Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Devrim Kanunu: Diyarbakırlı muskacı 'şeyhin' hatası ‘STK’ kurmamak mı?

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun cemaat ve tarikatlara, mehdi ve gavslara karşı işletilmiyor, ‘sahte şeyhler’, 'muskacılar' ve 'falcılar'a gelince akla geliyor.

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 19.12.2023 , 07:19 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:09

Devlet kurumlarının tarikatlar ve cemaatler arasında paylaşıldığı, tarikat ve cemaatlerin holdingleşerek dört bir yanı sardığı ülkemizde tekke ve zaviyeleri yasaklayan 677 sayılı kanun yalnızca konu muskacılara, falcılara, “sahte şeyhler”e gelince hatırlanıyor.

1925 yılında çıkarılan ve Anayasa’nın 174. maddesiyle korunan 677 sayılı kanun halen yürürlükte olmasına karşın Cumhuriyetin 100. yılında toplumu tarikat ve cemaatler sarmış durumda.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in alenen Meclis kürsüsünden “sivil toplum kuruluşu” adı altında tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğini duyurmasından bir gün sonra açılan bir davanın haberi 677 sayılı kanunun hatırlandığını gösterdi.

Ancak Cumhuriyet savcılarının Bakan Tekin’e ya da protokol yaptığı “vakıf” adı altında faaliyet gösteren tarikatlara karşı harekete geçmesi haberi değildi bu.

Muskacıya gelince hatırlanan yasa

Diyarbakır’da yüksek duvarlar, dikenli teller ve güvenlik kameralarıyla donatılmış bir evde 250 ila 500 lira karşılığında muska yazan “sahte şeyh” A.A.’ya karşı açılan davaydı sözkonusu olan. 

Hakkındaki soruşturma tamamlanan A.A. hakkında “Dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık” suçundan takipsizlik kararı verilmiş, “Tekke ve zaviyelerle türbeleri seddine ve türbedarlıklar ile bir takım unvanların men ve ilgasına dair kanuna muhalefet” suçlaması yöneltilen A.A. için hazırlanan iddianamede 6 ay hapis cezası istenmişti.

Daha önce avukatının "Kadiri Şeyhi" olduğunu söylediği A.A.'nın da savunmasında "Ehlibeytin soyundan geliyorum, ben ve ailem Seyidiz, para almadım gönüllü dua yazarım" dediği öğrenildi.

Elbette bu yasanın "Şeyhim" diyerek halkı soyanlara karşı işletilmesi doğru.

Ancak 677 Sayılı Kanuna muhalefet suçlamasının Türkiye’nin gündemine sık sık gelen, tarikat ve cemaatlere ait yurtlarda, evlerde cinsel istismara uğrayan, çıkan yangınlarda ölen, şiddete maruz kalan çocuklar, kadınlarla ilgili davalarda bu yapılara karşı yöneltilmediği biliniyor.

Örneklerine nadir rastlanan bu suçlamanın yöneltildiği davalarsa genellikle “sahte mehdi”, “falcı”, “büyücü”, “muskacı” gibi kişilerin yargılandığı davalar oluyor.

Ne Ensar'da ne Hiranur'da ne de Aladağ'da gündeme geldi

Bu kanun ne İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarında, ne Uşşaki tarikatı lideri Eyyüp Fatih Şağban’a açılan çocuk istismarı davalarında gündeme geldi.

Kanun Aladağ’da Süleymancılara ait yurtta çıkan yangında 11 kız çocuğunun yaşamını yitirmesiyle ilgili davada da, Karaman'da Ensar Vakfı’na ait evlerde onlarca çocuğun cinsel istismara uğramasıyla ilgili davada da işletilmedi.

Yakın zamanda Çanakkale Bayramiç’teki Külcüler köyünde iki otele yerleşen ve kendilerini “Hilafeti Muhammediye” diye adlandıran tarikat lideri ve mensuplarından oluşan 21 kişinin tutuklandığı soruşturmada da 677 sayılı kanuna muhalefet suçlaması, basına yansıyan haberlere göre, yöneltilmedi.

Oradaki suçlama “kaçak kazı” yapmaktı. Daha önce İstanbul’da bir internet kafe işlettiği öğrenilen, kendisini “mehdi” ilan edip Bayramiç’teki köye “mürit”leriyle birlikte yerleşen tarikat lideri Mustafa Çabuk ile 20 müridi tutuklanırken, 200’ün üzerinde tarikat mensubuysa halen köyde tarikat faaliyetlerini sürdürüyor.

Tüm tarikat ve cemaatler, hâlâ yürürlükte olan Devrim Kanunu'na göre derhal kapatılmalı. Ama, görünen o ki, sorun "şeyh" olmakta değil, "sahte şeyh" olmakta. Buradaki sınır, belli ki, güce göre çiziliyor. Cenazelerine devlet erkanının çakarlı araçlarla doluştuğu Menzil tarikatının şeyhi kendisini "gavs" olarak görüyor, bizzat tanrıyla özdeşleştiriyordu. Ancak bu gibi iddialar dahi, yeterince güçlü olunduğunda, tarikat ve cemaatleri yasadan koruyor.

Suriyeli iki 'büyücü' sınır dışı edilmişti

Peki 677 sayılı kanuna muhalefet suçlaması kimlere yöneltiliyor?

Kamuoyuna yansıyan haberlere göre son olarak 2022 Nisan’ında İstanbul’da iki müteahhit arasındaki husumette taraflardan birinin “büyü yaptırması” için tuttuğu Suriyeli Eymen A. ve beraberindeki S.H.’ya "677 Sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanuna Muhalefet" suçlamasıyla adli işlem yapıldı. Bu kişiler sınır dışı edildi.

2021 yılında da yine İstanbul Esenler’de kendisini hoca olarak tanıttığı kadınları evliliklerini kurtarma vaadiyle dolandırdığı ve “dini duyguları kullanarak cinsel birliktelik yaşadığı” için yargılanan B.D. hakkında "Zincirleme olarak dini inanç ve duyguları istismar ederek dolandırıcılık" ve "Tekke ve zaviyelerle türbeleri seddine ve türbedarlıklar ile birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun'a muhalefet" suçlarından dava açıldı.

677 sayılı kanuna muhalefetten açılan bir başka davanın tarihiyse 2014 yılına uzanıyor. İstanbul Taksim'de çalıştığı kafede para karşılığında kahve falı bakan 37 yaşındaki A.B.’ye 677 sayılı tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun kapsamında 3 aydan az olmamak üzere hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

Anayasal koruma altındaki 677 sayılı kanun yurdun dört bir yanında kamu kurumlarından bakanlıklara, hastanelerden okullara, öğrenci yurtlarına, medyaya uzanan vakıfları ve holdingleriyle hüküm süren tarikat ve cemaatlere işlemiyor.

Menzilciler, İskenderpaşacılar, Nurcular, Işıkçılar, Hakyolcular, Nakşibendiler, Süleymancılar, Kadiriler, Mevleviler, Halvetiler, Rufailer, Bayramiler bu ülkenin emekçilerinin bugününü karartmaya devam ediyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.