Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Depremlerin su ve atıksu sistemlerine etkileri

Bir kez daha anlaşılıyor ki, sistemin ve sistemin siyasi aktörlerinin yarattığı diğer yıkımlar gibi depremlerin yol açtığı yıkımlara da son vermek kapitalizmin mezar kazıcılarının işi olacaktır.

M. Faruk İşgenç*

Yayın Tarihi: 11.10.2023 , 07:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

6 Şubat  2023 tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde gerçekleşen 7,7 ile 7,6 büyüklüğündeki depremlerle, 20 Şubat 2023 tarihinde Hatay’ın Yayladağ ilçesinde gerçekleşen 6,4 büyüklüğündeki deprem ve bu depremler sonucu yaşanan can kayıpları, bina yıkımları, altyapı hasarları ve çevre sorunları, ülkemizde kamuoyu dikkatini deprem olgusuna yöneltmiştir. Bir çok akademik çalışma, bilim insanı açıklaması ve medyada yer alan haberlerde Türkiye’nin en büyük nüfusa sahip ili İstanbul’da 7,5 ve 3. büyük nüfusa sahip ili İzmir’de 6.0 büyüklüğünde bir depremin  yakın gelecekte gerçekleşeceğine dair saptama ve ifadeler yurttaşların depreme ilişkin hassasiyetini arttırmaktadır. 

Depremler de sel, yıldırım, kasırga, kuraklık, heyelan ve tsunami gibi bir doğa olayı olup, doğayla uyumlu olmayan yapılaşma, kentleşme, arazi kullanımları ve diğer insan faaliyetleri, bu doğa olaylarının afete dönüşmesine neden olmaktadır.

2022 yılında dünyada meydana gelen 387 doğal afet sonucu 30.704 kişi yaşamını yitirirken, 185 milyon kişinin de doğal afetlerden etkilendiği ve toplam ekonomik kaybın 223,8  ile 313 milyar Amerikan Doları arasında olduğu ifade edilmektedir. 1950 ile 2022 yılları arasındaki 72 yıllık sürede, dünyada meydana gelen en büyük on doğal afette ölenlerin toplam sayısı 1,7 milyon kişi olarak saptanmışken, bu ölümlerin 578 binden fazlası depremler nedeniyle meydana gelmiştir.

Türkiye,  1990 ile 1992 yılları arasında meydana gelen büyük deprem sayısına göre Çin, Endonezya, İran, Japonya ve ABD’den sonra dünyanın 6. büyük deprem  ülkesiyken, 2023 yılında meydana gelen depremler açısından Endonezya ve Meksika’nın ardından 3. sırada yer almaktadır. AFAD tarafından  2 Haziran 2023’de yayımlanan 6 Şubat 2023 Pazarcık-Elbistan Kahramanmaraş Depremleri Raporu’nda verilen bilgiye göre, ülkemizde ortalama olarak yılda 6.0 büyüklüğü üzerinde 1 deprem yaşanırken, 5.0 ile 6.0 büyüklüğü arasında 25 deprem ve 4.0 ile 5.0 büyüklüğü arasında 200 deprem yaşanmaktadır.

Türkiye Deprem Vakfı’nın 2000 yılında yayımladığı 17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi Depremi’'nin Hasar Durumu adlı raporda, Türkiye’de 1900 ile 1999 yılları arasında geçen sürede hasara yol açan 149 deprem meydana geldiği, bu depremler sonucu 578.544 binanın yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü, 97.203 kişinin öldüğü belirtilerek, yüz yıllık süreçte her yıl ortalama olarak 5.844 binanın yıkıldığı ve 982 kişinin öldüğü ifade edilmektedir.

Depremler, can kayıplarının yanı sıra, konut ve konut dışı binalarda, yollarda, elektrik, doğalgaz, telekomünikasyon, içme ve atıksu sistemlerinde de hasarlara neden olmakta ve bu hasarların giderilmesi uzun süreler gerektirirken, yüksek maliyetlere de yol açmaktadır. Depremlerin su ve atıksu sistemlerinde yol açtığı hasarlar, yalnızca ekonomik açıdan değil, insan sağlığı ve doğal ortamların kirletilmesi açısından da büyük bir risk yaratmaktadır. Yurttaşlara yeterli ve sağlıklı içme kullanma suyu verilememesi, oluşan evsel/endüstriyel atıksuların toplanıp, uzaklaştırılıp, arıtılamamasının yanı sıra, depremde oluşan kentsel/endüstriyel yıkıntıların ve deprem sonrası üretilen katı atıkların düzenli olarak toplanıp, bertaraf edilememesi de önemli çevresel riskler oluşturan süreçlerdir.

Dünyada büyük depremlerin su ve atıksu sistemlerin etkileri

2011 Büyük Doğu Japonya Depremi: 11 Mart 2011 tarihinde meydana gelen ve 9,1 büyüklüğünde olan depremden 2,25 milyon kişi ve 187 yerleşim yeri etkilenmiştir. İçme suyu sistemlerindeki hasarlar nedeniyle depremin ilk haftasında 1,2 milyon kişiye su hizmetleri ulaştırılamamışken, depremin ikinci haftası sonunda su hizmetleri ulaştırılamayan nüfus 0,6 milyona, üçüncü haftası ise 0,31 milyona düşmüştür. Depremden etkilenen nüfusun yaklaşık yarısının yaşadığı 1,2 milyon nüfuslu Sendai kentinde, 3.761 km.lik içme suyu dağıtım sisteminde 264 hasar (0.07 hasar/km) saptanmışken, 94 bin nüfuslu Ashiya kentinde, su dağıtım sisteminde, kilometre başına 1,6 hasar belirlenmiştir.

2016 Yeni Zelanda Depremi: 14 Kasım 2016’da yeni Zelanda Kaikura’da meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki deprem 405 nüfuslu Wellington metropol alanı ve 49.200 nüfuslu Marlborough kentini etkilemiştir.Deprem sonrasında metropol alana hizmet veren 4 atıksu arıtma tesisisinden ikisinde mekanik ekipman hasarları görülürken, Marlborough’un 170 km.lik içme suyu şebekesinde 25 boru kırılması (0,15  hasar/km) saptanmıştır.

1989 San Francisco Depremi: 17 Ekim 1989’da San Francisco Loma Pietra’da meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremde 63 kişi ölmüş, 3.800 kişi yaralanmış ve deprem nedeniyle meydana gelen maddi hasarın 6 milyar Amerikan Doları düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Hasarların büyük bölümünün zeminde sıvılaşma yaşanan alanlarda meydana geldiğinin saptandığı depremde, içme suyu hatlarında ortalama olarak 0,14 hasar/km görülmüştür.

2017 Mexico City Depremi: 19 Eylül 2017’de, Mexico City’ye 120 km. Mesafedeki Pueblo Citr’de meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki deprem, 370 kişinin ölümüne, 6.000’den fazla kişinin yaralanmasına ve 2.548 yapıda hasara yol açmıştır. Mexico City içme suyu şebekesinde 2.300’den fazla kırılmaya yol açan deprem sonucu, Morales Eyaleti’nde 8 baraj, 27 içme suyu arıtma tesisi ve 20 su iletim hattında hasar tespit edilmiştir.

Türkiye'de büyük depremlerin su ve atıksu sistemlerine etkileri 

1992 Erzincan Depremi: 13 Mart 1992’de  6,8 büyüklüğünde depremin yaşandığı Erzincan’ın 1992 nüfusu 150.000 civarında olup, depreme bağlı olarak 653 kişinin yaşamını yitirdiği ve 3850 kişinin yaralandığı belirlenmiştir. 5.293 bina ve işyerinin yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü depremde, 6.476 bina ve işyeri de orta düzeyde hasar görmüştür. Deprem sonrası Erzincan merkezinde 272 km. uzunluğundaki içme suyu dağıtım hatlarında 270 adet kırık (0,99 hasar/km.) tespit edilmiştir.

1999 Kocaeli ve Düzce Depremleri: 17 Ağustos 1999’da Kocaeli’nde yaşanan 7,8 büyüklüğünde ve 12 Kasım 1999’da Düzce’de yaşanan 7,5 büyüklüğündeki depremler, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Yalova, Bolu ve İstanbul illerinde  etkili olmuş, bu depremler sonucu 18.375 kişi yaşamını yitirirken, 24.300 binada 93.000 bağımsız bölüm ile 15.000 küçük ölçekli işyeri ağır veya orta ölçekli hasar, 220.000 bağımsız bölüm ile 22.000 küçük ölçekli işyeri hafif düzeyde hasar görmüştür. Bu depremler sonucu meydana gelen toplam maddi hasarın 16 milyar Amerikan Doları, ulaşım, telekomünikasyon, doğal gaz ve içme suyu/atıksu sistemlerindeki maddi hasarın ise 1 milyar Amerikan Doları mertebesinde olduğu hesaplanmıştır.  

1999 Kocaeli ve Düzce Depremleri sonucu, 80 km.lik Yalova-Gölcük içme suyu hattı ve su depolarında çok sayıda hasar, Gölcük, Adapazarı ve Sapanca’da zemin sıvılaşması ve fay kırıklarının içme suyu hatlarına verdiği zararlar sonucu uzun süreli su kesintileri yaşanmıştır. İzmit Atıksu Arıtma Tesisi deprem kaynaklı hasarlar nedeniyle devre dışı kalırken, Gölcük atıksu kollektör hatları ağır hasar görmüş, Adapazarı’nın asbest çimento borudan oluşan içme suyu isale ve dağıtım hatları tamamen yenilenmek zorunda kalınılmıştır.

6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri: 6 Şubat 2023’de Kahramanmaraş Pazarcık’ta 7,7, Elbistan’da ise 7,6 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmiştir. Adana, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Malatya ,Şanlıurfa ve Diyarbakır, Osmaniye, Kilis, Adıyaman ve Elazığ olmak üzere 11 il deprem sonrası Afet Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Toplam nüfusu 14.013.196 olan bu 11 ilde depremlere bağlı olarak 50.096 kişinin yaşamını yitirdiği belirlenmiştir. Deprem bölgesindeki 1.712.182 binadan 712.111’inin hafif, orta veya ağır hasar gördüğü veya yıkıldığı tespit edilmiş olup, deprem sonucu meydana gelen ekonomik kaybın 103,6 milyar Amerikan Doları mertebesinde olduğu ve bu kaybın 12,9 milyar Amerikan Doları tutarındaki kısmının yol, elektrik, su/atıksu telekomünikasyon ve doğal gaz sistemlerinden oluşan altyapı hasarlarından kaynaklandığı  hesaplanmıştır. Altyapı içerisinde, içme suyu ve atıksu sistemlerindeki hasarların tutarı ise 798,8 milyon Amerikan Doları olarak hesaplanmıştır. 

6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri sonrası Afet Bölgesi olarak ilan edilen 11 ilde toplam olarak 21 içme suyu arıtma tesisi ve 57 atıksu arıtma tesisi bulunmaktadır (bu rakamlara, 11 ilde faaliyet gösteren Organize Sanayi Bölgeleri ve tekil sanayi kuruluşlarına ait tesisler dahil değildir).

Afet Bölgesi olarak ilan edilen 11 ildeki toplam içme suyu hatları uzunluğu 29.599 km., atıksu hatları uzunluğu 21.870 km. ve yağmursuyu hatları uzunluğu ise 3.365 km. olarak hesaplanmıştır. Ülkemizde yaşanan depremlerde içme suyu ve atıksu altyapı sistemlerinde görülen hasar sayı veya oranlarına ilişkin olarak hasar /km şebeke  veya hasar/tesis gibi sayısal verilere ulaşılamamaktadır.

6,8 büyüklüğündeki 13 Mart  1992 Erzincan Depremi bir istisna olup, bu depremde, 272 km. uzunluğundaki Erzincan merkezi içme suyu dağıtım  hatlarındaki kırık sayısı, farklı kaynaklarda 270 (0,99 hasar/km.) olarak belirtilmiştir. Ancak, gerek 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’ne maruz kalan alanın genişliği, gerekse bu büyük alanda zemin özelliklerinin, boru cins ve şebeke yaşlarının farklılaşması gibi nedenlerle içme suyu hatlarındaki birim  kırık sayısının ; 0,31 hasar/km., atısu ve yağmur suyu hatlarındaki birim kırık sayısının ise 0,44 hasar/km. olarak değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nin etkilediği 11 ildeki içme suyu, atıksu ve yağmur suyu hatlarındaki kırık sayıları;

 İçme  suyu   hatları:   29.599 km* 0,31 hasar/km = 9.176 hasar
                      Atıksu           hatları:   21.870km*  0,44 hasar/km = 9.623 hasar
                      Yağmur suyu hatları:   3.365km*   0,44 hasar/km   = 1,481 hasar olarak hesaplanmıştır.

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı M. Özhaseki’nin 9 Eylül 2023 tarihinde çeşitli gazetelerde yer alan ve Dünya Bankası’nın deprem bölgesindeki imar çalışmaları için 1 milyar Amerikan Doları tutarındaki finansmanı onayladığı ve tutarın 388,5 milyon Amerikan Doları bölümünün su, atıksu yağmur suyu hatları ve katı atık  yönetim sistemlerinin yenilenmesi ile itfaiye araçlarının alınması için karşılıksız olarak İller Bankası’na tahsis edildiği yönündeki açıklaması, 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nden etkilenen illerde su ve atıksu altyapısının onarımı / yenilenmesi ve sağlıklı bir şekilde işletilebilmesi için, depremlerin üzerinden7 ay geçmesine rağmen, yapılması gereken çok şey olduğunun bir göstergesidir.

Beklenen İstanbul ve İzmir depremlerinin su ve atıksu altyapısına olası etkileri

TÜİK 2022 verilerine göre 15.907.951 nüfusa sahip olan İstanbul’da, çeşitli önümüzdeki 10 yıl içerisinde 7.0 ile 7.6 büyüklüğünde bir depremin gerçekleşme olasılığı, bilim insanlarınca %33 ile %70 arasında görülmektedir. Yine TÜİK 2022 verilerine göre 4.462.056 nüfusa sahip İzmir’de, bilim insanlarınca yakın gelecekte 6.0 ile 6.8 arasında bir büyüklükte bir depremin meydana geleceği ifade edilmektedir. 

5.461 km2 alana sahip İstanbul, Türkiye nüfusunun % 18,7’sini barındırırken, İstanbul’da 7 Organize Sanayi Bölgesi’nde 1.659 fabrika ve 48 Sanayi Sitesi’nde 26.834 işyeri faaliyet göstermektedir. 2020 yılı verilerine göre İstanbul, 82,8 milyar Amerikan Doları ihracatla ülkemizde ilk sıradadır.

12.012 km2  alana sahip İzmir, Türkiye nüfusunun %5,2’sini barındırmakta, İzmir’de 13 Organize Sanayi Bölgesi’nde 1.467 fabrika ve 58 Sanayi Sitesi’nde 15.738 işyeri faaliyet göstermektedir. 2020 yılı verilerine göre İzmir, 11,6 milyar Amerikan Doları ihracatla, ülkemizde ikinci sıradadır.

17 Ağustos 1999 Kocaeli ve 12 Kasım 1999 Düzce Depremleri sonrası, 2000 yılında Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan 17 Ağustos İzmit Körfezi Depreminin Hasar Durumu başlıklı rapora göre, deprem tarihinde 2.293.319 konutun bulunduğu İstanbul’da, deprem sonucu 981 yurttaşımız yaşamını kaybederken, 3.073 konut ağır, 13.339 konut orta ve 12.455 konut hafif düzeyde hasar görmüştür.

30 Ekim 2020 tarihinde ise İzmir kent merkezine yaklaşık 80 km. mesafede, Sisam Adası açıklarında gerçekleşen 6,6 büyüklüğündeki deprem sonucunda 117 yurttaşımız yaşamını kaybetmiş, deprem sonrasında incelenen 183.484 bina ve 891.926 bağımsız bölümden, 182.106 bina ve 876.456 bağımsız bölümün hasarsız veya az hasarlı, 1.278 bina ve 10.561 bağımsız bölümün orta veya ağır hasarlı, 100 bina ve 1.088 bağımsız bölümün ise yıkılmış veya acil olarak yıkılması gereken durumda olduğu belirlenmiştir.

İSKİ 2022 Yılı Faaliyet Raporu’na göre , İstanbul’da içme suyu ve atıksu sistemlerine ait veriler aşağıdaki gibidir:

İçme Suyu Hattı   : 23.082 km.                     İçme  Suyu Arıtma Tesisi       :  21 adet
İçme Suyu Deposu: 157 adet                       İçme Suyu Pompa İstasyonu : 143 adet
Baraj/Regülatör  :    9 adet                           Atıksu Hattı                              : 18.411 km.
Atıksu Arıtma Tesisi : 90 adet                       Yağmursuyu Hattı                   : 5.255 km.

İZSU 2021 Yılı Faaliyet Raporu’nda ise İzmir’de içme suyu ve atıksu sistemlerine ait veriler aşağıdaki gibidir:

İçme Suyu Hattı            : 9.333 km.                          İçme Suyu Arıtma Tesisi         : 60 adet
Aktif İçme Suyu Kuyusu: 1.540 adet                      İçme Suyu Pompa İstasyonu  : 241 adet
Atıksu Hattı                     : 7.500 km*                       Atıksu Arıtma Tesisi                 :  66 adet
Atıksu Pompa İstasyonu:   123 adet                        Yağmursuyu Hattı                    : 723 km

(* İZSU 2021 Faaliyet Raporu’nda atıksu hatları toplam uzunluğu 4.017 km. olarak verilmiş olup, bu uzunluk, içmu suyu hatları uzunluğunun %43’üne karşılık gelmektedir. Bu veride eksiklik olduğu değerlendirilmiş olup, İzmir’de atıksu hatları uzunluğu, içme suyu hatları uzunluğunun %80’ine karşılık gelen 7.500 km. olarak kabul edilerek, beklenen  deprem sonrasındaki hasar sayısı hesaplanacaktır.)

Depremler gerek binalarda,  gerekse su,atıksu, yol,elektrik, telekomünikasyon ve doğal gaz gibi alt yapı sistemlerinde hasaralara yol açarken, bu hasarların büyüklüğü, depremin büyüklüğüne, deprem sırasında oluşan en büyük yer hızı (PGV), en büyük yer ivmesi (PGA), zeminin özelliklerine, yapı veya alt yapı sistemlerinin yaşına, kullanılan malzeme cinslerine, yapım ve bakım kalitesi gibi bir dizi etmene bağlıdır.İstanbul ve İzmir’de yakın gelecekte olacağı belirtilen depremlerde, İstanbul’daİçme Suyu Hatlarındaki Birim  Hasar: 0.11 hasar/km, Atıksu Hatlarındaki Birim Hasar: 0.41 hasar/km olarak İzmir’de İçme Suyu Hatlarındaki Birim Hasar 0,31 hasar/km ve Atıksu Hatlarındaki Birim Hasar: 0,44 hasar/km olarak öngörülmüştür.  Buna bağlı olarak, İstanbul’da  İçme Suyu Hatlarındaki Toplam Hasar Sayısı’nın 2.536, Atıksu Hatlarındaki Toplam Hasar Sayısı’nın  8.410, İzmir’de ise İçme Suyu Hatlarındaki Toplam Hasar Sayısı’nın 2.890 ve Atıksu Hatlarındaki Toplam Hasar Sayısı’nın 3.306’ya ulaşabileceği sonucuna varılmıştır.

Şüphesiz yaşanacak bir deprem sonrasında su ve atıksu altyapısında meydana gelecek hasarlar isale hatları, dağıtım hatları, kollektörler, kuşaklama kanalları ile sınırlı olmayıp, bu hatlardaki pompa istasyonları, bacalar, vana odaları ve bu hatlarla bağlantılı çalışan arıtma tesisleri, su depoları, baraj ve regülatörler gibi bir çok ünite, ekipman veya tesis de depremde hasar görecektir.

Sonuç olarak

Bir doğa olayı olan depremler, doğaya uyumlu olmayan ve kamu yararına aykırı kentleşme, sanayileşme, tarım ve ulaşım  politikaları, bilimsel ilkeleri göz ardı eden yapı üretimi ve kağıt üzerinde kalan denetim süreçleri sonucu bir doğal afete dönüştürülmekte, sermaye transfer mekanizmasının bir bileşeni haline getirilmektedir. 

Depremler sonucu içme suyu ve atıksu sistemlerindeki hasarlar, büyük maddi zararların ötesinde, yeterli ve temiz suya ulaşamama, su kaynakları veya şebeke sularının atıksularla kirletilmesi, konut yıkıntıları ile endüstriyel yıkıntıların kontrolsüzce depolanması sonucu yeraltı sularının kimyasal veya mikrobiyolojik olarak kirlenmesi, içme veya atıksu hatlarındaki asbestli boruların sökülmesi, taşınması ve depolanması sürecinde yaşanan riskler, deprem sonrasında gerçekleşen ikincil zararlar olarak halk sağlığını ve güvenliğini tehdit etmektedirler.

1999 Kocaeli ve Düzce Depremleri’nden 24 yılı aşkın bir süre geçmesine ve bu süre zarfında İstanbul ve İzmir başta olmak üzere, birçok kentimizin yaşayacağı depremin büyüklüğü ,şiddeti, bu depremlerin yol açacağı can kaybı, yıkım, ekonomik ve sosyal kayıpların boyutlarına ilişkin onlarca bilimsel çalışma, rapor yayımlanmış ve uyarı yapılmış olmasına rağmen, bu hasarların önlenmesine yönelik olarak dikkate değer bir çalışmanın hem merkezi hem de yerel yönetimler tarafından ortaya konulmamış olduğu bir gerçektir. 

Bir kez daha anlaşılıyor ki, sistemin ve sistemin siyasi aktörlerinin yarattığı diğer yıkımlar gibi depremlerin yol açtığı yıkımlara da son vermek kapitalizmin mezar kazıcılarının işi olacaktır.

*Çevre Mühendisi

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.