Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Adnan Gerger ile son romanı üzerine: 'Bizim çocuklar yaşasın diye'

Gazeteci-yazar Adnan Gerger ile son romanı 'Tavhane Çocukları' romanını soL okurları için konuştuk

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 27.03.2022 , 10:01 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Adnan Gerger'in hayatında gazetecilik ile yazarlık arasında sınırı belli olmayan bir geçişkenlik var demek yanlış olmayacaktır. Gazeteciliğin öykü yazarlığını, öykü yazarlığının da gazeteciliği besledi kavşakta buluşmuş üretimleri. Bu rastlaşma Gerger'e özgü de değil üstelik. Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden birisi de Yaşar Kemal'dir örneğin. Kendisi gazete yazılarında öykü yazarlığını, roman ve öykülerinde ise gazeteci titizliğini elden bırakmamıştır hiç. 

Adnan Gerger ise bu benzetmeyi yaparken "Yaşar Kemal farklı tabi o çok ileri örnek" diyerek şerh koyuyor. Malum, Yaşar Kemal deyince hikayenin seyri de değişiyor çünkü. Ama 'teşbihte hata olmaz diyerek" devam ettik sohbetimize. 

Gerger son zamanlarda ismini daha çok yazdığı romanlarla duyurdu. Firar Öyküleri (1990) Yürürlükteki Yalanlar (2004) Adanan Gerger'in bu konudaki ilk 'işaret fişekleri' desek yanlış olmaz sanırım. Ancak bu öykülerin ardına denk düşen Faili Meçhul Öfke (2009), Bir Adı Cehennem (2012), Yüzsüz Hayat (2014) ve Ses ve Sus (2018) romanları ile üretimleri hem hız hem de derinlik kazanmış durumda. Yolumuz bir röportaj için ne zaman kesişse "bu sefer işiniz zor bu eşiği aşmak kolay olmayacaktır" diyerek bitiyor sohbetlerimiz. Tavhane Çocukları ise bu çalışmaların en sonuncusu. Kitap bundan bir kaç hafta önce yayınladı ve kısa bir zaman içinde de tükendi. Ama bu romandan önce romanda geçen çocuk kahramanlara da derinlik katan bir çalışması daha oldu Gerger'in. Torunu Luna ile birlikte yazdıkları "Aydede Dünyayı Dolaşıyor" çocuk kitabı, Gerger'in çocuklar ile yaptığı çalışmalarının farklı bir verimi olmuş. Tüm bu çalışmalar, dede-torun birlikte yazdıkları kitaptan Tavhane Çocukları'na uzanan patikalı bir yolu gösteriyor okuyuculara.

Gerger, 1958 Diyarbakır doğumlu. Şairin dediği türden bir kişilik. Doğduğu yere, oranın suyuna ve toprağına benzeyen bir yazar. Haliyle üretimlerinde de sürekli bu toprakların yaşadığı sancılar ve umutlar yer alıyor. Ama bunu alışılageldik haliyle olduğu gibi aktarmıyor Gerger. İnce ince dokunmuş bir kurgu ve fazlalıklarından arınmış estetik bir dil ile anlatıyor yaşanmışlıkları. 

Tavhane Çocukları da 'bizim çocukları' anlatıyor. Sokakta kalan, aşiretlerin ve sınırların gölgesinde büyüyen, sahip olmadıkları nefretleri kuşanan çocukları... Her gün yanından geçtiğimiz çocuklar, sokakta atık kağıtları toplarken "kolay gelsin" dediğimiz, doğduğu topraklardan uzakta aile ekonomisine katkı olsun diye üç otuz paralara garsonluk yapanlar ya da şehirleri bombalanmış ve bilmedikleri dillerde hayata tutunmaya çalışan çocuklar. Roman kısa bir Türkiye ve Dünya tarihi aynı zamanda. 

'Yazmasam deli olacaktım'

Sait Faik'in bu cümlesini hatırlatıyor Adnan Gerger. "Yazmasam deli olacaktım" der Faik. Çünkü aydın tavrıyla görmezden gelemez, yanından geçemez yaşananların. 

Her şey Adnan Gerger'in mülteci çocuklar için bir belgesel hazırlığı ile başlamış. Ancak şartlar ve sonuçlar değişince elde avuçta sadece derlenen bilgiler kaldı geriye diyor. 

"Tüm bunları insan olmanın gereği olarak yazıyorum. Yazmasam insanlıktan çıkardım. Onca yaşanan savaş, açlık, yoksulluk, istismar ve bu sorunların orta yerinde duran çocuklar. Nasıl görmezden gelinebilirdi ki? Kapitalizmin yarattığı bu sorunları görmezden gelmek için insanlıktan çıkmak lazım diye düşünüyorum. Eğer böyle bir üretimi yapmamış olsaydım insanlığımı sorgulardım" diyor Tavhane Çocukları'nı anlatırken.

Ankara Mamak ve yoksul mahalleler: Romanın saha çalışmaları etabı

Gerger romanı yazmak için uzunca zaman sahada araştırmalar ve mülakatlar yapmış. Öncesinde belgesel için derlediği bilgileri roman için yeniden ele alınca tekrar sahaya çıkma ihtiyacı duymuş. 

"Kitap amacına ulaştı mı ulaşır mı bilmiyorum. Dediğim gibi tarihe bir not düşülmesi gerekiyordu ve bunu yaptım. Ancak tüm bu süreçte bir sürü görüşmeler yaptım. "Tavhane Çocukları" ile vakit geçirdim. Ankara'nın yoksul semtlerindeki mülteci çocuklarla bir araya geldim. Kitapta kullandığım bir çok deyim bu saha çalışmalarından olgunlaşarak kitaba yansımış oldu" diyor kitabın hazırlık sürecini anlatırken. 

Romanın olgunlaştığı yer mülteci ve yoksul çocukların yaşadıkları yerler olmuş.

"Gazetecilik mesleği yazım sürecine hep katkıda bulundu"

Adnan Gerger'in gazetecilik mesleğinin bazı detaylarda izi sürülebiliyor. Romandaki bazı detaylarda özellikle kimi örneklerde hissedilen bu veriler için Gerger "gazetecilik mesleğinin bir çıktısı" diyor.

"Romanda geçen bazı detaylar gazeteci iken haber için gittiğim dönemlerden kalma. Bazı savaş sahneleri, askeri terimler mesela bunun çıktısı. Kitabı yazarken bu terminolojiyi kullanmak için destek almadım. Şimdi siz söyleyince fark ettim mesela. Bu bölümleri yazarken doğalında yansıdı ifadeler ve terimler. Roman kahramanlarından birinin gazeteci olması da bunun bir çıktısı" diyor Gerger. 

Tüm bunlara ek olarak gazetecilik etiğinden ve son zamanlarda yaşanan zorluklardan söz ediyor Gerger. Biraz dert yanıyor biraz da sadece sosyal medyaya sıkışan ifade özgürlüğünden dem vuruyor.

"Bu düzen değişecek elbette, sanat ise buna tanıklık edecek yol gösterecek"

Romanın ilk çıktığı günlere denk düşen zamanlarda Ankara'da kurulan Bilim Sanat Edebiyat Derneği'ne geliyor son olarak söz. Aralarında şair, yazar, bilim insanlarının olduğu dernek sanatçıların ve aydınların bu düzende bir adım daha öne çıkması için kuruldu diyor Gerger. 

"Edebiyat dünyayı değiştirir mi tek başına? Bu ifade biraz abartılı olur sanıyorum. Böyle ifade etmek doğru olmaz. Ama bu karanlık düzen değişecek elbette. Ancak değişirken edebiyat, sanat, bilim, her biri değişecek dünyaya ilham kaynağı olacaktır. Yol gösterecektir. İktidar sürekli insanları korkutmaya çalışıyor. Sanıyorum ki son yıllarda da yaşadıklarımız aydınların ve sanatçıların sindirilmeye çalışıldığı bir dönemi ördü. Elbette sanatçıların, aydınların ve bilim insanlarının buna sessiz kalması doğru olmazdı. Bizler de bu hassasiyet ile bir adım öne çıkmak ve bu alanda üretimleri arttırmak için kolları sıvamış olduk" diyor.

Tavhane Çocukları, biraz da böyle bir hassasiyetin çıktısı olarak okurlara ulaşmış. Savaşların, göçlerin ve yoksulluğun üçgeninde sessizliğe gömülen çocukların sesi olmak için. 

Adnan Gerger'e keyifli sohbeti için teşekkür ediyoruz. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.