Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Devletin görev, sorumluluk ve yükümlülükleri

Devletin ekonomik, sosyal ve politik müdahale ve önlemleri, olağan zamanlarda da olsa, salgın gibi olağandışı zamanlarda da olsa Anayasanın devlete yüklediği görev, sorumluluk ve yükümlülükle bir arada okunmalı.

Ali Rıza Aydın

Yayın Tarihi: 01.04.2020 , 21:08 Güncelleme Tarihi: 29.01.2025 , 11:25

Anayasa bireysel ve toplumsal sağlık, maddi ve manevi yaşam hakkı, sağlıklı yaşam hakkı, hakların kötüye kullanılmaması konularında hem nesnel normlarla hem de anayasal bütünlük içinde kaçınılmaz görev, yükümlülük ve sorumluluk ve yükümlülük yüklüyor.

Dünya Sağlık Örgütünün “insanın fiziken, ruhen, bedenen ve sosyal yönden tam iyilik hali” olarak tanımladığı sağlık, insanın içinde bulunduğu toplum için de geçerli. Genel sağlık olarak tanımlanan bu görev devletin asli işi olmakla ekonomi ve maliye politikalarıyla da bir arada olmak zorunda.

İşte, kamu giderlerini karşılamak üzere herkesin malî gücüne göre vergi ve benzeri mali yük altına alınması, maliye politikasının sosyal amacı, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerin amaçlarına uygun öncelikler gözetilerek devlet tarafından yapılması, yıllık devlet bütçesi yapılması ve bütçenin kanuna bağlanması, kamu gelir-gider ve mallarının TBMM adına denetime tabi tutulması, planlama ve piyasaların denetlenmesi, yatırımlarda toplum yararları ve gereklerinin gözetilmesi, kaynakların verimli kullanılması vb anayasal görev ve sorumluluklar virüs salgını gibi bir alanda mücadele ederken anayasal bütünlük içinde devrede olmak zorunda.

Kamu geliri, malı ve planlaması olmayan, kamusal kaynaklara sahip olamayan devlet kamu giderlerinde ve bütçesinde çaresizliğe kapılıyor. Bağlı olarak kamusal kaynakları adaletli ve dengeli dağıtamayan devlet de anayasal görev ve sorumluluklarını yerine getirirken çaresizliğe düşüyor.

Bugün salgında yaşanan bu çaresizliğin dışavurumudur.

Eşitlik ve adaletin ayrım yapmadan, eksiksiz, tastamam çalıştırılması gereken konu toplumu felç eden salgın hastalıktır, devlet de burada asli görevlidir, sorumludur, yükümlüdür. Sınıflı da olsa 20. ye 21.  Yüzyılın devleti getirdiği yer burası.

Zaten kamu gelirlerini malî gücü gözetmeden, adaletsiz ve dengesiz toplayan devlet, bir de bu gelirleri küçük bir azınlık olan sermaye için kullanmaya başladığında en temel görevi olan genel sağlık ve yaşam hakkı için zekat, sadaka, bağış peşine düşüyor. Başka deyişle iflasını açıklıyor.

Ama bu iflas emekçi halk için, onların sağlığı için; patronlar için değil. Ki, bu kampanyada toplanacak kaynakların nerede toplanacağı, kimlere nasıl dağıtılacağı da meçhul; denetimi meçhul.

Emekçilere bir virüs vuruyor, bir patronlar… Devlet ise bırakalım kaldırmayı, onları işsizliğe ve gelirsizliğe iterek finansal tuzak kuruyor. Ucuz kredi alın diyor, yani geleceklerini de ipotek altına alırken finans kurumlarını besliyor.

Sonrası ödenemeyen krediler… Ödenemeyen kredilerde ne kadar vade uzatma yöntemi olsa da kapitalizmin kurumları ve kuralları çalışacak. Emekçiler ya daha fazla çalıştırılıp sömürülecek ya da varsa küçük mülklerine veya varlıklarına el konacak.

Bir taşla birçok kuş, fırsatçılık… Ne denirse densin yapılanlar ve devletin içine düştüğü durum politikasızlık değil, ekonomi ve maliye politikalarının kapitalizmin yasalarına uygun dizaynının dışa vurumu, hem de genel sağlığı tehdit eden salgının üzerine basa basa…     

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.