Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

'Deprem bölgesindeki yanlış atık yönetimi ciddi ekolojik yıkım risklerine yol açabilir'

İçişleri Bakanı Soylu'nun bir kez daha vatandaşlardan kahvaltılık talep ettiği deprem bölgesi, ciddi sorunlarla karşı karşıya. Atık yönetimi yok ve su temini sorunu hâlâ çözülemedi.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 02.04.2023 , 08:51 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Türkiye Komünist Partisi'nin kurduğu Deprem Takip Merkezi’nin, depremler sonrası Hatay, Osmaniye, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta çevre ve halk sağlığı sorunlarını araştırmak üzere bölgeye gönderdiği çevre mühendislerinden oluşan teknik keşif heyeti, bölgedeki atık yönetimi ve su teminine ilişkin raporunu kamuoyuyla paylaştı.

Raporda, özellikle Osmaniye’de halkın talebi üzerine alınan su numunelerinin incelenmesi sonucunda şebeke suyunda önemli miktarda koliform bakteri olduğu belirlenmesi dikkat çekti. Dayanışma için bulundukları Osmaniye’de gözaltına alınan TKP üyelerine 'Şebeke suyu pis diyormuşsunuz' suçlaması yöneltilmişti.

Deprem bölgesinde bilimsel, çevre ve halk sağlığı standartlarına uygun olmasına çaba gösterilen bir atık yönetimi olmadığına dikkat çekilen raporda, enkaz kaldırma sırasında çalışanlar için temel güvenlik ve sağlık önlemleri göz ardı edildiği vurgulandı.

Osmaniye

Raporda, ayrıca bölgede tüketilen bütün suların içme ve kullanım suyuna uygun olmadığı, kullanılması durumunda insan ve diğer canlılarda ölümle sonuçlanabilecek birçok hastalık riskinin bulunduğu ifade edildi.

Raporu, Deprem Takip Merkezi’nden çevre mühendisi ve TKP’nin İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Ömür Yaşayan’la konuştuk. 

İncelemelerinizin ardından deprem bölgesindeki çevre ve sağlık sorunlarına dair raporunuzu tamamladınız. Bölgede tespit ettiğiniz riskleri genel hatlarıyla paylaşabilir misiniz?

Deprem bölgesinde enkazdan kaynaklı atık yönetiminin kaidesine uygun şekilde yapılmadığını tespit ettik. Bundan sonraki süreçte de yıkımın daha da ağırlaşacağını gösteren veriler elde ettik. Yanlış atık yönetimi, depremzedelerde kalıcı sağlık sorunları ve hatta kanser riskini artırıyor. Bununla birlikte, su havzaları ve tarım arazilerinin de kullanılamaz hale gelmesi gibi son derecede ciddi ekolojik yıkım risklerini barındırıyor. Bunun yanı sıra deprem bölgesinde su temini ve atık su yönetimindeki büyük sorunlar, salgın hastalıkların açığa çıkmasına sebep oluyor.

'Tarım ve orman alanlarında kalıcı zararlar oluşacak'

Öncelikle bölgedeki atık yönetiminde görülen yanlışları ve bu yanlışların yol açacağı tehlikelerden bahseder misiniz?

Atıkların geçici olarak depolandığı alanlar sulak alanlara, tarım alanlarına ve orman arazilerine oldukça yakın mesafede. Bu durum içme ve kullanma suyu kaynaklarını kirlenmesine, tarımda kullanılan suların kullanılamaz hale gelmesine, sucul ekosistemin yok olmasına, tarım ve orman alanlarına kalıcı zararlara yol açacak.

Hatay - Antakya

Hükümetin bu süreçte bir afet yönetim planı bulunmadığı gibi deprem afeti sonucunda oluşacak enkazın kaldırılmasına ilişkin de bir öngörüsü bulunmadığını da söyleyebiliriz. İnşaat ve yıkıntı atıklarının geçici depolanacağı alanların önceden belirlenmiş olması gerekirken, deprem sonrasında aceleyle seçildiği görülebiliyor.

Bununla birlikte, enkaz kaldırma ve taşıma faaliyetleri sırasında sulama işleminin yapılmadığını ve halk tahliyesinin gerçekleştirilmediğini tespit ettik. Bu süreçte oluşan toz ve tozla birlikte taşınan kirleticiler insan ve canlı sağlığını olumsuz etkiliyor.

Çadırkentlerin enkazlara oldukça yakın olduğunu da belirtmek gerek. Enkazlarda tozun yayılımını önlemek için herhangi bir sulama çalışması yapılmaması, hemen hiç kimsenin kişisel koruyucu donanım kullanmaması, çadırkentlerde kalanların sağlığını ciddi bir şekilde tehdit ediyor.

Diğer yandan, enkaz taşıma çalışmalarında kullanılan kamyonların kasalarında herhangi bir branda vb. malzeme kullanılmıyor, yollarda sulama çalışması yapılmıyor. Taşıma güzergâhında bulunan çadırlarda yaşayan insanlar, tarım alanları, zeytinlikler ve orman alanları yayılan tozdan olumsuz etkileniyor.

Defne - Hatay

Tespitlerimiz doğrultusunda atık yönetiminde canlı sağlığı ve doğanın korunması yerine, enkazın en uygun lojistik imkânlarla mümkün olan en masrafsız şekilde kaldırılmasının temel ilke olarak benimsendiğini söyleyebiliriz.

Atıkların geçici olarak depolanacağı alanların depremin üzerinden onlarca gün geçmesine rağmen halk ile paylaşılmamasının da kaçak inşaat ve yıkıntı atığı dökümüne ortam hazırladığına dikkat çekmek gerek.

Doğru atık yönetimi için izlenmesi gereken yolları anlatabilir misiniz?

İçerisinde pek çok kontamine malzeme/atık bulunan inşaat ve yıkıntı atıkları, düzenli depolama sahalarına alınmadan önce mutlaka geçici depolama alanlarında biriktirilmeli ve burada ayrıştırma çalışmaları yapılarak düzenli depolama tesislerine gönderilecek bakiye atık miktarı azaltılmalı.

Enkazın kaldırılması, taşınması, geçici ve düzenli depolanması, ayrıştırılması esnasında ise oldukça özenli davranmak gerekiyor. Çünkü inşaat ve yıkıntı atıkları içindeki başta asbest olmak üzere pek çok tehlikeli madde ve ağır metal, depremzede ve gönüllü ekipler üzerinde pek çok sağlık sorununun oluşmasına neden oluyor, ekosistemi de ekolojik yıkımla yüz yüze bırakıyor.

'Sağlıklı suya erişim hâlâ en büyük ihtiyaç'

Bölgede su temini ve atık sularla ilgili de incelemelerde bulundunuz, numuneler aldınız. Bu konuda elde ettiğiniz sonuçlar nelerdir?

Bölgede 50 günden fazla süre geçmesine karşın bölgede sağlıklı suya erişim en büyük ihtiyaç olarak çözüm bekliyor.

Örneğin, Osmaniye’de yerleşim alanlarından şebekeden alınan su numunelerinde yapılan analizleri inceledik. Burada gözaltına alınan TKP üyelerine 'Şebeke suyu pis diyormuşsunuz' suçlaması yöneltilmişti.

Buradaki incelemelerde, Tat ve Koku yapan maddelerde standart değerlerin üstünde sınırda olduğu görüldü. Ayrıca şebeke suyunda önemli miktarda mikrobiyolojik kirlenme olduğu (Koliform bakteri) analizlerde tespit edildi.

Koliform bakteri nedeni, su kaynağının atık sular ile temas etmesi ya da  kirleticilerin  suya karışması olasılığı. Kirleticileri besin maddesi olarak kullanan Koliform bakteriler bu ortamda çoğalmıştır.

Koliform bakteri tespit edilen noktada bulunan içme ve kullanma suyu olarak kullanılmamalı. Bu noktalardaki su içilmemeli, yemek yapılmamalı, bulaşık yıkanmamalı ve duş almak için kullanılmamalı. Kullanılması durumunda insanlarda ishal vb. birçok hastalığa neden olabilir, salgın hastalıklara yol açabilir.

İnsanlar tarafından tüketilen bütün sular organik maddeler ile kirlenmiş ve koliform bakteri içeriyor. Sular, içme ve kullanım suyuna uygun değil. Bu suların kullanılması sonucu insan ve diğer canlılarda ölümle sonuçlanabilecek birçok hastalık riski bulunmakta.

Halk, bölgede su ihtiyacını, dayanışma ve kendi olanakları ile kendisi karşılamaya çalışıyor.

Sağlıklı suya erişim koşulları kamu su yönetimleri tarafından sağlanmalı, halk kendi kaderine terk edilmemeli.

'Şehirlerin yeniden imarı doğru planlamayla projelendirilmeli'

Atık su tehdidine karşı alınması gereken tedbirler nelerdir?

Deniz suyu ile atık su veya yeraltı suyu ile yağmur suyu sistemlerinin dolduğunu gözlemlediğimiz yerlerde, yağmur suyu deşarj noktalarının durumu ve deşarj sularından da numune alınarak çevre ve insan sağlığına zararlı olup olmadığı incelenmeli. Nehirler, kıyılar ve baraj havzalarının bu açıdan da takibi büyük önem kazanıyor.

Moloz kaldırma işlemlerinden sonra acilen radar, kamera ile ya da benzeri yollar aracılığıyla bu sistemlerdeki bozulmalar tespit edilmeli ve yenilenmeli, yenilenirken de esneme yapabilen özel borular seçilmeli. Ve şehirlerin yeniden imarında, zemin araştırması ile doğru yer ve derinlik tespiti doğrultusunda tüm teknik altyapının doğru malzeme ve planlamayla yeniden projelendirilmesi gerekli.

Sudan kaynaklanabilecek halk sağlığı risklerinin önlenmesi için sürekli numune alınarak, TS 266-Türk standartları ve Dünya Sağlık Örgütü içme suyu standartlarında belirtilen parametrelere göre ölçümler yapılarak önlemler alınmalı, bu bilgiler şeffaf olarak paylaşılmalı.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.