Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Depremin ardından ekonomik faaliyetlerdeki değişimler

Deprem bölgesinde kamu hizmetleri alanında ekonomik aktivitenin düşmesi 'devlet nerede?' haykırışlarının haklılığını ortaya koyuyor. Asıl sorun ise bu alanda toparlanmanın hâlâ sınırlı kalması.

Eren Korkmaz

Yayın Tarihi: 22.03.2023 , 11:53 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Depremin ardından yaşanan felaketin ekonomik duruma etkisinden ülke içindeki göç hareketliliğine kadar bir dizi konuda analizler ve araştırmalar yapılmaya başlansa da bu verileri sunacak güvenilir kamusal kurumların yokluğunda kapsamlı bir analiz yapmak zorlaşıyor. Gözleme ve niteliksel görüşmelere dayalı olarak sorunların ve ihtiyaçların tespiti oldukça önemli olmakla birlikte genel eğilimleri anlamada ve farklı dönemleri karşılaştırmada büyük veri analizi de katkı sunuyor. Bu kapsamda Facebook gibi bazı şirketler kullanıcılardan topladıkları veri setlerinin bir kısmını, anonim şekilde, kullanıcı adı ve içeriği olmadan, araştırmacılarla paylaşıyor ve birçok araştırmacı grubu da bunun üzerinden tespitlerde bulunuyor. Şirketler bu verileri toplum üzerinde gözetimi sürdürmek, normal şartlar altında geleceği öngörmek ve kişiye özgü ticari mesajlarla belirli ürün ve hizmetleri satmak için topluyor. Ama bu veriler kâr amacının dışında da birçok toplumsal gelişmeye ışık tutabiliyor. 

Bizler de bir grup araştırmacı olarak Facebook (Meta) tarafından “İyilik için Veri” inisiyatifi altında bir kısım veri setine ulaştık. Bu verilerin analizi üzerinden ilk raporu ise ekonomik faaliyetlerin değerlendirmesine dair yaptık. Burada meselenin aciliyeti nedeniyle veri setlerinden çıkan tablo ve haritaları kamuoyuyla ve ilgili kurumlarla paylaşmayı ve öne çıkan bazı konularda kısa yorumlar yapmayı tercih ettik.

Burada yeniden vurgulamak gerekir ki, şirketlerin topladığı bu tür veriler alandaki gerçekliğin bir kısmını vermektedir. Özellikle o şirketin platformunu kullananlar ile sınırlıdır. Ancak bu sayının büyüklüğü düşünüldüğünde genele dair fikir de verebilir. Bu gözlemlerin alandaki somut gerçekliği yaşayanların deneyimleri ve bulguları ile karşılaştırmak ve ona uyumlu hale getirmek önemlidir.

Depremin ilk günlerinden bu yana en önemli sorunun devletin hazırlıksızlığı, geç ve plansız müdahalesi olduğu sıklıkla vurgulanıyor. Gazetecilerin yayınladığı belgeler de kurumların koordinasyonsuzluğundan afet anında ticaret yapmalarına kadar bir dizi skandalı açığa çıkarıyor. Herkesin hemfikir olduğu konu ise zamanında etkin ve planlı bir müdahale olsaydı bugün onbinlerce insanımız yaşıyor olabilecekti. Elbette etkin, planlı, bilimsel ve kamucu bir anlayışla inşa edilen şehirlerde bu kadar ağır yıkımın yaşanmayacağını da öngörebiliriz ama felaketin ardından yaşananları kabullenmek de oldukça zor.

Kamuyu temsilen açıklama yapanlar ise onbinlerce çadırdan ve milyonlarca tas yemekten bahsetse de etkilenen nüfusun milyonlarla ölçülmesi nedeniyle, bu sayılar doğru olsa dahi, yeterli olmadığı açıktır. Bizim incelediğimiz veriler de bu gözlemleri ve toplumun tepkisine neden olan plansızlığı ve koordinasyonsuzluğu ortaya seriyor.

Depremden etkilenen bölgede depremin hemen ardından ekonomik faaliyetlerin durma noktasına gelmesi anlaşılır bir konu. Bu noktada ülke geneline göre depremin etkilediği farklı şehirlerde yüzde 60 ile 80 arasında bir düşüş görülüyor. Ancak Mart ayından itibaren hemen her sektörde kısmi bir yükseliş var. Bunlar arasında kamu malları (public goods) denilen, devletin vergilerden topladığı ve topluma genellikle ücretsiz olarak sunduğu eğitim, sağlık, güvenlik ve altyapı gibi alanlarda yaşanan sert düşüş dikkat çekiyor. Belki ilk günlerde bu normal sayılsa da kısa süre içinde bunun toparlanması ve hızlı bir yükselişe geçmesi beklenir. Çünkü devletin tüm kurumlarıyla afetten etkilenen bölge için seferber olması ve kaynak ayırması gerekir. Veri setleri ise toplumun şikayetlerine uygun bir durum gösteriyor. Public goods olarak belirtilen alandaki ciddi düşüş toparlanmıyor. Hatta sadece deprem bölgesinde değil, Şubat ayında tüm ülke genelinde kamu mallarında düşüş görünüyor. Bunun en önemli nedeni okulların geç açılışı ve üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi ve öğrenci yurtlarının boşaltılması gibi kararlar. 

Tablolardan örnek vermek gerekirse;

Aşağıdaki iki tablodan ilki Şubat ayında, diğeri ise Mart ayında depremden etkilenen alanları etkilenmeyen diğer bölgelerdeki ekonomik faaliyetler açısından karşılaştırıyor.

İlkinde hızlı düşüş gösteren alan kamusal mallar, onu takip edense imalat sanayi. Mart ayında bu iki alanda hafif bir yükseliş görülüyor. En öne çıkan ise gıda gibi temel ihtiyaç malzemeleri ve perakende oluyor. Burada imalat sanayisindeki yükselişi yine alandan gözlemlerle değerlendirmekte fayda var. Her yükselişin emekçiler yararına olma şartı yok ve burada depremin yarattığı kayıplara ve yaşanan travmaya karşın işbaşı yapmak zorunda kalanlar veya hasarlı fabrikalarda çalışmaya zorlananlar nedeniyle verilere yükseliş şeklinde yansıyor olabilir.

Depremden etkilenmeyen ülkenin diğer alanlarındaki tablo da şu şekilde: 

Şubat ayında, yukarıda bahsettiğim, kamu mallarındaki düşüşü görmek mümkün.

Bu veriler gerçekliğin belirli bir boyutunu açığa çıkarıyor. Zaman içinde ekonomik faaliyetler doğal olarak yükselecek, hayat giderek normale doğru evrilecek. Ancak bu depremin yarattığı toplumsal travmayı aşmada halen yolun başında olduğumuz açık. Halkın gösterdiği yoğun, yaratıcı ve güçlü dayanışma ve fedakârlık ile yaraları sarmaya çalışırken bunun yetmediğini, kamucu, laik, sosyalist bir devlete de acilen ihtiyaç duyduğumuzu yaşayarak görüyoruz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.