Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

DEM Parti'den CHP'ye ziyaret: 'Kazananlar Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı yoksa Kürtler, Türkler mi olmalı?'

DEM Parti ile yapılan görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özel, Türkiye ve Suriye'nin barışının iç içe olduğunu söyleyip "Bu oyunda kazanan İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı?" dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.01.2026 , 14:05

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, CHP'yi ziyaret etti. CHP Genel Merkezi'ne yapılan ziyaret kapsamında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyetiyle görüşme gerçekleştirildi. 

Bir saati aşkın süren görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.

Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) yönetiminin Suriye'nin Halep şehrindeki saldırılarının başladığı günden bu yana Özgür Özel'in yapıcı ve sağduyulu açıklamalar yaptığını söyleyen Bakırhan, "Bu süreçte sağduyuya, yapıcı davranmaya, kapsayıcı açıklamalar yapmaya hepimizin ihtiyacı var" dedi.

Görüşmede Suriye'deki gelişmelerin konuşulduğunu aktaran Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:

"Orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzinle gidenler var. Bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışma ve şiddetin son bulmasını, meselenin diyalogla ve müzakereyle barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye’de bir nefret korosu var ve sabah akşam neredeyse Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye’de sanki demokratik bir rejim zemini var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro, 7/24 Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Tekrar ediyoruz: Kürtler yaşadıkları ülkelere de komşu ülkelere de hiçbir zaman tehdit olmadı. Bundan sonra da olmayacaklardır. Bu aslında biliniyor ama bu konuda bir ezber var. Bu ezberlerin artık bozulması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Kürtlerin yaşadıkları hiçbir ülkenin değerleriyle, bayrağıyla, sembolleriyle bir sorunu yok, olmayacak da. Bu da iyi bilinsin. Bunun üzerinden yıpratmaya dönük oluşturulan algıları da kabul etmiyoruz."

'100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor'

"100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor" diyen Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın yaptığı çağrıların "bu oyunu ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu" savundu. Halep'te başlayan ve devamında topyekun bir çatışmaya dönüşen saldırılara dikkate çeken Bakırhan, şöyle konuştu:

"Birileri istiyor ki halklar sürekli çatışsın ve hegemonik emperyal güçler de bu çatışmalardan rant elde etsin. Ama Kürtler Suriye’de Araplarla çatışmak istemedikleri için, bir halklar arası savaş yaşanmasın diye Halep'i terk etti. Kürtlerin yaşamış olduğu kentlere çekildiler. Büyük bir oyun var. Tehlikeli bir oyun var. Biz DEM Parti olarak bu oyunun farkındayız. Umarım ülkemizi yöneten iktidar da halkları karşı karşıya getiren, hegemonik emperyal güçlerin çıkarına oluşturulan bu oyunu görür. Bu oyunların başarıya ulaşmaması için de üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirir."

'Türkiye sınır kapılarını açabilir'

Bakırhan Suriye'de ciddi bir insani kriz yaşandığını, özellikle Kobane'nin abluka altına alındığını söyledi. "Öncelikle Kobane başta olmak üzere, Suriye'de Kürtlerin yaşamış olduğu yerlere acil insani koridorların açılması gerekiyor" diyen Bakırhan, Türkiye'ye şu çağrıda bulundu:

"Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin Sınır Kapılarını açabilir. Önceki Kobane kuşatmasında da Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmıştı. Oradan geçişlere olanak sağlanmıştı. 25 milyonluk Kürt nüfusuna sahip Türkiye'nin tekrar bu kapıları açmayı önüne koyması gerektiğini, oradaki insanlık dramını giderecek bir pratik içerisinde olması gerektiğini belirtmek istiyorum."

Ateşkese rağmen çatışmaların devam ettiğine işaret eden Bakırhan, "Sorun, silah ve çatışmayla değil; diyalog ve müzakereyle çözülmeli. Türkiye, Suriye üzerindeki rolünü yapıcı bir şekilde oynamalı. Türkiye sadece HTŞ rejimini değil, oradaki Kürtleri de önceleyen, dikkate alan, onların demokratik hak ve özgürlüklerini gören bir tutum içerisinde olmalıdır" diye konuştu.

'Türkiye'nin barışıyla Suriye'nin barışını iç içe gördük'

Özgür Özel ise "Biz Türkiye'de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz tüm süreçlerde Türkiye'nin barışıyla Suriye'nin barışını iç içe gördük" dedi.

Suriye'de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduklarını söyleyen Özel, "Bu durum Türkiye'nin barışına da katkı sağlayacaktı. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi, Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım" diye konuştu.

İşler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenlerin, ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösterdiğini söyledi ve 'Nefret söylemine vararak Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Biz bunların tamamını reddediyoruz" dedi.

'Kazananlar Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı yoksa Kürtler, Türkler mi olmalı?'

"Bu oyunda kazanan İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı?" sorusunu yönelten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Niye kilometrelerce ötede ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayan, ömürleri boyunca dünyanın neresinde petrol varsa, neresinde maden varsa, neresinde sömürülecek bir şey varsa oraları sömürmüş olanlar buradan yine kazançlı çıksın? Barışı sağlayalım, kardeşliği sağlayalım, demokrasiyi sağlayalım. Biz kazanalım bir sefer de. Bunun yolu herkesin cesaretle inisiyatif almasından geçiyor."

'Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını önemli görüyoruz'

"Öncelikle Suriye’deki gelişmeler ve şu anda Suriye’de yaşanan insanlık dramını dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz" dedi ve şöyle konuştu:

"Orada birtakım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, beş tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım TIR’ları yollamak yerine, bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor Suriye’de de. 

Ama bir yandan da şunu söylemek lazım. Şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak, yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu sırada içeride de görüşmede de konuştuk, bu yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan, çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gerektiği yere ulaşıyor, bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz."

'Suriye konusunda da komisyonun yapıcı katkı sağlamasını önemsiyoruz'

İmralı sürecine atıfta bulunan Özel, "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun, Suriye konusunda da katkı sunması gerektiğini belirtti. Özel şöyle konuştu:

"Suriye'de yaşananlarla ilgili de komisyonun gözetici, kollayıcı, barıştan, diplomasiden yana taraf olan ve Suriye’deki bazı kararlar alınırsa ki geçen sene imzalanan protokolün bu sene hayata geçmesini son derece önemsiyorduk. Bu açıdan Suriye’nin kalıcı barışına katkı sağlamak için komisyon -ki Meclis’teki partilerden oluşmuştur- inisiyatif almasını, çalışmalar yapmasını önemsiyoruz. Bu konuda da arkadaşlarımız gündemlerine alacaklar. Komisyon gündeminde tartışacaklar."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.