Breadcrumb
'Çözüm' komisyonu akademisyenleri dinledi: '100 yıl önceki sınırlar tasfiye oldu'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 18.09.2025 , 13:19 Güncelleme Tarihi: 18.09.2025 , 13:32
Yeni "çözüm" süreci kapsamında Meclis'te kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu", 10’uncu toplantısında çatışma çözümü alanında çalışan akademisyenleri dinledi.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyona davet edilen isimlerin Latin Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar farklı bölgelerdeki çatışma çözümleri ile ilgili derin araştırmaları olduğunu söyleyerek “Türkiye modelini” ortaya koymaya çalıştıklarını ifade etti.
“Dünyadaki modellerin hepsi elbette çok önemli ama bizimkine tam olarak benzemiyorlar” diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise PKK'nin sürecin en başında kendisini lağvettiğini ve bunun atlanmaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’deki sürecin bir model olduğunu ve adının "Bahçeli Modeli" olduğunu söyleyen Yıldız, "‘Bahçeli Modeli’nin ilerleyen yıllarda çatışma çözümlerinde kullanılacağını ve literatüre geçeceğini" savundu. Yıldız, "Bahçeli Modeli, dünyada çatışmalı ortamlarda barış için önemli bir anahtar olacak" dedi.
MİT Akademisi Başkanı: Farklı projeler rekabet halinde
Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, komisyona yaptığı sunumda "çözüm" girişimini Suriye ve Irak'taki gelişmelerle bağlantılandırarak inceledi. Sınırların yeniden çizildiğini söyleyen Köse, şöyle konuştu:
“Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik dönüşüm Türkiye için yeni güvenlik riskleri ortaya koyuyor. Bölgemiz gerçekten ciddi güvenlik riskleriyle, tehditlerle karşı karşıya. 100 yıl önce oluşturulan sınırların tasfiye olduğunu, bu sınırların silikleştiğini, bunun yerine yeni sınırlar oluşturulmaya çalışıldığını ve burada da farklı fikirlerin, farklı projelerin rekabet halinde olduğunu görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla, bugün yaşadığımız süreci bu bağlamda ele almamız gerekir.”
Asıl hedefin hukuki düzenlemeler olması gerektiğini kaydeden Köse, “Şu anda içinde bulunduğumuz durum negatif barıştır. PKK'nın kendini feshetmesi ve silahları bırakma kararı alması, negatif barışın gerçekleştiğini bu aşamada göstermektedir. Ancak pozitif barışın inşası için daha etkili adımların da atılması ve barışın kalıcı hâle getirilmesi, hukuki olarak da bunun garanti altına alınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Avrupa, Suriye ve Irak uzantılarıyla paralel temaslar yürüttüğünü ve bunun bütüncül bir çözüm arayışının yansıması olduğunu kaydeden Köse, “Bu temaslarda duraksama olmamaktadır. Bu durum süreçte sadece sahadaki şiddetin durdurulmasının değil, aynı zamanda örgütün çok katmanlı yapısının gönüllü şekilde çözülmesini hedefleyen derinlikli bir stratejinin yansımasıdır” dedi.
'Suriye Kürtleri Türkiye için tehdit değil, fırsattır'
Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, "terörün işlevi ortadan kalkmadıkça terörün devam edeceğini" vurgulayarak, “Öcalan’ın çağrısıyla ortaya çıkan durum PKK’nın Türkiye içerisindeki işlevinin bittiğini gösteriyor ama dışarıdaki işlevinin henüz tamamlanmamış olabileceği gerçeğini görmemiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Suriye Demokratik Güçleri ile ortaklaşabileceğini kaydeden Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun ise, “Irak Kürtleri gibi Suriye Kürtleri de Türkiye için bir tehdit değil, fırsattır” dedi.
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, “Anayasa değişiklikleri yapılırken zorlanacağız” diyerek, anadilde eğitim için 42. maddede, vatandaşlık tanımı için 66. maddede ve yerel demokrasinin önünü açmak için 127. maddede değişiklikler olabileceğine değindi.
'Köy korucuları silahsızlandırılmalı'
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, “Silahlı grupların varlığının, temel sosyo ekonomik ve kültürel hatlarda gelişme sağlanmadıkça çözülemeyeceğini görmek gerekiyor. Çatışmanın bozduğu sosyal dokunun iyileştirilmesi gerekiyor” dedi.
Ölümlerin durdurulmasının barış süreçlerinin ilk adımı olduğuna dikkat çeken Çelik, “Bu kişilerin topluma geri kazandırılması sürdürülebilir bir demokrasinin tesisini sağlar. Burada önemli olan, sadece örgüt üyelerinin değil, bu süreçte silahlandırılmış, köy korucuları gibi güçlerin de silahsızlandırılmasıdır. Yeniden entegrasyon aşamasında kritik unsurlardan biri bu kişilerin toplumda yer bulması olacak” diye konuştu.
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çerağ Esra Çuhadar, komisyonun görev tanımının ve sonuç beklentisinin net olması gerektiğini belirterek, “Çok katmanlı bir barış sürecinin farklı dönemlerinde atılması gereken adımların tamamının bir tek komisyon tarafından gerçekleştirilmesi beklenmemelidir. Komisyon süreci tasarlayıp bir sonraki adımların ne olacağına karar verip bunlar için bir yol haritası belirlemek konusunda uzlaşmaya varmalıdır" dedi.
MHP'li akademisyenden 'Öcalan' çıkışı
Komisyon üyelerinin soruları üzerine konuşan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva Kök Arslan'ın sözleriyse tartışma yarattı. Arslan, “Tarih yapan liderler” diyerek Fatih Sultan Mehmet ile Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek gösterdi ve “Evet çok yanlış yaptık ama bütün bunları aşmak zorundayız. Ben MHP kökenli birisi olarak söyleyeyim, Abdullah Öcalan’ın yaptığı çok önemli bir liderlik örneğidir” ifadelerini kullandı.
Bazı milletvekillerinin “Öcalan’ı Atatürk’le mi kıyaslıyorsun” diye tepki göstermesinin ardından Arslan, Atatürk ile Öcalan’ı kıyaslamadığını belirterek “Atatürk Sakarya Savaşı’nda, Koçgiri isyanındakileri affetti, onu küçük bir sorun olarak gördü çünkü devleti kurmak zorundaydı. Bunları aşıp 100 yıl sonra nasıl bir ülke hayal ediyorsak hayal gücümüzü kullanmamız lazım” dedi.
| TKP'den kapsamlı süreç açıklaması: NATO’nun, tarikatların, holdinglerin, aşiretlerin barışına ortak olmaya niyetli değiliz |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.