Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Cumhuriyetçiler Kurultayı tamamlandı: 'Halk hareketi oluşturmak için göreve'

Ankara’da düzenlenen Cumhuriyetçiler Kurultayı, bağımsız bir emekçi cumhuriyeti temasıyla bir araya geldi. NATO Zirvesi öncesi emperyalizme karşı mücadele çağrısı yapılan kurultayda, toplumsal muhalefetin durumu ve cumhurbaşkanlığı seçimleri değerlendirildi; halk hareketi yaratma hedefi vurgulandı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 07.06.2026 , 19:20 Güncelleme Tarihi: 07.06.2026 , 19:50

Cumhuriyetçiler Kurultayı, bugün "Kurtuluş ve Kuruluş" başlığıyla toplandı. İlk adımı 24-25 Mayıs 2025'te atılan Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın ikincisi, 7 Haziran 2026'da Ankara’da memleket genelinden gelen 300'ü aşkın delege ve yüzü aşkın konukla toplandı. Kurultayda NATO'dan toplumsal muhalefetin içinde bulunduğu duruma, CHP'deki tartışmalardan Filistin, Venezuela ve Küba halklarıyla dayanışmaya kadar birçok konu gündeme alındı.

İlk oturumda, delegelerin katkı ve sunumlarıyla tartışılan Kurtuluş Programı'na son hali verilerek Program'ın halka taşınması gerektiğine karar verildi. İkinci oturumda emperyalist savaşın ülkemizi tehdit etmesi ele alınırken, kurtuluş mücadelesinin başkenti Ankara'da Temmuz ayında gerçekleşecek NATO zirvesine yurtseverlerin bir karşı zirve ile yanıt vermesi gerektiğinde fikir birliği sağlandı. Üçüncü oturumda, cumhuriyetçilerin siyasette ağırlık koyabilmesi için cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın seçeneksiz bırakılmaması ve bu doğrultuda atılacak adımları belirlemek üzere bir komisyon kurulması kararı alındı.

'Halka güven kurultayın temel bileşenidir'

Cumhuriyetçiler Kurultayı'nın açılış konuşmasını yapan Erhan Nalçacı, yola çıkış öyküsünü, bugüne kadar yapılan çalışmaları ve programları aktardı. Yola çıktığı günden bu yana sağlık, mühendislik, gençlik ve sanat alanlarında üretilen faaliyetler hakkında bilgi veren Nalçacı, "En önemli parçası ne olursa olsun, halkımıza güven bu kurultayın temel bileşenidir. Geleceğimize güven, bu ülkeye güven temel bileşendir" ifadelerini kullandı.

Emekçi cumhuriyetinde yaşamın nasıl olacağına dair planlama, sanayi, tarım, sağlık, eğitim, bilim ve sanat gibi alanlarda sadece uzmanların değil, alan emekçilerinin de katıldığı büyük çalışmalar yapıldığını belirten Nalçacı, "Süreç bitmiş değil, süreç tamamlanmayacak, biz hayal etmeye devam edeceğiz. Halkımızla birlikte büyük bir zihin egzersizi yapmaya devam edeceğiz" dedi. Kurultayın sadece bir program tartışmasından oluşmadığını ve bugünkü siyasete de müdahale etmesi gerektiğini vurgulayan Nalçacı, "Kuruluş sorumluluğu devrimci cumhuriyetçi birlik inşasıdır. Biz o umudu yeşertmek ve halkımıza götürmek, o umudu hep birlikte yeşertmek, bir toplumsal harekete, bir halk hareketine dönüştürmekle yükümlüyüz" diyerek sözlerini noktaladı.

Erhan Nalçacı

'Toplumsal muhalefeti Koç Holding'in önünde önünü ilikleyenlere teslim edemeyiz'

Kurultayın oluşturulan divanında Ali Rıza Aydın, Ali Somel, Gamze Yücesan, Taylan Polat Toraman ve Başak Yılankırkan yer alırken, kurultayda ilk sözü alan Kemal Okuyan, "Toplumsal muhalefeti Koç Holding'in önünde önünü ilikleyenlere teslim edemeyiz" dedi.

"Tek adam kodlaması mücadelemizi sekteye uğratıyor" diyen Kemal Okuyan sözlerine şöyle devam etti:

Tek adam kodlaması, bizim mücadelemizi sekteye uğratan ve yanlışa götüren bir kodlamaya dönüşmüştü. Tek adam rejimi birçok kişinin stratejisini giderek o kişiyle mücadeleye indirgedi. Hatırlayalım, geride bıraktığımız dönemde o tek adamla çeşitli nedenlerle anlaşamadığı için aslında aynı dünyaya mensup kişileri omzumuza aldık. Biz almadık ama aldılar. 'Ne yapıyorsunuz' dediğimizde bize kızdılar. Çok değil, iki yıl önce Davutoğlu ve Babacan Türkiye'deki muhalif kesimlerin dokunulmaz kişileri haline getirildi. Tek adam rejimi varsa o zaman diğer şeyler önemsizleşiyor. Buradan işte faşizm teorileri çıkıyor. Arkadaşlar faşizm böyle bir şey değil. Bu bugünkü düzeni ya da bugünkü rejimi, bugünkü iktidarı aklayan bir şey değil ama bu faşizm değil. Faşizmin bir mantığı var, sınıfsal bir arka planı var. Bu iktidarın da sınıfsal bir arka planı var. Şimdi birinci yıkmamız gereken şey bu ve bunun devamı geliyor."

Anıtkabir yürüyüşünün "memleketin gerçek sahibi biziz" gösterisine dönüştüğünü ifade eden Kemal Okuyan, "CHP'nin tabanı ideolojik olarak geriye itildi" dedi. Tüm bu eleştirilere karşın, mevcut iktidarın CHP'ye ve muhalif belediyelere yönelik baskı ve engelleme girişimlerine karşı da net bir tavır alınması gerektiğini belirten Okuyan, seçme ve seçilme hakkının amasız, fakatsız savunulması gereken temel bir mevzi olduğunu da sözlerine ekledi.

Kemal Okuyan

 

Kemal Okuyan: Toplumsal muhalefeti Koç Holding'in önünde önünü ilikleyenlere teslim edemeyiz

'Solcuların ve cumhuriyetçilerin etnik siyasetten arınmaları gerekiyor'

Etkinlikte söz alan Barış Doster, solcuların ve cumhuriyetçilerin kimlik siyasetinden kurtulması gerektiğine ve NATO konusundaki kafa karışıklıklarına odaklandı. Doster, "Solcuların ve cumhuriyetçilerin etnikçilikten, mezhepçilikten ve hemşericilikten arınmaları gerekiyor. Türk işçi, Laz bakkal, Boşnak hemşire, Alevi doktor olmaz arkadaşlar. Bir yurttaş ve yoldaş kimliğiyle bakarız insanlara, bizim nezdimizde hepsi emekçidir" diyerek siyasal netlik vurgusu yaptı.

CHP içindeki kafa karışıklığına ve kavramsal bilinç eksikliğine de değinen Doster, NATO konusunda tartışılan yanlışlara dikkat çekerek, "Amasız, fakatsız NATO'nun, ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olduğunu kabul etmek durumundayız" ifadelerini kullandı. 

NATO'nun sadece bir savunma ve güvenlik örgütü olmadığını, üye devletlerin kurumlarını ABD hizasında tutmak için var olan ideolojik bir aygıt olduğunu belirten Doster, "Bugün NATO'ya karşı olmak cumhuriyetçi olmanın da, Kuvayı Milliyeci olmanın da, Atatürkçü Kemalist olmanın da, devrimci aydınlanmacı yurtsever sosyalist olmanın da en temel şartlarındandır" dedi.

'Aynı gemideyiz yalanının çöktüğü zamanlardayız'

"Aynı gemideyiz" yalanının çöktüğü zamanlardan geçildiğini belirten Berkay Kemal Önoğlu, NATO konusunda iktidarın çabalarına ve Ankara'da TKP'nin yapacağı mitingi de kapsayacak şekilde genişletilen yasaklara dikkat çekti. İktidarın iç politikadaki açmazlarını ve ekonomik çöküşünü ABD'ye daha derin tavizler vererek aşma derdine düştüğünü ifade eden Önoğlu, "NATO'ya karşı mücadele, bugün sokakta bir alelade uluslararası başlık olmaktan çıkmış durumda. Savaşın, silahlanmanın, bütçenin etkilerini halkın doğrudan sofrasında, mutfağında hissetmeye başladığı günlerden geçiyoruz" dedi.

Türkiye'nin insan ve maddi kaynaklarının Batı'nın hizmetine sunulduğunu belirten Önoğlu, "Önümüzde 7-8 Temmuz, bir onur kırıcı ve bu ülkenin bağımlılık zincirleri açısından bir gövde gösterisine dönüştürülmek istenen bir NATO zirvesi var. Biz bu haftayı NATO karşıtı zirve yapmalıyız, sözümüzü söyleyebilmeliyiz" çağrısında bulunarak tüm yurtseverleri mücadeleye davet etti.

Berkay Kemal Önoğlu

'Karşı-devrimin cevabı devrimdir'

Türkiye'de tamamlanamamış bir karşı-devrim yaşandığını belirten Aydemir Güler, Cumhuriyetçilerin bir siyasal merkez oluşturmasının bir hayat memat meselesi olduğunu vurguladı. Dağınık halde bulunan cumhuriyetçi birikimin toparlanması gerektiğini söyleyen Güler, "Cumhuriyetçi birikim bu dağınıklıktan kurtarılmalıdır ve bir siyasal merkez oluşturulmalıdır. Bizim sözünü ettiğimiz Cumhuriyetçilerin birliği, bir siyasal merkezin inşasına yönelmek zorundadır" şeklinde konuştu.

Siyasal merkezin tamamen devrimci bir ruhla kurulması gerektiğine işaret eden Güler, sağcılıkla cumhuriyetçilik arasındaki mesafenin korunmasının önemine dikkat çekerek "Cumhuriyetçiliğin devrimcilik olduğunu bileceğiz" dedi. Kurultayın önündeki en önemli görevlerden birinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu belirten Güler, "Önümüzdeki dönem kurullarımız, organlarımız arasında bir tanesinin de cumhuriyetçileri ilk Cumhurbaşkanı seçiminde seçeneksiz bırakmamak için hazırlık yürüten bir komisyon olmasını önermiş oluyorum" ifadeleriyle kurultayın ortak bir iradeyle harekete geçmesi gerektiğini aktardı.

Cumhuriyetçiler Kurultayı 2026 sonuç bildirisi

Önümüzdeki günlerde son halini alacak Kurultayın şu sonuç bildirisi okundu:

"İlk adımı 24-25 Mayıs 2025'te atılan Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın ikincisi, 7 Haziran 2026'da Ankara’da memleket genelinden gelen 300'ü aşkın delege ve yüzü aşkın konukla toplanmış; gerici ve emperyalist saldırılara karşı bağımsız bir emekçi cumhuriyeti mücadelesini yükseltme iradesini devralmıştır.

Kurultay; Türkiye'nin cumhuriyetçi birikimini net ilkeler zemininde politik bir güce ve kitlesel bir halk hareketine dönüştürme hedefinin altını çizer, sömürüye ve eşitsizliğe son verecek laik bir emekçi cumhuriyetini hedefler. 2026 Kurultayı'nda, Danışma ve Koordinasyon kurullarının Türkiye’nin dört bir yanından emekçiler, aydınlar ve aktivistlerle yürüttüğü bir yıllık çalışma sonucu olgunlaştırdığı taslak raporları 'Kurtuluş Programı' bütünlüğüne kavuşturmuştur. Delegasyonumuz raporların yazımına, tartışılmasına ve topluma sunulmasına emek veren, Cumhuriyetçilerin Birliği mücadelesine omuz veren tüm güçleri temsil edecek biçimde oluşturulmuştur. 2026 Kurultayı mevcut raporların sistematik bir program bütünlüğüne kavuşturulması için mevcut kurullarını görevlendirir. Danışma ve Koordinasyon Kurulları, yeni bileşenler ve katkıcılarla güncellenecek, temsil yeteneği güçlendirilecek ve Kurtuluş Programını halk kitlelerine sunmak üzere yaygın toplantılar düzenleyecektir.

Düzen siyasetinin uzlaşmacı, ilkelerden ödün veren ve egemen güçlerden medet uman yaklaşımlarının herhangi bir politik birlik zemini oluşturmaktan uzak olduğunu tespit eden Kurultay; cumhuriyetin uğratıldığı yıkıma karşı Cumhuriyetçilerin Birliği için net ve tavizsiz bir programın varlığını zorunlu koşul ilan eder ve bu zeminin kitlesel bir halk hareketi için vazgeçilmez olduğunu vurgular.

Türkiye'yi kuşatan emperyalist savaş tehdidi hayati boyut kazanmıştır. Cumhuriyetçiler Kurultayı; iktidarın silah pazarını büyütmeye dayalı tüccar siyasetini, İsrail ile süren ticari ilişkilerini ve NATO/ABD bağımlılığını düzen muhalefetinin desteklediğini ya da görmezden geldiğini teşhir eder ve emperyalizme karşı halka seferberlik çağrısında bulunur. 7-8 Temmuz 2026'daki Ankara NATO Zirvesi, kentte uygulanması şimdiden planlanan yasaklar, iktidarın bunu büyük başarı sayması ve muhalefetin etkin bir karşı çıkıştan kaçınması, emperyalizme karşı savaşarak kurulan ve Atatürk’ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sloganını ilkeselleştiren memleketimiz için utanç vesilesidir. Kurultay, savaşa karşı mücadelede Türkiye'nin NATO üyeliğinden ayrılması talebini merkeze koyarak tüm yurtseverleri eyleme çağırmaktadır. Cumhuriyetçiler Kurultayı; emperyalizmin alçakça saldırı, baskı ve tehditlerine doğrudan maruz kalan Filistin, Venezuela, İran ve Küba halklarıyla dayanışma içinde olduğunu ilan eder ve dünyada direnen tüm güçleri selamlar.

Seçme ve seçilme hakkına yönelik saldırı her tür seçimin ve siyasal partilerin işlevsizleştirilmesi biçimini almıştır. Yaşananlar, Cumhuriyet’in kazanımlarından vazgeçmeyen geniş halk kitlelerini umutsuzluğa, çıkışsızlık duygusuna teslim olmaya dönük bir saldırıya dönüşmüştür. Hukuksuz, keyfi, zorbaca saldırılar doğrudan, Cumhuriyetçi toplum kesimlerine yöneliktir. Cumhuriyetçiler Kurultayı haksız yere hapse atılan yurtsever, Cumhuriyetçi ve devrimcilerin özgürlüğünü talep etmekte, onlarla dayanışma içinde olmayı ve halkımızı çıkışsız bırakmamayı görev bilmektedir.

Cumhuriyetçiler Kurultayı, Cumhuriyetçilerin Birliğinin bir siyasal merkez olarak şekillenmesini zorunlu görmektedir. Emperyalizme karşı pazarlıkçı olmayan, eğilip bükülmeyen, barıştan yana bir mücadelenin düzen siyasetinde artık sahibi kalmamıştır. Dinci gericiliğe karşı laikliği bir tercih değil, toplumun temel ilkesi sayan bir mücadelenin düzen siyasetinde sahibi yoktur. Emeğiyle geçinen büyük çoğunluğun maruz kaldığı sömürünün temelden yok edilmesini amaçlayan bir mücadele, düzen siyasetinin bütünü tarafından göz ardı edilmektedir. Cumhuriyetçiler Kurultayı, bu bütünlüklü konumlanışı bir siyasal merkez olarak inşa etme sorumluluğunu üstlenir. Cumhuriyetçilerin Birliği; Cumhurbaşkanlığı seçimi de dâhil olmak üzere siyasete müdahalelerde bulunarak ve cumhuriyetçiliği güçlü bir seçenek olarak örgütleyerek inşa edilebilir. Kurultaya omuz veren tüm kişiler, dernekler, sendikalar, gençlik ve kadın örgütleri; laik ve bağımsız bir emekçi cumhuriyeti mücadelesinin halkın özlemlerine denk düştüğü inancıyla tüm cumhuriyetçileri büyük bir halk hareketi oluşturmak üzere göreve çağırmaktadır."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.