Sayfa yolu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın gözünden Türkiye: Peki ya gerçekler?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 09.12.2025 , 13:11 Güncelleme Tarihi: 09.12.2025 , 20:04
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerine başladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un yaptığı açış konuşmasının ardından hükümet adına sözü alan isim Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz oldu.
Yılmaz'ın yaptığı konuşma AKP gözlüğünden Türkiye'ye kısa bir bakış sundu.
Yılmaz'a göre Türkiye ekonomisi büyüyor, kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla artıyor. Evet ama ekonomi kim için büyüyor? Serveti, 100 bini aşkın yurttaşın toplam servetinden fazla olan dolar milyarderi için büyüyor.
Yılmaz'a göre iyi ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var, iyi ki Recep Tayyip Erdoğan var. Ama Erdoğan kim için var? Deprem bölgesindeki konut ihalelerini alanlar, pandemi dömenide devlet desteğiyle ucuza işçi çalıştıranlar, bölgedeki gerilimler üzerinden kâr hesabı yapanlar için var.
Yılmaz'a göre altyapıda muazzam bir dönüşüm var, artık Türkiye böyle niteliksiz sorunlarla uğraşmıyor. Peki Yılmaz herhangi bir kriz anında sevdiklerine ulaşamamanın ne demek olduğunu biliyor mu? Ya da meydana gelen bir selde yakınını kaybetmenin acısını?
Yılmaz'a göre Cumhurbaşkanlığına ayrılan kaynak da abartıldığı kadar önemli bir meblağ değil. Peki Yılmaz sadece Cumhurbaşkanlığı Sarayı için 1 saatte harcanan 1 milyon 544 bin TL'nin, bir asgari ücretlinin neredeyse 6 yıllık maaşına denk geldiğini biliyor mu?
Onların gözünden Türkiye'ye baktığımızda hayat çok güzel, peki ya emekçinin gözünden baktığımızda?
Kişi başına düşen milli gelirle övündü: Zenginler bu geliri bizimle mi paylaşıyor?
Yılmaz, görüşülecek bütçenin AKP hükümetlerince hazırlanmış 24’üncü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nce hazırlanmış 8’inci bütçe olduğunu söyledi. Yılmaz, "İstikrarın sürdürüldüğü bir ortamda, vatandaş ve hizmet odaklı bir yaklaşımla hazırlanan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, tam anlamıyla bir 'istikrar ve refah' bütçesidir” iddiasında bulundu.
Yılmaz, uluslararası gelişmişlik sınıflandırmasında alt-orta gelir grubundan üst-orta gelir grubuna kalıcı şekilde yükselen bir Türkiye inşa ettiklerini savundu.
Bunu da Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ve kişi başına düşen milli gelir üzerinden temellendirmeye çalıştı:
2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın dolar cinsinden yıllıklandırılmış büyüklüğü 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış kişi başına milli gelirin ise yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir. Yıl sonu tahminimiz ise kişi başına gelirde 17 bin 748 dolardır.
Dünya Bankası’na göre bir ülkenin “yüksek gelirli ekonomi” olarak tanımlanması için, kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasılaya bakılıyor.
Evet, AKP hükümeti “yükselen bir Türkiye” inşa ediyor ama bu yükseliş emekçilerin değil, patronların yükselişi anlamına geliyor.
1950’li yıllarda Demokrat Parti’nin ortaya attığı “Her mahallede bir milyoner yaratma” iddiası hala gerçekleşmemiş olsa da AKP 23 yıllık iktidarında birçok dolar milyarderi yaratmayı başardı.
Şu anda dünyadaki toplam 3 bin 28 dolar milyarderden 35'i Türk... Toplam servetleri de 79,5 milyar dolar… Yani Türkiye’nin 79,5 milyar dolara sahip 35 kişisinin ortalama serveti 2,27 milyar dolar.
Forbes’un bu istatistikleri açıkladığı nisan ayında bir milyarder, Türkiye’de ortalama 113 bin kişinin servetine eşdeğer servete sahipti. Yine aynı dönemde Türkiye'de en yoksul yüzde 50’lik kesim, yani yaklaşık 42,5 milyon kişi, GSYH'nin yüzde 3’ünden azını alıyordu.
'İyi ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var'mış, 'İyi ki Erdoğan var'mış...
Yılmaz, ekonomi alanında ülkelerin tek taraflı, Dünya Ticaret Örgütü'nün kurallarına bakmadan, geçmişteki birtakım teamüllere aldırmadan tek yönlü kararlar almaya başladığını söyledi.
Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçmiş olmasının bahse konu konjonktürde son derece anlamlı olduğunu savunan Yılmaz, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a övgüler sıralamaya başladı:
Bütün dünya ve bölge şartlarında değerlendirmelerimizi yapmak durumundayız. Bu anlamda şu hususun altını özellikle çizmek isterim, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Bakın Türkiye'nin bu sisteme geçmiş olması, yaşadığımız konjonktürde son derece anlamlıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne iyi ki geçmişiz. İyi ki çok tecrübeli ve dirayetli bir liderle, küresel ve bölgesel fırtınalı bir dönemde yaşıyoruz. İyi ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var, iyi ki Recep Tayyip Erdoğan var.
Pandemi süreci iyi yönetilmiş: Erişilemeyen maskeler, aşağılanan işçiler...
İçinden geçilen dönemde risklerin yükseldiğini, istikrarın ve hızlı harekete geçme kabiliyetinin önem kazandığını söyleyen Yılmaz, pandemi döneminde işaret etti.
Yılmaz; tedbirlerin hiçe sayıldığı koşullarda çalıştırılan işçileri, maskeye erişimde yaşanan zorlukları, “Eğlenin, ben aşı oldum” sloganıyla turist çekmeye çalışılırken aşağılanan emekçileri unutmuş olacak ki “Pandemide bir koalisyon yapısı olsaydı, herkes bir tarafa çekseydi, Türkiye pandemi sürecini bu kadar iyi yönetebilir miydi?” sorusunu yöneltti.
Depremin yaraları sarılmış: Göstermelik davalar, konteynerlere mahkum edilen insanlar
Yılmaz’ın Sistemi ve Erdoğan’ı övmek için seçtiği bir diğer kriz de 6 Şubat depremleri oldu. Faizlerde artış olduğunu kabul eden Yılmaz, söz konusu artışın nedenini 6 Şubat depremlerine bağladı. Yılmaz, depremin 2,5 yılda 90 milyar dolara mal olduğunu, bunun da önce borçlanmaya, sonra faiz artışına sebep olduğunu söyledi. Yılmaz bu kriz için de “Türkiye depremde birbirinden farklı fikirleri olan yönetim yapısına sahip olsaydı, depremin yaralarını bu kadar hızlı sarabilir miydi?” sorusunu yöneltti.
Depremde 50 bini aşkın insan AKP iktidarının 21. yılında alınmayan önlemler yüzünden hayatını kaybetti. Yılmaz’ın yer aldığı hükümet geride kalan yaraları nasıl sardı peki? Gerekli cezaların verilmediği göstermelik davalarla, şova dönüştürerek anahtar teslimini yaptıkları ancak her birinde farklı bir sorun çıkan yetersiz sayıdaki konutlarla, hala konteynerlerde kalmak zorunda kalan yurttaşların altyapısını keserek gerçekleştirilen tahliyelerle…
Etkili politikalar geliştirilmiş: Kapalı kapılar, belirsiz süreçler
Cumhurbaşkanını övmelere doyamayan Yılmaz hızını alamadı, hızını alamadıkça da örneklerini arttırdı. Konuyu kapalı kapılar ardında devam eden İmralı sürecine, bölgedeki akıbeti belirsizliğini koruyan gelişmelere getirdi:
Bölgemizdeki hususlar, Terörsüz Türkiye'den bölgemizdeki meselelere jeopolitik gerilimlere varıncaya kadar böyle bir hükümet modelimiz olmasa bu kadar etkili politikalar geliştirebilir miyiz?
Evirdi çevirdi konuyu Anayasaya getirdi
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye için “çok kıymetli” olduğunu savunan Yılmaz, tabii ki bunun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin iyileştirilemeyeceği, geliştirilemeyeceği anlamına da gelmediği savundu. Evirdi, çevirdi konuyu anayasa tartışmalarına bağladı.
Muhalefetin sistemin iyileştirilmesi yönünde talepte bulunduğunu ancak “sistemi iyileştirecek” anayasal çalışmalarda "Yokuz" dediğini söyleyen Yılmaz, bunu bir tutarsızlık olarak gördüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı çok da kaynak sarf etmiyormuş...
Yılmaz’ın değindiği bir diğer konu Cumhurbaşkanlığı bütçesi oldu.
Cumhurbaşkanlığının bütçedeki payının binde 1,1 civarında olduğunu söyleyen Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığı sistemi geldi, Cumhurbaşkanlığı çok kaynak sarf ediyor” yaklaşımının rakamlarla teyit edilemeyeceğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı gerçekten de çok kaynak sarf etmiyor mu?
Oysa sadece Cumhurbaşkanlığı Sarayı için bu yılın ilk dokuz ayında 10 milyar 4 milyon 638 bin TL para harcandı. Saray'ın harcamaları, ayda 1 milyar 111 milyon 626 bin 445 TL, 1 günde 37 milyon 55 bin 993 TL, saatte 1 milyon 544 bin TL'ye tekabül ediyor.
Veya Cumhurbaşkanlığının gizli hizmet giderleri, yani eski adıyla örtülü ödenek harcaması. Yine yılın ilk dokuz ayında harcama baz alındığında yapılan toplam harcama 12 milyar 502 milyon 935 bin TL'ye ulaştı.
Ya da Erdoğan’ın koruma ordusu için yapılan harcama. Ocak ve Haziran ayları arasında Erdoğan’ın korumalarının bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı 1 milyar 466 milyon 783 bin TL harcadı. Yani Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı için günlük harcama 8 milyon 150 bin TL’yi buldu.
Türkiye artık niteliksiz sorunlarla uğraşmıyormuş...
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 23 yıldır iktidarda olduklarını, 24'üncü bütçelerini hazırladıklarını ve bunun da herkese “nasip” olmayacağını ifade etti.
Son 23 yılda çok büyük başarılara imza attıklarını ve Türkiye'nin altyapısının muazzam oranda dönüştüğünü öne süren Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Kalkınma demek sorunların bittiği bir noktaya gelmek demek değil. Daha basit sorunları çözüp, daha karmaşık sorunlarla uğraşır hale gelmektir. İlerleme dediğimiz şey bu. Kıyamete kadar sorunlar olmaya devam edecek ama önemli olan sorunların niteliğidir. Daha niteliksiz sorunlardan, temel sorunlardan, karmaşık sorunlara geçiştir önemli olan. Türkiye bunu başarmıştır.”
Sözlerine altyapıdaki “muazzam” dönüşümlerle başlayan Yılmaz, Türkiye’nin niteliksiz sorunlardan karmaşık sorunlara geçtiğini iddia ederek devam etti.
Herhalde Yılmaz, herhangi bir deprem olduğunda kitlenen iletişim kanallarını, her yağmur yağdığında yolları, evleri basan hatta ölümlerle sonuçlanan selleri unuttu…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.