Sayfa yolu
Cumartesi Anneleri’nin sembol isimlerinden Emine Ocak yaşamını yitirdi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.07.2025 , 08:12 Güncelleme Tarihi: 23.07.2025 , 08:14
Cumartesi Anneleri’nin sembol isimlerinden Emine Ocak yaşamını yitirdi.
Emine Ocak, 1995 yılında gözaltında kaybedilen oğlu Hasan Ocak’ın akıbetini öğrenmek ve sorumluların yargılanması için yıllarca adalet mücadelesi yürütmüştü. Ocak, Galatasaray Meydanı’nda her cumartesi yapılan oturma eylemlerinde en ön safta yer aldı, yaşadığı tüm baskılara rağmen adalet arayışını sürdürdü.
Geçirdiği kalp krizinin ardından yaklaşık bir aydır hastanede yoğun bakımda tedavi gören Emine Ocak’ın ölüm haberini Cumartesi Anneleri sosyal medya hesabından duyurdu.
Açıklamada, “Büyük bir üzüntüyle duyuruyoruz. Cesaretiyle, ısrarı ve kararlılığıyla hakikat ve adalet mücadelemizin en güçlü sesi Emine Ocak’ı kaybettik. Cenaze törenine ilişkin bilgiler ayrıca duyurulacaktır” denildi.
Defalarca polis müdahalelerine maruz bırakılan Ocak’ın yürüttüğü mücadele, Türkiye’de insan hakları hareketinin en uzun soluklu ve en sembolik direnişlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
'Hasan Ocak öğretmendi, sosyalistti'
Emine Ocak, “30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü” nedeniyle 2019 yılında kamuoyuna, yazdığı bir mektupla seslenmişti:
"Ben 27 Mayıs 1995'te Galatasaray'a ilk çıkan annelerden biriyim.
Oğlum Hasan Ocak öğretmendi. Kimseyi incitmeyen, herkesin yardımına koşan, yüreği insan ve doğa sevgisiyle dolu bir sosyalistti. Sokakta oynayan çocuklara dağıtmak için her zaman cebinde şeker yada sakız taşırdı. 21 Mart 1995'te beni aradı, kızım Aysel'in doğum günü için balık ve pasta alacağını söyledi.
Hasan'ım eve bir daha gelemedi. Nereye gittiysek; 'bizde yok' diyorlardı. Hasan'ı gözaltında görenler polislerin Ona çok ağır işkence yaptığını söylüyorlardı. 'Gözaltı listesinde Hasan'nın ismi yazılıydı gördük' diyorlardı.
Hasan'dan önce gözaltında kaybedilenlerin aileleriyle işte o zamanlarda İnsan Hakları Derneği’nde tanıştım. Bu acıyı, bu zulmü yaşayan ilk ben değildim. Başka kimse yaşamasın diye acılarımızı birleştirmeye, başkalarına umut olmaya o zamanlarda başlamıştık. Başvurmadığım yer kalmadı. Bir boşluğun içindeydim, oğlumun başına ne geldiğinin belirsizliği yakıp kavuruyordu yüreğimi. Ama oğlumu aramaktan hiç vazgeçmedim.
Oğlumu bulma umudumu hiç kaybetmedim. 58 gün sonra adli tıp kayıtlarında oğlumun fotoğraflarını buldu çocuklarım. İşkence edilmiş, öpmeye kıyamadığım güzel yüzü tanınmaması için parçalanmış. Çocuklarım o fotoğrafları bana göstermediler. Hasan'ım kimsesiz değildi ama yapılan işkenceleri kimse görmesin diye Kimsesizler Mezarlığına gömmüşler. Kimsesizler Mezarlığı'ndan çıkardık Hasan'ımı, kendi mezarlığımıza gömdük. Sonra kayıp yakınları ve insan hakları savunucularıyla oturup, bir daha kimse gözaltında kaybedilmesin diye her cumartesi Galatasaray Meydanı'nda sessizce oturmaya karar verdik.
...
Biz vazgeçersek bu ülke kaybedenlerin cenneti olmaya devam edecek. Biz vazgeçersek bu ülke yakınlarını arayanlar ve adalet isteyenlerin cehennemi olmaya devam edecek.
Biz vazgeçersek, adalet hiçbir zaman sağlanmayacak."
| Bin hafta önce bugün yine bir cumartesi: 'O sayının da bir adı vardı' |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.