışmasız ve istisnasız türümüzü devam ettirmenin biricik yolu gibi geliyor artık. Başka da çıkar yol görünmüyor.
"Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler" 2021 Everest İlk Roman Ödülü'nü aldı. Türkiye'de ödüller sıkça tartışılır. Pek çok önemli ödülün seçici kurulunu oluşturan isimlerin aynılığından ödüllerde büyük yayınevlerinin etkilerine, ödülün star mekanizmasını beslemesinden genç yazarlar için teşvik edici yönüne kadar pek çok söz söylendi. Ödüllü bir ilk romanın yazarı olarak edebiyat ödülleri hakkında düşüncelerin nedir?
Çok karmaşık bir konu ve tabi ki zor bir soru. Romanı yazarken aklımdan geçen bir şey değildi ve yarışmaya başvurmaya son anda karar verdim ve sonuç bir ödüle dönüşmüş oldu. Kişisel bir yerden bakarsam, yazma eylemini güven duygusuyla pekiştiren bir tarafı oldu. Yola çıkmayı, yolda kalmayı kolaylaştıran, teşvik eden şeylerden bahsediyorum. Diğer tarafıysa edebiyat dünyası da içinde yaşadığımız düzenden bağımsız değil ve o düzeni devirmeden değişmesini beklemek mümkün görünmüyor.
Bu keyifli söyleşi için Devrim Koçak'a teşekkür ediyor, romanın okurunun kalabalıklaşmasını diliyoruz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

