Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Çukurun dibi: İsmet Berkan neden yeniden gündem oldu?

Görünen o ki düzen medyasının ve temsilcilerinin içine düştüğü çukurun dibi yokmuş. Berkan, 'ekürilerinin' de desteğiyle o çukurun dibini değil, dipsizliğini tescillemiş oldu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 18.03.2026 , 15:13

AKP iktidara gelmeden hemen önce Radikal’in başına geçen İsmet Berkan, Erdoğan'ın "liberal sol" tarafından parlatılma sürecinin en önemli koçbaşlarından biriydi. 

Demokrasi ve özgürlük etiketi altında AKP Türkiyesi'nin safında yer aldı; 2002 seçimlerine sevindi, 2007’de "halkın muhtırası" diyecek kadar fanatik bir çizgiye yerleşti. 

AKP ve Cemaat’in attığı ortak adımlar onun gazetesi tarafından hararetle desteklendi.

Sonra işler ufaktan bozulur gibi oldu. Erdoğan iktidara yürüdüğü sırada Doğan Medyası en büyük destekçiler arasındaydı; ancak sonra araya "akçeli" bazı anlaşmazlıklar girdi. 

Erdoğan’ın köpürdüğü o dönemde, Akif Beki aracılığıyla dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile görüşüp buzları eriten kişi de yine Berkan oldu. 

2009’daki bu görüşmeden sonra Doğan grubuna yönelik boykot kırılmış, Berkan’ın Radikal’i büyük bir iştahla yeniden Erdoğan övgülerine başlamıştı.

2010’a gelindiğinde ise artık kendisine ayrılan sürenin sonuna gelinmişti. 

Daha işlevli isimler bulunmuş, Berkan uzun yıllar hizmet ettiği AKP tarafından "emekli" edilmişti. 

Emeklilik hediyesi olarak kendisine Hürriyet’te bir köşe verildi. 

Ancak boş durmaya niyeti yoktu; belki daha büyük görevler için yeniden sırası gelirdi. 

Bu umutla, tam da AKP’nin ihtiyaç duyduğu bir anda "Kabataş Yalanı"na balıklama atladı. 

Üstelik İstanbul Valisi'ni bile şaşırtacak bir keskinlikle, "Çok ama çok acı bir öykü… Maalesef gerçek," ve "Görüntüleri izledim" diyerek unutulmaz bir yalan söyledi. 

O günden beri adı "Kabataş Yalancısı" olarak kaldı.

Bu büyük kepazelikten sonra haliyle çok beklediği o "sıra" bir türlü gelmedi. 

"Hıyarlık ettim," diyip özür diledi ama nafile; Berkan unutuldu. 

Belli ki bu durum canını fazlasıyla sıkmış olacak ki yeniden hatırlanmak istemiş. 

Unutulduğu için onu hatırlatma görevi de şaşırtıcı olmayan şekilde Hasan Cemal’e düşmüş. 

Cemal, Berkan’ın yazısını sosyal medyada paylaşınca, herkes ancak İsrail ve ABD fonuyla yazılabilecek bu satırları önce Hasan Cemal’in kaleme aldığını sandı; kimse de buna şaşırmadı. Ancak kısa sürede yazının İsmet Berkan’a ait olduğu anlaşıldı.

"Hayal dünyasında yaşamayın, İran bu savaşın çok ağır kaybedeni" başlıklı yazısında, İsrail ve ABD’den yenen bombaların ardından her "normal" ülkenin teslim olması gerektiğini söyleyecek kadar "kişilikli" bir duruş sergileyen Berkan, soykırımcılara direnen İran’ı hedef tahtasına oturturken Netanyahu ve Trump’ın dilini kullanmayı da ihmal etmiyordu.

“İran’dan istenen şey son derece basitti: Çevresine ve bölgesine tehdit oluşturmaktan vazgeçmesi, başka ülkelerin iç işlerine karışmaması, oralardaki silahlı örgütleri desteklememesi, varsa nükleer silah edinme heveslerinden cayması, saldırı füzeleri yerine savunma füzelerine yönelmesi” gibi ifadeler kullanacak kadar ABD ve İsrail menşeli olmuş bile çoktan.

İran’ın eski bir cumhurbaşkanı, görev süresi sırasında “İsrail’i yok edeceğiz” demedi mi? Bu ülkenin nükleer enerjinin ve tıbbi kullanımın ötesine giden miktarda uranyum zenginleştirdiği bilinmeyen bir şey mi?”

Ancak bu çıkışlar da Berkan'ı kurtaracak, AKP'nin medya düzeninde yeniden etkin biri haline getirecek gibi görünmüyor.

Onun için üzücü, bizim için ise öğretici; Görünen o ki düzen medyasının ve temsilcilerinin içine düştüğü çukurun dibi yokmuş. 

Berkan, 'ekürilerinin' de desteğiyle o çukurun dibini değil, dipsizliğini tescillemiş oldu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.