Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Deprem bölgesinde işsizlik derinleşiyor: 'Asgari ücretin altında maaş için torpil arıyorlar'

Deprem bölgesinde istihdam hızla eriyor. Son bir yılda sadece üç ildeki iş kaybı 44 bini aştı. İnşaatın yavaşlamasıyla üretim çöktü, işletmeler küçüldü. Kalan işler ise düşük ücretli ve güvencesiz. Defne Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı Hizam Hasırcı, depremden önce de var olan işsizlik sorununun depremle birlikte daha da derinleştiğini anlatıyor.

Fotoğraflar: Kazım Kızıl

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 08.10.2026 , 15:14

Deprem bölgesinde emekçiler her geçen gün daha zorlu bir yarına uyanıyor. 

TÜİK verilerine göre Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman'da istihdam son bir yılda 44 bin kişi eridi.  

Çalışan sayısındaki en yüksek düşüş 22 bin 240 kişiyle Hatay'da yaşanıyor. Hatay'ı 16 bin 676 kişilik kayıpla Adıyaman, 16 bin 204 kişilik kayıpla Malatya izliyor.

Depremin ardından üç ilde görülen istihdama artışı büyük oranda inşaat sektöründen kaynaklanıyordu. İnşaat faaliyetleri yavaşlayınca bu illerdeki kayıplar da hız kazandı.

Deprem bölgelerinde insanlar geçici ve gündelik işlerle hayata tutunmaya çalışıyor. Depremin ilk günleri derinleşen bu sorunlar bugün hala çözüme kavuşmuş değil. Fotoğraf: Kazım Kızıl

'Zaten iş yoktu, deprem bunu iyice çöktürdü'

Bu rakamların sahadaki karşılığını Defne Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı Hizam Hasırcı soL'a anlattı. 

Hasırcı'ya göre sorun depremle başlamıyor. Deprem, var olan sorunu görünür kılıyor ve sonuçlarını sürdürülemez hale getiriyor. "Burada zaten pek bir iş alanı yoktu" diyen Hasırcı, "Depremden sonra bu iyice çöktü" diye ekliyor. Hasırcı'ya göre bölgede yeni bir istihdam alanı yaratılmıyor ve müthiş bir emek sömürüsü yaşanıyor.

Hasırcı, işsizliğin depremden önce de bölgenin gerçeği olduğunu, tabloyu demografik ve toplumsal yapıyla birlikte okumak gerektiğini şöyle anlatıyor: 

Depremden sonra birçok yer yıkıldı, işyerleri de yıkıldı. İşsizlik depremden önce de vardı. Burada demografik yapıyı sosyolojik yapıyla birlikte incelemek lazım. Bugün buradaki Arap nüfusunun önemli bir kısmı Suudi Arabistan'a, Katar'a çalışmaya gidiyor. Şu an orada iş olanakları kapansa hayat durur, kaos olur. İnsanlar iş için sadece oraya umut besliyor. Arapça bildikleri için orada iş bulmak, yurtdışında başka yerlere göre görece daha pratik oluyor.

Depremden önce belli başlı işlerde çalışabilen emekçiler depremden sonra mevcut işlerini de kaybetti. Kiminin atölyesi enkazda kaldı, kimi çalıştığı dükkanı kaybetti. Depremden sonra hayatta kalmaya çalışan emekçilerin bulduğu geçici "çözümlerden" birisi de hurdacılık yapmaktı. Depremzedeler enkazlardan çıkarılan hurda malzemeler satarak evlerine ekmek götürmeye çalışıyor. Fotoğraf: Kazım Kızıl

Küçülen işletmeler, çöken üretim

Bölgenin sanayi görünümünü "Büyük işletme diye bir şey yok, sanayi yok denilebilecek düzeyde küçük" sözleriyle özetleyen Hasırcı, depremin küçük işletmeleri de küçülmeye ittiğini anlatıyor: 

Depremden önce 20 kişi çalıştıran yerler yeniden açtığında 10 kişiyle başladı. Bu da bir etken. Kimi yerler hiç açamadı. Eskiden zincir marketler vardı mesela. Bugün o marketlerin ya da işletmelerin bir kısmı hiç açmadı. Açanlar da doğal olarak daha az sayıda çalışanla başladı. Kısıtlı iş imkanı deprem sonrası daha da küçüldü. İşsizlik burada artıyor.

İnşaattan sonra en büyük kayıp giyim ve tekstil sektörlerinde. Nitekim Hasırcı bir tekstil firmasındaki çalışanlarla yaptığı görüşmeyi şu sözlerle aktarıyor:

"İki aydır maaş alamıyorlar. İşten çıkarıyorlar. 900 çalışanı olan bir tekstil üretim firması 300'e düştü. Ekonomik kriz nedeniyle bu. İşsizlik korkunç boyutta. Üretim yok gerçekten."

Öne çıkan iş alanlarından birisi inşaat oldu. Ancak teslim edilen her anahtar, biten her inşaat depremzedeler için barınma adına bir "çözüm" sağlasa da depremzedeler için işsizlik olarak geri dönüyor. Fotoğraf: Kazım Kızıl

'Bir aileyi doyuracak işler değil'

Verilerde istihdamın arttığı görülen hizmet sektörünün niteliğine de değinen Hasırcı, buradaki işlerin kalıcı ve güvenceli olmadığını vurguluyor: 

İş imkanı dedikleri işler bir aileyi doyuracak işler değil. Ya restoranda kurye, garson ya da giyimde tezgahtar. Asgari ücretin dahi çok görüldüğü yerler bunlar. Zaten veriler de bunu gösteriyor. İstihdam alanı hizmet sektörü, yani gelip geçici, sezonluk işler. Kafeler, restoranlar, vasıfsız, meslek kazandırmayan işler. O yüzden çoğu zaman asgari ücret de vermiyorlar.

Hasırcı, 11-12 saat çalıştırılıp asgari ücretin altında ücret verilen örneklerin bulunduğunu da ekliyor.

Başvuru yoğunluğu da işsizliğin boyutunu ortaya koyuyor. Hasırcı, valilik bünyesindeki Toplum Yararına Program'a ilişkin şunları söylüyor: 

Başvuru sayısı korkunç. Asgari ücret eksik yatıyor, ne aldığın belli değil. İnsanlar buna girmek için torpil arıyor. Düşünün, asgari ücretten az gelir için torpil arıyorlar.

Kendisine WhatsApp'tan ya da sosyal medyadan her gün mesaj gelen insanları da şöyle aktarıyor: "En az 5-10 kişi 'İş var mı, ne iş olsa çalışırım' diye yazıyor. İnsanlar geçinemiyor."

'Ortaya çıkan sonuç çürüme'

Hasırcı, işsizliğin ve yoksulluğun toplumsal sonuçlarını "çürüme" sözüyle tarif ediyor. Hasırcı, gündelik hayatın bu çürümeyi nasıl beslediğini şöyle anlatıyor: 

Parayı kazanmak için insanlar her şeyi yapıyor, olmaz şeylere başvuruyor. Üniversiteyi kazanan çocuğum nasıl gidecek, orada ne yiyecek, ne içecek diyen insanlar var. Yasadışı bahis ve uyuşturucu gençlerde ciddi oranda arttı. Gençler arasında suç oranını artırdı, bu da şiddet olaylarına yansıdı.

Hasırcı'nın gözlemine göre bu tablonun öznesi de yoksul çocuklar: 

Uyuşturucu kullananı da suçlara bulaşanı da yoksul çocuklar. Çoğunluğu geçim sıkıntısı yaşayan ailelerin çocukları.

Hasırcı, tüm bunların yalnızca işsizlik ya da yalnızca istihdam başlığı altında ele alınamayacağını, mesele çok boyutlu olduğu için bütün yönleriyle anlatılması gerektiğini vurguluyor. 

Deprem bölgesinde iş kaybı büyürken, kalan işler daha güvencesiz ve daha düşük ücretli hale geliyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.