Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Denizli'de tekstil işçilerinin tuvalette geçirdikleri zaman maaşlarından düşürülüyor

Denizli'de tekstil sektöründe çalışan işçilerin yaşadıkları bir fabrikadan çok esir kampını andırıyor. İşçilerin tuvalette geçirdikleri zaman dilimi maaşlarından düşürülüyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 26.07.2024 , 11:50 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Denizli tekstil sanayisinin güçlü olduğu şehirlerin başında geliyor. Sektörde çalışan on binlerce tekstil işçisinin olduğu ifade edilen kentte sendikalaşma ve örgütlenme oranları ise tam tersine parmakla sayılıyor. Hal böyle olunca da tekstil patronlarına gün doğmuş oluyor. 

İşçileri çalışma kamplarındaki esirler gibi gören patronlar, işçilerin örgütsüzlüğünden yararlanarak akıl almaz uygulamalar devreye sokuyor. İşçilerin tuvalette geçirdikleri süreleri ay sonunda toplayıp, toplam dakikayı alacakları maaştan düşürmek ise bunların başında geliyor. 

Teksif Sendikası Örgütlenme Uzmanı Ali Bayram ve tekstil işçileri de, Denizli'deki tekstil fabrikalarında yaşanan sorunları ve verdikleri mücadeleleri soL'a anlattı. 

'Tuvalet başında nöbetçi var girenin çıkanın dakikasını tutuyor'

soL'a konuşan işçiler, kimi fabrikalarda işçilerin tuvalette geçirdikleri zamanın çizelgeyle takip edildiğini ve böylelikle ay sonunda tuvalette geçirilen zamanın hesaplanarak maaştan düşürüldüğünü belirtiyor. Bir işçi uygulamayı şöyle anlatıyor:

"İnanılır gibi değil ama gerçek. Tuvaletlerin başında zaman zaman bir çizelge yer alıyor ve işçilerin bunu doldurması isteniyor. Bazen de çizelgeyi bir başka görevli tutuyor. Evet elemanın görevi içerde geçirdiğimiz zamanı kaydetmek."

Denizli'de tekstil sektöründe çalışan emekçilerin sorunlarını dile getiren Teksif Sendikası Örgütlenme Uzmanı Ali Bayram ise bu uygulamanın basit bir "maaş planlaması" olmadığına dikkat çekiyor. 

Bayram, "Bu basit bir gelir hesabı değil. Yani işçinin tuvalette geçirdiği üç dakikaya sadece üretimden uzak kaldığı için dert etmiyor patronlar. Böyle bir mali hesaptan ibaret olsa her şey tuvaletin başına görevli dikerek ayrıca maaş vermezlerdi herhalde. Amaçları işçileri korkutmak, sindirmek, 'bakın tuvaletteki zamanınıza kadar takip ediyoruz' demek. Yoksa işçilere verdikleri para üç kuruş. Bu açıdan bir zarar etme durumları olduğunu düşünmüyorum. 10 yıllık işçilere 22-23 hadi bilemedin 25 bin lira maaş veriyorlar. Sektör çok kötü durumda. İşçilerin örgütsüzlüğü ve sendikasızlığından faydalanıyor tekstil patronları. Biz de buna karşı mücadele veriyoruz" diyor.

Patronların tuttuğu tuvalet çizelgesi.

'İşçiler fabrikaya tok gelip aç gidiyor'

Fabrikalarda yaşanan sorunların bundan ibaret olmadığı malum. 

Yemekhanelerde verilen yemeklerin yeterli ve besleyici olmadığını belirten bir tekstil işçisi, "Bazen önümüze dört kaşık pilav koyuyorlar. Biz fabrikaya gelirken evde karnımızı doyuruyoruz. Yoksa burada aç kalıyoruz. Çoğumuz buraya tok geliyor, aç gidiyoruz. Yemekler az, çoğu zaman da kötü. O yüzden yemek konusu epey kötü diyebilirim" diyor.

Koşulları diğer sektörler ve şehirlerdeki durumlarla kıyaslayan Ali Bayram şunları söylüyor: 

"Bu durum çok can sıkıcı. Şimdi tekstil sektörü zaten işçilerin kötü koşullarda çalıştığı sektörlerin başında geliyor. Ama Denizli'de çok ayrı bir durum var desem abartmış olmam. Sonuçta tekstil işçilerin sendikal mücadelesi için Türkiye'nin dört bir yanını geziyoruz. Ama Denizli'de mevcut tüm sorunların katmerlisi yaşanıyor. Mesela bazen bazı işçi arkadaşlarla görüşmeye çıkıyoruz. Bazen dışarda buluşup sendikal eğitimler veriyoruz ya da sendikaya üye olmaları için görüşüyoruz. Bu işçilerle sohbet ederken fark ettik ki işçiler fabrikadan aç karnına çıkıyor. Gün boyunca doğru düzgün bir şey yiyemiyorlar. Ya yemekler çok kötü ya da çok yetersiz. İşçilerle buluştuğumuzda işçiler önce karınlarını doyuruyor, sonra görüşmelerimiz başlıyor. Çünkü fabrikalardan işçiler aç çıkıyor."

'10 yıldır bir hafta sonu bile ailemle kahvaltı yapamadım' 

Çalışma koşullarının yanı sıra vardiya düzeninden de şikayetçi tekstil işçileri. 

Günde 3 vardiya çalıştıklarını ifade eden bir işçi, "Öyle ek mesai falan diye bir şey yok. Hepsi zorunlu. Adamlar 'şu gün geleceksin' deyince, o gün gidiyorsun. Ben 10 yıldır çalışıyorum burada. Bir hafta sonu dahi ailemle, çocuklarımla şöyle bir oturup kahvaltı yapamadım. Aldığım parayı sorarsanız, asgari ücretten azıcık fazla. Çok çalışıp çok kazandığın bir durum yok yani. Şimdi buradaki işimden ayrılsam elimden başka iş de gelmez, yine tekstil işinde çalışırım. Sektör hep böyle" sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını.

'Hesaba yatan maaşımızı elden patrona tekrar teslim ediyoruz' 

Asgari ücret 17 bin lira. Açlık sınırı ise 20 bin liraya dayandı. Böyle olunca patronların azıcık utanıp, sıkılıp açlık sınırından aşağıya maaş vermemesi bekleniyor ama durum hiç de öyle değil. 

Tekstil fabrikalarında çalışan bir işçi bu sorunu şu sözlerle anlatıyor:

"Ben mesela 22 bin lira maaş alıyorum resmiyette. Ama maaşım yatınca asgari ücretten üstünü alıp şirkete geri teslim ediyorum. Benim gibi tüm genç işçiler aynı sorunu yaşıyor. Çoğu zaman zaten İş-Kur üzerinden devlet destekli maaşlar yatırılıyor. Sektöre yeni giren işçilerde ya da yeni açılan şirketlerde genelde durum böyle. Ama onun da bir kısmını geri elden teslim ediyoruz patrona." 

İşe alım listesi gereken evraklar arasında E-Devlet şifresi de yer alıyor.

İşe alım belgelerinde bir not: E-Devlet Şifresi

İşe alımlarla alakalı sorunlara dikkat çeken işçiler aynı zamanda firmaların işçilerden talep ettiği belgeler arasında E-Devlet şifresinin de yer aldığını ifade ediyor. 

"Bizi sendikaya üye olmayalım ya da firmadan habersiz üye olursak E-Devlet üzerinden istifa ettirilebilsin diye E-Devlet şifrelerimizi de işe girerken istiyorlar. Amaçları burada işçilerin asla sendika üyesi olmaması" diyor sorunu anlatan bir işçi.

Teksif Sendikası Örgütlenme Uzmanı Ali Bayram ise sendikasızlaştırmanın şirketlerin elini güçlendirdiğini ancak işçilerin mücadele etmeye kararlı olduğunu anlatıyor:

"Sendikalar olmayınca, işçiler yalnız olunca istedikleri gibi at koşturabiliyor şirketler. O yüzden de işçiler sendikalı olmasın diye ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela burada yarısı da İtalyan şirkete ait Filidea Tekstil'de benzer sorunlarla karşılaştık. Sendikalı oldukları gerekçesiyle işçiler işten atıldı. Sendika olmasın, işçiler haklarını aramasın istiyorlar. Biz kararlıyız. Neredeyse 50 gündür mücadele ediyoruz. Hakkımızı almak için gerekirse İtalya'ya kadar gitmeye kararlıyız. Denizli'de bu düzenin bundan sonra böyle gitmeyeceğini belirtmek isterim. Burada mücadelemizi büyütmek için elimizden geleni yapacağız."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.